FETÖ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FETÖ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2018 Salı

1 TL FETÖ parası..


Vallahi gerçektir..

Bugün bir arkadaşım, 1 TL gösterdi..

‘’Nerden buldun?’’ diye sordum:

Abi bankaya elektrik borcu yatırdım bankamatikten, üstünü verirken bu 1 TL’yi de verdi..

Ver bakayım dedim, ulan bu 2012 basımı FETÖ parası değil mi?

Evet abi..

Yahu FETÖ darbesi olmuş, halen FETÖ parası tedavülde mi?

Bir araştırma yaptım.

Meğer hala tedavüldeymiş, yani toplatılmamış..

CHP'li Mehmet Tüm geçen ay (Aralık-2017) soru önergesi veriyor:

Türkçe Olimpiyatları parası tedavülde olmasının gerekçesi nedir?

Bu paralar ‘muhtelif alanda ün yapmış’ hangi Türk büyüğünü anmak içindir?

Bu paraların geçerliliği neden iptal edilmemektedir?

İlgili devlet dairesi ne diyor bu soruya?

Hazine Müsteşarlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan cevap metninde, “2017 yılı Ekim ayı sonu itibariyle tedavülde toplam 1.468.707.512 adet 1 Türk Lirası bulunmaktadır. Bu miktara; 70.000.000 adet 15 Temmuz tedavül hatıra parası, 1.000.000 adet Sayıştay hatıra parası ve 1.000.000 adet Türkçe Olimpiyatları hatıra parası da dahildir.”

Kabaca 1 milyar 468 milyon adet 1 TL’lik demir para tedavüldeymiş. Bunların içinde 1 milyon adet Türkçe Olimpiyatları hatıra parası da varmış..

Darbenin üstünden neredeyse 18 ay geçmesine rağmen bu paralar iptal edilmemiş yani bir şey yapılmamış..

O zaman ben buradan Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum:

Lütfen talimatınızı verin!

Bu paralar hemen iptal edilmeli ve tedavülden kalkmalıdır.. Çünkü bu paralarla hala FETÖ propagandası yapılır..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





19 Aralık 2017 Salı

AK Parti ve CHP Bu Kirlilikten Kurtulamazlar..


Tuz ruhu da kullansan, kilolarca çamaşır tozu da katsan siyasetteki bu FETÖ kirliliği temizlenmez..

Çözüm nedir?

Yol yakınken herkes başının çaresine baksın; tertemiz yeni partiler kurulsun..

FETÖ virüsü anlaşıldı ki 12-13 yıl boyunca AK Parti’yi sarmış, sarmalamış, girilmedik alan bırakmamış..

Adı üstünde virüs ya, son 5-6 yılda, ana muhalefet partisi CHP içine de bir şekilde sızmış ve yerleşmiş..

Özellikle AK Parti, temizlik yapıyor..

Nasıl?

Şu veya bu kisve altında görevden alma, uzaklaştırma ve ilişiği kesme şeklinde..

Yeter mi?

Zaman kazanmak için olabilir ama YETMEZ..

Bu temizlikle, bu AK Parti asla arınamaz..

Neden?

O kadar derine ve farklı dehlizlere nüfus etmiş ki virüs, bulup çıkarmak için harcanan zahmet, çaba yıllar, yılları alır..

İlla da saklanan bir ya da birkaçı kalır..

Örnekleme yapayım..

2 AK Parti’li kardeş var diyelim..

Birisi FETÖ elbisesini 17-25 Aralık sonrası çıkarmış, yeni bir elbise giymiş..
Diğeri ise şu veya bu nedenle çıkarmamış ya da çıkaramamış..

Biri, diğerine göre daha temizdir demek bana göre saflıktır.. Çünkü 2’si de virüslüdür yani kirlidir..

En kati virüsü yok etme metodu bulunduğu alanı kesip atmaktır, yetmiyorsa kendi kendini sonlandırmaktır..

Nasıl olacak peki?

CHP kapanır, SHP olur..

AK Parti kapanır, Beyaz Parti olur..

Yeni başlangıçla, yeni beyaz sayfa açılır..

Böylece Türkiye ve siyasi partiler FETÖ virüsüyle uğraşmaktan yorgun düşmezler..

Bu iş PKK işine de benzemiyor arkadaş..

Adam namazında niyazında ise kolayca FETÖ mührü yiyebilir..

Ondan sonra bu durumda olan milyonlarca insan arasında gerçek FETÖ’cüyü bulmak için uğraş, dur bakalım..

Mevcut FETÖ’cüler ne olacak?

Yargılamalar sürüyor zaten..

Bylock kullananlar,
Darbeye katılanlar,
Finans ayağını kontrol edenler,
İl-ilçe sorumluları, meslek sorumluları konumunda olan FETÖ’cülerin hakkaniyet ölçüsünde cezalandırılmasında hiç kuşkum yoktur..

Peki, bu makaleyi neden kaleme aldın?

Valla yazar-çizer olarak çözüm-düşüncesi üretmeye çalışıyorum..

Peki, bu büyük dönüşümü kim yapabilir?

Ülkemizde dominant lider bellidir..

Sayın Erdoğan, kararıyla bu dönüşüm yaşanabilir..

Yapar m?

Yapar, yapmaz bilemem..

Bildiğim ise siyasi ikbal ne diyorsa; ona göre davranan pragmatik liderdir Sayın Erdoğan..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




6 Aralık 2017 Çarşamba

CHP-FETÖ İlişkisi ..


Hep kuşkuluydum..

Neden?

17-25 sonrası CHP’nin siyasi tutumundan..

Başka neden?

FETÖ ile 17-25 öncesi kanlı-bıçaklı olan CHP; ‘F tipi yargı’ var diye Silivri’yi inletirken; ne oldu da böyle cemaatle canciğer oldu?..

Hep kafamda birçok soru işareti vardı..

Neydi bu soru işaretlerinin belli başlıları?

2015 yılında Elazığ CHP 1.sıra Milletvekili Adayı olan CHP Genel Başkanı Başdanışmanı Doç. Dr. Fatih Gürsul FETÖ’den tutuklandı..

En son Eski CHP Milletvekili Aykan Erdemir’in ABD’de bulunması ve gıyabında tutuklanma kararı çıkması..

Daha birçok soru işareti vardı ama ete-kemiğe bürünmediği için yazamıyorum..

Bugün servis edilen bir fotoğraf kafamdaki CHP-CEMAAT ilişkisini benim açımdan netleştirdi artık..

Bu fotoğraf ne zaman çekiliyor?

3-4 Aralık 2013’te

Yani..

Yanisi yunusi yoktur. Meşhur 17-25 Aralık operasyonlarından 13 gün önce ABD’de gerçekleşen bir toplantıda çekiliyor.

İddia ne?

Halen hakkında yakalama kararı bulunan Eski CHP Milletvekili Aykan Erdemir’in, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu FETÖ’cülerle buluşturduğu..

Fotoğrafta başka kim var?

15 Temmuz darbesinin kilit ismi Hava Kuvvetleri İmamı olarak bilinen Adil Öksüz’ün kardeşi Ahmet Öksüz de var..

Ahmet Öksüz halen nerede?

Karabük’te FETÖ’den tutuklu..

Bu dakikadan sonra CHP Genel Başkanı ne yapmalı?

Valla ne yapar bilemem, bunu söylemek haddime de düşmez ama eski CHP’li olarak şunları söylemeden geçemem:

CHP ile cemaat asla yan yana duramaz, asla yan yana anılamaz..
CHP ile cemaat asla işbirliği yapamaz, asla siyasi desteği kabul edilemez..

Gerisini CHP siyasi parti ailesi düşünür, taşınır, bir karar verir..

Son sözüm: 17-25 Aralık 2013 sonrası CHP siyasi ikbal ya da siyasi iktidar hevesine o günün adıyla cemaatle, bugünün adıyla FETÖ ile amma öyle, amma böyle işbirliğine girdiği ve beraber çalışma yaptığı kanaatindeyim..

Bu tabii ki benim şahsi düşüncemdir..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR






11 Ekim 2017 Çarşamba

ABD-Türkiye krizinin perde arkası..


ABD gibi süper güçlü devletlerde, başkan kim olursa olsun izlenen dış politika çizgisinden sapılmaz kuralı gereği ABD Başkanı Trump, bu krizi kucağında buldu..

Ta Obama zamanında Türkiye-ABD ilişkileri çatırdamaya başladı..

İlk güven kaybı Suriye savaşında yaşandı..

2011 yılında, o zamanın dışişleri bakanı Hillary Clinton ile Davutoğlu anlaşma yaptılar ve ellerini şaklatarak poz verdiler..
Sonra ABD anlaşmayı bozdu ve Suriye politikasında Türkiye’yi yapayalnız bıraktı..

2009 yılında İsrail ile yaşanan meşhur ‘’Van minıt’’ krizi, ABD derin devletinin hafızasına kayıt oldu..

2013 yılında, ‘17-25 Aralık’ FETÖ operasyonunun arkasında ABD olduğundan şüphelenildi ama inanılmadı..

İşte kopma noktası, 2016 yılı ‘15 Temmuz darbe girişimi’..

‘15 Temmuz’ sonrası ABD ile Türkiye ilişkilerinin dikiş tutmayacağı besbelliydi ama her 2 tarafta zamana oynadı..

ABD’yi ikna etmek için Türkiye, 1.5 yıl uğraştı, özellikle Trump’ı..

Obama döneminden kalma ABD’nin Türkiye politikasını değiştirmek için çok uğraşıldı..

Ama olmadı, olmadı..

Türkiye’nin ya da Erdoğan’ın talihsizliği; Trump’ın da topal ördek misali başkan seçilmesidir..

ABD-FETÖ işbirliğiyle ‘’15 Temmuz darbe girişiminin’’ yapıldığı artık savcılık iddianamelerine girmiştir..

New York’ta Rıza Zarrab’ın tutuklanması ve mahkemeye çıkarılması, Cumhurbaşkanlığı korumalarına gözaltı kararı,
Eski bakanın davaya müdahil edilmesi ve ABD’ye ayak basarsa tutuklanması kararı,
Putin yakınlaşması ve S-400 hava savunma sistemi alımı kararı,
Suriye’nin Kuzeyinde YPG’ye silah desteği sağlaması,
Barzani’nin bağımsızlık referandumu,
Hepsi işin garnitürüdür..

ABD’nin İstanbul Konsolosluğu’nda görevli çifte vatandaş (hem ABD, hem Türk) bir memurun, FETÖ’den tutuklanmasıyla o ana kadar yürütülen bilek güreşi neredeyse ölüm-kalım mücadelesine döndü..

Konsolosluk görevlisinin FETÖ’den tutuklanmasının mesajı şudur:

‘’Ey ABD, bu işin arkasında sen varsın ve bunu ben biliyorum, bildiğimi sana ve dünyaya ilan ediyorum.’’

Tabii kıyamet koptu..

‘’Libya, Suriye, Yemen vatandaşları gibi Türkiye vatandaşlarına da vize için ABD’ye gelme’’ kararı verildi..

Anlamı ise ABD-Türkiye ilişkilerinde köprüler atıldı..

Vize kriziyle artık zurnanın zırt dediği yere geldik..

Ne olur?

İşte büyük soru budur!

ABD-Türkiye ilişkilerinin geçmiş tarihini ve gelinen zamanı okursam çıkan düşüncem şöyledir:

 ‘’Ya Trump ya Erdoğan PES diyecek..’’  Yani birisi kaybedecek..

Erdoğan için kaybedecek bir şeyi kalamamış pozisyonda diyebiliriz..
Çünkü 15 Temmuz’da kendisini hedef alan FETÖ darbesi olmuş ve arkasında ABD durmuş..

Hala ABD, FETÖ liderini misafir ediyorsa; Erdoğan için ‘ya hep ya hiç’ hamlesi dışında opsiyon kalmamıştır..

Bundan sonra ABD neler yapabilir, Türkiye neler yapabilir?

Valla hayal bile edemiyorum..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




7 Haziran 2017 Çarşamba

AK Parti, CHP ve MHP milli mutabakat hükümeti kurulmalı..


Türkiye için FETÖ hala büyük tehlikedir..

Ülkemizin bekası için topyekun mücadele verilmelidir..

Çare nedir?

15 Temmuz sonrası demiştim, aradan 1 yıl geçti, hala aynı fikirdeyim, hala aynı noktadayım..

FETÖ ile mücadelede CHP-MHP-AK Parti milli mutabakat hükümeti 1 yıl önce kurulmalıydı, çünkü FETÖ ile kesin sonuç alınacak mücadele bu formülden geçmektedir..

Geç mi şu an?

Biraz geç oldu ama umut bitmez..

FETÖ’nün hayal ettiği iç savaş tehlikesinin bertaraf edilmesi nasıl mümkün?

Ülkede siyasi çekişmeye ara verilmeli ve ne yapıp, ne edip milli mutabakat hükümeti kurulmalıdır.

Hatta daha da ileri gidiyorum ve öneriyorum:

Milli mutabakat hükümet kurularak nasılsa siyasete ara verilecek ya; 2 yıl süreyle tüm siyasi partiler kapanabilirler..

15 Temmuz üzerinden neredeyse 1 yıl geçecek, ne oldu, ne bitti?

Şurası kesindir:

Sayın Erdoğan ne kadar çok isterse istesin; AK Parti siyaseti ve iktidarı bu ülkeden FETÖ’yü asla kökünden temizleyemez..

Neden?

AK Parti’nin hücrelerine kadar girmiş FETÖ virüsü düşünürseniz, işin ne kadar zor olduğunu anlarsınız ya da anlayın artık..

Sayın Erdoğan, önce ‘paralel yapı’ dedi, sonra ‘silahlı terör örgütü’ dedi, en sonunda itiraf geldi ve ‘yalnız kaldım’ dedi..

Diğer yandan milli mutabakat hükümeti projesi dünyaya verilebilecek en önemli ve en duyarlı mesaj olurdu:

Nedir o mesaj?

Türkiye topyekun FETÖ’ye karşı kenetlenmiştir..

Böylece Türkiye üzerine hesap yapanlar, şapkasını bir kez daha önüne koyup düşünmek zorunda kalırlar..

Milli mutabakat hükümetinin içeriye diğer bir yararı ise az da olsa CHP ve MHP’ye sızan FETÖ’cülerden kolayca arınabilirler..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



12 Mayıs 2017 Cuma

Denizli Başsavcısı kazaya mı, suikasta mı kurban gitti?


Hemen peşinen düşüncemi paylaşayım:

Yüzde 50 olasılık kaza, yüzde 50 olasılık suikast..

Kaza ise teknik araştırması yapılır ve gerçek ortaya çıkarılır

Esas yazmak istediğim yüzde 50 olasılıkla suikast diyorum ya, işte bu komplo teorimi destekleyen veriler:

-Kamyon şoförünün ehliyeti el konulmuş. Altyapı firması ehliyeti olmayan bir şoföre, hafriyat çekmesine izin verir mi?
Vermez. Çünkü çalışan kamyon şoförünün dosyası olur, ehliyet fotokopisi, kimlik fotokopisi mutlaka o şahsi dosyada yer alır..

-Kamyon şoförü 4 gün önce Uşak’tan geliyor ve neden bu kamyonla işe başlıyor?
Çünkü kaza süsü verilebilecektir.. Hızlı otomobilin, yüklü kamyona çarpmasında genellikle otomobil içindekiler kurtulamıyor..

-Başsavcı her zaman kullandığı güzergah dışına neden çıktı?
Bence başsavcının güzergahı bilgisi kamyon şoförüne verildi. Kamyon şoförünün kaza saatinde önceki tüm telefon kayıtları incelenmelidir. Böylece haber veren ve yardım eden konusunda ipucu bulunur..

-Şoförün FETÖ’cülerle bağlantısı var mıdır?
Valla, tetikçi ya da suikastçı olma olasılığı yüksektir. Çünkü alkolden ehliyetine el konulmuş ve işsizdir..  


-Kazanın ilk raporunda: ‘’Kavşağa yaklaşan kamyonun 'Dur' levhasına riayet etmeyerek, yola çıkması neticesi meydana geldiği anlaşılmıştır" bilgisi ne anlama geliyor?
‘Yüzde 50 olasılıkla suikast’ teorimi, neden iddia ettiğimi şimdi anladınız..

-Halen yurtdışında kaçak etkin ve medyatik FETÖ’cülerin başsavcının ölümü üzerine paylaşımlarına ne diyorsun?
Maalesef insanlık dışı ama sevinç nidaları atarak suikast olduğunu teyit ediyorlar..

-Kamyon şoförünün Uşak’tan gelmesi ne anlama geliyor?
FETÖ soruşturmasının en yaygın olduğu illerimizden biri de Uşak’tır..

-Kamyon şoförünün SRC belgesi var mı?
Yok. İsterseniz SRC ne demek ona bakalım:
SRC belgesi, yük ve yolcu taşımacılığı yapmak isteyen tüm ticari araç sürücülerinin almakla yükümlü oldukları bir belgedir. Bir başka açıklamayla karayolu taşımacılığı yapacak olan tüm sürücüler mesleki yeterlilik belgesi olarak da bilinen SRC belgesinialmak zorundadır..

Son söz: Şoförün ehliyeti yok, yük taşıma yetkisi veren SRC yok, durması gereken kavşakta durmuyor ve içinde başsavcının bulunduğu araca çarpıyor.
Düzeltiyorum tahminimi; artık yüzde 51 olasılıkla suikasttır..

Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR


22 Aralık 2016 Perşembe

ABD-FETÖ-AKP ittifakı çöktü..


Hani biraz hafızamız zayıftır ya, hani hafıza nankördür ya, hani her şeyi çabuk unuturuz ya ama bir resim vardır asla unutulmaz..

Yıl 2012,

Yer İstanbul,

Toplantı konusu Suriye ve Esad Rejimi,

Toplantı aktörleri: Dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton,

Neye anlaştılar?

İsyancıları ya da Esad rejimine karşı savaşanları ‘Özgür Suriye Ordusu’ (ÖSO) adı altında toplamak ve Suriye rejimini bitirmek..

Anlaşmanın anısına ve şerefine eller havada ‘ŞAK’ yaptılar..

Aradan 4 yıl geçti ve 2016 yılı biterken ne oldu?

Bir kere bu anlaşmaya imza atan aktörlerden hem Davutoğlu hem de Clinton dünya siyaset sahnesinden alaşağı edildi ve silindiler..
CLİNTON’ı bilmem ama DAVUTOĞLU kelepçe yerse hiç şaşırmam..

İkincisi artık ABD-FETÖ-AKP ittifakı çöktü..

En önemlisi Esad-Rusya-İran ve AKP ittifakı doğdu..

Hangi etmenler bu yeni ittifakı doğurdu?

-15 Temmuz FETÖ darbe girişimi,

- ABD’nin, Kuzey Suriye’de Kürt kuşağı oluşturma projesi,

- IŞID’ın özellikle Kilis ilimize neredeyse her gün roket atması,

-PKK’nın hem Türkiye içinde hem de Suriye içinde bölge ülkeleri tarafından aktör olarak tanınması..

Peki, bu geçen 4 yılın hatası nasıl telafi edilecek?

Valla demokrasilerde telafi merkezi seçim sandığıdır. Başka da yol yöntem yoktur.

Tamam, diğer sorum: ‘Fırat Kalkanı’ harekatı doğru mu?

Yüzde 100 doğrudur..

Peki, neden 4 yıl beklendi? IŞID Kobani’yi işgal ettiğinde Barzani yerine Türkiye müdahale etseydi daha iyi olmaz mıydı?

Kesinlikle doğrudur. 4 yıl beklemesi yüzde 100 hatadır.. Eğer o günlerde yapsaydı, bugün itibarıyla bölgenin en saygın, en prestijli ülkesi olabilirdi..

Peki, 2012 yılında ordu içinde FETÖ yapılanması Türkiye’yi manipüle etmiş olabilir mi?

Tam da bam teli burasıdır. İyi ki de FETÖ’cü askeri kadrolarla beraber Suriye’ye müdahale edilmemiş..

Neden?

ABD’nin aparatı olan FETÖ’cü zihniyet ülkemizi de rezil ederdi..

Hatasıyla, sevabıyla 2016 yılı sonunda, Suriye’de, yepyeni bir evreye girildi, ‘Fırat Kalkanı’ harekatında bizi ne bekliyor?

Söylemeye dilim varmıyor ama çok şehitli bir yıl bizi bekliyor..

Neden?

İlki sokak savaşları çok zor ve çetindir. Kayıp verme olasılığı çok yüksektir.
Diğer etmen ise ABD’nin, Suriye’de dışlanmışlık ve yenilgi ruhundan çıkmak için yapamayacağı çılgınlık yoktur.

Benden bu kadar, herkese sağlıklı, mutlu bir 2017 yılı geçirmek dileğiyle..

Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



7 Aralık 2016 Çarşamba

2017 yılı siyasi gelişmelere dair tahminim nelerdir?


Anayasa değişikliği TBMM’de görüşülecek ya, aslında milletvekilleri geleceğini de görüşecek.

Ne demek bu?

330’u bulur ve halka referanduma gidilirse, milletvekillerinin görev süresi 2-3 ay uzatmaya gider..

Yok, 330 bulunmazsa, hemen hem de hemen seçim için düğmeye basılır..

Diyelim ki 330 bulundu ve referanduma gidildi.

Sonra ne olur?

Yine aynı senaryo işleyecek ve mutlaka seçim olacak.

Referandum halkoyundan geçse bile mi?

Evet. Sadece 2-3 ay ileride yani Haziran-Temmuz aylarında seçim yapılacak.

Peki, neden illa seçim?

FETÖ siyasi ayağı nedeniyle..

Nasıl?

AK Partili eski bakanlar, bir kısım milletvekilleri ve bazı belediye başkanları soruşturmaya tabii tutulacaktır.

Örnek versen, kimler mesela?

İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş,
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli,
Bülent Arınç başta olmak üzere eski Bakanlardan bir düzine var..

Yani siyasi ayağa girilecek mi?

Evet. Cemaat toplumun her kesiminde (iş adamı, hakim, öğretmen, kaymakam ve diğer bürokrasi) örgütlendiyse herhalde siyaset muaf ya da hariç tutulabilir mi? Asla mümkün değildir. Siyasetçiler ‘’EAGLE-BYLOCK’’ ve diğer iletişim kanallarıyla tespit edildi, operasyon düğmesine basmak için referandum bekleniyor.

Sence FETÖ’cü siyasi liste hazır mı?

Yüzde 99 olasılıkla hazır..

Peki, bu hengamede CHP ile MHP ne olacak?

Adı üstünde bir yere sızıntı varsa siyasetin her alanına ve partisine sızıntı vardır. Sadece az veya çok nitelemesi yapılabilir.

Uzun lafın kısası 2017 yılı çok hareketli geçecek..

Yazar Ömer ÖZDAMAR

Bucak-BURDUR

14 Ekim 2016 Cuma

CHP ve AKP’nin var olacağı başkanlık sistemi..


Bugün sosyal medya Facebook üzerinden bir haber paylaştım. Neydi o?

A&G Araştırma Şirketi'nin 24-26 Eylül arasında yaptığı ankette bugün bir seçim yapılacak olsa, seçmenin yüzde yüzde 54,6'sı AK Parti'ye, yüzde 24,8'i CHP'ye, yüzde 12'si MHP'ye, yüzde 7,9'u HDP'ye oy verecek.

Başka ne diyor anket?

Halkın yüzde 93'ü FETÖ operasyonlarında mağduriyet olduğuna inanmıyor.

Bazı arkadaşlarım yorum yapmışlar. İşte ‘’bu millet layık olduğu yönetimle gider’’, işte ‘’vay halimize’’, işte ‘’yandık, kül olduk’’ mealinde kaygılar, veryansınlar..

Yorumlara katılmakla beraber halkı hiç suçlayamam. Çünkü halkın duygularını okuyamayan bir siyasi anlayış, bir siyasi parti, bir ana muhalefet CHP vardır..

Siyaseten iflas etmiş CHP, artık halkın umudu olmayı çoktan kaybetmiştir.

Neden iflas ettiği uzun konu ve şimdilik girmeyeceğim. Ama bu anket sonuçlarını okuyunca ne kadar haklı olduğumu rahatlıkla öne sürebilirim.

Peki, ben neden haklıyım?

CHP, 2015-Temmuz darbesinden sonra şu deklarasyonu benimseseydi ne olurdu?

‘’2014 yılına kadar FETÖ ile aktif işbirliği içinde olan AKP’den ülkemizin kurtulması için halkımızla beraber çalışacağız..  Türkiye’nin FETÖ’den temizlenmesi için de her türlü siyasi desteği vereceğiz. Olabilecek mağduriyetleri hükümetle işbirliği içinde gidereceğiz.’’

CHP bu söylem pratiğinde hareket etseydi, inanın halkın teveccühü 4-5 puan artar ve psikolojik eşik olan yüzde 30’u çoktan geçerdi..

Siyaseten miadını doldurmuş olan CHP, hala uzatmaları oynuyor ve zaman kazanıyor..

Peki, ne olacak?

Bana göre gelecekte oynayacağı tek bir kozu kaldı.

O da başkanlık sistemidir.

Neden?

Çünkü CHP ve AKP’nin var olacağı 2 partili başkanlık siyasetine ülkeyi ve kendini hazırlanmaktan başka seçeneği yoktur.

Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



29 Eylül 2016 Perşembe

FETÖ asla bitmez, AKP ve CHP olduğu müddetçe..


Emniyetin ve yargının neredeyse tamamı, TSK’da özellikle subayların neredeyse yarısı FETÖ’cü olmuş, devletin diğer kurumlarına da önemli oranda yerleşmiş, sonra AKP’ye karşı 2013 yılında ‘17-25 Aralık’ yaşanmış, Erdoğan önderliğinde emniyette büyük FETÖ’cü tasfiyeler olmuş ama nedense TSK ve büyük oranda yargı beklemiş.. Yüzlerce vatandaşımız şehit, binlercesi yaralı bilançosuyla 2016 yılı Temmuz-15’de darbe teşebbüsü olmuş.

Son 40 yıla dayanan ve FETÖ'yü yaratan siyasetçiler/liderler halk nezdinde aklanmadan bu hikaye bitmez..

Nasıl basiretsiz tacir/tüccar varsa basiretsiz siyasetçi/lider de vardır.

15 Temmuz’a kadar FETÖ’nün gizli/örtülü niyetini istihbaratıyla, yargısıyla, ordusuyla anlayamayan Özal, Ecevit, Çiller, Demirel, Gül ve Erdoğan gibi halkın seçtiği siyasi liderler özür diler ve bunun sorumluluğunu tamamen üstlenirler mi ve bu durum oldu mu?

Özal merhum,
Ecevit merhum,
Demirel merhum,

Halan yaşayanlardan ise Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi dönemiyle ilgili hem özür diledi, hem de kendi sorumluluğunu üstlendi.

Sayın Gül, Sayın Çiller henüz özür dilemediler ve sorumluluğu üstlenmediler..

İşin özü 2014 yılına kadar olan zaman diliminde ağırlıklı olarak
AKP’den Erdoğan, Gül, Arınç..
DSP’den Ecevit..
DYP’den Demirel, Çiller..
ANAP’tan Özal, FETÖ örgütünün darbe teşebbüsünden siyaseten sorumludurlar..

Aynı dönemde CHP ne yaptı?
Başta yargı ve emniyet olmak üzere FETÖ ile çok çetin mücadele verdi. FETÖ tehlikesi her platformda dile getirildi ve bu yüzden kaset komplosuna maruz kaldı.

Peki, meşhur ve milat olarak kabul edilen 17-25 Aralık 2013 sonrası yani 2014-2015-2016 yıllarında ne oldu?

2014 yılının Ağustos ayına kadar Başbakan Erdoğan iktidarı, kalan 2 yıllık dönemde Başbakan Davutoğlu iktidarı, FETÖ ile ne kadar mücadele etti?

İşin özü yeterince etmedi ki 2016 yılı Temmuz ayında darbe teşebbüsü gerçekleşti.

Peki, aynı dönemde Ana Muhalefet Partisi CHP, ne yaptı?

AKP’den kopan FETÖ’cülere kucak açtı mı ve yardım etti mi?

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması üzerinden AKP’yi siyaseten yıpratmak, zayıflatmak üzere CHP ile FETÖ dirsek temasına girdi mi?

Soru olarak yukarıda saydıklarımın hepsi CHP’de az veya çok gerçekleşti. FETÖ bağlantılı kişi ve kurumların temizlenmesinde CHP, bir yerde bent/baraj oldu..

FETÖ’nün cenderesinde kalan mevcut AKP iktidarı ve FETÖ’nün kıskacında kalan CHP ana muhalefeti, ne yapabilirler?

Sadece hiç.. Türkiye’ye zaman kaybından başka işlevleri yoktur.

Peki, bizi ne bekliyor gelecekte?

Nasıl 40 yıldır PKK ile yaşamaya alıştıysak; FETÖ ile yaşamaya öyle ya da böyle alıştıracaklar..

Demedi demeyin, bizi bekleyen talihsiz gerçek budur..

Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR