ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2023 Pazartesi

GAZZE OYUN ALANI

 Oyuncular kimlerdir?

ABD, İsrail, Fransa, İngiltere ve diğer batılı ülkeler bir tarafta dururken; Rusya, Çin, İran başta olmak üzere diğer bazı ülkeler karşı tarafta pozisyon aldılar..

Oyun sahası GAZZE olup Arap ülkeleri, Hindistan, Güney Afrika gibi ülkeler TARAFSIZ  kalarak izleme yapıyor..

Türkiye ne yaptı, 7 Ekim’den bu yana?

DİPLOMASİ ile arabuluculuk yapıyor ve ateşi söndürmeye çalışıyor..

GAZZE’de, yönetimi elinde tutan HAMAS, öyle bir hamle yaptı ki, ‘’YA YOK OLACAK YA DA BİRLEŞİK-BAĞIMSIZ FİLİSTEN DEVLETİNE ÖNDERLİK EDECEK.’’

2023 yılının Ekim ayından itibaren; ‘İNSAN HAKLARI, SAVAŞ SUÇLARI, ULUSLARARASI ADALET VE TEMEL İLKELER’’ gibi değerler ÇÖP olmuştur..

GAZZE OYUN SAHASINDAN illaki yeni bir insanlık tarihi yazılacaktır..

Türkiye, 2.dünya savaşı boyunca (1940-1945 yılları arasında) İsmet İnönü’nün uyguladığı ‘SAVAŞA DAHİL OLMAMA DIŞ POLİTİKASINI’ mutlaka uygulamalıdır..

Hükümet, bugüne kadar GAZZE OYUN SAHASINA girmedi, başarılı bir diplomasi yürüttü ve inşallah böyle devam eder..

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

ISPARTA SDÜ KREDİ YURTLAR KURUMU REZALETİ

İhbar dün geldi, SOKAK GAZETECİSİ olarak fotoğrafları görünce midem bulandı..

Nedir olay?

ISPARTA KYK Murat Hüdavendigar Erkek Öğrenci Yurdu yeni hizmete girdi sayılır, her şey mükemmele yakın ancak biz Türklerin özelliğidir: ‘’NEHRİ GEÇER, DEREDE BOĞULUR’’ misali YEMEK SORUNU çözülemiyor..

 

Bu yurtlara yemek sağlayan firma kimdir?

Yemekleri denetleyen kimdir?

İsterseniz fotoları paylaşayım, sonra tekrar yorum yapalım..

 












Lütfen biraz daha itina gösterelim, yemekleri kontrol edelim, çocuklarımıza, gençlerimize, geleceğimize örnek olalım..

ISPARTA KYK MÜDÜRÜ bu işte 1.sorumludur bence..

Ne yapıp, edip bu yemek hazırlanmasına ve sunumuna çözüm bulmalıdır..

Gençlerimiz adına SOKAK GAZETECİSİ olarak sesleniyorum:

Yurtlarımızın yemek sorununu en kısa zamanda çözüme kavuşturun…

Yeni yazımda görüşmek üzere sağlıklı ve sevgiyle kalın..

Sosyal medya adreslerim:

İnstagram:  @omerozdamar

Facebook: https://www.facebook.com/omerozdamar62

Tiktok: https://www.tiktok.com/@omerozdamar15

 

SOKAK GAZETECİSİ

Bucak-BURDUR

 

 

26 Mart 2018 Pazartesi

3.Dünya Savaşı Eli Kulağında..



Savaşlar malumunuz önce diplomatik krizle başlar..

ABD, İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri topyekun Rusya karşıtı cephede kümelendiler..

İşin özeti ABD, İngiltere ve AB ülkeleri Rusya’nın diplomatlarını sınır dışı ediyor, yani ‘’Persona Non Grata’’ istenmeyen personel ilan ediyor..

Rusya ise mütekabiliyet çerçevesinde misliyle karşılık verecektir..

Bu savaşta nükleer silah kullanılır mı?

Kontrollü savaştan kontrolsüz safhaya geçilirse kullanılması yüksek olasılıktır..

2.dünya savaşında 50 milyon insan ölmüştü, 3.dünya savaşında nükleer silah kullanılırsa yeryüzünde yaşayan insanların en az 1/3’ü ölebilir..

Şu soruyu duyabiliyorum: ‘’Neden bu savaş?’’

Dünyada halen geçerli mevcut sistem savaşı kaçınılmaz kılıyor..

Savaş dışında seçenek kalmıyor..

Çünkü paylaşım, kartların yeniden dağılımı, sınırların ve etki alanlarının değişmesi barışı öldürüyor..

Rusya-Çin-İran-Kuzey Kore anlaşıldı ki blok hareket edecekler..

Türkiye ne yapacak?

Hiç bilemiyorum, tahmin de edemiyorum..

Son söz: ‘Altın savaş halinin vazgeçilmez değeri olup yastık altında, az veya çok, gücünüz doğrultusunda altın bulundurun’ derim..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




14 Şubat 2018 Çarşamba

ABD Başkanı Trump yandı..


Trump lehine 2016 seçimlerine Rusların müdahale ettiği suçlamasını kabul etmeyen ve bu yüzden FBI Başkanı’nı istifa ettiren ve halen bu soruşturma devam ederken bu kez pornocu skandalıyla yandı..

ABD halkı, başkanın porno yıldızıyla yatmasına kızmaz ama yalan söylemesine asla tahammül etmez..

Malumunuz 2016-Kasım ayı başkanlık seçimleri öncesi ‘’Trump’ın porno yıldızı ile ilişkisi gündeme gelmiş ancak hem porno yıldızı hem de Trump iddiaları yalanlamıştı.

İddia artık yeni bir boyut kazandı.

Nasıl?

Trump’ın avukatı Michael Cohen, porno sektöründe Stormy Daniels olarak bilinen Stephanie Clifford’a seçim öncesi konuşmaması için ‘sus payı’ olarak 130 bin dolar ödendiğini itiraf etti..

Peki, ne olacak bundan sonra?

Başkan Trump artık görevde ama görevde yokmuş gibi muamele görecektir. Her an görevden azledilmesi mümkün olacaktır. 2018-Kasım ayı ara seçimlerine kadar görevden azledilmesi büyük olasılıktır..

Peki, ABD’yi kim yönetiyor bugünlerde?

Bulunduğu zor pozisyon nedeniyle Trump’ın ABD iç ve dış işlerine müdahil olması namümkündür..

Pentagon-CIA ikilisi ABD’nin askeri ve siyasi dış politikasını sürdürmektedir..

Başkan Trump’ın yürütülen dış politikada hiç ama hiç dahli yoktur..

Dış politikada varlığını duyurmak için KUDÜS kartını oynadı, o da tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.. Çünkü PENTAGON-CIA ikilisi zamanın uygun olmadığını söyledi..

Özellikle Pentagon, Başkan Trump’ın dış siyasetle ilgili sözlerini askıda bırakan o kadar çok hamlesi var ki saymakla bitmez..

Obama’dan kalan dış siyaseti değiştiriyorum ve bu çerçevede:

-Orta Doğu’dan çıkacağız diyen Trump’a verilen yanıt HAYIR..

-YPG’ye silah yardımını durduracağız diyen Trump’a verilen yanıt HAYIR..

-Hedefe İRAN’ı koyalım diyen Trump’a verilen yanıt HAYIR..

Ondan diyorum Trump var ama yoktur..

Trump’ın gideceği kesindir, sadece zamanlama önemlidir..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



13 Şubat 2018 Salı

ABD için ‘B’ planı Var mı?


Aklıma her şey geliyor..

ABD ile savaşalım diyenlere çok basit bir soru sorayım:

Neye karşılık?

Sıcak çatışmaya girdik, 10 ABD askerini öldürdük, bu andan itibaren ne olacağa dair ‘’Bizim ‘B’ planımız var mı?’’

Akdeniz’de ya da Hint Okyanusunda bulunan uçak gemisinden Ankara’ya CRUİSE füzesi fırlatırsa; biz ne yapacağız?

Kuzey Kore Liderinin bile bu konuda karşılık verebileceği bir düğmesi var, uzun menzilli füzesiyle ABD kentlerini tehdit edebilir..

Bize atılan füzeye karşı bir ne atacağız?

Tamam, Osmanlı tokadı atarız ama adamları bulursak..

Adamlar bize 10 bin km. uzaklıkta duruyor..

ABD ile savaşa tutuşmak akla ve mantığa uygun olduğunu biri bana anlatsın, hemen ikna olayım..

Ankara’ya atılacak füzeye biz nasıl karşılık vereceğiz?

Birisi bana izah etsin, o vakit hemen ABD’ye savaş açalım..

Çare nedir?

ABD ile direk savaşa girmeden her türlü ilişkiyi kesebilirsin..

ABD üslerini hemen kapatabilirsin..

ABD ile ticarete ambargo koyabilirsin..

Her şeyi yapalım ama asla mermi sıkmayalım derim..

Çünkü ABD’ye mermi sıkmak demek; ANKARA’nın, İSTANBUL’un güvenliğini tehdit altına sokmak olur..

O zaman AFRİN harekatında TSK’nın başarısını alkışlayalım fakat ABD ile savaşmayalım..

Sıradan bir sokak gazetecisi refleksiyle bu yazıyı kaleme almak zorundayım.. Elbette bizi yönetenler en doğru kararı alacaktır..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





25 Ocak 2018 Perşembe

ABD, Türkiye’ye mermi sıkar mı?


Başlık gayet yalın ve anlaşılır bir soru cümlesidir..

TSK tarafından 6 gündür harekat yapılan Afrin’de, zaman zaman çatışmaların olduğu Menbiç’te ABD mermi sıkar mı?

Kime?

Türk askerine!

Normal ve sağlıklı bir ABD yönetimi olsa kesin olarak sıkmaz diyebilirim ama şu an PENTAGON, TRUMP, CIA sanki 3 ayrı yönetim varmış gibi davranıyorlar..

Öte yandan TRUMP’ın geleceği belirsiz olunca sorunun yanıtı da belirsiz oluyor..

Diyelim ki en kötü olasılıkla karşılaştık:

‘’Ne yapacağız?’’ sorusuna mutlaka karşılık bulmamız lazım..

Yani senaryo ‘’B’’, senaryo ‘’C’’ olmalıdır..

Senaryo-B’yi ele alırsak neler olabilir?

Menbiç’te ABD askeri ölür, ABD uçakları Türk askerini bombalar, şehit verilir, ABD-Türkiye ilişkileri artık geri dönülemez noktaya sürüklenir, İncirlik üssü kapanır, Kürecik radarı kapanır ve Türkiye yeni bir saf-kamp belirler..

Senaryo-C’de ise iş tamamen kontrolden çıkar.. Akdeniz’deki ABD uçak gemilerinden Başkent Ankara’ya füze atılır..

Bu da 3.Dünya Savaşının fitiline, çakmak çakılmasıdır..

Senaryo-A, bugünkü gibi inişli-çıkışlı ilişkiler sürer, AFRİN’e harekat devam eder, PYD yenilir sonra ateşkes olur, herkes tekrar masa etrafında toplanır..

PYD sadece FIRAT’ın doğusunda kalır..

Tamamen hayali ‘A’, ‘B’ ve ‘C’ senaryolarını kabaca yazdım..

İstenirse bu senaryolar için sayfalarca olabileceklerle doldurulur..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





7 Aralık 2017 Perşembe

Kurnaz Trump ve diğerleri..


Ya anladım, İslam alemi için vazgeçilmez kutsal değerdir KUDÜS..

Ya anladım, Türkiye için her türlü düşmanlığı yapmaktan kendini alıkoyamayan ABD ve Trump vardır..

Çözüm ne arkadaş!

Somut, elle tutulur önerin nedir?

Siyasi alanda ne yapalım?

Ekonomik alanda ne yapalım?

Askeri alanda ne yapalım?

Diplomatik alanda ne yapalım?

Bana biri söylesin, az kalan dişimin birini hemen kıracağım::J))..

Yok, sadece hamaset..

Neden?

Çünkü derin düşünme kapasitemizi hem azalttık, hem de başkasına devir ettik..

İyi de bu kadar gazel okuduktan sonra ‘’sen söyle bakalım’’ diyen mutlaka birisi çıkar..

Peki, önce ABD cephesine bakalım..

Yani ABD’nin adına düşünelim..

Suriye’de tablo şudur:

Rusya yanına Esad’ı almış ve üsleriyle yerleşmiş, sıcak sular yani Akdeniz hayali gerçekleşmiş..

İran, Suriye’de bilfiil savaşmış, üs kurmuş, etki alanını genişletmiş..

ABD ise YPG-SDG güçlerini yanına almış, Suriye politikasında etkin olmuş ama bir türlü etrafında kabul görmemiş hatta ASTANA gibi toplantılara katılmamış..

Ha keza Irak’ın yönetimi ve Irak’ın bir kısım coğrafi bölümü tamamen İran etkisine girmiş..

Dünyanın 1 numaralı devleti, Emperyal güç, bu durumu asla kabullenmez..

Ne yapar?

İşte KUDÜS kararını alır, barışın ve sükunetin tekrar gelmesi için uzun yıllar beklenmesine yol açar..

KUDÜS kararıyla ABD, kan gövdeyi götürsün sonra Atlantik ötesine yardım için müracaat edilsin politikasına döndü..

Tamam. Bu durum karşısında İslam dünyası ne yapmalı sorusuna yanıtım yoktur. Çünkü 2 milyar Müslüman’ın yaşadığı dünyamızda; sorun karşısında şimdiye kadar asla yekpare duramamıştır, bundan sonra da duramaz..

Peki, benim de yaşadığım ülkem, Türkiye ne yapabilir?

Ben daha ortaokul çağındaydım, radyodan haber dinlerdik, ne oldu, ne olacak ‘Arap-İsrail savaşı’ diye..

İsrail maalesef 1970’li yıllarda hem Mısır’ı, hem Ürdün’ü, hem de Suriye’yi savaş alanında mağlup etti..

40 sene sonra ne Suriye kaldı, ne de Mısır’ın eski hali kaldı..

Ayakta kalan hala Türkiye’dir..

2017 yılında KUDÜS mevzuunu daldık diyelim.. (Tamamen jenerik senaryodur.)

İslam ülkelerini örgütledik, İsrail ve ABD’ye siyasi, ekonomik ve diplomatik savaş açtık.. Tabii ki NATO’dan çıktık, Batı ile bağımızı kopardık, dünya İslam ordusu kurduk diyelim..

Kim kazanır?

Kazanmadan geçtim, ABD’ye sıkı sıkıya bağlanmış bazı İslam ülkeleri bu işe ‘he’ der mi?

‘Nah’ der..

Öte yandan ABD’nin tam da istediği yapılanma budur..

Neden?

Çünkü tek, tek uğraşmayayım, topluca halledeyim diye düşünür..

Sonuç olarak Türkiye ne yapmalı?

Elinden gelen gücü sonuna kadar kullanmalı, mümkün olursa Filistin Devleti kurulmasını sağlamalıdır..

KUDÜS karşılığı diplomatik çerçevede bu talep masaya konmalıdır..

Öbür türlü 10-20 yıl sürecek kanlı bir döneme girilir..

Türkiye’mizin kaderi ve sınırı yeniden çizilir..

Benden söylemesi, gerisini devletimizi yönetenler karar versin..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





20 Kasım 2017 Pazartesi

Ekonomik kriz mi, siyasi kriz mi?


En sevdiğim ve iddialı tezlerimin olduğu alan ekonomidir..

Halen yaşanan ‘’ekonomik kriz mi, siyasi kriz mi?’’ zor sorunun cevabı bu makalenin ana gündem maddesi olacaktır..

