19 Ekim 2017 Perşembe

56 yaşına girdim..


Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu bir ‘DOĞUM GÜNÜ’ yazısıdır..

Bir kere ve her şeyden önce Allah’a şükür ki sağlık sorunum yoktur..

Gerisi benim yaratıcılığıma kalıyor..

Yani akıp giden yaşamın daha hoş, daha mutlu, daha kaliteli ‘nasıl olabilir?’ sorusuna hep yanıt bulmaya çabalıyorum, araştırıyorum..

Kafamda oluşan sorular ise:

‘’Zihnimde geçen yıldan, bu yıla neyi aktardım?

Zihnimden geçen yıldan, bu yıla neyi attım?’’

Şeklinde sıralanıyor..

Yazı yazma en hoşuma giden hobimdir..

Neden?

Çünkü düşündüklerini yazıya dökebilme becerisine sahip olmak; ne büyük ayrıcalık ve ne büyük yaşama sevincidir..

Siyasette fanatizmi zihnimden attım ve kendimde ne büyük rahatlık sağladım, anlatamam..

20 yıldır çok özlediğim, çok görmek istediğim, Yunanistan’ı 5 günlük otobüs turuyla gezdim ve çok mutlu oldum..

Çok merak ettiğim ‘Selanik-Atatürk Evi’ ve ‘Meteora’  yerlerini görmek harikaydı..

10 yıldır yazıyla uğraşırken ilk kez ödül aldım.. En iyi makale dalında 3.lük kazandım..

Yine ilk kez dede olma duygusunu yaşadım..  Allah herkese nasip-kısmet etsin!

En hoşuma giden başka bir uğraşım ise Bucaklı hemşerilerime kitap hediye etmektir..

Nasıl oluyor bu faaliyet derseniz; işte ziyaret ediyorum, sohbet ediyorum, kitaplarımı imzalıyorum, fotoğraf çektiriyorum ve sosyal medya üzerinden paylaşıyorum..

Allah var ya, Bucaklı hemşerilerim, kendi çapında yerel bir yazara maddi-manevi desteği asla esirgemiyorlar..

Böylece Bucaklı hemşerilerim kitap okumaya başlıyorlar, beni de yeni kitaplar yazmaya teşvik ediyorlar..

En önemlisi bir sürü dostluk, arkadaşlık oluşuyor, benim gibi yerel yazara.. Bucaklı hemşerilerime çok teşekkür ediyorum..

Bize armağan edilen bu yaşamda ‘sevenlerimi çoğaltmak, karşıtlarımı azaltmak’ gibi felsefi bir duruşum ve uygulamam vardır..

‘En kötü yazma, hiç yazmamadan daha iyidir’ anlayışıyla; 56.yaşımda yine yazma hobime devam edeceğim..

2018 yılında da, elimden geldiğince insanlara ve sokak hayvanlarına yardımı sürdüreceğim..

Doğum günüm için güzel dileklerini sunan herkese çok teşekkür ediyorum..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR

İnstagram : https://instagram.com/omerozdamar/

15 Ekim 2017 Pazar

Avukat Adem Şengül’ün damgası..


6.AK Parti Bucak İlçe Kongresi yapıldı..

Yönetim listesi değişir mi, değişmez mi, soruları nihayet yanıt buldu..

AK Parti Bucak İlçe Başkanı Avukat Adem Şengül, listeye hiç müdahale ettirmedi ve aynısını kabul ettirdi..

Elbette Avukat Adem Şengül, kongreye damga vurdu..

Adem Bey, konuşmasında özetle:

Üye sayısını 15 bine çıkaracağını ve Bucak’ta sol oyların (CHP’nin) yüzde 10’nu bile bulmadığını, önümüzdeki seçimde AK Parti Bucak oyunun yüzde 85’e dayanacağını iddia etti..

Bana göre de Adem Beyin, bu iddiası ‘Meral Abla’, parti kurmazsa yüzde 90 oranında gerçekleşir..

Kongrenin diğer ilginç enstantanelerine sıra gelince, bakın sosyal medya Facebook üzerinde turlarken arkadaş listemde olan aşağıdaki paylaşımları gördüm:

16 nisanı Bucak halkı unutmadı referandum zaferini hazmedemeyip parti binasında oturanlar bugün ki kongreyi coskuyu da hazmedemedi


Kadir Yaman keyifli hissediyor.
Adama çok dokunmuş çokkkk
Ama yapacak bir şey yok
Beyefendi

Koyan iyi koymuş ki,
Koyulan daha unutamamış..!!
Teşekkürler..!!


Sonra üşenmedim, AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik’in kongre konuşmasını izledim..

Konuşmasının sonlarına doğru ‘16 Nisan’ referandumuna vurgu yaparak; yüzde 62 ile başarılı gördüğü ve o dönemin ilçe yönetimini kongreye katılanlarca alkışlanmasını istedi ve de alkışlattı..

Malumunuz ‘16 Nisan’ akşamı AK Parti Burdur Milletvekii Reşat Petek’in Bucak’ta kutlama yapma isteğini bir önceki yönetim reddetmişti.. Büyük kriz doğdu ve yönetim görevden alındı..

Kim ne derse desin Bayramcılar ile Reşatçılar arasındaki gerilim hala sürüyor..

Galiba bu hengame 2019 yılına kadar devam edecek fakat ‘’AK Parti siyasetine yansıması ne olur?’’ sorusuna cevabını kimse tahmin edemez..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



12 Ekim 2017 Perşembe

AK Parti Bucak İlçe Kongresi öncesi liste savaşı..


Malumunuz 14 Ekim 2017 günü, seçimli AK Parti Bucak İlçe Kongresi yapılacaktır.

Kongre arifesinde Ankara’ya çağrılan AK Parti Bucak İlçe Başkanı Adem Şengül, AK Parti Genel Merkez’inde istişarelerde bulundu..

Kongrede muhtemelen divan başkanı olacak AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mehmet Demir istişare toplantısına başkanlık ediyor..

Toplantıya katılan isimler:

AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek,
AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik,
AK Parti Burdur İl Başkanı Süleyman Faki,
AK Parti Bucak İlçe Başkanı ve yönetim kurulundan bazı üyeler..

İşin aslı ise 10 yedek, 20 asil ilçe yönetim kurulu listesi yeniden şekilleniyor..

Tahminim odur ki hem Bayram Bey, hem de Reşat Bey bazı isimleri listeye sokmak için uğraşıyor..

İlçe Başkanı Adem Beyin, geçen hafta basına demeci vardır.



Ne demişti?

‘’İlçe yönetimi yüzde 90 nispetinde korunacak yani değişmeyecektir’’

Valla ben de şimdi merak ediyorum.

Neyi mi?

Adem Beyin dediği mi olacak yoksa listenin yarısı değişecek mi?

Bekleyip göreceğiz..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



11 Ekim 2017 Çarşamba

ABD-Türkiye krizinin perde arkası..


ABD gibi süper güçlü devletlerde, başkan kim olursa olsun izlenen dış politika çizgisinden sapılmaz kuralı gereği ABD Başkanı Trump, bu krizi kucağında buldu..

Ta Obama zamanında Türkiye-ABD ilişkileri çatırdamaya başladı..

İlk güven kaybı Suriye savaşında yaşandı..

2011 yılında, o zamanın dışişleri bakanı Hillary Clinton ile Davutoğlu anlaşma yaptılar ve ellerini şaklatarak poz verdiler..
Sonra ABD anlaşmayı bozdu ve Suriye politikasında Türkiye’yi yapayalnız bıraktı..

2009 yılında İsrail ile yaşanan meşhur ‘’Van minıt’’ krizi, ABD derin devletinin hafızasına kayıt oldu..

2013 yılında, ‘17-25 Aralık’ FETÖ operasyonunun arkasında ABD olduğundan şüphelenildi ama inanılmadı..

İşte kopma noktası, 2016 yılı ‘15 Temmuz darbe girişimi’..

‘15 Temmuz’ sonrası ABD ile Türkiye ilişkilerinin dikiş tutmayacağı besbelliydi ama her 2 tarafta zamana oynadı..

ABD’yi ikna etmek için Türkiye, 1.5 yıl uğraştı, özellikle Trump’ı..

Obama döneminden kalma ABD’nin Türkiye politikasını değiştirmek için çok uğraşıldı..

Ama olmadı, olmadı..

Türkiye’nin ya da Erdoğan’ın talihsizliği; Trump’ın da topal ördek misali başkan seçilmesidir..

ABD-FETÖ işbirliğiyle ‘’15 Temmuz darbe girişiminin’’ yapıldığı artık savcılık iddianamelerine girmiştir..

New York’ta Rıza Zarrab’ın tutuklanması ve mahkemeye çıkarılması, Cumhurbaşkanlığı korumalarına gözaltı kararı,
Eski bakanın davaya müdahil edilmesi ve ABD’ye ayak basarsa tutuklanması kararı,
Putin yakınlaşması ve S-400 hava savunma sistemi alımı kararı,
Suriye’nin Kuzeyinde YPG’ye silah desteği sağlaması,
Barzani’nin bağımsızlık referandumu,
Hepsi işin garnitürüdür..

ABD’nin İstanbul Konsolosluğu’nda görevli çifte vatandaş (hem ABD, hem Türk) bir memurun, FETÖ’den tutuklanmasıyla o ana kadar yürütülen bilek güreşi neredeyse ölüm-kalım mücadelesine döndü..

Konsolosluk görevlisinin FETÖ’den tutuklanmasının mesajı şudur:

‘’Ey ABD, bu işin arkasında sen varsın ve bunu ben biliyorum, bildiğimi sana ve dünyaya ilan ediyorum.’’

Tabii kıyamet koptu..

‘’Libya, Suriye, Yemen vatandaşları gibi Türkiye vatandaşlarına da vize için ABD’ye gelme’’ kararı verildi..

Anlamı ise ABD-Türkiye ilişkilerinde köprüler atıldı..

Vize kriziyle artık zurnanın zırt dediği yere geldik..

Ne olur?

İşte büyük soru budur!

ABD-Türkiye ilişkilerinin geçmiş tarihini ve gelinen zamanı okursam çıkan düşüncem şöyledir:

 ‘’Ya Trump ya Erdoğan PES diyecek..’’  Yani birisi kaybedecek..

Erdoğan için kaybedecek bir şeyi kalamamış pozisyonda diyebiliriz..
Çünkü 15 Temmuz’da kendisini hedef alan FETÖ darbesi olmuş ve arkasında ABD durmuş..

Hala ABD, FETÖ liderini misafir ediyorsa; Erdoğan için ‘ya hep ya hiç’ hamlesi dışında opsiyon kalmamıştır..

Bundan sonra ABD neler yapabilir, Türkiye neler yapabilir?

Valla hayal bile edemiyorum..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




6 Ekim 2017 Cuma

Bu Sandık KO-NA-CAK, Kaldı 9 Gün..


Ey Burdur CHP İl Başkanı, mahalle delege seçimi için sandık koymayan Bucak ilçesine ve diğer ilçelere neden müdahale etmiyorsunuz?

Siz Burdur ilinde, CHP Genel Başkanını temsil ediyor musunuz?

Evetse, CHP Genel Başkanı’nın talimatını neden yerine getirmiyorsunuz?

Daha dün, ne diyor CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu?

‘’Mahalle delegesi seçimlerinde bazı yerlerde sandık konulmadığını, eğer Türkiye’de ‘adalet’ talebinde bulunuyorsak, o zaman önce kendi içimizde adaleti sağlayacağız. Her yerde sandık konulacak. Sandıktan kim çıkarsa saygı duyacağız. Buna uymayan varsa gereğini yapacağız

Ey Burdur CHP İl Başkanı arkadaş!

Siz genel başkanın talimatını tanımıyor musunuz?

Parti takvimine göre mahalle delege seçimi için son tarih 15 Ekim olup kaldı 9 gün..

Hayır, anlamadığım şudur:

‘’Neden sandık koymuyor musunuz?’’

İlçelerin masa başında delege yazılmasına neden rıza gösteriyorsunuz?

Parti talimatını bile hiçe sayarak;
Ağlasun,
Altınyayla,
Bucak,
Çavdır,
Çeltikçi,
Gölhisar,
Karamanlı,
Kemer,
Tefenni,
Yeşilova ilçelerinde mahalli delege için sandık koymayan üst akıl kimdir, nedir?

Daha absürt düşünürsem; siz il başkana arkadaş, parti içinde başka bir parti var ve talimatı oradan mı alıyorsunuz?

CHP için paralel CHP mi var arkadaş?

Genel Başkan Kemal Beyin, açık talimatını başka türlü nasıl çiğnersiniz?

Bugün birçok CHP’li üye aradı ve ‘sandık konacak mı?’ diye sordu:

Ben bekliyorum ve konacağına hala inanıyorum..

15 Ekim 2017 gününe kadar mahalli delege seçimi için sandık tüm ilçelerde konacaktır, konması gerekir..

Peki, konmazsa ne olur?

Valla, hayal bile edemiyorum..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




4 Ekim 2017 Çarşamba

Bucak ilçemize bu devlet binası yakışmıyor..


Yeni mahalle, Süleyman Demirel Caddesi’nin bir arka sokağında, eski ofislerin bulunduğu alanda, 4 katlı bir bina vardır..

Tüm camları kırılmış, çirkin, metruk ve mekruh hale gelmiş binayı; bugün yerinde gördüm ve fotoğrafladım..

Mahalle sakinlerinin şikayeti dopdoludur..

Neler anlatmıyorlar neler..

Madde bağımlılarının, alkoliklerin uğrak yeri olmuş..


Sonra Yeni Mahalle muhtarımızla temas ettim, binayla ilgili verdiği bilgi aynen şöyledir:

‘’Sayın yazarım, yerelde hem kaymakamlığa hem de belediyeye sözlü birçok kez söyledim, hatta Burdur AK Parti Milletvekillerimizin de bilgisi vardır..’’

Şimdi gelelim benim söyleyeceklerime:

-Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz, vatandaşımıza KENTSEL DÖNÜŞÜM  için her türlü desteği verirken galiba kendi binasını unutmuş..

Anladığım kadarıyla bürokrasi çarkları içinde eski ofise ait bu 4 katlı bina kaybolmuş, gitmiş..


Bucak ilçemizin estetiğini ve güzelliğini bozan bu bina en kısa zamanda ya yıkılmalı, ya restore edilmeli, ya özelleştirme kanalıyla satılmalı ama bu şekilde asla bırakılmamalı..


Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



2 Ekim 2017 Pazartesi

Bucak Sağlık Meslek Yüksek Okulu inşaatı neden durdu?


Takvim yaprağı 19 Şubat 2016’dadır..

Bucak Sağlık Meslek Yüksek Okulu inşaatı için protokol imzalanır..

Kimler imza atmış?

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Bucak Sağlık Yüksekokulu yapımını üstelenecek olan Sınırlı Sorumlu Bucak Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi adına imzayı Ali Civan ile MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz ve Bucak Belediye Başkanı Süleyman Mutlu..

İmza protokol törenine kimler iştirak ve tanıklık ediyor?

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz,
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Acar,
Burdur Ak Parti Milletvekili Bayram Özçelik,
Burdur Ak Parti Milletvekili Reşat Petek,
Bucak Kaymakamı İsmail Bayata,
Bucak Belediye Başkanı Süleyman Mutlu,
Sınırlı Sorumlu Bucak Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatif Başkanı Ali Civan,
Sivil toplum kuruluşu üyeleri ve esnaflar.. 





Aradan geçmiş nerdeyse 20 ay ama inşaat terk edilmiş haliyle bekliyor..

Vatandaş soruyor şimdi:

-Bu inşaat neden durdu?

-Bu inşaat devam edecek mi?

-Devam edecekse ne zaman?

-Devam etmeyecekse neden?

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



1 Ekim 2017 Pazar

Evlilik Yıldönümü.. (36 yıl)


Valla ne diyeceğimi de tam bilemiyorum.. Kısaca karışık duygular içindeyim..

Geçmiş zaman dilimi film şeridi gibi gözümün önünden aktı, gitti..

1 Ekim 1981 günü (Perşembe) resmi nikahımız kıyıldı, 2-3 ve 4 Ekim 1981 günleri düğünümüz yapıldı..

Ve böylece 2017 yılı, 1 Ekim’inde sevgili eşimle tam 36 yılı devirdik ve 37’ye ‘Merhaba!’ dedik..
Günün manasına uygun hediyeler seçtim elbette..

Evlilik yıldönümüne atfen eşime verdiğim hediyenin ilki bisiklet olup 36 yıllık yaşam yolculuğumuzu sembolize ediyordu.. İkinci hediyem beyaz güller ise 36 yılın masumiyetini anlatıyordu..

36 yıl evlilik üzerine söyleyeceğim birkaç laf olacaktır haliyle..

Tabii ki evlilik uzmanı değilim ama 36 yılın yaşanmışlığı ve deneyimi yabana atılır bir birikim değildir..

Klasik soru şudur: ‘’Nasıl başardın 36 yıl evliliği?’’

Evlilik müessesi mi desem, evlilik yaşam ortaklığı mı desem, bilemedim ama kısaca herkesin düşüncesi doğrultusunda dağarcığına bir evlilik tarifi çıkar..

Evliliği sürdürmek ya da bir yastıkta kocamak lafının altında yatan 3 önemli ve belirleyici faktör vardır:

Tolerans, hoşgörü, güvenme..

Aslında evlilik bir idare sanatıdır..

Kadın erkeği, erkek de kadını idare edecek ki evlilik kurumu ayakta kalsın..

Hem erkek, hem de kadın yeri ve zamanı gelince kör-sağır-dilsiz rolünü oynayacak ki evlilik birlikteliği devam etsin..

Öbür türlü ‘’kaşının üstünde gözün var’’ misali sürekli hata-kusur ararsan; of ki, ne of, neler bulursun neler..

Bu vurguyu da geçersek; o zaman evliliğin sonlandırılmasına gelelim..

Arkadaş ‘’iyi zamanda, kötü zamanda hep beraber ve dayanışma içinde olacağız’’ diye imza atıyorsun bir kere..

O halde imzana sadık kalacaksın en önce..

Evlilik başladı ve 2-3 yıl sonra çocuk sahibi olundu diyelim..

Çocuk varken şahsi düşüncem şudur: ‘’Artık evliliğin sona ermesi yani boşanma namümkündür.’’ Hatta yasaklanmalıdır..

Arkadaş çocuk oyuncağa değil ki bu evlilik.. Bir ömür boyu beraberiz diye imza atmışsın, bunu da çocukla taçlandırmışsın, daha ötesi yoktur..

‘’Ya arkadaş, evlendik ve çocuk sahibi olduk ama anlaşamıyoruz’’ karşılığını duyar gibi oluyorum..

Yanıtım çok nettir: ‘’Kabul edilemez ve geçersizdir’’

Ha legal olarak yani medeni kanunumuza göre mümkündür ama benim fikrime göre mümkün değildir..

Ya hiç evlenme, hadi evlendin o zaman çocuk sahibi olma ki ayrılma kararı veresin..

Yok hem evlendin, hem de bir zaman sonra çocuk sahibi oldun, artık boşanma kapısı tamamen kapalıdır bence..

Peki, hem evlendim, hem de çocuk sahibi oldum, evliliğimde kriz var, ne yapmak lazım?

Yukarıda bahsettim, kör-sağır-dilsiz moduna gireceksin ve idare edeceksin,, Bu kural hem kadın için hem de erkek için geçerlidir..

Benden bu kadar düşünce paylaşımı yeter..

Tüm evlilere, evlenmeyi düşünenlere mutluluklar dilerim, her şey gönüllerince olsun..

Son sözüm: Yaşam sürecini yüzde 50 kaderin, yüzde 50 iraden belirler..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



11 Eylül 2017 Pazartesi

Burdur CHP İl Başkanı kim olur?


Geçen hafta Sevgili Deniz Tunç Beyin mutlu gününe ortak olmak üzere Burdur Serenler otele gittim..

‘Düğün bahane, gözlem şahane’ benim gibi yazarlar için..

CHP Gençlik Kollarında çalışmış Deniz Beyin düğününde mevcut il başkanı ve etrafından kimse yoktu..

Halen CHP Burdur Milletvekili olan Mehmet Göker de namevcuttu..

Kim vardı?

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, CHP Burdur Merkez İlçe Başkanı Sıdıka Oğuzkan, 2 yıl önce il başkanlığını az bir oyla kaybeden Ahmet Şahan ve eski il başkanı Süleyman Erman..

Tamam, saflar bellidir..

Siyaset üzerine yaptığım öngörülerde kolay yanılmam.. Geçmiş öngörülerim şimdiki öngörümün garantisidir..

Kabul etmek gerekir ki mevcut İl Başkanı Barış Ayten çok zekidir..

Ve de en önemlisi kimin talebesidir?

Evet, bildiniz, Eski İl Başkanı Süleyman Erman’ın..

Eheee hayat böyledir, ne demişler?

Boynuz kulağı geçer…

Geçmiş Burdur siyasetini çok derin analize gerek duymadan son 4 yılı gözünüzün önüne getirin, film şeridi gibi şöyle bir işletin, muhtemelen 2018-Şubat ayında yapılacak il başkanlığı seçiminin galibini kolayca bulabilirsiniz..

Ne olacak 2018-Şubat ayında peki?

Ahaa buradan size anlatayım..

Barış Bey, merkez ilçe dışında tüm ilçeleri kazanmak üzere harekete geçer..

Merkezde ise az veya çok bir delege kazanır..

Sonra esas film başlar..

Atletizmde tavşan atlet tabiri vardır, bilmem anımsadınız mı? Hani bunlarda yarışı kazanmak amaç değildir, sadece kazanacak olana fırsat yaratmaktır ya..

İşte aynen bunun gibi Barış’ın karşısına çıkacak esas adayı zayıflatmak için en az 1 ya da 2 aday daha çıkar..

Tamam işte, seçim olayı bitmiştir.. Barış Bey, seçimi amma az bir farkla amma çok oy farkıyla kazanır..

Burdur CHP seçimlerinde hep bu taktik ve strateji uygulanmış ve hepsinde de tutmuştur..

Benim açımdan CHP Burdur İl Başkanlığı seçimi üzerine başka laf edecek ayrıntı yoktur..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




4 Eylül 2017 Pazartesi

Bucak AK Parti’de liste savaşı yaşanabilir mi?


Malumunuz Kasım ayı içinde yani 2 ay sonra Bucak AK Parti İlçe Kongresi yapılacaktır..

Yine malumunuz mevcut AK Parti İlçe Başkanı Adem Şengül ve yönetim kurulu oylaması ve seçimi yapılacaktır..

Kulağıma gelen fısıltılar hem Bayramcıların hem de Reşatcıların listeyi delmek için hamle yapacakları yönündedir..

Peki, bu siyasi hamle nasıl olacak?

Ben de araştırmacı yazar olarak oturdum, dersime çalıştım..

Önce AK Parti ilçe kongre seçim tüzüğünü göstereyim, sonra ‘’Nasıl olabilir?’’ izah edeyim..

İlçe Kongresi Delegeleri (Tüzük md. 29) Madde 45 – İlçe kongresi, seçilmiş en fazla 400 delege ile tabii delegelerden oluşur. 45.1)İlçe Kongresinin Seçilmiş Delegeleri: Seçilmiş delegelerin mahalle dağılımları bu Yönetmelikte öngörülen usule göre belirlenir. Ancak İlçeye kayıtlı üye sayısı 400’den az ise, üyelerin tamamı; ilçe kongresi delegesi sayılır

Bu gerçekleşti. İlçe kongresinde oy kullanacak 400 delege belirlendi..

Kongre Divanı Seçimleri ve Divanın Yetki ve Görevleri (Tüzük md. 44) Madde 60 - 60.1) Kongre açıldıktan sonra, divan başkanlığı seçimine ge- çilir. Divan başkanlığı için tek aday var ise, oylaması işari yolla açık olarak yapılır. Birden fazla aday olması halinde, divan başkanının ne şekilde seçileceğine genel kurul açık oylama ile karar verir. Ancak üye tam sayısının onda birinin yazılı istemi halinde divan başkanı, gizli oylama ile seçilir. Böyle bir durumda, öncelikle gizli oylamanın gerektirdiği tedbirler derhal alınır ve üç kişiden az olmayan sayım ve tasnif kurulu açık oylama ile oluşturulur.

İşte ilk savaş divan başkanından geçiyor..

Gelelim en kritik noktaya..

Adaylık ve Seçim Usulü Madde 63 - 63.1)
Organ ve delege seçimleri “liste yöntemi”ne göre yapılır.
Kademe başkan adayı, yönetim kurulu asıl ve yedek üye adayları ile belde, ilçe ve il kongrelerinde ayrıca üst kurul kongre delege asıl ve yedek adaylarını gösterir şekilde “liste yöntemi” esasına uygun öneri yapılmamış ise, her organ ve delegelikler için yapılan ferdi adaylıklar tamamlanıp kesinleştirildikten sonra, divanca soyadı esasına göre “çarşaf liste” sıralaması yapılır.

Hem Bayramcılar, hem de Reşatcılar bu konuda işbirliği yaparlarsa çarşaf liste olur..

Nasıl?

Mutlaka mevcut başkan ve yönetimi LİSTE YÖNTEMİNİ divana önerecektir. Ne yapıp ne edip bu önerinin kabul edilmemesi gerekiyor..

Öneri kabul edilirse GEÇMİŞ OLSUN! Artık her şey sona erer..

Ama öneri ret olursa çarşaf liste mecburi olacak. Başkanlığa ve yönetime aday olacaklar (AK Parti üyesi olup herkes) isimlerini gidip divana yazdırabilecektir…

Bana göre de çarşaf liste çok demokratiktir ve siyasette (dominant) hakim olması gerekir..

AK Parti Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Reşat Petek’in tutumları ve duruşları ne olacak?

Eğer bu 2 milletvekili çarşaf liste olsun derse yüzde 100 olur.. Yok olmasın derse olmaz..

Peki, her şey planlandığı gibi gitti diyelim. AK Parti Genel Merkezi, ‘’Hayır kardeşim, tek liste olacak’’ derse ne olur?

Sanmıyorum ama üstünde üstü olduğu için yapılacak hiçbir şey yoktur, herkes dağılsın denir..


Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR






24 Ağustos 2017 Perşembe

2019 yılına dair siyasi tahminim..


Biliyorum, daha 19 ay var, 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerine..

Ama yaşam çok hızlı ya, siyasetin de bu hızdan kalır yanı yoktur..

Mevcut konjonktür, halen süregelen siyasi atmosfer aslında seçimi bile gereksiz kılıyor..

‘Ne demek bu?’ derseniz; sonucu aşağı-yukarı belli olan seçimler için kullandığım tabirdir..

Daha açık deyişle ‘bugün seçim olsa’ başkanlığı AK Parti Genel Başkanı çok rahat kazanır, hem de 1.turda..

Bu siyasi denklemi bozacak yegane etmen Sayın Meral Akşener’in siyasi oluşum çabasıdır..

2019-Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimi adaylarından 2’si bellidir.. İlki Sayın Tayyip Erdoğan, ikincisi Sayın Meral Akşener olup CHP adayını açıklamadı, HDP aday çıkarması söz konusu değildir..

CHP’de kesin olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkan adayı olmayacağıdır..

Peki, CHP adayı kim olacak?

Kanımca ya Abdullatif Şener ya da İlhan Kesici..

Herkesin neredeyse ortak sorusu:

Sayın Meral Akşener’in, yeni siyasi oluşumda başarı şansı nedir?

Başına bir şey gelemezse (işte davalık olma, işte siyaset yapamaz hale düşmesi gibi..) kafadan yüzde 20 alır..

Zaten yüzde 8 MHP’den garanti, en az 5-6 puan AK Parti’den gelir, yüzde 2-3 CHP’den kayar..

Bu siyasi tablodan ne mi çıkar?

2019-Kasım ayı başkanlık seçimi yüzde 100 2.tura kalır..

2.tura kalan seçimin sonucu AK Parti için riski çok yüksektir..

Şunu iyi biliyorum ki, tehdit unsuru Meral Akşener, legal sınırlar içinde ‘nasıl etkisiz hale getirilir?’ sorusuna sürekli senaryo yazıyordur AK Parti kurmayları, danışmanları..

Ne olup biteceğinin en önemli işaret fişeği 2019-Mart ayında atılacaktır..

Çok net ifadeyle söylüyorum:

En son referandumunda ‘HAYIR’ çıkan Ankara ve İstanbul AK Parti’den giderse başkanlık da gider..

Peki, seçimler 2018 yılına çekilebilir mi?

Anketler ve diğer gelişmeler; AK Parti’yi belki de ilk kez seçimleri erkene çekmeye mecbur bırakabilir..

Bu kadar öngörü yeter artar..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR