19 Ağustos 2013 Pazartesi

Sokağımızın asfaltlanmasını talep ediyoruz..


Geçen günü aynı sokakta oturan komşum anlattı..

Bucak Belediyesi her sokağı asfaltlıyor, bizim sokakta asfaltlansın.. İşte Mimar Sinan muhtarına söyledim ancak başarılı olamadım..

‘’Dur hele bakalım, bir de yazıyla başvuralım, o zaman inşallah gerçekleşir’’  karşılığını verdim..

Bu arada düğünler nedeniyle Bucak içinde muhtelif mahalle ve sokakları bizzat kendim gördüm. Ya asfaltlanmış ya da parke döşenmiş..

Belediye Başkanı Sayın Ramazan Ayaz, 1829 sokağı mağdur etmez, mutlaka asfaltı atar düşüncesindeyim..


Sokağımızda yaklaşık 15-20 seçmen vardır.. Seçim öncesi bizden istemesi, Sayın Başkanın yapması dileğiyle..

NOT: SAYIN BAŞKAN SOKAĞIMIZIN ASFALTLANMASINI SAĞLAMIŞTIR. TEŞEKKÜRLER..

16 Ağustos 2013 Cuma

AKP Dış Politikası Resmen Çuvalladı..


Halktan ustalık dönemi için oy istendi ama dış politikada çırakların bile yapmayacağı bariz hatalar yapıldı..

Çok fazla detaylarla kafanızı karıştırmayacağım. En son ve canlı örneklerle anlatacağım.

Sınıra sıfır noktasında PYD-EL NUSRA çatışması..

Burası neresidir?

Şanlıurfa ilimizin Ceylanpınar ilçesidir..

Ceylanpınar ilçemizde yaşayan vatandaşlarımız leblebi gibi yağan kurşunlarla, havanlarla, roketlerle ya ölüyor ya da yaralanıyor..

AKP Hükümeti’nin yönettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birinci vazifesi nedir?

Vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır.

Nasıl?

2 yol vardır. Ya çatışmayı sınır ilçemizden uzak tutarsın, ya da sınır ilçemizi boşaltırsın..

Yahu sürekli belediye hopörlerinden ilan yapılıyor: ‘’ey vatandaşlar, sakın evlerinizden dışarı çıkmayın’’

Ehee bir vatandaşımız evinin içinde kurşunla yaralandı..

Çok komik abi, bu kadar acizlik, bu kadar başarısızlık, bu kadar beceriksizlik herhalde Cumhuriyet tarihi yazmamıştır.

Ceylanpınar’ı boşaltmak ya da tahliye etmek istemiyorsan; atarsın 2 top mermisi kimse kalmaz orada.. Vatandaşını tehdit eden tehlikeyi kolayca bertaraf etmiş olursun.. PYD-EL NUSRA nerde çatışacaksa çatışsınlar ama benim vatandaşımı tehlikeye sokmasınlar.. Bu kadar basit kararı bile alamayan bir iktidardan bahsediyorum..

Hadi bunu geçtik.. Yahu duyunca aklım başımdan gidiyor.. ‘Bu nasıl iştir’ diye havaya sorular soruyorum..

Yine sınır ilçemiz Reyhanlı’da abi.. Atla, katırla, araçla 3 bin kişi geliyor ve mazot kaçakçılığı yapıyor.. Sınırımız artık kevgire dönmüş, giren-çıkan belli değildir..

Suriye’de ölümcül hata yapan AKP iktidarı, aynı hatayı Mısır konusunda da yaptı.

Nasıl mı?

Abi, ABD, AB desteğinde, eh halkın bir kısmına da yanına alarak askeri darbe yapıldı.

Seçimle gelmiş meşru devlet başkanı Mursi tutuklanmış. Mursi yanlıları ayaklanmış, meydanı doldurmuş, Türkiye pozisyonunu almış ve Mursi’ye tam destek vermiş..

Buraya kadar güzel..

İşin ciddiyetine varan AB ve ABD gelmiş Mısır’a.. Tamam, haklısınız ama meydanları boşalsın, kısa zamanda seçimler yapılsın ve demokrasiye geçilsin..
Türkiye dahil Müslüman Kardeşler ‘ısrarla askeri darbe yönetimi gitsin, Mursi geri gelsin’ talebinde bulundular..

Yahu hepsinin danışıklı dövüş olduğunu, hiç diplomasi bilmeyen beşikteki çocuk bile anlar..

Yapılacak olan bellidir.

ABD, AB ve Türkiye gözetiminde 6 ay ya da 12 ay içinde seçimlere gitmek ve yeni bir siyasi mücadeleye hazırlanmaktır.

Anlaşıldı ki Askeri Yönetim bilinçli olarak getirilmiş ve içinde oyun vardır. Mısır’ı bölmek, Mısır’ı zayıflatmak.. Aynısı Suriye’de oldu, bu Suriye filminin baş aktörü AKP iktidarıdır maalesef..

Yahu Mısırlı Müslüman kardeşleri mermilerin önüne niye atıyorsunuz?
‘ABD, AB ve Türkiye garantör olacak, 8 ay içinde seçime gidilecek’ mutabakatını imza altına almak varken insanları niye kırdırıyorsunuz?..

Bilin bakalım, Türkiye’nin paravan olduğu bu işlerden en karlı kim çıktı?

Tabi ki İsrail.. Askeri yönden en büyük tehdit kaleleri teker teker yıkılıyor.. Önce Irak, sırasıyla Suriye ve Mısır..

Bana göre yanlışın itirafıdır.

Ne mi?

Sayın Başbakan Erdoğan’ın açıklaması.. Ne diyor mealen?

Madem demokrasi önemli değildi, o zaman Suriye’yi niye karıştırdık?

Diyeceksiniz ki günaydın:J)

Şimdi anladınız mı niye çuvalladığımızı?


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Bucak CHP Eski İlçe Başkanı AKP’ye geçecekmiş..


Daha yeni duydum, hem kendisinden hem de başka kaynaklardan teyit ettim..

25 Şubat 2013 günü Burdur CHP İl Başkanı ile yaşanılan ve bir türlü aşılamayan sorunları nedeniyle istifa eden eski Bucak CHP İlçe Başkanı Sayın Atilla Dilek, önümüzdeki zaman içerisinde AKP’ye geçiş yapacağı öğrenilmiştir.

Bunun ilk sinyalini Sayın Atilla Dilek, Bucak AK Parti toplu bayramlaşma törenine katılarak zaten vermiştir.

Yazmamın sakıncası olmadığını söylediği özel konuşmada:

‘’istifa sonrası Gazeteci Fatih Özcan’a ait sitede intikam maksadıyla Burdur CHP’nin bir kısım yöneticileri tarafından verildiğine inandığı ‘özel hayatına, ticari hayatına’ yönelik haberle itibarsızlaştırma kampanyasını iğrenç bulduğunu, haberin 3-4 gün yayında kaldığını ve konunun yargıya taşındığını, artık bu insanlarla yan yana anılmak istemediğini’’ söyledi.  
‘’Ayrıca istifa sonrası Burdur CHP İl Başkanıyla yaşanılan sorunlarla ilgili CHP Genel Merkez’inden hiç kimsenin soru sormadığını, hiçbir araştırma yapılmadığını, bu durumda hem CHP üst yönetiminin ciddi ve kurumsal olmadığı kanaatine vardığını, hem de bu partide kalmanın manasının olmadığını’’ ifade etti.

Ne diyelim öncelikle hayırlı olsun ve prensip olarak herkesin özgür iradesine saygım sonsuzdur..

Ben de kendisini aynen şunları söyledim:

‘’öncelikle üyesi olduğun ve taşıdığın CHP kurumsal kimliğinden hemen sıyrıl ve istifa et’’

Bilemiyorum nasıl bir yol izlenecek ama bence Burdur CHP İl Disiplin Kurulu harekete geçmeli, Sayın Atilla Dilek’in partiyle ilişiği kesilmelidir.

Dikkatinizi çekerim şu noktaya: hani Bucak Kaymakamı ve siyasilerin, vatandaşların katıldığı toplu bayramlaşmadan bahsetmiyorum. Sadece AKP’lilerin katıldığı yani Milletvekili Bayram Özçelik, Milletvekili Hasan Hami Yıldırım, AK Parti İl Başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanlarının katıldığı toplu bayramlaşma törenidir.

Aslında eski ilçe başkanı ve halen CHP üyesi Sayın Atilla Dilek AKP’nin toplu bayramlaşmasına katılarak defacto istifa etmiş sayılır. Çünkü CHP ile gönül bağı kopmuştur artık..



13 Ağustos 2013 Salı

Bucak’ta fahiş ekmek zammı..


Burdur ili Bucak ilçesinde Ramazan Bayramımızı ağız tadıyla geçirdik derken bir anda fahiş ekmek zammıyla ağız tadımız bozuldu..

250 gr. Ekmek 65 kuruştan yüzde 15 artışla 75 kuruş oluvermiş..

Kim yapmış, neden yapmış belli değil..

Arkadaş bu ilçe bu kadar sahipsiz midir?

Kim ve hangi kurum onayladı bu zammı?

BTSO mı, Bucak Belediyesi mi, hangi kurum onaylıyor bu zammı acaba?

Yahu son 10 yıldır buğdayın kilosu neredeyse hiç değişmedi ama nedense ekmeğe son 10 yılda yüzde 100’e yakın zam geldi. Belki de daha fazla zam geldi. Çünkü 2003 yılında 40 kuruş olan ekmek 400 gram idi, 2013 yılında 250 gram ekmek 75 kuruş oldu..

Bu fahiş ekmek zammına zımnen de olsa sessiz kalan siyasi partilerimizi kınıyorum.. Arkadaş, halkın çığlığını ve taleplerini neden seslendirmiyorsunuz? Hadi AKP iktidar partisidir, ya CHP’ye, MHP’ye ne oluyor? Neden susuyorlar?

Bence Sayın Kaymakamımız yoktu ve işi oldu bittiye getirdiler, eninde sonunda bu fahiş ekmek zammı geri alınacaktır..


5 Ağustos 2013 Pazartesi

Gezi Parkı eylemleri ve uyananlar..


Çok tartışıldı, çok konuşuldu ama hiçbiri beni tatmin etmedi..

Neydi o önemli ve altı çizilmesi gereken soru?

Gezi Parkı eylemlerine katılan kimlerdi?

Eylemin sembolü olmuş ve yakın mesafeden gaz sıkılan o kırmızı elbiseli kadını anımsayın.. Daha kimleri sayayım; sanatçıları mı, iş adamlarını mı, beyaz yakalıları mı kısaca İstanbul’un elit sayıbilecek kesimi.. Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu, Bebek, Cihangir gibi yerlerden katılımın yoğun olduğunu unutmayın.. Eyleme sonradan eklemnenen ya da kaynak olan grupları saymıyorum..

İşin aslı bence de ağaç, çevre falan değildir..

Peki, ne oldu da bu insanlar ağaç üzerinden isyan noktasına geldiler?

Valla bana göre yaşam alanlarına müdahale başladı ve çok rahatsız oldular.. İşte tartışılan kürtaj olayı, işte içki satımının kısıtlanması dolaylı olarak yasaklanması, eğitim-öğretim dini referanslarla düzenlenmesi, 3 hatta 5 çocuk istenmesi, falan filan..

Bu insanların paraları falan yeterince vardır ve yazları mutlaka tatiline giderler.. En önemlisi siyasete pek müdahil olmazlar hatta bana, sıradan, alt tabaka işi olarak görürler.. Ve en kötü tahminimi söyleyeyim; bu insanlar oy da kullanmazlar.. İşte bilmem nereye git, sandığı bul, sıraya geç, oy kullan, mümkünatı yoktur, yapmazlar..

Kanıt mı?

İşte İstanbul seçim çevresi verileri..

Kabaca toplam 10 milyon seçmen vardır. 12 Haziran 2011 seçimlerinde yine kabaca 1,5 milyon seçmen sandık başına gitmemiştir. Yüzde 15 civarında seçmenin CHP’ye oy vermesi demek; AK Parti’yle kafa kafaya gelmesi demektir..

Tehlike kendi kapılarına dayanınca ‘eyvah, yandık’ diyerek bağırmaya başladılar. İddia ediyorum; 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde bu kesim sabahtan sandığa gidecekler, sıraya girecekler ve oylarını kullanacaklar..

Ehee pabuç pahalı artık, AK Parti’nin kaybetmesi ya da en azından dengelenmesi için çok çalışacaklar ve oy verecekler..

Yine iddia ediyorum; yerel seçimlerde İstanbul’da seçime katılım oranı yüzde 98 hatta 99 civarında olacaktır. Çünkü tuzu kuru olanlar altlarında yaşlık hissetmeye başladılar:J)


31 Temmuz 2013 Çarşamba

Elif Çakır, türbanlı kadın, taciz ve komplo teorim..


Kanal-24 Televizyonu ve Star Gazetesi yazarlarından Sayın Elif Çakır, şok edici bir habere imza atmıştı.

Neydi o haber?

Hani AK Parti’li İstanbul ilçe belediye başkanının gelini ve 6 aylık yavrusuyla Adalar’dan Kabataş iskelesine geliyor, Eşini beklemek üzere iskelenin karşısına geçiyor, tam o anda ne olduysa oluyor.. İşte 50-50 kişilik kalabalık grup kadını darp ediyor, taciz ediyor, bebek yerlerde sürünüyor, velhasıl her türlü iğrençlik ve insanlık dışı muameleye maruz kalıyor..

Tarih ne zaman?

1 Haziran 2013,

Kime beyan ediyor bu bilgiyi?

Sayın Elif Çakır Hanıma,

Kimler bu tarifsiz olayı gerçekleştiriyor?

Gezi Parkı eylemcileri..

Bu haberi Elif Çakır, önce sosyal medya üzerinden sonra televizyon ve gazete aracılığıyla yayıyor..

Hatta ben ilk TV-8’de yayınlanan, Gökmen Karadağ’ın sunduğu, Elif Çakır’ın da katıldığı ‘8.GÜN’ programında duydum ve elbette şok oldum..

Star Gazetesi’nde, 12 Haziran 2013 Perşembe günü, yayınlanan tacize uğrayan kadınla röportaj ve yazının linki aşağıdadır..

O haberde geçen bazı ayrıntılar gözümden kaçmadı.

Neydi o ifadeler?

Olay yargıya intikal etti. Valiliğin, emniyetin elinde mobese kayıtları mevcut..

Derken İstanbul Valisi yaptığı açıklamada ‘böyle bir görüntü olmadığını’ söyledi.

En son okuduğum haber ise şöyledir:

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, 17 Haziran 2013 tarihinde İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’ne yaptığı Bilgi Edinme başvurusuna şu yanıtın verildiğini bildirdi:

“Sn. Umut ORAN bilgi edinme başvurunuz ile ilgili olarak yapılan çalışmada; Konu hakkında Karaköy Polis Merkezi Amirliğimiz kayıtlarında yapılan araştırmada; bahse konuyla alakalı tarafımıza herhangi bir müracaatın bulunmadığı, konunun doğrudan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettiği, soruşturma numarasının 2013/81797 olduğu, tarafımızca herhangi bir tahkikatın yürütülmediğinin bilinmesi hususunu bilgilerinize sunarız.”

Umut Oran’ın yanıtsız bırakılan soruları ise şöyle:

-  1 Haziran 2013 tarihinde İstanbul Kabataş İskelesi’nde bulunan MOBESE Kameraları gün boyunca kayıt almış mıdır?

- Bu kamera kayıtlarında 25 yaşındaki başörtülü bir vatandaşımıza, çocuğu yanındayken saldırıldığını gösteren herhangi bir görüntü bulunmakta mıdır?

- Bu görüntüler ilgili adli ve idari mercilere iletilmiş midir?

- Saldırı kayıtlara göre ne kadar sürmüştür? Bahsi geçen saldırının yapıldığını gösteren herhangi bir emniyet gücü kaydı bulunmakta mıdır? Saldırı esnasında o bölgede kaç polis memuru bulunmaktadır, bu memurlar hangi sebeple saldırıya müdahale etmemiştir?

- Bu saldırı ile ilgili olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ilgili birimlere herhangi bir başvuruda bulunulmuş mudur, bu başvurunun sonucu ne olmuştur?

-Saldırı esnasında orada bulunan görgü tanıklarının ifadesi alınmış mıdır? Alınmışsa hangi tarihte alınmıştır?

-Saldırının failleri tespit edilmiş midir, haklarında gereken adli süreç başlatılmış mıdır?

Bundan sonra yazacaklarım tamamen komplo teorisidir.. İster inanın, ister inanmayın..

Komplo teorim 2 ayaklıdır.

İlk ya da 1.ayağında bu olay tamamen kurgudur, ‘Gezi Parkı’ eylemini toplum nezdinde itibarsızlaştırma operasyonudur. Sayın Başbakan Erdoğan, bu olayı hem mitinglerinde hem TBMM grup toplantısında gündeme taşımış ve toplumun anti-gezi parkı saflarını sıklaştırmıştır. Olay siyaseten verimli ve doyurucu şekilde kullanılmıştır. Ve konu kapanmıştır.

Gelelim komplo teorimin 2.ayağına.. Bu çok daha tehlikelidir.. Olay emniyetin elinden alınıp direk savcılık kanalıyla soruşturulması bana hiç de iç açıcı gelişme olarak durmuyor.. Mobese görüntüleri vardır ve savcılık deşifre etmeye uğraşmaktadır.

Sıkı durun şimdi, ne olacağını söylüyorum:

Yerel seçimlere 1 ay ya da 2 ay kala olaya katıldığı iddia edilen 50-60 kişi tutuklanma kararı çıkartılacak, şok operasyonla gözaltına alınacaklar ve gündem bir anda tersyüz olacaktır. Kimse İstanbul Belediye Başkan adaylarının projesini, siyasetini konuşmayacak, sadece bu olay tartışılacak ve seçimin gidişatına direk etki edecektir.

Hadi bakalım, kolay gelsin:J)

21 Temmuz 2013 Pazar

Korint (Korent) Kanalı


Önce Korint Kanalı hakkında kısa bilgi veriyorum..

Mora Yarımadası’nı Yunanistan'dan ayıran kanal; 1881 yılında kazı çalışmasına başlanmış, 1989 yılında açılışıyla hizmete girmiştir. Korint ya da Korinth Kanalı açılmadan önce gemilerin kayalıklı tepe üzerinden kızaklarla çekildiği söylenmektedir. Gemilerin Mora Yarımadası’nın etrafından dolaşmak yerine; bu kanaldan Yunanistan sularına giriş veya Ege denizine çıkış yapması gerçekleşmiştir. Bir yük veya yolcu gemisinin Mora yarımadasını dolaşması yaklaşık 11 saatini almaktadır. Korint kanalı,  Gemilere hem zaman hem de yakıt tasarrufu sağlamaktadır.

Kanalın teknik özellikleri şöyledir:
Kanalın uzunluğu: 6343 metre
Kanalın genişliği: 24.6 metre
Kanal derinliği: 52 metre
Kanal su derinliği: 8 metredir.

Kanalı görmek istiyorsanız; Atina’dan yaklaşık 70 km. daha gideceksiniz. Otoban olduğu için yaklaşık 45 dakikada bu mesafeyi alırsınız. Eğer araba kiraladıysanız ve zamanınız varsa; Korint Kanalı’ndan sonra hemen NAVPLİO şehrine hareket edin. Korint Kanalı’ndan yaklaşık 1.5-2 saat sürer. Navplio tarihi kale ve surları görülmeye değer yerlerdir. Osmanlının izleri bu şehirde de kendini hissettirir.

Yaz mevsiminde gittiyseniz; hem Korint sahilinde,  hem de Navplio sahilinde denize girmenizi tavsiye ederim. Tertemiz ve upuzun sahil şeridi vardır.

Buralara gidilirde; deniz ürünleri yenmez mi? Mutlaka ahtapot ızgara ile kalamar ve bira vazgeçilmez ikili oluyorlar. Aceleniz yoksa her yer için birer gün ayırabilirsiniz. İsterseniz bir gün içinde de gezebilirsiniz ama yorucu oluyor derim.


20 Temmuz 2013 Cumartesi

Türkiye’nin kırılma noktası..


Kimse fark etti ya da fark etmedi ama dünyaya servis edilen bu fotoğraf her şeyin bittiği andır..

Bir ülkenin başbakanı, Genelkurmay Başkanı sınırları içinde bir hudut karakolu mevzisinde çömelerek gözetleme yaptılarsa ve bu resim dünyaya servis edildiyse; işte o an tarihin kırılmasıdır. PKK ile devletin mücadelesinde bambaşka bir safhaya geçisin başlangıcıdır.

Yanlış anımsamıyorsam, o fotoğrafın çekildiği tarih 21 Haziran 2010 olacaktır, zaten o tarihten sonra PKK ile Oslo müzakeresi başladı, işte başarısız Habur girişimi oldu, işte en son ise direk PKK Lideri A.Öcalan ile sürdürülen ‘çözüm süreci’ adıyla müzakereler..

Burada şu doğru, şu yanlış demiyorum, sadece tarihi tespit yapıyorum.

Bir kere o fotoğrafı kim servis yaptı?

Genelkurmay mı yoksa Başbakanlık mı?

Burası çok önemli bir çıkış noktasıdır. Çünkü neyi amaçladılar bu fotoğrafla?

Her nereden kaynaklı bilinmeyen o fotoğraf servis edildiyse Türkiye halkına şu mesaj verildi:

‘’Hiç boşuna efelenmeyin, sizi yönetenlerin ahvali durumu ortadır. Kabul edin artık! PKK’yı savaşla yenemeyeceksiniz, ne yapıp, ne edip; barışın!’’

Bu tarihi evrilmeye cemaat biraz direndi, işte KCK davası, işte MİT krizi falan derken hemen bastırıldı..

TSK direndi, hemen tavsiye edildi, işte Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları toplu istifalar..

2013-Temmuz ayına geldik. İşte karşımızda sürekli talimat veren silahlı bir örgüt ile müzakere yürütülmeye çalışılıyor..

30 yıllık düğüm çözülecek mi yoksa kopacak mı?

Valla ben de bilemiyorum ama tarihe tanıklık ediyoruz hep beraber..



CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı kim olmalı?


Valla bir sürü isim geçiyor ama bildiğim kadarıyla ya Mustafa Sarıgül olacak, ya da Gürsel Tekin..

Mustafa Sarıgül kabul eder mi, etmez mi, ederse nasıl eder, etmezse ne yapar, orası muallaktır..

Mustafa Sarıgül denklem dışı kalacaksa CHP’nin en uygun adayı Gürsel Tekin’dir.

Neden?

Ehee en azından İstanbul il başkanlığı yaptı, 2009 yerel seçimlerinde Kılıçdaroğlu’yla beraber kampanya yürüttü, yani deneyimi var, o İstanbul’u tanıyor, İstanbul onu anıyor..

Kazanır, kazanamaz orası ayrı meseledir.. Ama CHP’nin çıkarabileceği en uygun aday Gürsel Tekin olup başka isimlerle macera aramasına gerek yoktur..


AKP’nin baraj ve seçim kurnazlığı..


Seçim barajı için çalışmamız yok dense de “daraltılmış bölge seçim sistemi” çalışması olduğunu AKP’nin kurmayları resmen açıkladı.

İyi de nedir bu “daraltılmış bölge seçim sistemi”  ve neyi amaçlıyor?

Amaç bellidir. Daha fazla milletvekili nasıl çıkarırım..
Bu sistemde bir de yüzde 20 bölge barajı vardır. Ülke barajını aşacak, bir de bölge barajını aşacak kısaca engelli koşuya dönüşecek seçim..

Neyse ben size somut örneklerle izah edeyim..

Burdur 3 milletvekili, Isparta 4 milletvekili çıkardığı için yani 5’ten az olduğu için birleşecektir. 2011 genel seçimlerine göre Burdur toplam seçmeni 187 bin, Isparta ise 298 bin olduğundan birleşmesi halinde toplam seçmen 485 bin olacaktır.

298 bin toplam seçmenin olduğu Isparta 2011 Genel Seçimi ve oy dağılımı:
AKP 135 bin
CHP 55 bin
MHP 48 bin
Isparta 4 milletvekili çıkardı, dağılımı ise: 2 AKP, 1 CHP, 1 MHP

187 bin toplam seçmenin olduğu Burdur 2011 Genel Seçimi ve oy dağılımı:
AKP 81 bin
CHP 42 bin
MHP 30 bin
Burdur 3 milletvekili çıkardı, dağılımı ise: 2 AKP, 1 CHP

Bu iki (2) ilin birleştirildiğini, yüzde 20 baraj olduğunu ve daraltılmış bölge seçim sistemiyle oyların dağılımına bakalım mı?

AKP: 215 bin
CHP 97 bin
MHP: 78 bin

Toplam seçmen neydi? 485 bin

Yüz 20 barajı aşmak için asgari 97 bin oy almak zorundasın.

Başka bir cinlik ise yüzde 20 bölge barajı; kullanılan ve geçerli toplam oy üzerinden değil, toplam seçmen üzerinden yapılıyor..

Peki, 7 milletvekili dağılımı bu yeni sisteme göre nasıl olur?

MHP aldığı 1 milletvekili uçtu, çünkü yüzde 20 barajını aşamadı. CHP ise kıl payı ya aşar, ya aşamaz.. Aşamazsa felaket olur, AKP 7-0 yapar..

Kurnazlığı anladınız mı şimdi?

Ülke seçim barajı düşürülmesi ise masanın üstünde bekleyecektir.

Düşecekse; neye göre 7 ya da 8 olacaktır?

29 Mart 2014 yerel seçimlerine bakılacak ve planlar-öngörüler canlı  laboratuarı sahasında (seçim sonuçlarıyla)  test edilecektir.   

Hele İstanbul, Ankara, İzmir’i saymıyorum bile.. Örneğin 90 milletvekili çıkaran ve 3 seçim bölgesinden oluşan İstanbul, 18 seçim bölgesine ayrılacaktır.

2014-Mart ayında AKP’nin oyları yüzde 40 ve altına düşerse bilin ki ülke barajı yüzde 7-8 olacaktır.

Neden?

Canım, ne olur olmaz, BDP desteği bir köşede dursun..

Yok, yüzde 45-50 aralığında olursa; ülke barajı yüzde 10 olarak kalacaktır.

AKP binasında onlarca uzman çalışıyor ve tüm olasılıkların hesabı kitabı yapılıyor.

Son olarak bu düzenleme ne zaman yasalaşır?


En geç Haziran-2014 ayından önce.. Çünkü seçim yasası değişikliği seçimlerde 1 yıl önce yapılması anayasal zorunluluktur.

19 Temmuz 2013 Cuma

Maradona’ya, Chavez ve Castro yüzünden ABD vizesi yok..


Bugün gazetenin bir köşesine sıkışmış haber dikkatimi çekti. Bir o kadar şaşkınlığa uğradım.

Dünyaca ünlü hatta efsane futbolcusu Diego Armando Maradona kızları ve torunuyla ABD’nin Florida şehrinde bulunan Disneyland'ı ziyaret etmek ister.. Kısaca ABD’ye seyahat edecek yahuJ

ABD Konsolosluğu vize talebini reddediyor.

‘Gerekçe nedir?’ derseniz; bana göre çok komiktir..

Sayın Maradona, iyisiniz, hoşsunuz ama dostluk kurduğunuz insanlar yüzünden size maalesef vize veremiyoruz.

Kimmiş o dostlar?

Fidel Castro ve Hugo Chavez

Lan bu nasıl kafadır, Hugo öleli ne zaman oldu bir, Fidel Castro ise ha öldü ha ölecek, adam sekerattadır..

Yahu 2013 yılındayız, milenyum çağındayız, hem de özgürlüğün anıtı dikili ülkeden bahsediyoruz.. Seyahat vizesi vermeyen; bu kafalar soğuk savaş döneminden kaldılar herhalde..

Hayır, adam terörist olur anlarım, kaldı ki teröristler elini kolunu sallayarak giriyor ya, hani illegal suçlara bulaşmıştır anlarım, Maradona ise dünyaca ünlü eski bir futbolcudur, sonra gideceğe yer belli, kalacağı süre belli ama olmaz, sana vize yok..

Esas vurgulamak istediğim düşünce şudur: 20 yıl öncesinden duyardım, ‘ABD’nin düşman listesine giren yanmıştır, ölünceye kadar silinmezmiş, hesabını eninde sonunda sorarmış’ efsane lafları aklımın bir köşesindeydi..

Bu haberi okuyunca pat diye beynimin işlem merkezine düştü.. ABD listeye kayıt ettiği düşmanlarını ve onlarla bağı olan, dostluk kuran her kim olursa olsun; mutlaka cezalandırılır mantığı hala işliyor olması beni çok şaşırttı..

Demek ki dünyanın efendisi olmak, dünyayı yönetmek için böyle kesin, kati prensipler vardır ve her daim uygulanmaktadır.


16 Temmuz 2013 Salı

CHP ile MHP arasında yerel seçim ittifakı olur mu?


CHP ile MHP ittifakı olur mu yerel seçimlerde?

Olursa, tüm siyasi dengeler değişir..

Zaten dün akşam HALK TV'ye bağlanan Eski Ülkü Ocakları Başkanı’nın konuşmasından sezdim.. işte Gezi Parkı eylemlerinde ferdi olarak bizde varız, toplumsal tepkilere kayıtsız kalamayız, polis olmuş AK-POLİS…

Galiba senaryo gerçekleşecek...

Emareler ise gerginleşen ve ağır üsluba dönüşen MHP-AKP kavgası..

AKP’nin mitinglerinde parti bayrağından daha çok Türk bayrağı sallaması..

‘’Ankara’da MHP desteklenecek, İstanbul ve İzmir CHP desteklenecek’’ formülü siyasi kulislere bomba gibi düşmesi..

Bir emare daha MHP Grup Sözcüsü Sayın Şandır, ‘’48 maddelik anayasa değişikliğine hodri meydan’’ dedi ama daha sözlerinin yankısı geçmeden MHP Lideri Bahçeli, ‘’hayır, 2015’den önce olmaz’’ diyerek kestirip attı.. Ne oldu da grup başkanvekili askıda kaldı, burası meçhuldür..

Ha bu senaryo sahada tutar mı? Valla orası da meçhuldür..

Ama konuşulması bile bu kadar korkuttuysa; demek ki siyasi dengeleri 
bozacaktır..


14 Temmuz 2013 Pazar

Gezi PARKI olaylarının hesabı..


Hani bir laf vardır, ‘keser döner, sap döner, gün olur devran döner’ derler ya, bu bağlamda; Gezi PARKI eylemlerinde ölenlerin hesabı mutlaka yargı önünde sorulacaktır.

İşte size tarihe not düşülsün diye isimleri de veriyorum:

Başta İstanbul Valisi Sayın H.Avni MUTLU,
İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Hüseyin Çapkın,
Emniyet Genel Müdürü,
Hatay Emniyet Müdürü,
Eskişehir Emniyet Müdürü..

Hani bu tarih ne zaman olur derseniz; AK Parti iktidardan düşer, yerine gelecek iktidar önce meclis araştırmasıyla Sayın İçişleri Bakanı ve
Sayın Başbakan Erdoğan’ı Yüce Divana gönderir, diğer saydıklarım ise savcılık soruşturmasıyla Türk adaletini önüne çıkarlar..

AK Parti ne zaman gider?

Valla 2015’de olabilir, 2019’da olabilir, 2023’de olabilir, herhalde ömrü billah bu ülke AK Parti iktidarı altında kalmayacaktır.

Bu arada ben kimseyi suçlamıyorum, ben kimseyi zan altında bırakmıyorum, sadece ‘tarih tekerrürden ibarettir’ olgusundan hareketle tahminimi anlatıyorum. Ha yargı önünde çıkarlar, aklanırlar ya da hiç çıkmazlar orasına bilemem..

Bildiğim aşağıdaki hazin tablonun mutlaka birilerinin önüne konulacağıdır.

Abdullah Cömert(Antakya),
Mehmet Ayvalıtaş (İstanbul),
Ethem Sarısülük (Ankara),
Ali İsmail Korkmaz (Eskişehir) olmak üzere 4 kişi öldüğü bilinmekte, gözünü kaybedenlerin, organları alınanları ve diğer yaralıların sayısını falan saymıyorum bile..

Madem demokratik ülkeyiz, madem geçmişimizde karanlık hiçbir nokta kalmayacaktır, bu olayların ve ölümlerin müsebbipleri de ortaya eninde sonunda çıkacaktır.
Kim neden oldu?
Kim emir verdi?
Kim hatalıydı?
Mutlaka bir gün gerçekleri tüm çıplaklığıyla öğreneceğiz...

Nasıl bugün Ergenekon, Balyoz, Faili meçhuller, 12 Eylül darbesi, 28 Şubat post modern darbesi soruşturuluyorsa; gelecekte bir gün bu ‘GEZİ PARKI’ olayları da kesin soruşturulacaktır..