Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2015 Pazartesi

Dur bakalım, ne olacak?..


Arkadaşlarla sohbet esnasında kulak misafiri oldum, aralarında geçen diyalog çok ilginçti:

‘’Ulan Cumhuriyet elden gidiyor galiba, 90 yıllık reklam arası bitmiş.. 2023’ü bile beklemeyecekler ‘’ diye lafa başlar..

Öbür arkadaş, ‘’dur bakalım, ne olacak, bir görelim, Cumhuriyet yerinde daha’’ demez mi?..

Diğeri ‘’yahu Cizre’de içsavaş vamış, mahallelerin kontrolü elden çıkmış’’ bindirmesini yapar..

Öbür arkadaş, ‘’dur bakalım, ne olacak, bir görelim, Cizre yerinde duruyor daha’’ diyerek lafı karşılıksız bırakmaz..

Diğeri ‘’arkadaş, hakara makara diyen bakanlık yapmış zata hiç bugünkü kadar tepki koyulmadı, dini hassasiyetler Paris olunca başka, Ankara olunca başka mı oluyor?’’ lafını araya sokuşturdu..

Öbürü ‘’adamı bakanlıktan aldılar, daha ne yapsın AK Parti.. dur bakalım, başka daha ne olacak, hele bir görelim’’ diyerek bu salvoyu da savuşturdu..

Diğeri ‘’HDP barajı geçemeyeceği halde, anlaşmalı olarak seçimlere parti adıyla katılıyor, TBMM dışında kalıp daha sonra Diyarbakır’da ‘Kürt Bölge Yerel Meclisi’ kuracakmış, bu arada KCK Temmuz-2015 ayında büyük isyan için tüm hazırlıklarını tamamlamış’’ der ve karşılığı bekler..

Öbürü ‘’süreç devam ediyor, anneler ağlamıyor, dur bakalım, başka daha ne olacak, hele APO ne diyecek bir bekleyelim’’ yanıtıyla gayet sakindir..

Diğeri ‘’ulan hani paralelciler komplo yaptı, evlere paraları, kasaları yerleştirdiydi ya, adamlar paraları faizini bile aldılar, gittiler’’ demez mi?

Öbürü ‘’tamam da adamın parasına niye el koyuyorsun arkadaş, sonra TBMM’de daha oylama yapılmadı, dur bakalım ne olacak?’’ yanıtını verince ben artık dayanamadım ve lafa girdim..

Arkadaşlar size bir hikaye anlatayım..

Çok zengin ve yaşlı Furkan Amcayla, mahallenin çok fakir ve saf kızı Filnur evlenmiş..

Filnur bir gün ‘’ben sinemaya gideceğim’’ demiş.

Furkan Amca da kıskanmaz pozlarında hemen filmleri araştırmış, en uygun dini içerikli sinemayı ayarlamış ve gündüz seansına göndermiş..

Furkan amca işine gitmiş, akşam gelince Filnur’a sormuş: Nasıldı film, eğlenebildin mi?

Filnur: ‘’Aman hiç sorma neler oldu neler’’ diyerek saf saf anlatmaya başlamış..

Furkan Amca, meraklanmaya başladı: ‘’Allah, Allah! Dur bakalım, ne olacak’’ der ve dinler..

Filnur: Tam evden çıktım, durağa gidiyorum, yanıma birisi yaklaştı.

Furkan Amca: ‘’Vay anasına, sana öyle gelmiştir, tesadüftür, neyse dur bakalım ne olacak?’’

Filnur: Ben giderim, o gider, derken otobüse bindim, o da bindi ve geldi yanıma oturdu..

Furkan amca: ‘’Canım yer yoktur ondandır, yoksa niye yanına otursun, dur bakalım ne olacak?

Filnur: 2 durak sonra indim ve sinemaya doğru yürüdüm..

Furkan amca: Adam da indi mi?

Filnur: Evet, hemen yanımda yürüyor..

Furkan Amca: Seni akrabası sanmıştır belki, dur bakalım ne olacak?

Filnur: Bilet aldım, yerime oturdum, bir baktım yanıma oturdu adam..

Furkan Amca: Olasılık işte, denk gelmiş, dur bakalım ne olacak..

Filnur: Işıklar söndü, adam önce ayaklarıyla sonra elleriyle bedenimin muhtelif kesimlerinde tur atıyor..

Furkan amca: Haydaaa, öfkeden ve kızgınlıktan çatlıyor ama belli de etmiyor, sürekli sonra sonra, dur bakalım ne olacak? diye soruyor..

Filnur: Ben de öyle düşündüm, dur bakalım ne olacak?

Neyse uzatmayalım, sinemadan sonra eve geliyorlar..

Filnur: Eve gelince yatak odasına girip elbette soyundum. O da soyunmaz mı?

Furkan Amca: Ne diyorsun Filnur... Dur bakalım ne olacak?

Filnur: Soyununca yatağa girdim. Olur şey değil, o da benimle yatağa girmez mi?

Furkan Amca kızgın demirle dağlanmış gibi haykırır:
 
‘’Eyvaaaaah! Dur bakalm ne olacak?’’

 Filnur: Ben de yatakta ne olacak diye merak ediyorum.

Furkan Amca: Aman Filnur, vallahi meraktan çatlayacağım.. Söyle çabuk, ne oldu Filnur?

 Filnur: Hiiç canım... Bir şey değilmiş, ben de boşu boşuna merak etmişim.

Boncuk boncuk ter döküyordu Furkan Amca.

-Yok yahu... Peki, ne oldu Filnur? Ne yaptı?

-Aynen senin bana yaptığını...

Beyninden vurulmuşa dönen Furkan Amca ne yapsın şimdi? Karısı o denli saf ki, başına kötü bir şeyin geldiğinden bile haberi yok ki... Dövse olmaz. Kovsa olmaz. Erkekliğe toz kondurmamak , yiğitliğe krem sürdürmemek için Furkan Amca şöyle der:

-Amaaaaan Filnur, ben de mühim birşey zannediyordum. Dur bakalım ne olacak diye boşuna merak etmişim. Velhasıl hiç mühim değil…

Aziz Nesin ustadan alıntı ve kıssadan hisse işte..

2015 yılı Ocak ayında Türkiye’de yaşayan bir kesim çok kaygılı, bir kesim çok rahat, bir kesim beklemede..


15 Ocak 2015 Perşembe

Soru çok, yanıt yok..



Paris saldırısı sonrası İsrail Başbakanı Netanyahu dahil dünya liderleri gövde gösterisi yaptı mı?
Yaptı..

Hep beraberiz ve IŞID’a karşıyız dedi mi?
Dedi..

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, ‘’o yürüyüşte İsrail terör devletinin işi yoktur’’ mealinde laf etti mi?
Etti..

Türkiye Başbakanı, İsrail Başbakanıyla kol kola yürüdü mü?
Yürüdü..

Peki, cumhurbaşkanı neden böyle dedi?

Madem İsrail katılacaksa, Türkiye niye katıldı?

Acaba terör devleti damgası yemekten korkmuş olabilir mi?

Bir yerde zoraki katılış mı oldu?

Ya da Cumhurbaşkanı ile başbakan görüş ayrılığı mı yaşadı?

Soru çok, yanıt yok..

Gelelim, Paris’e destek vermek amacıyla Cumhuriyet Gazetesi’nin hamlesine..

20 dilde ve Yaklaşık 5 milyon adet basılan karikatür dergisinden ‘’alıntıyı’’ Cumhuriyet Gazetesi’ne taşımak; AK Parti cenahını ve Yeni Akit Gazetesini neden rahatsız etti?

Dini değerlere saygı hassasiyeti meşru ise; Paris saldırısı da meşru mu?

Paris saldırısını protesto eden batı değerleri, İslami değerleri neden dikkate almıyor?

Yeni Akit Gazetesi, neden Atatürk’ü çirkin gösteren ve hakaret eden resimleri basıyor?

Batı değerlerini savunduğu için mi Atatürk hedef tahtasına konuyor?

Yeni Akit Gazetesi’ni protesto için neden sadece MHP’liler gidiyor?

Atatürk’e sahiplenen artık başka siyasi kitle kalmadı mı?

Soru çok, yanıt yok..

ABD, suçluk psikolojisiyle mi, Paris yürüyüşüne sadece büyükelçi gönderdi?

Cezayir asıllı Fransız vatandaşı Kuaşi kardeşler, karikatür dergisini maskeli bastıktan sonra kimliklerini neden terk ettikleri araçta bıraktılar?

Baskın sırasında Fransız polisi neden müdahale etmedi ve tek kurşun bile sıkmadı?

Paris’in göbeğinde 15 dakika süren saldırıyı gerçekten Kuaşi kardeşler mi yaptı? Yoksa Fransız derin devleti cinayeti mi?

Neden hiç kimse baskını yapan maskeli 2 kişinin Kuaşi kardeşler olduğunu ispatlayamıyor?

Soru çok, yanıt yok..

IŞID ile Türkiye ilişkisini kim yürütüyor?

Musul Konsolosluk baskını planlımıydı?

Durup dururken Türkiye Dışişleri Bakanı, 700 civarında IŞID savaşçısı Türkiye vatandaşı vardır, bunlar döndüğü zaman ne yapacağız, bilemiyoruz mealinde laf etti?

IŞID-Türkiye ilişkisinde belirleyici rolü ABD mi oynadı?

IŞID’a silah yardımı gönderildi mi?

Gönderildiyse bu silahları ABD mi tedarik etti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, takriben 100 gün önce KOBANİ; ha düştü ha düşecek diyerek IŞID’ın hamlesini mi biliyordu?

ABD, bölgede IŞID vasıtasıyla Sünni-Şii ve Kürt nüfus üzerinde hegemonya kurmaya mı çalışıyor?

Çalışıyorsa Türkiye nasıl bir rol alıyor?

Soru çok, yanıt yok..

Düşünce özgürlüğünün yazı ve çizide sınırlanması doğru mu?

Irkçılık yazı ve çizide yasak sınırına giriyorsa; dini değerler neden girmez?

‘’Ermeni soykırımı yok’’ demek düşünce suçu sayılıyorsa; Hazreti Muhammed’in karikatürünü çizme düşünce suçu kapsamına girer mi?

Anti-Semitizm yani Yahudi karşıtlığını ifade etmek evrensel değerlere göre düşünce özgürlüğü sınırlarında değilse; İslami değerlere küfür ve hakaret düşünce özgürlüğü sınırında olur mu?

Yazı ve çizi için düşünce özgürlüğüne kısıtlama getirmek aslında düşünce özgürlüğünü hadım etmek anlamına gelir mi?

Soru çok, yanıt yok..

Galiba insanlık bir asır daha birbirini boğazlamaya devam edecektir..