evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2018 Cumartesi

Evlilik ve boşanma sorgulaması



Kadınların istatistiki boşanma nedenleri..
-Sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 61,5 

-Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 42,6 

-Dayak/kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 36,4 

-Aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 32,2 

-Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,6 
-Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,6 

-İçki nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 23,0 

-Terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 17,4 

-Kumar nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 12,9 

-Ailedeki çocuklara karşı kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 9,2 

-Diğer nedenlerle boşanma oranı: Yüzde 8,2 

-Aile içi cinsel taciz nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,8 


Erkeklerin istatistiki boşanma nedenleri..
-Sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 40,2

-Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: 24,0

-Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,0

-Diğer nedenlerle boşanma oranı: Yüzde 20,2 

-Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 17,8

-Terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 12,2 

-Aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 8,7

-Ailedeki çocuklara karşı kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,6

-Madde bağımlılığı nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 0,7

İşte bu istatistiki veriler ışığında şahsi yorum ve analizim

Kadın ve erkek için en yüksek oranda ortak boşanma nedeni olarak ‘’Sorumsuz ve ilgisiz davranma’’ görülüyor..

Bu nedenden ötürü boşanma oranları kadınlarda yüzde 61.5, erkeklerde yüzde 40.2..

Bundan sonra boşanma nedenlerinde derin farklılık ortaya çıkıyor..

Kadınlar için 2.sırada boşanma nedeni yüzde 42.6 oranıyla ‘’Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama’’ olarak dururken erkekler için bu boşanma nedeni yüzde 17.8 oranıyla daha alt sıralarda yer buluyor..

Erkekler için 2.sırada boşanma nedeni ‘’ Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması’’ iken kadınlar için daha alt sırada bulunuyor..

Benim açımdan en ilginç veri ise kadınların boşanma nedeni arasında en alt sırada yer alan ‘’ Aile içi cinsel taciz’’ olmasıdır..
Cinsel istismar vakalarında annelerin ‘’pasif ya da nötr tutumu’’ işte bu boşanma rakamlarına da yansıyor ve kanıtlıyor..
Kısaca anneler aile içi cinsel taciz ve istismarı büyük bir mesele olarak algılamıyor ya da kabul etmiyor..

Kadınlar için boşanma nedeni olarak aldatma 4.sırada yer almış. Yani erkek:
-Sorumsuz ve ilgisiz davranmıyorsa,
-Evin ekonomik olarak geçimini sağlıyorsa,
-Dayak/kötü muamele yapmıyorsa ALDATMA boşanma için çok önemli değildir..

Hele erkek için boşanma nedeni olarak aldatma neredeyse en alt sırada yer almaktadır..
Yani kadın:
-Sorumsuz ve ilgisiz davranmıyorsa,
-Ailelerine karşı saygısız davranmıyorsa,
-Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışmıyorsa
-Evin ekonomik olarak geçimini sağlıyorsa ALDATMA mesele olmaktan çoktan çıkmıştır..

Medyaya yansıyan olayların çokluğuna bakılırsa sanki bu veriler şüpheli gibi duruyor..
Özellikle erkeklerin aldatma ve kıskançlık cinayetleri haberlerin baş gündemi oluyorsa erkeklerin aldatmayı boşanma nedeni olarak en alt sıralarda görmeleri paradoks/çelişki oluşturuyor..
Ya haberler abartılarak veriliyor ya da boşanma verileri gerçeği söylüyor..
Uzun lafın kısası bir kanaat hasıl olmadı bende..

Son söz: 2018 yılında ya da milenyum çağında ya da 21.yüzyılda ‘’evlilik müessesi’’ ağır bir sorgulama altında yok oluş girdabına sürükleniyor..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





1 Ekim 2017 Pazar

Evlilik Yıldönümü.. (36 yıl)


Valla ne diyeceğimi de tam bilemiyorum.. Kısaca karışık duygular içindeyim..

Geçmiş zaman dilimi film şeridi gibi gözümün önünden aktı, gitti..

1 Ekim 1981 günü (Perşembe) resmi nikahımız kıyıldı, 2-3 ve 4 Ekim 1981 günleri düğünümüz yapıldı..

Ve böylece 2017 yılı, 1 Ekim’inde sevgili eşimle tam 36 yılı devirdik ve 37’ye ‘Merhaba!’ dedik..
Günün manasına uygun hediyeler seçtim elbette..

Evlilik yıldönümüne atfen eşime verdiğim hediyenin ilki bisiklet olup 36 yıllık yaşam yolculuğumuzu sembolize ediyordu.. İkinci hediyem beyaz güller ise 36 yılın masumiyetini anlatıyordu..

36 yıl evlilik üzerine söyleyeceğim birkaç laf olacaktır haliyle..

Tabii ki evlilik uzmanı değilim ama 36 yılın yaşanmışlığı ve deneyimi yabana atılır bir birikim değildir..

Klasik soru şudur: ‘’Nasıl başardın 36 yıl evliliği?’’

Evlilik müessesi mi desem, evlilik yaşam ortaklığı mı desem, bilemedim ama kısaca herkesin düşüncesi doğrultusunda dağarcığına bir evlilik tarifi çıkar..

Evliliği sürdürmek ya da bir yastıkta kocamak lafının altında yatan 3 önemli ve belirleyici faktör vardır:

Tolerans, hoşgörü, güvenme..

Aslında evlilik bir idare sanatıdır..

Kadın erkeği, erkek de kadını idare edecek ki evlilik kurumu ayakta kalsın..

Hem erkek, hem de kadın yeri ve zamanı gelince kör-sağır-dilsiz rolünü oynayacak ki evlilik birlikteliği devam etsin..

Öbür türlü ‘’kaşının üstünde gözün var’’ misali sürekli hata-kusur ararsan; of ki, ne of, neler bulursun neler..

Bu vurguyu da geçersek; o zaman evliliğin sonlandırılmasına gelelim..

Arkadaş ‘’iyi zamanda, kötü zamanda hep beraber ve dayanışma içinde olacağız’’ diye imza atıyorsun bir kere..

O halde imzana sadık kalacaksın en önce..

Evlilik başladı ve 2-3 yıl sonra çocuk sahibi olundu diyelim..

Çocuk varken şahsi düşüncem şudur: ‘’Artık evliliğin sona ermesi yani boşanma namümkündür.’’ Hatta yasaklanmalıdır..

Arkadaş çocuk oyuncağa değil ki bu evlilik.. Bir ömür boyu beraberiz diye imza atmışsın, bunu da çocukla taçlandırmışsın, daha ötesi yoktur..

‘’Ya arkadaş, evlendik ve çocuk sahibi olduk ama anlaşamıyoruz’’ karşılığını duyar gibi oluyorum..

Yanıtım çok nettir: ‘’Kabul edilemez ve geçersizdir’’

Ha legal olarak yani medeni kanunumuza göre mümkündür ama benim fikrime göre mümkün değildir..

Ya hiç evlenme, hadi evlendin o zaman çocuk sahibi olma ki ayrılma kararı veresin..

Yok hem evlendin, hem de bir zaman sonra çocuk sahibi oldun, artık boşanma kapısı tamamen kapalıdır bence..

Peki, hem evlendim, hem de çocuk sahibi oldum, evliliğimde kriz var, ne yapmak lazım?

Yukarıda bahsettim, kör-sağır-dilsiz moduna gireceksin ve idare edeceksin,, Bu kural hem kadın için hem de erkek için geçerlidir..

Benden bu kadar düşünce paylaşımı yeter..

Tüm evlilere, evlenmeyi düşünenlere mutluluklar dilerim, her şey gönüllerince olsun..

Son sözüm: Yaşam sürecini yüzde 50 kaderin, yüzde 50 iraden belirler..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



13 Kasım 2013 Çarşamba

Yaşama dair dip notlar.. (Bölüm-1)


Yaşım 51 olup tecrübelerimi paylaşma gereksinimi duydum. Çünkü belki benden daha genç birileri okur ve geleceğini yön verirken esin kaynağı olabilir..

Yaşamın evrelerini çocukluk, gençlik, eğitim, evlilik, olgunluk ve yaşlanma şeklinde ayırabilirim..

Çocukluk konusunda ahkam kesmem mümkün değildir. Çünkü hangi ülkede, hangi şehirde, hangi anne-babadan dünyaya ‘merhaba’ diyeceğimizi irademiz karar vermiyor.. Kısaca nasıl bir çocukluk yaşarsak yaşalım, kader diyelim ve geçelim..
Yaşamımızın geleceğinde nasıl bir sağlık ve fiziki sorunlara muhatap kalacağımızı anne-babamız neredeyse yüzde 80-90 belirleyicidir.. Çünkü anne-babamızın yaşadığı kronik (diabet, tansiyon, kalp, beyin gibi) sağlık sorunları, öyle de, böyle de genetik mirası size de geçecektir.. Ne kadar korunsanız da, buna karşı koymanız mümkün değildir. En fazla geciktirebilirsiniz.. Hani anne-babanız bu tür kronik rahatsızlığı 50 yaşında yakalandıysa; süper ve ultra önlemlerle belki 60 yaşa öteleyebilirsiniz..
Hele havası zehirli şehirde yaşıyorsanız, GDO değiştirilmiş hazır gıdalarla beslenip büyütüldüyseniz; büyük risk taşıyorsunuz anlamına gelir.. Baştan söylediğim gibi çocuk olarak yazgınıza razı gelmekten öte yapacağınız hiçbir şey yoktur.     

14 yaşından itibaren özgün irademiz tam kapasiteyle devreye girmese bile yönümüzü belirlemede artık söz sahibidir.. Yaşadığımız ve özgün irademizi etkileyen öğeleri aile, mahalle, okul ve arkadaş çevremiz diye sayabilirim..
Gençlik dönemi olarak da adlandırabileceğimiz 14-24 yaş arası yaşamımızın kalan evrelerinin (eğitim, evlilik, olgunluk, yaşlanma) tanzimini ve oluşumunu belirleyecektir. Her şeyin başlangıcı bu dönemdir.

Neyse bu yazıyı bir sindirin; gelecek bölümde gençlik bölümünü anlatmaya devam edeyim..