10 Aralık 2017 Pazar

AK Parti Bucak Gençlik Kolları Kongresinde FİYASKO..


Tam bunu yazacakken başka bir FİYASKO daha ortaya çıktı..

Haberi linki aşağıdadır..


9 Aralık 2017 tarihli bu haber aynı gün yapılan Ak Parti Bucak Gençlik Kolları Kongresiyle ilgilidir..

Haberi okudum..

Ne zaman?

9 Aralık 2017 akşamı..

İçimden ‘yarın buna bir düşünce-yorum yazayım’ dedim..

10 Aralık 2017 günü haberi ara babam ara..

Yok olmuş sanki uçmuş..

Neyse haberin linkini buldum, tıkladım..

Ana ne göreyim, sayfa kaldırılmış..

Kongrede liste çıkarılamaması bir FİYASKO, haberin yayından kaldırılması ayrı bir FİYASKO..

Şimdi ben hangi FİYASKO’yu yazayım, bilemedim, şaştım kaldım..

İsterseniz önce kongreden başlayalım..

Hala BAYRAMCILAR, REŞATÇILAR arasında siyasi güç savaşı kaldığı yerden devam ediyor, hem de artan dozda..

Düşünün bir kere..

Gençlik Kolları Başkanı’nı AK Parti Genel Merkezi atıyor..

Yönetim listesini kongrede konsensüsle oluşturun deniyor..

Deniyor fakat olmuyor..

Neden?

Liste savaşı çok hararetli, çok ateşli..

Gelelim haberin yayından alınmasına..

Hiç de lafım yoktur..

Çünkü yaşanan durum malumun ilanıdır..

Önemli Not: AK Parti Burdur Milletvekili Sayın Bayram Özçelik’in yakın çevresinden telefonla bana ulaşıldı ve verilen bilgiye göre:
‘’Bayram Beyin kongreye ve listeye asla müdahalesi yoktur, Başkan ve oluşacak listeye sahip çıkacağını’’ söylendi…
Ben de kamuoyu bilgisine sunarım..


Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



7 Aralık 2017 Perşembe

Türkiye’nin kanayan yarası SİYASİ TORPİL..


Bu konuda yazı yazmam, artık kaçınılmaz oldu..

Neden?

Bugün yine bir şikayet aldım ve vicdanen çok rahatsız oldum..

Elimden gelen ise yazıyla kamuoyuna bildirmektir ve tarihe not düşmektir..

Belki bu yöntemle vicdanları kanatan yaranın iyileşmesi için bir katkımız olur..

Bir kere yaşım 56 olup ben bildim bileli SİYASİ TORPİL Türkiye’de hep vardı, hep oldu..

Rahmetli Ecevit bir yerde bu siyasi torpilin önünü kesmek için KPSS sınavı getirdi.. Özellikle memur olmak için yüksek KPSS puanıyla torpilsiz kamuya giriş için bazen yeterli olabildi.. Bazen diyorum çünkü yüksek memurluk için (kaymakamlık, hakimlik, savcılık, müfettişlik gibi..) mülakat konuyor ve siyasi torpil devreye giriyor..

Kamu hizmet sektöründe çalışmak için maalesef yine siyasi torpil gerekiyor..

İşte temizlik işçisi olacaksan mutlaka yerel iktidardan icazet (izin) alacaksın..

Yerel siyasi temsilcilerin ‘’oluru’’ olmazsa mümkün değil işe başlayamazsın..

Neyse bugün duyduğum şikayeti aynen aktarıyorum..

Abi, oğlum ziraat mühendisiydi.. KPSS’den 72 puanı vardı.. İşte Tarım Kredi Kooperatifleri’nden çağırdılar.. Mülakat oldu ve elendi..

Neden?

Çünkü beni araştırmışlar ve CHP’de üyeliğim çıkmış..

Hadi şikayetçinin yerini de vereyim, Bucak ilçesi Kızılcaağaç köyünden..

Şimdi gelelim benim yorumuma:

CHP üyesi olmak Türkiye Cumhuriyeti eşit vatandaş olma hakkını kayıp mı ediyor?

CHP’ye üye olmak terör örgütüne üye olmakla eşdeğer mi oluyor?

CHP ile üye vergisini vermiyor mu?

CHP’li üyenin çocukları bile babasından dolayı neden haksız muameleye maruz kalıyor?

CHP’liler zorunlu askerlik hizmetini yapmıyor mu?

Siyasi torpili CHP’lilere reva görmeyenler CHP’lilerin müracaat edeceği başka hükümet mi var?

Siyasi torpil sadece iktidar partisi üyelerine yapılıyorsa; bu ülke işgale uğrarsa sadece iktidar partisi üyeleri mi savaşacak?

Siyasi torpil kamunun her alanında yaygınlaşırsa; iktidar partisi dışındakiler bu ülkeye karşı aidiyet hissinde tereddüt doğmaz mı?

Soru çok ama yanıt yok..

Allah’tan güzel örnek de varmış..

Kim söylüyor?

AK Parti Bolu İl Başkanı?

Ne diyor?

“Geçtiğimiz gün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcımız beni telefonla arayarak, İş Kur üzerinden İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde hizmetli olarak görevlendirilmek üzere 125 istihdamın yapılacağını söyledi.
Bende kendisine sayının az olduğunu Bolu’ya en az 200 kişinin ayrılması gerektiğini belirttim. Daha sonrada İş Kur Müdürü’nü arayarak, ‘Tüm müracaatları listeleyin. Benim şahsi olarak vereceğim tek bir kişi yok. Alımlar Noter huzurunda yapılacak kura ile yapılsın. Bunu özellikle takip edeceğim. Amcası, dayısı olan işe girmeyecek. Şansı olan, rızkı burada olanlar işe başlasın’ dedim. Tekrar söylüyorum 15 Temmuz bizim için bir milattır ve bu saatten sonra kimsenin vebalini alamayız. En azından ben almayacağım”

Yaşa başkan!
Helal olsun!
Seni tebrik ediyor ve kutluyorum..

Maalesef aynı dönem Burdur Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde çalıştırılmak üzere 33 güvenlik görevlisi alınacağı müjdesi verildi. En az Lise Mezunu, 25-45 yaşları arasında güvenlik sertifikası olanlar İş Kur müdürlüğüne başvurabileceklerdi..

Ne AK Parti Burdur Milletvekilleri, ne AK Parti Burdur İl Başkanı TORPİL olmayacak, herkes başvurabilir Dİ-YE-ME-Dİ-LER..

Hatta Sosyal Medya üzerinden Avukat Ahmet Sedat Oktay arkadaşım yazmıştı:
AK Parti üyesi 33 güvenlikçi kişi alınacak..
Bu söze bile kimse itiraz etmedi, olur mu öyle şey kimse diyemedi..

Ama yazık oluyor, yazık ediliyor bu ülkeye..

Türkiye AK Parti’den ibaret değildir.. Bu gerçeği siyasetçilere nasıl anlatacağız, nasıl izah edeceğiz valla ben de bilmiyorum..

AK Parti üyesi bir vatandaşın eşit olarak ne kadar hakkı varsa CHP’linin, MHP’linin, diğer siyasi parti üyelerinin de vardır..

Başka şeyler söyleyeceğim ama ne dilim varıyor, ne de adabım yol veriyor..

Ülkemizin geleceği olan genç insanlar tartışma platformu açmış..

Adı ne biliyor musunuz?

Siyasi referans nasıl bulunur?

Vah, vah, vah…

Bakın neler yazmışlar?

Varan-1: Gerçekten arkadaşlar bu torpil nasıl bulunur? Mülakatta torpilin yok diye elenip başka birinin ise torpil vasıtasıyla işe alınması insanın zoruna gidiyor..

Varan-2: Yıllarda ders çalışıyoruz, uykudan bile kıstığımız oluyor ve hakkettiğimi düşünüyorum. Ancak benim yerime işe giren insanlara bakıyorum, benden ne fazlası varsa tamamlayım diyorum ama bulamıyorum.. Artık sövmekten geçtim, nasıl siyasi çevre yapılır bunu deneyimli arkadaşlardan öğrenmek istiyorum..

VARAN-3: Torpil siyasetle uğraşan bir ahbabınız varsa onun vekile veya ilgili başka bir kişiye ulaşmasıyla bulunur. Bu dışarıdan torpil bulma yöntemidir. Eğer sınavı yapan kurum içinden bir ahbabınız varsa bu da içeriden torpil bulma yöntemidir.

Benden bu kadar.. Vicdanları kanatan bu trajediyi yazı döküp insanların bilgisine sunmam gerekiyordu, işte sundum..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR

İnstagram : https://instagram.com/omerozdamar/

Kurnaz Trump ve diğerleri..


Ya anladım, İslam alemi için vazgeçilmez kutsal değerdir KUDÜS..

Ya anladım, Türkiye için her türlü düşmanlığı yapmaktan kendini alıkoyamayan ABD ve Trump vardır..

Çözüm ne arkadaş!

Somut, elle tutulur önerin nedir?

Siyasi alanda ne yapalım?

Ekonomik alanda ne yapalım?

Askeri alanda ne yapalım?

Diplomatik alanda ne yapalım?

Bana biri söylesin, az kalan dişimin birini hemen kıracağım::J))..

Yok, sadece hamaset..

Neden?

Çünkü derin düşünme kapasitemizi hem azalttık, hem de başkasına devir ettik..

İyi de bu kadar gazel okuduktan sonra ‘’sen söyle bakalım’’ diyen mutlaka birisi çıkar..

Peki, önce ABD cephesine bakalım..

Yani ABD’nin adına düşünelim..

Suriye’de tablo şudur:

Rusya yanına Esad’ı almış ve üsleriyle yerleşmiş, sıcak sular yani Akdeniz hayali gerçekleşmiş..

İran, Suriye’de bilfiil savaşmış, üs kurmuş, etki alanını genişletmiş..

ABD ise YPG-SDG güçlerini yanına almış, Suriye politikasında etkin olmuş ama bir türlü etrafında kabul görmemiş hatta ASTANA gibi toplantılara katılmamış..

Ha keza Irak’ın yönetimi ve Irak’ın bir kısım coğrafi bölümü tamamen İran etkisine girmiş..

Dünyanın 1 numaralı devleti, Emperyal güç, bu durumu asla kabullenmez..

Ne yapar?

İşte KUDÜS kararını alır, barışın ve sükunetin tekrar gelmesi için uzun yıllar beklenmesine yol açar..

KUDÜS kararıyla ABD, kan gövdeyi götürsün sonra Atlantik ötesine yardım için müracaat edilsin politikasına döndü..

Tamam. Bu durum karşısında İslam dünyası ne yapmalı sorusuna yanıtım yoktur. Çünkü 2 milyar Müslüman’ın yaşadığı dünyamızda; sorun karşısında şimdiye kadar asla yekpare duramamıştır, bundan sonra da duramaz..

Peki, benim de yaşadığım ülkem, Türkiye ne yapabilir?

Ben daha ortaokul çağındaydım, radyodan haber dinlerdik, ne oldu, ne olacak ‘Arap-İsrail savaşı’ diye..

İsrail maalesef 1970’li yıllarda hem Mısır’ı, hem Ürdün’ü, hem de Suriye’yi savaş alanında mağlup etti..

40 sene sonra ne Suriye kaldı, ne de Mısır’ın eski hali kaldı..

Ayakta kalan hala Türkiye’dir..

2017 yılında KUDÜS mevzuunu daldık diyelim.. (Tamamen jenerik senaryodur.)

İslam ülkelerini örgütledik, İsrail ve ABD’ye siyasi, ekonomik ve diplomatik savaş açtık.. Tabii ki NATO’dan çıktık, Batı ile bağımızı kopardık, dünya İslam ordusu kurduk diyelim..

Kim kazanır?

Kazanmadan geçtim, ABD’ye sıkı sıkıya bağlanmış bazı İslam ülkeleri bu işe ‘he’ der mi?

‘Nah’ der..

Öte yandan ABD’nin tam da istediği yapılanma budur..

Neden?

Çünkü tek, tek uğraşmayayım, topluca halledeyim diye düşünür..

Sonuç olarak Türkiye ne yapmalı?

Elinden gelen gücü sonuna kadar kullanmalı, mümkün olursa Filistin Devleti kurulmasını sağlamalıdır..

KUDÜS karşılığı diplomatik çerçevede bu talep masaya konmalıdır..

Öbür türlü 10-20 yıl sürecek kanlı bir döneme girilir..

Türkiye’mizin kaderi ve sınırı yeniden çizilir..

Benden söylemesi, gerisini devletimizi yönetenler karar versin..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





6 Aralık 2017 Çarşamba

CHP-FETÖ İlişkisi ..


Hep kuşkuluydum..

Neden?

17-25 sonrası CHP’nin siyasi tutumundan..

Başka neden?

FETÖ ile 17-25 öncesi kanlı-bıçaklı olan CHP; ‘F tipi yargı’ var diye Silivri’yi inletirken; ne oldu da böyle cemaatle canciğer oldu?..

Hep kafamda birçok soru işareti vardı..

Neydi bu soru işaretlerinin belli başlıları?

2015 yılında Elazığ CHP 1.sıra Milletvekili Adayı olan CHP Genel Başkanı Başdanışmanı Doç. Dr. Fatih Gürsul FETÖ’den tutuklandı..

En son Eski CHP Milletvekili Aykan Erdemir’in ABD’de bulunması ve gıyabında tutuklanma kararı çıkması..

Daha birçok soru işareti vardı ama ete-kemiğe bürünmediği için yazamıyorum..

Bugün servis edilen bir fotoğraf kafamdaki CHP-CEMAAT ilişkisini benim açımdan netleştirdi artık..

Bu fotoğraf ne zaman çekiliyor?

3-4 Aralık 2013’te

Yani..

Yanisi yunusi yoktur. Meşhur 17-25 Aralık operasyonlarından 13 gün önce ABD’de gerçekleşen bir toplantıda çekiliyor.

İddia ne?

Halen hakkında yakalama kararı bulunan Eski CHP Milletvekili Aykan Erdemir’in, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu FETÖ’cülerle buluşturduğu..

Fotoğrafta başka kim var?

15 Temmuz darbesinin kilit ismi Hava Kuvvetleri İmamı olarak bilinen Adil Öksüz’ün kardeşi Ahmet Öksüz de var..

Ahmet Öksüz halen nerede?

Karabük’te FETÖ’den tutuklu..

Bu dakikadan sonra CHP Genel Başkanı ne yapmalı?

Valla ne yapar bilemem, bunu söylemek haddime de düşmez ama eski CHP’li olarak şunları söylemeden geçemem:

CHP ile cemaat asla yan yana duramaz, asla yan yana anılamaz..
CHP ile cemaat asla işbirliği yapamaz, asla siyasi desteği kabul edilemez..

Gerisini CHP siyasi parti ailesi düşünür, taşınır, bir karar verir..

Son sözüm: 17-25 Aralık 2013 sonrası CHP siyasi ikbal ya da siyasi iktidar hevesine o günün adıyla cemaatle, bugünün adıyla FETÖ ile amma öyle, amma böyle işbirliğine girdiği ve beraber çalışma yaptığı kanaatindeyim..

Bu tabii ki benim şahsi düşüncemdir..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR






Bucak ‘marka ilçe’ olma yolunda ilerliyor..


Malumunuz en son takriben 60 trilyonluk yatırımla Kahveler ve Sanayi kavşakları’nın üstgeçitleri tamamlandı ve hizmete açıldı..

Yeni Bucak Devlet Hastanesi hizmete açıldı..

TOKİ 3 etap bitti, 4.etap eli kulağında..

Daha birçok yatırım var ama büyük ve yüksek montanlıları saydım..

Geçen hafta sonu şahane ve leziz bir nikah salonu açıldı..

Önce nikah salonu sonra üstgeçit mevzularına şimdi derinden dalış yapalım..

Ya arkadaş, hiç Hacısarılar mezarlığına nikah salonu olur mu?

Hadi belediye başkanı düşünemedi diyelim, etrafındaki danışmanları, çalışanları hiç mi söylemez, hiç mi uyarmaz?

’Sayın Başkan, böyle bir karara imza atarsak sonra bize tefe koyarlar, nikah kıyma ile mezarlık arasındaki bağlantıyı kamuoyuna nasıl izah ederiz?’’

Hem Kaymakam hem de Belediye Başkanı olan Yalçın Bey, gelir gelmez el attığı ve 2 ay gibi kısa sürede sonuca ulaştırdığı ‘mezarlık nikah salonu’na son noktayı koydu..


Gelelim üstgeçit meselesine..

Projesi ve düşüncesi 2010 yılına kadar uzanan önce altgeçit, sonra üstgeçit olarak projelendirilmesi ve yapılması neredeyse 7 yıl aldı..

Kabul edelim ki yapılsın diye bir grup vardı, yapılmasın diyen ya da karşı çıkan başka bir grup vardı..

Yaklaşık 2-3 yıl önce karşı çıkan gruptan, ‘’yol üzerindeki esnafların mağdur olacağı, kazanç kaybı yaşayacağı’’ iddiası bile kulağıma geldi..

Hatta üstgeçit yapımı devam ederken mahkemeden ‘durdurma kararı’ bile alındığını unutmayalım..


Neyse ki marka olma yolunda ilerleyen Bucak ilçemiz güzelleşiyor, gelişiyor ve büyüyor..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



  

24 Kasım 2017 Cuma

Bucaklılar kitap okuyor..


2008 basımı ‘’Normal Ötesi Aşk’’ Kısa Roman
2009 basımı ‘’Normal Ötesi Aşk 2’’ Kısa Roman
2014 basımı ‘’DÜŞ’e Yazdım’’ Deneme
2016 basımı ‘’PLÜTON BİZE NEDEN KÜSTÜ?’’ DENEME kitaplarım vardır.

İmzalı olarak BUCAKLI aşağıdaki okurlara kitapların ya 2’sini, ya 3’ünü ya da 4’ünü beraber ulaştırdım, fotoğrafladım ve yayınladım..  

İsmini unuttuğumuz ve fotoğraf çektirmeyenlerle beraber 150 civarında okuyucu sayısına geldik..

Hedef Yıl sonuna kadar 200 okuyucudur..

1. Recep Mutlucan
2. Şerife ÖZDAMAR
3. Mehmet Ali DURAN
2. Kadir SEZGİN
3. Süleyman DİRİL
4. Halil KAPLAN
5. Abdullah ÖZEL
6. Hakkı IŞIK
7. Salih ŞİMŞEK
8. Necdet ULUSAN
9. Galip DURAN
10. Adem ŞENGÜL
11. Servet KELEŞ
13. Mustafa ÖZTÜRK
14. Recep ŞİMŞEK
15. Adem ALTUNDAŞ
16. Ömer DAMARCAN
17. Bayram SAMUR
18. Ahmet ATASAYAR
19. Şevket KURTULMUŞ
20. Arsal SARI
21. Erdoğan UÇAN
22. Deniz BAYKAL
23. Mehmet DEMİREZEN
24. Halil MANAV
25. Musa ÖKTE
26. Serkan KURNAZ
27. Celal DURMAZ
28. Osman KAPAN
29. Veysel YILDIZ
30. Mehmet Ali UYSALl
31. Şemşettin GÜNEL
32. Abdurahman ÇELİK
33. Nihat YALÇIN
34. Mahir ÇETİNBAŞ
35. Süleyman MUTLU
36. Bekir MUTLU
37. Hasan AKTÜRK
38. Ali BULUT
39. Abdullah ÖZMEN
40. Barış NAYIR
41. Ali HAS
42. Niyazi BÜLBÜL
43. Şuayip ÖZTAŞ
44. Mustafa KAYNAK
48. Ahmet KENDİR
49. Ali KASAP
50. Atilla DİLEK
51. Ömer SAYLAK
52. Mehmet Turhan KONU
53. İbrahim NANECİOĞLU
54. Nihat YALÇIN
55. Cafer KAPLAN
56. İbrahim GİLİK
57. Ali ÖZDAMAR
58. Enes ERDEM
59. Mehmet ÖzDAMAR
60. Mehmet ÜNAL
61. Mesut GÜNELl
62. Süleyman ORAL
63. Hasan KURT
65. Hasan Yalçın MEÇİKOĞLU
66. Hüseyin YILDIZ
67.Mesut DURMAZ
68. Semih ÇELİKKAYA
69. Fuat ŞAN
70. Süleyman SAVAŞ
71. Serkan Özge AĞCA
72. Ahmet Sedat OKTAY
73. Ali DURAN
74. Abdülkadir MUTLUCAN
75. Hasan Hüseyin ÇEPNİ
76. Şükran ALPAĞAN
77. Turhan YAŞAR
78. Mehmet Ali UYSAL (Uğurlu)
79. Mustafa ŞENCAN
80. Sabahattin KADIOĞLU
81. Osman KURTULMUŞ
82. Mehmet ALTUNDAŞ
83. Hüseyin ÇUBUK
84. İbrahim NANECİOĞLU
85. Kader KESKİN
86. Mustafa KOZAK
87. Atila ÖZDAMAR
88. Osman OKTAY
89. Metin NOM
90. Süleyman GÜZEL
91. Hüseyin ARLI
92. Halit ARIŞLI
93. Hüseyin ERDEM
94. İshak GÖKSEL
95. Mustafa ÇOŞAR
96. Ömer TEKSÖZ
97. Sabri YILDIRIM
98. Osman SAYAR
99. Sefa Emre AKINCI
100. Halim AKÇA
101. Muammer CADIL
102. Arif ALTUNER
103. Mustafa SERT
104. İlyas UZUN
105. Muhammet ÖZDAMAR
106. Ömer DAMARCAN
107. Önder DUTLU
108. Ahmet ÖZDAMAR
109. Hakan ACAR
110. Süleyman UYSAL
111. Halil KART
112. Fatih YILDIZ
113. Abdullah ÖZMEN
114. Osman BALCI
115. İbrahim ATAN
116. Cemil GÜNEL
117. Salih ÜNAL
118. Durmuş Ali GÜNEL
119. Hüseyin DURAN
120. Mustafa NANECİOĞLU
121. Furkan Power Elektronik
122. Canberk VATANSEVER
123. Emin ATAY
124. Hedef Gazetesi
125. Mustafa ÖZDEMİR
126. Hayrullah KAYACAN
127. Enes ERDEM
128. Musa ÖKTE
129. Ramazan AYAZ

21 Kasım 2017 Salı

Et fiyatları düşer mi?


Kıymanın kilosu halen yaşadığım ilçede ortalama 40 TL. olup büyük şehirlerde 50 TL. civarında seyretmekteydi..

Fakir-fukara et yesin sloganıyla hükümet ithalat silahına sarıldı ve binlerce ton et ülkemize geldi..

Bazı marketlerde kıymanın kilosu 30 TL civarında satışa geçti..

Piyasayı terbiye etmek üzere yapılan bu hamle et fiyatında istikrar sağlar mı?

Bence sağlamaz çünkü eksiktir..

Neden?

Hayvancılık özellikle besicilik için temel girdi YEM’dir..

Et fiyatlarıyla korelasyon içinde YEM fiyatı da artmıştır..

Türkiye’de yem fiyatlarını belirleyen özel sektör hegemonyası olup katma değer vergisi düşmesine rağmen hiç fiyata etkisi olmadı, tam aksine fiyatlar arttı..

Hükümet hakikaten et fiyatlarının kalıcı şekilde düşürmek istiyorsa et besicilerinin temel girdisi olan sanayi yemi ithal ederse başarabilir.. Yani hem et hem de sanayi yemi ithalatı sektöre ve piyasaya fiyat ayarı verir..

Yok sadece et ithal edeceğim kararında diretirse hem hayvancılığın gelişimine zarar verir, hem de ithalat bitince fiyatlar katlanarak artar..

Neden?

Geçen yıl 30 TL olan kıyma 40 TL olduysa aynı şekilde 40 TL olan 50 KĞ’’lık sanayi yem çuvalı 60 TL’ye yaklaştı..

İşte bu çelişkili durum nedeniyle et fiyatlarında kalıcı düşüş görülmez kanaatindeyim..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR


İşte kitaplarımın satıldığı internet alış-veriş adresi:









20 Kasım 2017 Pazartesi

Ekonomik kriz mi, siyasi kriz mi?


En sevdiğim ve iddialı tezlerimin olduğu alan ekonomidir..

Halen yaşanan ‘’ekonomik kriz mi, siyasi kriz mi?’’ zor sorunun cevabı bu makalenin ana gündem maddesi olacaktır..

Aslında soru şu benzetmeyi anımsatıyor: ‘’Yumurta mı tavuktur, tavuk mu yumurtadır?’’

Kısaca geçişgenliği ve geçirgenliği çok fazla olan siyaset ve ekonomi konularıdır.. 

Bazen ekonomi siyasete dayatır, bazen de siyaset ekonomiye dayatır..

Neyi?

Ekonomiyse silahları bellidir, hele bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde faiz ilk mermidir.. Sonra kur masaya gelir, sonra döviz borçlularının batması..

Siyaset ise bu gelişmeleri ya yönetir ve kontrol altına alır ya da yönetemez noktalara sürüklenir..

İç siyasette zayıf olmakla beraber özellikle dış siyasette, ekonomi üzerinden dayatma yapılıyor..

Bence 2017 yılı biterken dış siyaset dayatmaları karşısında Türkiye ekonomisini en az zararla atlatmak için yönetilebilir noktadan hızla uzaklaşılıyor..

ABD, AB ve bunların askeri şemsiyesi NATO, 'öyle de, böylede' Türkiye siyasetine dayatma içindeler..

Diplomatik tabirle ‘ya gidere gider yaparsın ya da yönetebilir noktada tutarsın..'

Neredeyse 50 yıldır ittifakın içinde olduğumuz ve kendi rızamızla girdiğimiz NATO’dan bugünden yarına çıkmamız söz konusu mu?

Mümkündür ancak çok ağır ekonomik bedeli olur..

Ha keza AB ile müzakereleri kesip atıp ilişkimizi dondurma yapılabilir mi?

Mümkündür ancak çok ağır müeyyidesi vardır..

ABD’ye ‘’gölge etme başka ihsan eylemem’’ tarzında çıkış yapıp stratejik ortaklık sonlandırabilir mi?

Mümkündür ancak bunun ekonomik karşılığı vardır..

Devleti yönetme sanatı burada devreye giriyor..

Haklıysan, buna inanıyorsan hem dikleneceksin hem de ikna edip ilişkileri ileriye taşıyacaksın..

Yoksa diplomatik literatürde haklılığını ‘kestirip atma’ yöntemiyle açıklama yoktur..

Ha siyaset diplomasiyi bir kenara atıp her şeyin gereğini yapabilir mi?

Yapar, tabii halkını ikna ederse..

Neye?

Öncelik haklılığına, daha da önemlisi yaşanabilecek ekonomik sarsıntıya..

2018 yılında galiba bunun izdüşümünü yaşayarak göreceğiz..

NATO skandalı, Zarrab davası, ABD ve Almanya’nın FETÖ tutumu karşısında siyaset ya dolar kurunu 5 TL ve üzerine attıracak ya da diplomasi ehliyetini kullanacak..

Tercih tamamen siyasi iktidara aittir..

Dolar kuru 5 TL ve üzerine atarsa reel sektörün en az ¼’ü resmen batar.. İşsizlik rakamı biraz daha yukarı çıkar, nihayetinde ekonomik kriz baş gösterir..

NATO skandalında bence NATO Genel Sekreteri’nin istifa etmeliydi.. Bu tür skandallarda, batı siyasi kültüründe istifa mekanizması çalışır.. Bu noktada istifa etmiyorsa bence kasıt vardır..

Zarrab davası başımızı çok ağrıtacak cinstendir..

Basitçe izah edersem: Örneğin mahkemeden şöyle uçuk bir karar çıkarsa ne yapacağız?

 ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti İran ambargosunu hileyle delmiştir, bu yüzden 200 milyar dolarla cezalandırılması..’

Rakamlar hayalidir, hani kafada canlanması için yazdım..

Ayıkla bakalım, pirincin taşını.. Diyelim mahkeme kararını Türkiye olarak kabul etmedin; o zaman ambargo uygulanırsa ve dünyadan tecrit olursan, ne yapacağız?

Hem ABD’nin hem de AB’nin FETÖ tutumu zaten dillere destan rezilliktir..

ABD ve AB anlaşıldı ki FETÖ aparatıyla siyasi savaş mesajı veriyor.. Ha bunu akıllı devletler karşı bir aparatla cevap verir.. Türkiye’nin halihazır siyasi mekanizması topyekun saldırıya hazırlama gibi izah ediliyor..
Bence hem Türkiye ekonomisini hem de Türkiye devletini riske atmaktır.. Bundan dolayı doğru ve yerinde bir karşı hamle değildir..

FETÖ nasıl ülkemiz için on yıllarca sürecek bir terör örgütü olayı ise ABD ve batıyı ikna etmek, izah etmek uzun yıllar sürecektir..

Diplomatik inceliğe bir örnek verirsem:
Hani ABD Konsolosluğu’ndan FETÖ bağlantısı nedeniyle bir görevli tutuklandı ya, sonra vize krizi yaşandı falan filan..

Ben devleti yöneten etkili kişi olsaydım açıklamamı şöyle yaparım:
‘’ABD halkıyla Türk halkı arasında yıllara dayanan ilişkiyi zehirleyen bu kişi etkisiz hale getirilmiştir. ABD halkıyla ile ilişkilerimiz her zamankinden daha yüksek devam edecektir.’’

Umarım meramımı anlatabildim..

Son söz 2018 yılı için temel ekonomik veriler (bütçe açığı, borçlanma limiti gibi) çok kötü olmamasına rağmen siyasi yanlışlar bedeli dolar kuruna ve faize yansıyacaktır..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR

İnstagram : https://instagram.com/omerozdamar/

İşte kitaplarımın satıldığı internet alış-veriş adresi: