27 Mart 2018 Salı

Kasım-2018 ayında başkanlık ve milletvekili seçimi olabilir mi?



Valla her ne kadar yok dense de cepte tutuluyor gibi sanki..

Nerden çıktı diye sorarsanız:

Hani meşhur 26 maddelik ittifak yasası çıktı ya, işte o yasanın 24 maddesine eklenen bir paragraf vardır.

MADDE 24’e eklenen fıkra:
6771 sayılı Kanunla Anayasanın 127 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan milletvekili genel veya ara seçiminde önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahalli idareler organlarına veya bu organların üyelerine ilişkin genel veya ara seçimlerin milletvekili genel veya ara seçimleri ile birlikte yapılmasını öngören hüküm yürürlükten kaldırılmıştır..
Bu değişikliğe bağlı olarak aynı konuyu düzenleyen 2972 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır..

ANLAMI: Eğer 2018-Sonbahar’ında genel seçim yapılırsa; Mart-2019 ayında yapılacak yerel seçimleri etkilemeyecek..
Yani eski yasaya göre önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken yerel seçimlerin genel seçimlerle beraber yapılması şartı kaldırıldı..

Gördüğünüz gibi seçim için yasal dayanak hazır..

Bence de ülkemizin ekonomisi için artık seçim takviminden bir an önce çıkılması gerekir..

2018-Kasım ayında genel seçim, 2019-Mart ayında yerel seçim yapılsın herkes yoluna devam etsin..

Öbür türlü 2018 kayıp yıl oldu zaten, bunun üstüne 2019 yılı da kayıp olarak eklenecektir..

Peki, 2018-Kasım ayında genel seçimlerin yapılmasında engel/sorun nedir?

Anayasanın 67. maddesi, “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” hükmünü taşıyor. İttifak düzenlemesinin bir yıldan önce yapılacak erken bir seçimde uygulanması için anayasa değişikliği gerekiyor. İttifaka hazırlanan AKP’ in 316, MHP’nin de 36 milletvekili, yani parlamentoda toplam 352 sandalyesi bulunuyor. Anayasa değişikliklerinin, zorunlu olarak referanduma sunulmadan parlamentoda kabul edilmesi için en az 367 (üye tamsayısının üçte ikisi) milletvekilinin desteği gerekiyor. Anayasanın 175. maddesi uyarınca, desteğin 330 (üye tamsayısının beşte üçü) ile 367 arasında kalması durumunda, değişiklik zorunlu olarak halkoyuna sunuluyor.

Bu zorunlu anayasa değişikliği için CHP ikna olur mu?

Normalde olması lazım çünkü ana muhalefet seçimden kaçmaz..

CHP, anayasa değişikliğine destek vererek seçim tarihine erkene çekebilir fakat çekmez..

Neden?

AK Parti’nin ve Genel Başkanı Erdoğan’ın 2019-Kasım seçimlerine kadar geçecek zaman diliminde yıpranacağını varsayar, böylece seçimlere daha avantajlı girmek için anayasa değişikliğini kabul etmez kanaatindeyim..

Bu süreç AK Parti için tam bir handikap olacaktır..

Neden?

Gerekli ekonomik tedbirleri alamaz, doları ve faizi tutamaz..

Halk memnuniyetsiz kalır..

Tersi olsa kemer sıkma ve devlet harcamalarını kısma yoluna girerse halk yine kızar..

AK Parti için sanki ‘’40 katır mı, 40 satır mı?’’ çıkmazıyla baş başadır..

En akıllıca çözüm ise seçimleri bir an önce yapmaktır..

Bakalım, ne olacak, ne bitecek..


Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



26 Mart 2018 Pazartesi

3.Dünya Savaşı Eli Kulağında..



Savaşlar malumunuz önce diplomatik krizle başlar..

ABD, İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri topyekun Rusya karşıtı cephede kümelendiler..

İşin özeti ABD, İngiltere ve AB ülkeleri Rusya’nın diplomatlarını sınır dışı ediyor, yani ‘’Persona Non Grata’’ istenmeyen personel ilan ediyor..

Rusya ise mütekabiliyet çerçevesinde misliyle karşılık verecektir..

Bu savaşta nükleer silah kullanılır mı?

Kontrollü savaştan kontrolsüz safhaya geçilirse kullanılması yüksek olasılıktır..

2.dünya savaşında 50 milyon insan ölmüştü, 3.dünya savaşında nükleer silah kullanılırsa yeryüzünde yaşayan insanların en az 1/3’ü ölebilir..

Şu soruyu duyabiliyorum: ‘’Neden bu savaş?’’

Dünyada halen geçerli mevcut sistem savaşı kaçınılmaz kılıyor..

Savaş dışında seçenek kalmıyor..

Çünkü paylaşım, kartların yeniden dağılımı, sınırların ve etki alanlarının değişmesi barışı öldürüyor..

Rusya-Çin-İran-Kuzey Kore anlaşıldı ki blok hareket edecekler..

Türkiye ne yapacak?

Hiç bilemiyorum, tahmin de edemiyorum..

Son söz: ‘Altın savaş halinin vazgeçilmez değeri olup yastık altında, az veya çok, gücünüz doğrultusunda altın bulundurun’ derim..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




23 Mart 2018 Cuma

Yeşil dolar sararıyor..



İşimiz zor, bir kere bu realiteyi peşinen herkes kabul etsin..

Dolar denizinde sular çekildi, başta Türkiye olmak üzere dolara ihtiyacı olan ülkeler için güçlü aylar, yıllar başladı..

4 TL ve üzeri dolar psikolojik sınırı yıkar..

Uzmanlar, brokerler, yorumcular herkesi sakinleştirmek için uğraşırken veriler tam aksine söylüyor, Türkiye artık dünyadan negatif ayrışması belirgin hatlarıyla ortaya çıkmıştır..

Türkiye üzerine ekonomik algı neden bozuldu?
1. Savaş hali..
2. OHAL’in sürekli uzaması ve belirsizliği..
3. Demokrasi kalitesinin bozulması..
4. Hukuk ve adalet üzerinde dolaşan şüphe bulutu..
5. Dünya dolaşımındaki doların azalması..
6. İşsizlik..
7. Gelir dağılımı bozukluğu..
8. Cari açık..
İlk aklıma gelen, belli başlı başlıkları, bir çırpıda böyle sayabilirdim..

Çare nedir?

… (Bence bozulan algının düzeltilmesi..)

Burayı herkes kendi meşrebince düşüncelerini doldurabilir..

Kötü olan ise bozulan ekonomi psikolojisi normale geçmesi uzun süre alır..

Son söz: ‘’Büyük ve güçlü liderlerin zaafı, halk tarafından yıllarca tahammül edilebilir’’ gerçeği düzenli çalışıyordu..
Fakat bu çıkarımın da bir sonu vardır..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




13 Mart 2018 Salı

2019 Yılında Başkan Kim Olur?



Nisan-2017 ayında yapılan yeni başkanlık sistemi oylamasında 58 milyon seçmen varken sandığa 50 milyon seçmen gidiyor ve kabaca 25 milyon seçmen ‘EVET’, 25 milyon seçmen ‘HAYIR’ diyor ama kıl payı da olsa ‘EVET’ kazanıyor..

Bu konuda çok araştırma yaptım. 1946 yılından itibaren çok partili seçimlerin tüm sonuçlarını TÜİK üzerinden indirdim, vardığım sonuç şudur:

Türk halkının yüzde 65’i sağ cenahta yer alıyor, kalan yüzde 35’i de sol cenahta bulunuyor..

Bu ne anlama geliyor?

Yeni sistemde artık sol cenahın iktidar olması namümkündür..

Şimdiye kadar uygulanan çok partili parlamenter sistemde bazen koalisyon falan yapma şansıyla iktidara eklemlenebilirken artık yeni başkanlık sistemiyle bu kapı kapanmıştır..

Velhasıl 3 Kasım 2019 günü yapılacak olan başkanlık seçiminde sol cenahtan bir adayın kazanması matematiksel olarak şansı sıfırdır..

Çare nedir?

Basit, sade ve anlaşılır dilde tezimi söylüyorum:

‘’CHP aday çıkarmasın.’’ NOKTA..

Mevcut adaylar bellidir..

Kim onlar?

Mevcut Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener,
Ve Saadet Partisi adayı (İsmi belli değil ama Abdullah Gül olabilir)..

Burada ilkeler üzerine karar verilecektir..

Hangi aday seçilmesi halinde başkanlık sisteminden vazgeçileceğini vaat ediyorsa yüzde 35 sol cenah gidip ona oy verecektir..

Kaldı ki en son yapılan Nisan-Referandumu’nda bu ilke çevresinde yarı yarıya oy almıştır..

Tersten bakalım bir de olaya..

CHP aday çıkardı, diğer adaylar çıktı..

İlk turda hiçbir aday yüzde 51 alamadı..

2.turda yüzde 65’lik sağ cenah kime oy verir?

Sol cenahtan 2.tura kalan adaya mı, sağ cenahtan gelen Erdoğan’a mı?

Tartışmasız en az yüzde 55 oyla Erdoğan 2.turda seçilir..

Peki, CHP sağ tandanslı bir adayla çıksa ne olur? İşte örneğin Abdüllatif Şener, işte Demirel’gilin damadı İlhan Kesici gibi..

Yine 2.tura kalır..

Yine sonuç değişmez..

Neden?

Sağ cenahtaki seçmen ‘’Yahu 16 yıldır ülkeyi yöneten, bildiğim lider varken ne yapacağını test etmediğim başka bir adayı başkan neden seçeyim?’’ sorusunun sonucunda mutlaka Erdoğan’a oy verir..

Peki, arkadaş çok partili 60 yıllık siyasi yaşamda neden bu oran ‘yüzde 65 sağ’-‘yüzde35 sol’ şeklinde kaldı?

Başta CHP liderlerinin ve diğer sol siyasetin vebalidir..

Son söz: Erdoğan’ı durdurmak ya da indirmek; parlamenter sistem, adalet, özgürlük ilkesinde birleşilen başka bir sağ cenah adayına oy vermekten geçiyor..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



3 Mart 2018 Cumartesi

Evlilik ve boşanma sorgulaması



Kadınların istatistiki boşanma nedenleri..
-Sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 61,5 

-Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 42,6 

-Dayak/kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 36,4 

-Aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 32,2 

-Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,6 
-Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,6 

-İçki nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 23,0 

-Terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 17,4 

-Kumar nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 12,9 

-Ailedeki çocuklara karşı kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 9,2 

-Diğer nedenlerle boşanma oranı: Yüzde 8,2 

-Aile içi cinsel taciz nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,8 


Erkeklerin istatistiki boşanma nedenleri..
-Sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 40,2

-Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: 24,0

-Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,0

-Diğer nedenlerle boşanma oranı: Yüzde 20,2 

-Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 17,8

-Terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 12,2 

-Aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 8,7

-Ailedeki çocuklara karşı kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,6

-Madde bağımlılığı nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 0,7

İşte bu istatistiki veriler ışığında şahsi yorum ve analizim

Kadın ve erkek için en yüksek oranda ortak boşanma nedeni olarak ‘’Sorumsuz ve ilgisiz davranma’’ görülüyor..

Bu nedenden ötürü boşanma oranları kadınlarda yüzde 61.5, erkeklerde yüzde 40.2..

Bundan sonra boşanma nedenlerinde derin farklılık ortaya çıkıyor..

Kadınlar için 2.sırada boşanma nedeni yüzde 42.6 oranıyla ‘’Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama’’ olarak dururken erkekler için bu boşanma nedeni yüzde 17.8 oranıyla daha alt sıralarda yer buluyor..

Erkekler için 2.sırada boşanma nedeni ‘’ Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması’’ iken kadınlar için daha alt sırada bulunuyor..

Benim açımdan en ilginç veri ise kadınların boşanma nedeni arasında en alt sırada yer alan ‘’ Aile içi cinsel taciz’’ olmasıdır..
Cinsel istismar vakalarında annelerin ‘’pasif ya da nötr tutumu’’ işte bu boşanma rakamlarına da yansıyor ve kanıtlıyor..
Kısaca anneler aile içi cinsel taciz ve istismarı büyük bir mesele olarak algılamıyor ya da kabul etmiyor..

Kadınlar için boşanma nedeni olarak aldatma 4.sırada yer almış. Yani erkek:
-Sorumsuz ve ilgisiz davranmıyorsa,
-Evin ekonomik olarak geçimini sağlıyorsa,
-Dayak/kötü muamele yapmıyorsa ALDATMA boşanma için çok önemli değildir..

Hele erkek için boşanma nedeni olarak aldatma neredeyse en alt sırada yer almaktadır..
Yani kadın:
-Sorumsuz ve ilgisiz davranmıyorsa,
-Ailelerine karşı saygısız davranmıyorsa,
-Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışmıyorsa
-Evin ekonomik olarak geçimini sağlıyorsa ALDATMA mesele olmaktan çoktan çıkmıştır..

Medyaya yansıyan olayların çokluğuna bakılırsa sanki bu veriler şüpheli gibi duruyor..
Özellikle erkeklerin aldatma ve kıskançlık cinayetleri haberlerin baş gündemi oluyorsa erkeklerin aldatmayı boşanma nedeni olarak en alt sıralarda görmeleri paradoks/çelişki oluşturuyor..
Ya haberler abartılarak veriliyor ya da boşanma verileri gerçeği söylüyor..
Uzun lafın kısası bir kanaat hasıl olmadı bende..

Son söz: 2018 yılında ya da milenyum çağında ya da 21.yüzyılda ‘’evlilik müessesi’’ ağır bir sorgulama altında yok oluş girdabına sürükleniyor..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR