23 Ekim 2010 Cumartesi

Bucak Devlet Hastanesinde İmam-İmam-İmam



Konuma başlamadan önce bizim bildiğimiz anlamda imamlara saygım ve sevgim şüphe götürmez derecede tamdır.

Çünkü sosyal bir misyonları vardır. Camilerimizde cemaat arkalarına duruyor ve ibadetlerini yerine getiriyor.

Bir de imam deyince wikipedi ne yazıyor, ona bakalım…

- Cemaate namaz kıldıran kimse: İmam (İslâm)

-Müslümanlıkta mezhep kuran kimse: İmam (İslâm)

-Hazreti Muhammed'den sonra onun vekillik görevini üstlenen halifelere verilen unvan: İmam (İslâm)

-Bâzı küçük İslâm devletlerinde devlet başkanı (İmam (politika))

Buraya kadar ısınma turuydu. Gelelim esas konumuza… Herkes ilinde, ilçesinde devlet hastanelerine bir baksın, bir soruştursun…

Neyi?

Hastane müdürleri, Hastane müdür yardımcıları, hastane satın alma, hastane lojistik, hastane gider tahakkuk, hastane faturalama kadrolarında kimler görev yapıyor?

Ben baktım, araştırdım ve çarpıcı sonuçlar çıkardım.

Bucak Devlet Hastanesinde müdür ve müdür yardımcısı dahil diğer muhtelif kadrolarda imamların görev yaptığını üzülerek öğrendim.

Aman ha, başka kadrolarla karıştırmayalım. Hastanemizin mescidine imam görevlendirilmesi, hastalarımıza manevi destek sağlayacak ve ölülerimizi yıkayacak imam kadrosuna asla itirazım yoktur. Gereklidir ve de olmalıdır…

Kast ettiğim nedir?

Örneğin Bucak İlçesi müftülük kadrosundan ‘A’  camisinde görev yapan imamımız pat diye Bucak Devlet Hastanesi Müdürlüğüne, Müdür Yardımcılığına ve diğer muhtelif kadrolara atanıyor.

Sonra Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Yüksek Okulu (4 yıllık lisans eğitimi) bitirmiş vatandaşımız KPSS puanı, kadro açılması için yırtınıp duruyor…

Yahu bir imam, nasıl olurda hiç uzmanlık alanı olmayan bir pozisyona atanabilir?

Bakın, bunu nasıl becermişler?

Hastane müdürlüğüne kimlerin atanabileceği Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. 5/5/2005 tarihine kadar hastane müdürlüğüne "sağlık idaresi yüksek okulu mezunu veya temel eğitimi işletmecilik olup bu alanda master yapanlar"  atanmaktaydı. Sağlık Bakanlığı, 5/5/2005'te bu düzenlemede değişikliğe gitmiş ve sağlık idaresi yüksek okul mezunlarının önceliğini kaldırmıştır. 

Gördünüz mü?

Vay anasına dedirtecek mevzuat, yönetmenlik düzenlemesi budur işte!

Şimdi de benim şahsi düşünce ve yorumuma geldi sıra…

Bir kere çok ayıp! Hem de çok ayıp!

Yahu arkadaş dini bilgilerle donatılmak üzer imam hatip lisesini bitirmişsin.

Hiç kadro sıkıntısı çekmeyen Diyanet İşleri Başkanlığınca ülkemizin bir camisine imam kadrosuyla atanmışsın. Orada yaşayan mahalle halkına imamlık yapmışsın, namaz kıldırmışsın, başka konularda vatandaşlara önderlik yapmışsın… Buraya kadar ne güzel!

Peki, senin ne işin var hastane müdürlüğünde, ey imam kardeşim!

Herkesin hakkını, hukukunu en başta senin gözetmen ve savunman gerekirken; "sağlık idaresi yüksek okulu mezunu’’ mümin kardeşlerimizin hakkı olan kadroyu niye gasp ediyorsun?
 
‘’B’’ camisinde görev yapan bir imam kardeşimiz hastane satın alma bölümüne istihdam edilmiş yani atanmış…

Arkadaş! Size imam hatip lisesinde satın alma dersi mi okuttular?

Hayır.

Hayırsa, alanın olmayan bir kadroyu neden işgal ediyorsun? O kadroyu eğitimiyle hak etmiş, sınavına girmiş, birçok mümin kardeşimizin sırasını niye kapıyorsun?

Peki, tüm bu tezgahlar nasıl işliyor?

Olayın başı maalesef dev bütçesiyle (8 bakanlığın bütçesine eşit) ve yaklaşık 100 bin kadrosuyla diyanet işleri başkanlığımızdır. Çünkü her yıl kadro boşaltıyor, her yıl kadro istiyor. Nedense tüm kadro talepleri hemen yerine getiriliyor…

Gerçi iş o kadar pervasızlaşılmış ki diyanet işleri başkanlığımızın kadrosundan geçişler bir yana bir de direk geçişler vardır. Örnek mi?

Size en yakın akrabamdan örnekleme yapacağım. Önce imam hatip lisesini bitirdi, sonra ilahiyat fakültesini tamamladı ve KPSS sınavına girdi.

Bilin bakalım nereye atandı?

Mersin Gümrük Başmüdürlüğü, gümrük kontrol memuru kadrosuna…

Ey Müslüman Kardeşim! Aldığın ağırlıklı olarak dini eğitimde gümrük mevzuatı dersi mi var?

Yok, yoksa bu atama nedir arkadaş….

O kadroları hak eden gümrük mevzuatıyla ilgili meslek lisesi ve yüksek okulu bitirenlere yazık değil mi?

Adalet bunun neresinde?

Bu örneklemeleri gören ve buna göre akıl yürüten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ne yapacaklar?

Çocuklarını imam hatip liselerine gönderecekler ve çocuklarının her bakımdan geleceğini garanti altına alacaklar…

Söylenecek söz bulamıyorum. İnanın sıkıntıdan boğazım düğümlendi… Birinin çıkıp kral çıplak demesi lazımdı. O da ben oldum... 

Son söz: Allah bu ülkenin geleceğini daha kötü etmesin! Allah Siyasetçilerimizi akıl-fikir versin!

Saygı ve sevgilerimle…

Ömer Özdamar/Burdur-Bucak/23 Ekim 2010
Bu yazı daha önce counter kisi tarafından okundu.
Yorum Gönder