Avrasya
Kamuoyu Araştırma Merkezi (AKAM), Türkiye’nin nabzını tutan bir araştırma
raporu hazırladı. 9-17 Kasım tarihleri arasında 30 il, 78 ilçede 4 bin 240
katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre:
Bugün
seçim olsa kararsızların dağılımıyla
AKP yüzde 45.59,
CHP yüzde 30.34,
MHP yüzde 11.21,
HDP yüzde 11.36 oy
alıyor..
Ha
keza 10 Ağustos 2014’te yüzde 52 ile cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’a destek
yüzde 36.5’e düşmüş görünüyor..
Bu ankete göre ne beklenecek?
Bu
durumda 2019’tan önce seçim olmaz bu bir.. Dolayısıyla FETÖ’nün siyasi ayağına
2019’tan önce girilemez bu da iki..
Neden AKP düşüşte?
İlk
nedeni dolar artışıdır.. Eğer dolar-TL oranı 4 olursa AKP oy oranı 35 düşer,
hele 5 olursa AKP bölünür ve dağılır..
Diğer
nedenleri saymıyorum bile..
Neden dolar artışı
halkın tercihini bu kadar etkiliyor?
Amiyane
tabirle ‘’Türkiye vatandaşına ne yaparsan yap hoş görür ama cebinden para
alınırsa babasını bile tanımaz..’’ Öteden beri iddiam odur ki iktidar partisinin
seçim oy oranı hep dolarla ters orantılıdır.. Dolar bugün 2.5 TL’ye düşsün AKP
oranı yüzde 55-60 olur..
Peki, AKP neyi
planlıyor?
Valla
2017-2018 yıllarında ortalığı derleyip toplamayı hesaplıyor, TBMM’den 330’u
bulursa 2017-Mart ayında başkanlık için anayasa değişikliği referandumu
yapılacak, ondan sonra içeride ve dışarıda sakinliği kurmaya çalışacak..
Şartlar erken bir
seçimi zorlar mı?
Mümkünatı
yoktur. Mücbir sebep olmadıkça erken seçim olmaz..
Bugün sosyal medya Facebook üzerinden bir haber
paylaştım. Neydi o?
A&G Araştırma Şirketi'nin 24-26 Eylül arasında yaptığı
ankette bugün bir seçim yapılacak olsa, seçmenin yüzde yüzde 54,6'sı AK
Parti'ye, yüzde 24,8'i CHP'ye, yüzde 12'si MHP'ye, yüzde 7,9'u HDP'ye oy
verecek.
Başka ne diyor anket?
Halkın yüzde 93'ü FETÖ operasyonlarında mağduriyet olduğuna
inanmıyor.
Bazı arkadaşlarım yorum yapmışlar. İşte ‘’bu
millet layık olduğu yönetimle gider’’, işte ‘’vay halimize’’, işte ‘’yandık,
kül olduk’’ mealinde kaygılar, veryansınlar..
Yorumlara katılmakla beraber halkı hiç suçlayamam.
Çünkü halkın duygularını okuyamayan bir siyasi anlayış, bir siyasi parti, bir
ana muhalefet CHP vardır..
Siyaseten iflas etmiş CHP, artık halkın umudu
olmayı çoktan kaybetmiştir.
Neden iflas ettiği uzun konu ve şimdilik girmeyeceğim.
Ama bu anket sonuçlarını okuyunca ne kadar haklı olduğumu rahatlıkla öne
sürebilirim.
Peki, ben neden haklıyım?
CHP, 2015-Temmuz darbesinden sonra şu
deklarasyonu benimseseydi ne olurdu?
‘’2014 yılına kadar FETÖ ile aktif işbirliği içinde olan
AKP’den ülkemizin kurtulması için halkımızla beraber çalışacağız.. Türkiye’nin FETÖ’den temizlenmesi için de her
türlü siyasi desteği vereceğiz. Olabilecek mağduriyetleri hükümetle işbirliği
içinde gidereceğiz.’’
CHP bu söylem pratiğinde hareket etseydi,
inanın halkın teveccühü 4-5 puan artar ve psikolojik eşik olan yüzde 30’u çoktan
geçerdi..
Siyaseten miadını doldurmuş olan CHP, hala
uzatmaları oynuyor ve zaman kazanıyor..
Peki, ne olacak?
Bana göre gelecekte oynayacağı tek bir kozu
kaldı.
O da başkanlık sistemidir.
Neden?
Çünkü CHP ve AKP’nin var olacağı 2 partili başkanlık
siyasetine ülkeyi ve kendini hazırlanmaktan başka seçeneği yoktur.
Emniyetin ve yargının neredeyse tamamı, TSK’da
özellikle subayların neredeyse yarısı FETÖ’cü olmuş, devletin diğer kurumlarına
da önemli oranda yerleşmiş, sonra AKP’ye karşı 2013 yılında ‘17-25 Aralık’
yaşanmış, Erdoğan önderliğinde emniyette büyük FETÖ’cü tasfiyeler olmuş ama
nedense TSK ve büyük oranda yargı beklemiş.. Yüzlerce vatandaşımız şehit,
binlercesi yaralı bilançosuyla 2016 yılı Temmuz-15’de darbe teşebbüsü olmuş.
Son 40 yıla dayanan ve FETÖ'yü yaratan siyasetçiler/liderler
halk nezdinde aklanmadan bu hikaye bitmez..
Nasıl basiretsiz tacir/tüccar varsa basiretsiz
siyasetçi/lider de vardır.
15 Temmuz’a kadar FETÖ’nün gizli/örtülü
niyetini istihbaratıyla, yargısıyla, ordusuyla anlayamayan Özal, Ecevit, Çiller,
Demirel, Gül ve Erdoğan gibi halkın seçtiği siyasi liderler özür diler ve bunun
sorumluluğunu tamamen üstlenirler mi ve bu durum oldu mu?
Özal merhum,
Ecevit merhum,
Demirel merhum,
Halan yaşayanlardan ise Sayın Cumhurbaşkanı
Erdoğan, kendi dönemiyle ilgili hem özür diledi, hem de kendi sorumluluğunu
üstlendi.
Sayın Gül, Sayın Çiller henüz özür dilemediler
ve sorumluluğu üstlenmediler..
İşin özü 2014 yılına kadar olan zaman diliminde
ağırlıklı olarak
AKP’den Erdoğan, Gül, Arınç..
DSP’den Ecevit..
DYP’den Demirel, Çiller..
ANAP’tan Özal, FETÖ örgütünün darbe
teşebbüsünden siyaseten sorumludurlar..
Aynı dönemde CHP ne yaptı?
Başta yargı ve emniyet olmak üzere FETÖ ile çok
çetin mücadele verdi. FETÖ tehlikesi her platformda dile getirildi ve bu yüzden
kaset komplosuna maruz kaldı.
Peki, meşhur ve milat olarak kabul edilen 17-25 Aralık 2013 sonrası yani 2014-2015-2016 yıllarında ne oldu?
2014 yılının Ağustos ayına kadar Başbakan
Erdoğan iktidarı, kalan 2 yıllık dönemde Başbakan Davutoğlu iktidarı, FETÖ ile
ne kadar mücadele etti?
İşin özü yeterince etmedi ki 2016 yılı Temmuz
ayında darbe teşebbüsü gerçekleşti.
Peki, aynı dönemde Ana Muhalefet Partisi CHP,
ne yaptı?
AKP’den kopan FETÖ’cülere kucak açtı mı ve yardım
etti mi?
17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması üzerinden
AKP’yi siyaseten yıpratmak, zayıflatmak üzere CHP ile FETÖ dirsek temasına
girdi mi?
Soru olarak yukarıda saydıklarımın hepsi CHP’de
az veya çok gerçekleşti. FETÖ bağlantılı kişi ve kurumların temizlenmesinde
CHP, bir yerde bent/baraj oldu..
FETÖ’nün cenderesinde kalan mevcut AKP iktidarı
ve FETÖ’nün kıskacında kalan CHP ana muhalefeti, ne yapabilirler?
Sadece hiç.. Türkiye’ye zaman kaybından başka
işlevleri yoktur.
Peki, bizi ne bekliyor gelecekte?
Nasıl 40 yıldır PKK ile yaşamaya alıştıysak;
FETÖ ile yaşamaya öyle ya da böyle alıştıracaklar..
Demedi demeyin, bizi bekleyen talihsiz gerçek
budur..
Anlatacaklarımı
anlayabilmeniz için bildiklerinizi en azından bu yazının sonuna kadar unutun..
‘Ne
oldu, ne olacak?’ soruları en sevdiğim giriştir..
Önce
ne oldu?
2014-Ağustos
ayında yüzde 52 oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçilen dönemin Başbakanı Erdoğan,
AKP’nin siyaseten yarasız-beresiz geçiş dönemi yaşamasını arzuladı..
Genel
geçer çoğunluğun ‘EVET’ diyeceği isimle yani Davutoğlu’yla AKP’nin konvoyu
harekete geçti..
AKP’lilerin
içinde dahil, özellikle sert-yumuşak tüm muhalif kesiminde ‘tamam, şimdi AKP yıkılır’
kanısı vardı.
‘7
Haziran’ seçimlerinde bu beklenti zayıfta olsa karşılandı.
Dağınık
ve ne yapacağını hesaplayamayan bir muhalif kesim karşısında Duayen ve Usta Lider
Erdoğan, AKP’yi bu kargaşadan çekip, düzlüğe çıkardı..
Bu
işlem esnasında belli başlı yardımcı araçlar ise MHP lideri Devlet Bahçeli, Deniz
Baykal, CHP ve PKK olarak sayabiliriz..
‘1
Kasım’ seçimlerinde yüzde 49 oy oranı ve 317 milletvekili çıkaran Davutoğlu’nun
AKP’si en önemli, en hayati virajı sağ salim döndü..
İlk
kez ‘1 Kasım’ öncesi liderlikten öte AKP seçim vaatleri ve AKP vizyonu ön plana
konuldu..
Kısaca
aileleriyle 3 milyona yaklaşan 700 bin taşeron işçisine kadro verilmesi, 5
yılını doldurup seçme ve seçilme hakkı da dahil Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
olan 2 milyon Suriyeli mülteciyi de eklersek; zaten yapılacak ilk seçimin uzak
ara galibi belli oluyor..
Gelelim,
esas oyuna..
Davutoğlu-Erdoğan
ikilimi, görüş ayrılığı gibi tutum ve davranışlar bilinçlidir, böyle yansıması taktiktir,
AKP’nin gelecek stratejisi yatmaktadır..
Artık
muhalefete ve AKP içinden belli kesime ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme’
gelecek senaryosu kanaviçe gibi işlenmektedir..
Nedir
o?
‘işte
Erdoğan olmasın da Davutoğlu’na fit olalım’ düşüncesi; mevcut yüzde 50 muhalefet
kesiminden yeterince destek bulur ve kabul görür..
Tüm
yaşananları bu eksende hareket ettiğini görürsek ve anlarsak sonucun ne
olacağına dair tahminlerimiz daha isabetli olur..
Önümüzdeki
3 yıl boyunca bu siyasi strateji nasıl işleyecek?
Davutoğlu-Erdoğan
suni ve yapmacık görüş ayrılığı daha da zirveye çıkacak..
MHP,
ya lider değiştirecek ya da sandığa gömülecek..
CHP,
değişim ve dönüşüm sancısını yaşamaya devam edecek..
HDP,
PKK ile ya yollarını ayıracak ya da küçük, etkisiz etnik parti olarak sahnede kalacak..
AKP
karşıtı büyük çoğunluk, bu siyasi manzara karşısında ‘Erdoğan mı, Davutoğlu mu?’
tercihi yapmaya mecbur bırakılacaktır..
Yeni
anayasa yapılacak ve başkanlık hiç inmemek üzere rafa kalkacak olursa; neredeyse
yüzde 65-70 kesim ‘’iyi o zaman, Davutoğlu devam etsin’’ diyecektir..
AKP’de,
Erdoğan sonrası geçiş süreci böylece başarıyla sonuçlanmış olacaktır..
‘2019
Genel, Yerel Seçimleri’nde Davutoğlu liderliğindeki AKP yüzde 60 civarı oy
oranıyla 2023 hedefine koşacaktır..
Yapılacak
anayasa değişikliğiyle 2019 yılında cumhurbaşkanı halk oyuyla değil, TBMM’de
seçilecektir.
Mevcut
cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 sonrası 5 ya da 7 yıl daha sarayda kalmayı sürdürecektir.
İşte
bu yeni siyasi tabloya herkes razı olacaktır.
Yazı
bitti, artık ne düşünürseniz düşünün ama aklınızın bir kenarında bu analizi
tutun derim..
Hadi
önce yanıldığımı itiraf ederek genel siyasi analize başlangıç yapayım..
26 Ekim 2015 günü seçim
tahminimi verdim..
AKP
Yüzde 39
CHP
Yüzde 29
MHP
Yüzde 15
HDP
Yüzde 13
1
Kasım gerçekleşmesi karşısında tek kelimeyle YANILDIM..
AKP
Yüzde 49
CHP
Yüzde 25
MHP
Yüzde 11
HDP
Yüzde 10 oy oranlarıyla sandıktan çıktı..
Valla
ben şahsım adına yanıldım ve üzgünüm.. Ama koca koca anket şirketleri bundan
sonra ne der, nasıl anlatır, daha kim inanır, artık orasını Allah bilir.. Gelecek
yıllarda işleri çok zor çok..
Bu
hafif utangaçlıktan sonra çok fazla ayrıntıya girmeden Türkiye geneli analizime
başlayayım..
Bu
seçim sonucun doğmasında 3 ana sorumlu vardır..
Birincisi
ve en ağır vebal PKK’nın üzerindedir.. Yahu yüzde 13 oy almış, HDP varken ‘’sen
niye mermi sıkarsın’’ sorusuna kim yanıt verir ve nasıl verir, hiç bilemiyorum..
Türklerin
de SOL partisi olma yolunda dev bir adım atan HDP ve lideri Sayın Demirtaş, PKK
tarafından resmen provoke edildi, imajları yerlere sürüldü, maalesef siyaseten
silindi..
Çok
net şunu söyleyebilirim, ‘’PKK mermi patlattı ve kan akıttı; AKP’ye de oluk
oluk seçmen aktı’’
İkinci
vebal ise Sayın Bahçeli üzerindedir.. Daha 7 Haziran gecesi ‘’erken seçim’’
diyerek hem kendisini, hem de MHP’yi siyaseten iflasa sürükledi..
Sana
oy veren 6 milyon seçmen ‘’AKP’den hesap sorulsun, her şey ortaya dökülsün’’
dedi ama sen bunun olmaması için gizli ya da açıktan AKP’ye yardım ettin.. Uzlaşmaz
tutum ve görüntüsüyle TBMM Başkanlığını kaybeden Sayın Bahçeli ve MHP için hazin
sonun kaçınılmaz başlangıcı oldu..
Belki
de en az suçlu ve üçüncü vebal sahibi, Sayın Kılıçdaroğlu’dur..
Cumhurbaşkanı
Sayın Erdoğan ile Sayın Baykal’ın gizli görüşmesine tepkisiz kalması, yüzde 60’lık
bloğa önderlik yapamaması, 20-25 gün süren koalisyon görüşmeleriyle AKP’nin erken
seçim için zaman kazanmasına yardımcı olması gibi siyaseten yetersizliğini
sayabilirim..
Tamam,
düne dair kişisel siyasi analizim bu kadardır..
Yarın
ne olacak?
Bir
kere 2019 yılı, Kasım ayına kadar siyaset tatile girdi.. Herkes dağılsın, işine
gücüne baksın..
Bu
arada kimse canını sıkmasın, çoğu zaman kafandaki doğrular, sokakta karşılığını
bulmaz, yaşamın değişkenliği ve gerçekliği tam da budur..
Sosyal
demokrat, aydın insanlar çok inandığı haklılığını anlatmaya belki ömürleri
yetmez ama nesilden nesile taşınır, durur..
Herkes
önüne bakmak zorundadır.. Dün yaşandı ve bitti.. Artık bugün ve yarın var..
Zaten
gelecek yıllarda; bir tarafta sağ cenahın AKP’si, bir tarafta sol cenahın bir
partisi (bu asla CHP olmaz) olur.. Böylece ABD sisteminin benzeri Türkiye’ye uyarlanır..
Başkanlık olmasa bile işte yarı başkanlık gibi bir sistem gelecek 5-10 yıllık
vadede Türkiye’ye gelir..
Keşke
herkes 2014 yılında kaleme aldığım ‘’DÜŞ’e
Yazdım’’ DENEME kitabımı okuyabilseydi, ne demek istediğim daha rahat
anlaşılır ve bugünlerin yaşanacağına dair daha kolay tahminde bulunabilirdi..
BURDUR
ili sınırları içinde yaşayan toplam seçmenin:
118.864
Merkezlerde,
5.464
Beldelerde,
67.438
Köylerde yaşamaktadır.
BURDUR merkez,
Bucak, Gölhisar, Yeşilova ilçelerinde duruma bakmak, seçimin ne olacağına dair
bilgileri yeterlidir.. Çünkü toplamın neredeyse 5/4’ü yani 150 bine yakın seçmen
buralarda kümelenmiştir.
Önce BURDUR merkez, Bucak, Gölhisar, Yeşilova
ilçelerinde 2007 ve 2011 Genel Seçim Sonuçları’na göz atalım, sonra tahmin
yapalım..
Burdur Merkez
2007 genel seçimleri geçerli oyların dağılımı:
AKPyüzde36,51 oranında 20.669 oy,
CHPyüzde 28,29 oranında 16.013 oy,
MHPyüzde 19,75 oranında 11.179 oy..
Burdur Merkez
2011 genel seçimleri geçerli oyların dağılımı:
AKPyüzde41,50 oranında
25.954 oy,
CHPyüzde 32.60 oranında 20.388 oy,
MHPyüzde 18,69 oranında 11.688
oy..
Burdur Merkez
2015 genel seçimleri geçerli oyların dağılımı TAHMİNİ:
AKP20 bin civarı oy,
CHP25 bin civarı oy,
MHP15 bin civarı oy alır..
Yeşilova İlçesi
2007 genel seçimler geçerli oyların dağılımı:
CHP yüzde 33.43 oranında 4.336 oy,
AKP yüzde 29.76 oranında 3.861 oy,
MHP yüzde 19.26 oranında 2.498 oy,
DP yüzde 6.78 oranında 880 oy..
Yeşilova İlçesi
2011 genel seçimler geçerli oyların dağılımı:
CHP yüzde 42.08 oranında 5.219 oy,
AKP yüzde 36.39 oranında 4.514 oy,
MHP yüzde 14.66 oranında 1.818 oy..
Yeşilova İlçesi
2015 genel seçimler geçerli oyların dağılımı TAHMİNİ:
CHP 5.500 oy,
AKP 4.000 oy,
MHP 2.000 oy..
Gölhisar İlçesi
2007 genel seçimler geçerli oyların dağılımı:
AKP yüzde 55.36 oranında 7.313 oy,
MHP yüzde 12.74 oranında 1.642 oy,
CHP yüzde 12.16 oranında 1.567 oy,
DP yüzde 11.48 oranında 1.479 oy,
Gölhisar İlçesi
2011 genel seçimler geçerli oyların dağılımı:
AKP yüzde 63.39 oranında 8.754 oy,
CHP yüzde 15.72 oranında 2.171 oy,
MHP yüzde 12.70 oranında 1.754 oy,
Gölhisar İlçesi
2015 genel seçimler geçerli oyların dağılımı TAHMİNİ:
AKP 8.000 oy,
CHP 2.000 oy,
MHP 2.500 oy..
Bucak
İlçesinde 2007 genel seçimlerinde geçerli oyların partilere göre oy dağılımı:
AKP yüzde 55 oranıyla 19.250 oy,
MHP yüzde 16 oranıyla 5.840 oy,
CHP yüzde 12 oranıyla 4.205 oy,
Bucak
İlçesinde 2011 genel seçimlerinde geçerli oyların partilere göre oy dağılımı:
AKP yüzde 59 oranıyla 23.247 oy,
MHP yüzde 20 oranıyla 7.876 oy,
CHP yüzde 15 oranıyla 5.873 oy,
Bucak
İlçesinde 2015 genel seçimlerinde geçerli oyların partilere göre oy dağılımı TAHMİNİ:
AKP 20 bin oy,
MHP 12.000 oy,
CHP 5.000 oy..
Buraya kadar kim ne aldı?
AKP 52 bin oy,
CHP 38 bin oy,
MHP 31 bin 500 oy..
Geriye Ağlasun, Çeltikçi,
Karamanlı, Altınyayla, Kemer, Çavdır içlerine ait 40 bin civarında oy kalıyor..
İşte bunları da dağıtın..
Hadi bir de geneli
vereyim ve tahminimi söyleyeyim..
Burdur
genelinde 2007 yılı seçimlerinde geçerli oyların partilere göre dağılımı şöyle
olmuştur:
AKP yüzde 41.44 oranında 65.479 oy,
CHP yüzde 21.31 oranında 33.673 oy,
MHP yüzde 18.63 oranında 29.437 oy,
DP yüzde 9.69 oranında 15.303 oy,
GP yüzde 2.57 oranında 4.059 oy,
SP yüzde 2.51 oranında 3.969 oy..
Burdur
genelinde 2011 yılı seçimlerinde geçerli oyların partilere göre dağılımı şöyle
olmuştur:
AKP yüzde 48.96 oranında 81.281 oy,
CHP yüzde 25.37 oranında 42.113 oy,
MHP yüzde 18.65 oranında 30.965 oy..
Burdur
genelinde 2015 yılı seçimlerinde geçerli oyların partilere göre dağılımı TAHMİNİ
şöyle olur:
AKP 70 bin oy, (11 bin oy kayıp)
CHP 45 bin oy, (3 bin oy artış)
MHP 40 bin oy, (9
bin oy artış)
SP-BBP ittifak 5 bin oy..
Şimdide neden böyle bir tahmin yaptım?
Kayıp gerekçeleri:
-Aday belirleme..
-Bölünme..
-Motivasyonsuzluk..
-Genel konjonktür..
Artış gerekçeleri:
-Aday belirleme..
-Bucak faktörü..
-Motivasyon..
-Genel konjonktür..
7 Nisan 2015 günü de söyledim, bugün de aynı tezim de
ısrarlıyım.. AKP yanlış aday belirmesi nedeniyle seçimin sonucunu 2 ay
öncesinden ilan etti.. 1-1-1 olacak, kim ne yaparsa yapsın, bu sonuç değişmez..
Bakın önce eldeki davranış ve konuşma verilerini yansıtayım,
‘gider mi, kalır mı?’ ondan sonra yorumlayayım..
AKP kurmayları son 1 aydır panik içindeler..
Başbakan Davutoğlu, kaç defa siyaseten açığa düştü..
Örnekler mi?
Yanına ekonomi kurmaylarını topladı ve ‘’şeffaflık tasarısı’’
açıkladı.. İşte herkes mal beyanında bulunacak, siyaset rant devşirme alanı
olmaktan çıkarılacak..
Güzel bir proje..
Ne oldu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müdahil oldu ve seçim sonrasına
ertelendi..
Başbakan Davutoğlu, Ankara İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada;
4 bakanın yüce divana sevkini düşünürken Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘hayır, olmaz’
dedi ve olmadı..
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı 8 Haziran sonrası kurulacak olası
AKP hükümetinin dışişleri bakanı olarak planlayan Davutoğlu, yine açığa düştü
ve 1 ay sonra Hakan Fidan istifasını ve adaylığını geri çekti, MİT’e döndü..
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, istemedi..
En son bombayı Cumhurbaşkanı Erdoğan, patlattı.. Balıkesir’de
halka hitabında ‘’Kürt sorunu, morunu yoktur’’ dedi, çözüm sürecini yürüten
Başbakan Davutoğlu ve ekibini açığa düşürdü..
Bakın, AKP’nin üst aklı 3 kişiye bağlıydı.. Kimdi bu
siyasiler? Bülent Arınç, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan..
Ne oldu şimdi?
Bülent Arınç kenara itildi, Abdullah Gül uzaklaştırıldı ve
sadece Tayyip Erdoğan kaldı..
Bu durum AKP içi siyasi mücadele ve rekabete yüzde 99 yansımıştır.
Parçalı yapı haline gelmiştir ve bir şekilde devam etmektedir.. Esas
gürültü-patırdı 7 Nisan sonrası kopacaktır. Milletvekili aday listeleri YSK’ya
teslim edilsin ve isimler açıklansın; offf, ortalık nasıl toz-duman olacak, işte
o vakit göreceksiniz..
Siz bakmayın, anket şirketlerinin açıklamasına.. Zaten sadece
2 şirket açıklıyor. Onlarda işte zoraki yüzde 47 falan diyorlar.. Yüzde 40 ve
civarı gösteren anket şirketi asla kabul görmüyor, gerekirse o şirketin üzerine
maliyeciler gönderiliyor.. Örnek mi? Gezici anket şirketine yapılan mali polis
baskını..
Cemaat zaten 1,5 yıldır AKP ile savaş halinde.. Tüm yazılı ve
görsel medyası sabahtan akşama kadar AKP aleyhinde ne kadar bilgi varsa pompalıyor..
Dış etkenlerin saldırısı ve baskısına ilaveten Merkez bankası-Cumhurbaşkanlığı
kavgasının da eklenmesiyle Dolar-TL 2.60 civarındadır..
Peki, bu kadar veriden sonra seçimlere takriben 80 gün kala
durum nedir?
8 Haziran sabahı AKP gider mi, kalır mı?
Valla ‘kesin gider’ diyemem ama zayıflayacağı mutlaktır.. Siz
bakmayın 400 milletvekili istemeyi falan, gerçek şudur ki 276’yı bile kıl payı
bulabilir..
Oy oranları ne olur?
Valla
artı-eksi 2 yanılma payıyla tahminim şöyledir:
AKP Yüzde 40,
CHP Yüzde 28,
MHP Yüzde 16,
HDP Yüzde 11,
Diğerleri Yüzde 5..
Çıkaracağı
milletvekili sayısı:
AKP 270-290 arası,
CHP 140-160 arası,
MHP 80-100 arası,
HDP 50-70 arası..
Bakalım, 8 Haziran sabahı bu tahmin ve öngörüm yatacak mı,
tutacak mı?