Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2018 Salı

ABD için ‘B’ planı Var mı?


Aklıma her şey geliyor..

ABD ile savaşalım diyenlere çok basit bir soru sorayım:

Neye karşılık?

Sıcak çatışmaya girdik, 10 ABD askerini öldürdük, bu andan itibaren ne olacağa dair ‘’Bizim ‘B’ planımız var mı?’’

Akdeniz’de ya da Hint Okyanusunda bulunan uçak gemisinden Ankara’ya CRUİSE füzesi fırlatırsa; biz ne yapacağız?

Kuzey Kore Liderinin bile bu konuda karşılık verebileceği bir düğmesi var, uzun menzilli füzesiyle ABD kentlerini tehdit edebilir..

Bize atılan füzeye karşı bir ne atacağız?

Tamam, Osmanlı tokadı atarız ama adamları bulursak..

Adamlar bize 10 bin km. uzaklıkta duruyor..

ABD ile savaşa tutuşmak akla ve mantığa uygun olduğunu biri bana anlatsın, hemen ikna olayım..

Ankara’ya atılacak füzeye biz nasıl karşılık vereceğiz?

Birisi bana izah etsin, o vakit hemen ABD’ye savaş açalım..

Çare nedir?

ABD ile direk savaşa girmeden her türlü ilişkiyi kesebilirsin..

ABD üslerini hemen kapatabilirsin..

ABD ile ticarete ambargo koyabilirsin..

Her şeyi yapalım ama asla mermi sıkmayalım derim..

Çünkü ABD’ye mermi sıkmak demek; ANKARA’nın, İSTANBUL’un güvenliğini tehdit altına sokmak olur..

O zaman AFRİN harekatında TSK’nın başarısını alkışlayalım fakat ABD ile savaşmayalım..

Sıradan bir sokak gazetecisi refleksiyle bu yazıyı kaleme almak zorundayım.. Elbette bizi yönetenler en doğru kararı alacaktır..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





24 Ağustos 2017 Perşembe

2019 yılına dair siyasi tahminim..


Biliyorum, daha 19 ay var, 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerine..

Ama yaşam çok hızlı ya, siyasetin de bu hızdan kalır yanı yoktur..

Mevcut konjonktür, halen süregelen siyasi atmosfer aslında seçimi bile gereksiz kılıyor..

‘Ne demek bu?’ derseniz; sonucu aşağı-yukarı belli olan seçimler için kullandığım tabirdir..

Daha açık deyişle ‘bugün seçim olsa’ başkanlığı AK Parti Genel Başkanı çok rahat kazanır, hem de 1.turda..

Bu siyasi denklemi bozacak yegane etmen Sayın Meral Akşener’in siyasi oluşum çabasıdır..

2019-Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimi adaylarından 2’si bellidir.. İlki Sayın Tayyip Erdoğan, ikincisi Sayın Meral Akşener olup CHP adayını açıklamadı, HDP aday çıkarması söz konusu değildir..

CHP’de kesin olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkan adayı olmayacağıdır..

Peki, CHP adayı kim olacak?

Kanımca ya Abdullatif Şener ya da İlhan Kesici..

Herkesin neredeyse ortak sorusu:

Sayın Meral Akşener’in, yeni siyasi oluşumda başarı şansı nedir?

Başına bir şey gelemezse (işte davalık olma, işte siyaset yapamaz hale düşmesi gibi..) kafadan yüzde 20 alır..

Zaten yüzde 8 MHP’den garanti, en az 5-6 puan AK Parti’den gelir, yüzde 2-3 CHP’den kayar..

Bu siyasi tablodan ne mi çıkar?

2019-Kasım ayı başkanlık seçimi yüzde 100 2.tura kalır..

2.tura kalan seçimin sonucu AK Parti için riski çok yüksektir..

Şunu iyi biliyorum ki, tehdit unsuru Meral Akşener, legal sınırlar içinde ‘nasıl etkisiz hale getirilir?’ sorusuna sürekli senaryo yazıyordur AK Parti kurmayları, danışmanları..

Ne olup biteceğinin en önemli işaret fişeği 2019-Mart ayında atılacaktır..

Çok net ifadeyle söylüyorum:

En son referandumunda ‘HAYIR’ çıkan Ankara ve İstanbul AK Parti’den giderse başkanlık da gider..

Peki, seçimler 2018 yılına çekilebilir mi?

Anketler ve diğer gelişmeler; AK Parti’yi belki de ilk kez seçimleri erkene çekmeye mecbur bırakabilir..

Bu kadar öngörü yeter artar..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




21 Mart 2016 Pazartesi

Soruna çare bulma düşüncesi..


5-6 aydır Güneydoğu’dan şehitler geliyordu ama sıkıntı olmuyordu. Ne olduysa oldu, Ankara hele İstanbul metropolünde bombalar patlıyor, tabii ki kıyamet kopuyor..

İstanbul’da birkaç bomba daha patlarsa ne iktidar kalır ne de siyaset..

Neden?

Batıda yaşayanlar terör ve güvenlik sorununu askere-polise-AKP’ye kısaca birilerine havale etti ve rahatça yaşayıp gidiyordu..

Ne var ki İstiklal’de ve Kızılay’da patlayan bombalar tüm paradigmayı değiştirdi.

Allah korusun, İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya gibi şehirlerde art ardına bombalar patlarsa; toplum ayağa kalkar ve kimse zapt edemez..

Kaos zirve yapar, sıkıyönetim falan gelir, demokrasi rafa kalkar ve hükümet gider..

Çare nedir?

Önerin var mı?

TBMM’de geniş katılımlı toplantıda karar alınmalıdır. PKK’nın silah bırakması halinde ve şartıyla Kürt meselesine tüm partilerin ortak olduğu komisyon aracılığıyla çözüm yolunda adım atılmalıdır.

Çünkü bu mesele sadece iktidarın değil, tüm milletin meselesidir..

Hükümet, Suriye politikasını sil baştan gözden geçirir ve yeni başlangıç yaparsa; IŞİD meselesinden en az zararla atlatılabilir..

Nasıl?

Suriye’ye giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının listesi çıkartılır, kontrol altına alınır ve potansiyel canlı bomba olabilecek kişiler zapturapt altında tutulur..

Son söz: Kıt bilgimiz ve aklımızla, sıradan bir vatandaşın, soruna çare bulma düşüncesi böyledir..     

Ömer ÖZDAMAR (Yeni Sol Muhalif)
Bucak-BURDUR




15 Şubat 2015 Pazar

CHP, siyaset arenasına atom bombası bıraktı..


CHP Genel merkezi, 40 milletvekili kontenjanını ayırarak; İstanbul, Ankara, İzmir dahil 55 ilde önseçim kararı aldı.

CHP’nin yüzde 10 civarı oy aldığı ve ‘’sorunlu’’ 30 ilde merkez yoklaması yapacağı açıklandı.

Hakim kontrolünde önseçim yapılacak 45 il şöyledir:
Afyonkarahisar,
Aksaray,
Amasya,
Ankara,
Antalya,
Aydın,
Balıkesir,
Bartın,
Bilecik,
Bolu,
Burdur,
Bursa,
Çanakkale,
Çorum,
Denizli,
Düzce,
Edirne,
Erzincan,
Giresun,
Isparta,
İstanbul,
İzmir,
Karabük,
Karaman,
Kırıkkale,
Kırklareli,
Kırşehir,
Kilis,
Konya,
Kütahya,
Manisa,
Nevşehir,
Niğde,
Ordu,
Osmaniye,
Rize,
Samsun,
Sinop,
Sivas,
Uşak
Yozgat

Örgüt kontrolün önseçim yapılacak 10 il şöyledir:
Adana,
Adıyaman,
Kahramanmaraş,
Kayseri,
Malatya,
Muğla,
Mersin,
Tekirdağ,
Trabzon
Zonguldak

Merkez yoklaması yapılacak 30 il ise şunlardır:
Ağrı,
Ardahan,
Artvin,
Batman,
Bayburt,
Bingöl,
Bitlis,
Çankırı,
Diyarbakır,
Elazığ,
Erzurum,
Eskişehir
Gaziantep,
Gümüşhane,
Hakkari,
Hatay,
Iğdır,
Kars,
Kastamonu,
Kocaeli,
Mardin,
Muş,
Sakarya,
Siirt,
Şanlıurfa,
Şırnak,
Tokat,
Tunceli,
Van,
Yalova

Sürpriz ise Kocaeli, Eskişehir gibi illerde merkez yoklaması olmasıdır. Şahsen beni de şaşırttı..

Öncelikle 2014-Temmuz ayında kaleme aldığım kitap içinde ‘’CHP ve Önseçim’’ paragrafının aynen aktarmak isterim:

Hemen CHP’ye bir geçiş daha yapalım. 2011 Genel Seçimlerinde milletvekilleri nasıl belirlendi?
Çok vahimdir ve de çok üzücüdür.. O kadar beceriksizler ki listeyi son gün, son saat YSK’ya teslim ediyorlar, onu da eksik yapıyorlar. Mesela Denizli ili için 2.sıra boş kalmış.. Daha ne diyeyim..
Hadi bunları geçtik. Aday adayları müracaat ettiler, bir tanesini bile görmediler. Ya bu insan kimdir, kör müdür, topal mıdır, in midir, cin midir, bir sorulmaz mı?
Sorulmadı mı? Hani AK Parti aday adaylarıyla tek tek hepsiyle görüştü ama..
Yok, yok CHP’de hiç olmadı..
Yazık ama onca aday adayına, onca emeklere, onca ümitlere..
Sorma orasını, Antalya’da 200 küsur aday adayı vardı. Beklenti ne idi? Üye bazlı önseçim yapılacak. Peki, CHP Genel Merkezi ne yaptı? Eski Genel Başkan Deniz Baykal’a ‘’listeyi sen yap’’ dendi ve herkes önseçim beklerken listeyi CHP Genel Merkezi yerine Deniz Baykal yaptı.. Bu kadar basiretsiz ve beceriksiz kadro işte..
Oysa lider ve kadrosu olan CHP şu hamleyi yapardı: ‘’Sayın Onursal Genel Başkan size hizmetlerinizden dolayı teşekkür ederiz, sizi aday göstermiyoruz, güle güle’’

Daha birçok siyasi görüş ve düşüncemi DENEME tarzında yazdığım ‘’DÜŞ’e Yazdım’’ isimli kitabımı Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na ve Sayın Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç’a gönderdim. Sağ olsun! Sayın Genel Başkan Yardımcısı Haluk Bey, geri dönüş yaptı, teşekkür etti ve başarılar diledi..

Tamam, gelelim bugüne, yani 15 Şubat 2015 tarihine.. Evet, bugün siyaset tarihine altın harflerle yazılmıştır.

Bir siyasi parti, Ankara’dan mümkün değildir ki 85 ili kontrol etsin ve hakim olsun.. Oysa 85 ilde yaşayan o siyasi partinin üyeleri vardır. Üyelerin hepsi de şehrinin milletvekili kimin olması gerektiğine karar verebilecek sağduyuda ve akıldadır..

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, en sonunda ‘’Gandilik’’ yaptı.

Ne yaptı?

Demokrasiyi ve katılımcılığı en önce lideri olduğu siyasi partiye getirdi. ‘’40 kişilik özel kadro dışında geri kalan tüm milletvekillerini CHP’li üyeler belirlesin’’ dedi..

Peki, bu hakim kontrolünde önseçim ne oluyor?

Bir kere parti milletvekili adayı belirlemede tamamen devre dışıdır. YSK’nın ilan ettiği gibi 29 Mart 2015 günü il ve ilçe seçim kurulları sandık koyacak ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında gözüken CHP’li üyeler; aday adayları arasından o ilin çıkaracağı milletvekili sayısı kadar seçim yapacak.
Mesela Burdur’un 3 milletvekili vardır ya, 15 CHP Milletvekili aday adayı olsun diyelim, (ki vardır) CHP’li üyeler,  29 Mart 2015 günü, 3 ismi işaretleyecek ve oyunu sandığa atacaktır. Burdur merkez ve 10 ilçede aynı şekilde seçim yapılacak, oylar sayılacak, en yüksek oyu alandan başlamak üzere 1.sıra, 2.sıra, 3.sıra CHP Burdur Milletvekili adayları belli olacaktır. İl seçim kurulu 3 kişilik kesin listeyi YSK’ya ve CHP’ye bildirecektir. Hepsi budur..

‘’Gandi Kemal’’ öyle bir atom bombası bıraktı ki herkesi yakacaktır.. Daha bugün şahsen ben tanık oldum:

Nerden geliyorsunuz?

Bucak’tan..

Hayırdır, ne var?

Biz CHP’li üyelerle görüşüyoruz, çünkü milletvekili adayını onlar belirleyecek..

Hadi ya, AK Parti’de yok mu?

Hayır, yoktur.

Kızgın bir ifadeyle vatandaş bizden uzaklaştı..

Şimdi şöyle internet merkez medyasına bir göz attım. Pek haber yapmamışlar ya da yüzeysel geçiştirmişler.. Çünkü yıllara dayanan kurulu siyasi sistem biranda tersyüz oldu.. Yarın bir gün AK Parti’li üyeler, MHP’li üyeler ‘’biz de neden olmuyor?’’ sorusunu daha yüksek sesle kesinlikle soracaklardır.

Aslında 12 Eylül’den kalma siyasi partiler kanunu, parti liderlerine büyük yetki veriyor. Şimdiye kadar tüm siyasi parti liderleri hem demokrasi dediler hem de yetkiyi gerçek sahibine hiç vermediler.. Nihayet ‘Gandi Kemal’ büyük liderlik örneğiyle bu yetkiden feragat etti ve vatandaşa hakkını teslim etti.

Bir kez daha Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na bu demokrasi yolunda koyduğu büyük tuğla için çok teşekkür ediyorum ve tüm CHP’liler adına önünde saygıyla eğiliyorum..




19 Ocak 2015 Pazartesi

Dur bakalım, ne olacak?..


Arkadaşlarla sohbet esnasında kulak misafiri oldum, aralarında geçen diyalog çok ilginçti:

‘’Ulan Cumhuriyet elden gidiyor galiba, 90 yıllık reklam arası bitmiş.. 2023’ü bile beklemeyecekler ‘’ diye lafa başlar..

Öbür arkadaş, ‘’dur bakalım, ne olacak, bir görelim, Cumhuriyet yerinde daha’’ demez mi?..

Diğeri ‘’yahu Cizre’de içsavaş vamış, mahallelerin kontrolü elden çıkmış’’ bindirmesini yapar..

Öbür arkadaş, ‘’dur bakalım, ne olacak, bir görelim, Cizre yerinde duruyor daha’’ diyerek lafı karşılıksız bırakmaz..

Diğeri ‘’arkadaş, hakara makara diyen bakanlık yapmış zata hiç bugünkü kadar tepki koyulmadı, dini hassasiyetler Paris olunca başka, Ankara olunca başka mı oluyor?’’ lafını araya sokuşturdu..

Öbürü ‘’adamı bakanlıktan aldılar, daha ne yapsın AK Parti.. dur bakalım, başka daha ne olacak, hele bir görelim’’ diyerek bu salvoyu da savuşturdu..

Diğeri ‘’HDP barajı geçemeyeceği halde, anlaşmalı olarak seçimlere parti adıyla katılıyor, TBMM dışında kalıp daha sonra Diyarbakır’da ‘Kürt Bölge Yerel Meclisi’ kuracakmış, bu arada KCK Temmuz-2015 ayında büyük isyan için tüm hazırlıklarını tamamlamış’’ der ve karşılığı bekler..

Öbürü ‘’süreç devam ediyor, anneler ağlamıyor, dur bakalım, başka daha ne olacak, hele APO ne diyecek bir bekleyelim’’ yanıtıyla gayet sakindir..

Diğeri ‘’ulan hani paralelciler komplo yaptı, evlere paraları, kasaları yerleştirdiydi ya, adamlar paraları faizini bile aldılar, gittiler’’ demez mi?

Öbürü ‘’tamam da adamın parasına niye el koyuyorsun arkadaş, sonra TBMM’de daha oylama yapılmadı, dur bakalım ne olacak?’’ yanıtını verince ben artık dayanamadım ve lafa girdim..

Arkadaşlar size bir hikaye anlatayım..

Çok zengin ve yaşlı Furkan Amcayla, mahallenin çok fakir ve saf kızı Filnur evlenmiş..

Filnur bir gün ‘’ben sinemaya gideceğim’’ demiş.

Furkan Amca da kıskanmaz pozlarında hemen filmleri araştırmış, en uygun dini içerikli sinemayı ayarlamış ve gündüz seansına göndermiş..

Furkan amca işine gitmiş, akşam gelince Filnur’a sormuş: Nasıldı film, eğlenebildin mi?

Filnur: ‘’Aman hiç sorma neler oldu neler’’ diyerek saf saf anlatmaya başlamış..

Furkan Amca, meraklanmaya başladı: ‘’Allah, Allah! Dur bakalım, ne olacak’’ der ve dinler..

Filnur: Tam evden çıktım, durağa gidiyorum, yanıma birisi yaklaştı.

Furkan Amca: ‘’Vay anasına, sana öyle gelmiştir, tesadüftür, neyse dur bakalım ne olacak?’’

Filnur: Ben giderim, o gider, derken otobüse bindim, o da bindi ve geldi yanıma oturdu..

Furkan amca: ‘’Canım yer yoktur ondandır, yoksa niye yanına otursun, dur bakalım ne olacak?

Filnur: 2 durak sonra indim ve sinemaya doğru yürüdüm..

Furkan amca: Adam da indi mi?

Filnur: Evet, hemen yanımda yürüyor..

Furkan Amca: Seni akrabası sanmıştır belki, dur bakalım ne olacak?

Filnur: Bilet aldım, yerime oturdum, bir baktım yanıma oturdu adam..

Furkan Amca: Olasılık işte, denk gelmiş, dur bakalım ne olacak..

Filnur: Işıklar söndü, adam önce ayaklarıyla sonra elleriyle bedenimin muhtelif kesimlerinde tur atıyor..

Furkan amca: Haydaaa, öfkeden ve kızgınlıktan çatlıyor ama belli de etmiyor, sürekli sonra sonra, dur bakalım ne olacak? diye soruyor..

Filnur: Ben de öyle düşündüm, dur bakalım ne olacak?

Neyse uzatmayalım, sinemadan sonra eve geliyorlar..

Filnur: Eve gelince yatak odasına girip elbette soyundum. O da soyunmaz mı?

Furkan Amca: Ne diyorsun Filnur... Dur bakalım ne olacak?

Filnur: Soyununca yatağa girdim. Olur şey değil, o da benimle yatağa girmez mi?

Furkan Amca kızgın demirle dağlanmış gibi haykırır:
 
‘’Eyvaaaaah! Dur bakalm ne olacak?’’

 Filnur: Ben de yatakta ne olacak diye merak ediyorum.

Furkan Amca: Aman Filnur, vallahi meraktan çatlayacağım.. Söyle çabuk, ne oldu Filnur?

 Filnur: Hiiç canım... Bir şey değilmiş, ben de boşu boşuna merak etmişim.

Boncuk boncuk ter döküyordu Furkan Amca.

-Yok yahu... Peki, ne oldu Filnur? Ne yaptı?

-Aynen senin bana yaptığını...

Beyninden vurulmuşa dönen Furkan Amca ne yapsın şimdi? Karısı o denli saf ki, başına kötü bir şeyin geldiğinden bile haberi yok ki... Dövse olmaz. Kovsa olmaz. Erkekliğe toz kondurmamak , yiğitliğe krem sürdürmemek için Furkan Amca şöyle der:

-Amaaaaan Filnur, ben de mühim birşey zannediyordum. Dur bakalım ne olacak diye boşuna merak etmişim. Velhasıl hiç mühim değil…

Aziz Nesin ustadan alıntı ve kıssadan hisse işte..

2015 yılı Ocak ayında Türkiye’de yaşayan bir kesim çok kaygılı, bir kesim çok rahat, bir kesim beklemede..


16 Temmuz 2013 Salı

CHP ile MHP arasında yerel seçim ittifakı olur mu?


CHP ile MHP ittifakı olur mu yerel seçimlerde?

Olursa, tüm siyasi dengeler değişir..

Zaten dün akşam HALK TV'ye bağlanan Eski Ülkü Ocakları Başkanı’nın konuşmasından sezdim.. işte Gezi Parkı eylemlerinde ferdi olarak bizde varız, toplumsal tepkilere kayıtsız kalamayız, polis olmuş AK-POLİS…

Galiba senaryo gerçekleşecek...

Emareler ise gerginleşen ve ağır üsluba dönüşen MHP-AKP kavgası..

AKP’nin mitinglerinde parti bayrağından daha çok Türk bayrağı sallaması..

‘’Ankara’da MHP desteklenecek, İstanbul ve İzmir CHP desteklenecek’’ formülü siyasi kulislere bomba gibi düşmesi..

Bir emare daha MHP Grup Sözcüsü Sayın Şandır, ‘’48 maddelik anayasa değişikliğine hodri meydan’’ dedi ama daha sözlerinin yankısı geçmeden MHP Lideri Bahçeli, ‘’hayır, 2015’den önce olmaz’’ diyerek kestirip attı.. Ne oldu da grup başkanvekili askıda kaldı, burası meçhuldür..

Ha bu senaryo sahada tutar mı? Valla orası da meçhuldür..

Ama konuşulması bile bu kadar korkuttuysa; demek ki siyasi dengeleri 
bozacaktır..


14 Temmuz 2013 Pazar

Yerel seçimler ve Türkiye genelinde son durum..


CHP Genel Merkezi’nden il ve ilçe başkanlıklarına gönderilen genelgede belediye başkanlığı ya da meclis üyeliğine aday olan parti yöneticilerinden 15 Temmuz Pazartesi gününe kadar görevlerinden istifa etmeleri istendi.

CHP’de belediye başkanlığı ve meclis üyeliği aday adaylığına yönelik resmi başvurular da 31 Temmuz Çarşamba günü saat 17.00’a kadar yapılacak.

Yerel seçimlerde adayların hangi yöntemle belirleneceği yetkisinin PM tarafından MYK'ya verildiği, aday belirlemede, "merkez yoklaması", "eğilim yoklaması" usullerinin benimsendiği ancak anket yöntemine de başvurulacağı...

ORC Araştırma´nın 81 ilde 63750 kişi ile yaptığı son yerel seçim anket sonuçları göre:

İstanbul: Yüzde 41 AKP, yüzde 34 CHP olup FARK yüzde 7,
Ankara: Yüzde 47 AKP, yüzde 30 CHP olup FARK yüzde 17,
İzmir: Yüzde 42 CHP, yüzde 34 AKP olup FARK yüzde 8
Bursa: Yüzde 43 AKP, yüzde 30 CHP olup FARK yüzde 13
Antalya: Yüzde 38.5 CHP, yüzde 33 AKP olup FARK yüzde 5.5
Örnek olsun diye 5 büyük ilimizin tablosunu aldım. Çıkardığım sonuç ise yerel seçimlere 8 ay kala AK Parti açısından İstanbul tehlikededir, aynı şekilde CHP açısından da Antalya tehlikededir..

Ankara, Bursa belli ki AK Parti’nindir.

İzmir biraz zorlansa da CHP’nindir..

Galiba yerel seçimlerde en büyük mücadele/savaş İstanbul için olacaktır. İstanbul’u alan bilin ki 2015 Genel Seçimleri’nde iktidar olmaya namzettir.. Geçmiş tüm seçimler gösteriyor ki İstanbul demek bir yerde Türkiye geneli demekle eş anlamlıdır.. En azından psikolojik üstünlük sağlar.. CHP İstanbul adayı ‘kim olacak?’ kilit sorusu 31 Temmuz 2013’e kadar yanıt bulacaktır.

Gelelim memleketim olan Burdur merkeze, aynı ankete göre yüzde 37 AKP, yüzde 32 CHP olup FARK sadece yüzde 5’dir. İyi bir aday ve etkili bir çalışmayla yüzde 5’lik fark kolayca kapanabilir. Benim gördüğüm en önemli sorun ise yüzde 19’luk oy oranına sahip MHP’lilerin tutumudur.. MHP’liler seçim günü sandığa gidip kendi adaylarına oy verirlerse sorun yoktur. Ancak ‘son gün nasıl olsa bizim partinin adayı kazanamayacak, o zaman CHP yerine AK Parti’ye verelim’ derlerse; yandı keten helva olur:J) Ki 2009 yerel seçimlerinde bu sahne yaşandı..

Gelelim CHP’nin erken açıklanan seçim takvimine..

Şimdi 31 Temmuz 2013 tarihi aday adayları için son gündür. İyi de Ağustos, Eylül, Ekim aylarında pozisyona ve gelişmelere göre çıkabilecek etkili aday adaylarının önü kapanmıyor mu? Bu stratejinin doğruluğu, yanlışlığı çok tartışılır bence..

Ağustos-Eylül aylarında aday adayları temayül yoklaması için çalışacaklar.. Ekim ayında temayül yoklaması yapılacak ve nihai kararı CHP MYK’sı verecektir. Aday adayı temayülden ilk sırada çıksa bile bağlayıcılığı olmadığı için nihayetinde genel merkezin kararını kalacaktır. Bu da sakat bir stratejidir. Aday adaylarının konsantrasyonu bozar. Bakın, göreceksiniz, öyle çok sayıda aday adayı çıkmayacaktır.


Neyse daha erkendir, biz daha bu konuları çok yazar, çizeriz..

25 Eylül 2011 Pazar

AKP ile PKK bilek güreşine başladı…


Kim kazanacak acaba? Tabi, kazanma göreceli kavramdır. Kaybeden gibi görünürsün ama kazanırsın… Aksine kazanır gibi durursun bir bakarsın kaybedersin…

Olabileceklere dair öngörümü aktarayım ki, ondan sonra ‘kim kazanacak, kim kaybedecek?’ senaryosunu daha kolay yazabiliriz…

Özellikle Ekim ayı içinde şehit sayıları daha da artacak tahminini yapabilirim… Yani çok daha kanlı günlere hazırlıklı olun derim... Günde 30-40 şehitlerin yaşandığı günler yakındır maalesef...

‘Düşük yoğunluklu savaş’ adlandırması yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bir anda kontrolden çıkmış savaş hüviyeti kazanabilir…

Aynı gün hem Van’da, hem Şırnak’ta, hem Hakkari’de, hem Siirt’te, hem Diyarbakır’da, hem Batman’da çatışmalar yaşanırken; İstanbul, Ankara, İzmir metropollerinde patlayan bombalamalar eşlik edebilir… İşte o zaman hem savaşın ciheti, hem kimliği, hem de kazanım ibresi değişebilir…

Böylece ülkemiz bir anda kaos ve kaotik iklimin etkisi altına girebilir. Yönetilemez hale gelen süreç muhtemelen AKP hükümetinin de sorgulanmasına yol açabilir hatta istifası bile gündeme gelebilir... İletişim bu kadar zirve yaptığı dönemde büyük toplumsal olaylar patlayabilir…

Bu senaryo ışığında bilek güreşini kazanan kim olabilir? PKK mı, AKP mi yoksa beraberi mi? Son bir şık ise hepsi mi?

Benim bu senaryoda öngörüm şudur: İsrail, ABD desteğini alan PKK bilek güreşini kazanacaktır. Kuzey Irak’ta başlayan Kürdistan puzzle’nin Türkiye ayağı da tamamlanacaktır. Geriye Suriye ve İran kalacaktır. Bunlar için özel bir çabaya gerek kalmadan kendiliğinden Puzzle parçaları olarak ‘şıp’ diye oturacaklardır.

Peki, bu senaryo nasıl boşa çıkartılabilir?

Ya savaş, ya barış yolu kalmıştır. Savaş konsepti için sosyal, psikolojik ortam 20 yıl öncekinden çok farklıdır. AKP’nin ilan ettiği savaş seçeneği ölü doğmuştur. Neden mi? Çok neden vardır. Sizlere bir tek veri söyleyeceğim. Gerisini siz düşünün… ‘Savaşacak olan TSK’ya toplumsal güven endeksi yerlerde sürünmektedir.’

O halde tek seçenek olan barış için düğmeye basılmalıdır. Hem de hiç beklemeden hemen bugün basılmalıdır.

Böyle davranmazsak yukarıda bahsettiğim senaryo 2-3 yıl içinde gerçekleşir, en kötüsü yenilgi psikolojisiyle tam bir sosyal çöküş yaşanır.
Yine maalesef ABD ve İsrail tarafından 5-6 yıldır uygulanan ortak senaryo içinde Türkiye’yi kazığa oturtuyorlar… Bunun onlarca verisi anlayana vardır.

Bunun karşısında AKP’nin gelecek senaryosu kabaca nedir?

PKK her alanda mağlup olacaktır, yeni anayasa ve demokratikleşme eşliğinde yeni Türkiye’deki Kürtlere barış için zeytin dalı uzatılacaktır.

Bu senaryoya karşı hem içeride hem de dışarıda o kadar çok güç odakları var ki, saymakla bitmez…

Bence AKP hızla bu senaryoyu terk etmelidir. Aksi halde sıradan bir vatandaş olarak öngörüm maalesef ki, hem kendisi hem de ülke mahvolacaktır. 

20 Eylül 2011 Salı

Toplum tepkisizleşti ama neden?



Geçen hafta içinde yerel bir gazetede ilginç habere rastladım. Neydi haber? Bucak ilçesine bağlı Kestel Köyü dağlarında orman yangını çıkıyor. İtfaiyeler ve orman yangın söndürme ekipleri müdahale ediyor. Köylülerden söndürme faaliyeti için gönüllü olmaları yönünde köy hoparlöründen çağrı yapılıyor. Sonra ne oluyor? Hiç kimse gitmiyor. Yani ‘bana ne’ diyor.
Bugün Ankara’da yapılan bombalı terör saldırısı sonrası 3 masum vatandaşımız ölüyor, onca masum insanımız yaralanıyor ya… Twitter üzerinden bir gazeteci arkadaşımız diyor ki, ‘ETA saldırısı sonrası Madrid örneğinde olduğu gibi terörü protesto eden 1 milyon Ankaralı yürümez mi acaba?’…
Bence yürümez ve ‘bana ne’ der…
Hatta çok iyi anımsıyorum, Silvan saldırısı sonrası bazı il ve ilçelerde terörü protesto mitingleri düzenlendi. Katılım o kadar cılız kaldı ki bazı ilçelerde yapılamadı bile…

‘Toplum tepkisizleşti ama neden?’ Kritik soru budur!

Sosyologlar, psikologlar mutlaka bilimsel temelli birçok teori ve gerekçe sunabilirler.

Sıradan bir vatandaş olarak gözlemlerim ışığında ‘neden’ sorusuna ben şöyle yanıt verebilirim. İnsanımızın aşırı derecede bireyselleşmesidir. Herkes ama herkes ‘gemisini kurtaran kaptan’ misali yalnızca kendini düşünmektedir. Duyarlı olduğu konular parasal felce maruz kalmıştır. Toplumun sinir uçları para makasıyla iyicene törpülenmiştir ve duyarsız hale getirilmiştir. ‘Bana ne’ imgesi ya da nidası bu tezimin vardığı zirve noktasıdır.

Örnekleme yapalım isterseniz…

-Arkadaş, bak şurada kaza olmuş

-Bana ne!

-Niye yahu?

-Arkadaş! Maaş alan doktor var, maaş alan polis var, gitsin baksınlar…

-Arkadaş, bak orada yangın çıkmış?

-Bana ne! Maaşlı orman yangın söndürme ekipleri var, itfaiyesi var, gitsin onlar ilgilensin arkadaş!

-Arkadaş, bak ülkemiz kan gölüne dönmüş, terör saldırıları artmış…

-Bana ne!

-Niye yahu?

-Arkadaş! Ben seçimde oy verdim, temsilci gönderdim ve hükümet ettim. Emrinde polis var, asker var, çözsün, bana ne!

-İyi de arkadaş, seni ne ilgilendirir?

-Yalnız kendim yani ben! Bu kadar haksız rekabet olsa da çalışmak, çok para kazanmak, ailemi doyurmak, çocuklarımı okutmak, araba almak, ev almak, kısaca ayakta kalmak… Gerisi fasa fiso işlerdir. Beni de hiç ilgilendirmez. Bana ne!

Bu örneklerini verdiğim duygu ve düşünceyle hareket eden toplumumuzda neredeyse yüzde 60-70 oranında insan vardır. Toplumun geri kalan yüzde 20-30 oranında insanımız da kendilerini cemaat ve tarikatlara teslim etmişlerdir. Tam biat ederler, asla bu konuları düşünmezler… Sadece askere, polise Allah yardımcısı olsun diye dua ederler, bir de ‘devletimize, milletimize zeval gelmesin’ derler…

Ben, yani sıradan bir vatandaş, eksik gedik olabilir ama kabaca Türkiye’de yaşayan büyük çoğunluğun fotoğrafını böyle çektim.

İster kızın, ister kızmayın, benim nazarımda ‘Toplum tepkisizleşti ama neden?’ sorusunun yanıtı böyledir.