Aslında soru şu benzetmeyi anımsatıyor: ‘’Yumurta mı tavuktur, tavuk mu yumurtadır?’’

Kısaca geçişgenliği ve geçirgenliği çok fazla olan siyaset ve ekonomi konularıdır.. 

Bazen ekonomi siyasete dayatır, bazen de siyaset ekonomiye dayatır..

Neyi?

Ekonomiyse silahları bellidir, hele bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde faiz ilk mermidir.. Sonra kur masaya gelir, sonra döviz borçlularının batması..

Siyaset ise bu gelişmeleri ya yönetir ve kontrol altına alır ya da yönetemez noktalara sürüklenir..

İç siyasette zayıf olmakla beraber özellikle dış siyasette, ekonomi üzerinden dayatma yapılıyor..

Bence 2017 yılı biterken dış siyaset dayatmaları karşısında Türkiye ekonomisini en az zararla atlatmak için yönetilebilir noktadan hızla uzaklaşılıyor..

ABD, AB ve bunların askeri şemsiyesi NATO, 'öyle de, böylede' Türkiye siyasetine dayatma içindeler..

Diplomatik tabirle ‘ya gidere gider yaparsın ya da yönetebilir noktada tutarsın..'

Neredeyse 50 yıldır ittifakın içinde olduğumuz ve kendi rızamızla girdiğimiz NATO’dan bugünden yarına çıkmamız söz konusu mu?

Mümkündür ancak çok ağır ekonomik bedeli olur..

Ha keza AB ile müzakereleri kesip atıp ilişkimizi dondurma yapılabilir mi?

Mümkündür ancak çok ağır müeyyidesi vardır..

ABD’ye ‘’gölge etme başka ihsan eylemem’’ tarzında çıkış yapıp stratejik ortaklık sonlandırabilir mi?

Mümkündür ancak bunun ekonomik karşılığı vardır..

Devleti yönetme sanatı burada devreye giriyor..

Haklıysan, buna inanıyorsan hem dikleneceksin hem de ikna edip ilişkileri ileriye taşıyacaksın..

Yoksa diplomatik literatürde haklılığını ‘kestirip atma’ yöntemiyle açıklama yoktur..

Ha siyaset diplomasiyi bir kenara atıp her şeyin gereğini yapabilir mi?

Yapar, tabii halkını ikna ederse..

Neye?

Öncelik haklılığına, daha da önemlisi yaşanabilecek ekonomik sarsıntıya..

2018 yılında galiba bunun izdüşümünü yaşayarak göreceğiz..

NATO skandalı, Zarrab davası, ABD ve Almanya’nın FETÖ tutumu karşısında siyaset ya dolar kurunu 5 TL ve üzerine attıracak ya da diplomasi ehliyetini kullanacak..

Tercih tamamen siyasi iktidara aittir..

Dolar kuru 5 TL ve üzerine atarsa reel sektörün en az ¼’ü resmen batar.. İşsizlik rakamı biraz daha yukarı çıkar, nihayetinde ekonomik kriz baş gösterir..

NATO skandalında bence NATO Genel Sekreteri’nin istifa etmeliydi.. Bu tür skandallarda, batı siyasi kültüründe istifa mekanizması çalışır.. Bu noktada istifa etmiyorsa bence kasıt vardır..

Zarrab davası başımızı çok ağrıtacak cinstendir..

Basitçe izah edersem: Örneğin mahkemeden şöyle uçuk bir karar çıkarsa ne yapacağız?

 ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti İran ambargosunu hileyle delmiştir, bu yüzden 200 milyar dolarla cezalandırılması..’

Rakamlar hayalidir, hani kafada canlanması için yazdım..

Ayıkla bakalım, pirincin taşını.. Diyelim mahkeme kararını Türkiye olarak kabul etmedin; o zaman ambargo uygulanırsa ve dünyadan tecrit olursan, ne yapacağız?

Hem ABD’nin hem de AB’nin FETÖ tutumu zaten dillere destan rezilliktir..

ABD ve AB anlaşıldı ki FETÖ aparatıyla siyasi savaş mesajı veriyor.. Ha bunu akıllı devletler karşı bir aparatla cevap verir.. Türkiye’nin halihazır siyasi mekanizması topyekun saldırıya hazırlama gibi izah ediliyor..
Bence hem Türkiye ekonomisini hem de Türkiye devletini riske atmaktır.. Bundan dolayı doğru ve yerinde bir karşı hamle değildir..

FETÖ nasıl ülkemiz için on yıllarca sürecek bir terör örgütü olayı ise ABD ve batıyı ikna etmek, izah etmek uzun yıllar sürecektir..

Diplomatik inceliğe bir örnek verirsem:
Hani ABD Konsolosluğu’ndan FETÖ bağlantısı nedeniyle bir görevli tutuklandı ya, sonra vize krizi yaşandı falan filan..

Ben devleti yöneten etkili kişi olsaydım açıklamamı şöyle yaparım:
‘’ABD halkıyla Türk halkı arasında yıllara dayanan ilişkiyi zehirleyen bu kişi etkisiz hale getirilmiştir. ABD halkıyla ile ilişkilerimiz her zamankinden daha yüksek devam edecektir.’’

Umarım meramımı anlatabildim..

Son söz 2018 yılı için temel ekonomik veriler (bütçe açığı, borçlanma limiti gibi) çok kötü olmamasına rağmen siyasi yanlışlar bedeli dolar kuruna ve faize yansıyacaktır..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR

İnstagram : https://instagram.com/omerozdamar/

İşte kitaplarımın satıldığı internet alış-veriş adresi:





11 Ekim 2017 Çarşamba

ABD-Türkiye krizinin perde arkası..


ABD gibi süper güçlü devletlerde, başkan kim olursa olsun izlenen dış politika çizgisinden sapılmaz kuralı gereği ABD Başkanı Trump, bu krizi kucağında buldu..

Ta Obama zamanında Türkiye-ABD ilişkileri çatırdamaya başladı..

İlk güven kaybı Suriye savaşında yaşandı..

2011 yılında, o zamanın dışişleri bakanı Hillary Clinton ile Davutoğlu anlaşma yaptılar ve ellerini şaklatarak poz verdiler..
Sonra ABD anlaşmayı bozdu ve Suriye politikasında Türkiye’yi yapayalnız bıraktı..

2009 yılında İsrail ile yaşanan meşhur ‘’Van minıt’’ krizi, ABD derin devletinin hafızasına kayıt oldu..

2013 yılında, ‘17-25 Aralık’ FETÖ operasyonunun arkasında ABD olduğundan şüphelenildi ama inanılmadı..

İşte kopma noktası, 2016 yılı ‘15 Temmuz darbe girişimi’..

‘15 Temmuz’ sonrası ABD ile Türkiye ilişkilerinin dikiş tutmayacağı besbelliydi ama her 2 tarafta zamana oynadı..

ABD’yi ikna etmek için Türkiye, 1.5 yıl uğraştı, özellikle Trump’ı..

Obama döneminden kalma ABD’nin Türkiye politikasını değiştirmek için çok uğraşıldı..

Ama olmadı, olmadı..

Türkiye’nin ya da Erdoğan’ın talihsizliği; Trump’ın da topal ördek misali başkan seçilmesidir..

ABD-FETÖ işbirliğiyle ‘’15 Temmuz darbe girişiminin’’ yapıldığı artık savcılık iddianamelerine girmiştir..

New York’ta Rıza Zarrab’ın tutuklanması ve mahkemeye çıkarılması, Cumhurbaşkanlığı korumalarına gözaltı kararı,
Eski bakanın davaya müdahil edilmesi ve ABD’ye ayak basarsa tutuklanması kararı,
Putin yakınlaşması ve S-400 hava savunma sistemi alımı kararı,
Suriye’nin Kuzeyinde YPG’ye silah desteği sağlaması,
Barzani’nin bağımsızlık referandumu,
Hepsi işin garnitürüdür..

ABD’nin İstanbul Konsolosluğu’nda görevli çifte vatandaş (hem ABD, hem Türk) bir memurun, FETÖ’den tutuklanmasıyla o ana kadar yürütülen bilek güreşi neredeyse ölüm-kalım mücadelesine döndü..

Konsolosluk görevlisinin FETÖ’den tutuklanmasının mesajı şudur:

‘’Ey ABD, bu işin arkasında sen varsın ve bunu ben biliyorum, bildiğimi sana ve dünyaya ilan ediyorum.’’

Tabii kıyamet koptu..

‘’Libya, Suriye, Yemen vatandaşları gibi Türkiye vatandaşlarına da vize için ABD’ye gelme’’ kararı verildi..

Anlamı ise ABD-Türkiye ilişkilerinde köprüler atıldı..

Vize kriziyle artık zurnanın zırt dediği yere geldik..

Ne olur?

İşte büyük soru budur!

ABD-Türkiye ilişkilerinin geçmiş tarihini ve gelinen zamanı okursam çıkan düşüncem şöyledir:

 ‘’Ya Trump ya Erdoğan PES diyecek..’’  Yani birisi kaybedecek..

Erdoğan için kaybedecek bir şeyi kalamamış pozisyonda diyebiliriz..
Çünkü 15 Temmuz’da kendisini hedef alan FETÖ darbesi olmuş ve arkasında ABD durmuş..

Hala ABD, FETÖ liderini misafir ediyorsa; Erdoğan için ‘ya hep ya hiç’ hamlesi dışında opsiyon kalmamıştır..

Bundan sonra ABD neler yapabilir, Türkiye neler yapabilir?

Valla hayal bile edemiyorum..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




13 Haziran 2017 Salı

Trump hancı mı, yolcu mu?


ABD Başkanı Donald Trump koltuğuna oturalı 5 ay falan oldu ama 4-5 koldan hazımsızlık mücadelesi devam ediyor..

Ayrıntıya girmeden hemen görüşümü söyleyeyim:

‘’Trump daha da güçlenerek başkanlığa devam edecektir..Hatta ikinci 4 yılını da garantiye alır bu gidişle..’’

Trump kimdir?

Nam-ı diğer EMLAK KRALI olup dünyanın en zengin ilk 400 insanından biridir..

Kişisel mal varlığı 4 milyar dolarcık olup dünyanın 4 bir yanında yatırımları vardır..


ABD içinde medya desteği zayıf,
Müesses nizama bağlı iş dünyasının ve diğer kurumların desteği zayıf,
ABD meclis ve senatosunun desteği zayıf..

Ama ABD halkının desteği kuvvetli ve de en önemlisi serveti..

Senato’da ifade veren (daha önce görevden alınan) FBI Başkanı Trump için ‘Rus konsolosla görüşen ulusal güvenlik danışmanı Flynn hakkında yürütülen FBI soruşturmasını engelledi’’ mealinde ifade verdi..

Sonra

Başsavcılar Karl Racine ve Brian Frosh, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik yolsuzluk iddianamesini dün Maryland federal mahkemesine sundu.

Mahkeme iddianameyi kabul ederse Başkan Trump’ın anayasa mahkemesine kadar uzanacak hukuki süreci başlayacaktır..

Ne olur?

Hepsinden güçlenerek çıkar..

Neden?

Demokrasinin küresel savunucu ABD’de seçilmiş bir başkan öyle ıvır-zıvırla kolay azledilemez bu bir..

Kamu vicdanında savcıların hazırladığı yolsuzluk iddianamesi sağlam bir zemin bulamaz bu da iki..
Yahu adam zaten dünyanın önde gelen zengini, neyin yolsuzluğundan bahsediyorsun..

Herkese zenginlik vaadiyle seçim kazanmış bu da üç..

Bundan sonra ne olacak?

Trump, ABD’de yeni düzen kuruyor, uyum sağlayan devam edecek, direnenler tavsiye olacak..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR