Cumhurbaşkanı Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumhurbaşkanı Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2016 Pazartesi

Lozan’ı tartışmak kime, ne kazandırır?


Neredeyse Lozan antlaşmasının üzerinden 100 yıl geçmiş..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923’den, 2016’ya kadar nüfus ve iktisadi olarak hem çok değişmiş hem de çok büyümüş..

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, ‘’Lozan’da bizi kandırmışlar’’ mealinde laf etti..

Allahhhh, eline söz sazını alan, veryansın Lozan’a..

Benim şahsen anlayamadığım; Lozan Antlaşmasını tartışmaya açan bir siyasetçi ve devlet adamı neyi amaçlar?

100 yıl geriye dönüş mü olacak?

Lozan Antlaşması öncesine DEJAVU mu olacağız?

Zamanı ne durdurmak ne de geriye getirmek mümkün olmadığına göre siyasetçi-devlet adamınca Türkiye’nin uluslararası kuruluş belgesi olan Lozan Antlaşması neden tartışılır?

Hiç çözemedim..

Hadi tarihçileri anlarım, elbette eksiğiyle, fazlasıyla Lozan Antlaşmasını en ince ayrıntısına kadar incelerler ve kamuoyunu bilgilendirirler..

Türkiye’de siyasetçi-devlet adamı esas bugüne ve yarınlara dair vizyon söylemelidir..

Hani mesela; ‘’20 yıl sonra Mars’a ilk insanı Türkiye gönderecektir..’’ dese ülkemizi yöneten bir siyasi lider..

‘’Vay anasına arkadaş!

Bravo!’’

Nidaları herkesin ağzında pelesenk olur ve gurur duyulur..

100 sene geçmiş, Lozan işinin üzerinden..

Hani Başbakan Sayın Yıldırım ne dedi?

‘’Lozan üzerinden tartışma CHP’ye bir şey kazandırmaz’’

Bence de çok doğru ve yerinde bir tespittir. Hem de manası yoktur.

Ancak Lozan’ı tartışmaya açan Sayın Erdoğan’a ne kazandırır, ne fayda getirir, hiç anlamış değilim hala..

Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





31 Ocak 2015 Cumartesi

Başkan Obama ile Başkan Erdoğan görüşmesi..


Bu başlık yanlış gibi görünse de muhtemeldir ki, 2015-Sonbaharı’nda gerçeğe dönüşebilir..

Artık kim ne derse desin; Dört (4) nala başkanlığa koşuyoruz..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırşehir mitingiyle bunun ilk startını resmen verdi.. Yanına Başbakan Davutoğlu’nu almadan tek başına siyasi meydan toplantısını yaptı, halka ana muhalefeti şikayet etti ve başkanlık için AK Parti’ye oy istedi..

TRT’ye çıktığı mülakatta ise ‘başkanlık sisteminde başbakan olmayacağını, sadece başkan yardımcısı ve bakanların bulunacağını’ söyledi.

Hadi bakalım, buyurun meydan burada.. Başkanlığa ‘evet’ diyenler, ‘hayır’ diyenler saflarını belirlesin..

AK Parti, 326 ve üstü milletvekili kazanırsa anayasa değişikliğini yapar, yeni sisteme ya da rejime ‘merhaba’ denir..

Valla halkın iradesine yapılacak hiçbir şey yoktur.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti parlamenter sistemden, başkanlık sistemine geçsin deniyorsa; AK Parti’ye yüzde 50 civarında oyun verilmesi lazım..

Yok, 100 yıldır bu sisteme alıştık ve memnunuz deniyorsa; AK Parti, yüzde 40 ve aşağı oy toplaması lazım..

Bakalım, hangisi olacak..

Çok beklemeyeceğiz, 4 ay kaldı yahuJ

İşte 4 ay sonra Başkan Erdoğan, Başkan Obama buluşmasını izleyebiliriz..

Eğer tersi olursa, yani seçim sonuçları anayasa değişikliğine izin vermezse; Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok zor döneme girer..

Ya AK Parti’nin başına geri döner ya da büyük krizlere kapı aralanır..



20 Ocak 2015 Salı

2015 yılında Dolar, kaç TL olur? Altın yükselir mi?


Valla bunu bilebilecek babayiğit daha çıkmadı.. Ancak sizlere kendi penceremden nedenleriyle birlikte öngörümü söyleyebilirim..

-Türkiye’de kalıcı az, geçici çok, sıcak para sirkülasyonu daima vardır..

-FED mutlaka faiz artıracak, amma Nisan ayında, amma Haziran ayı içinde muhtemelen 0.25 baz puan faizi yükseltecektir.

-Türkiye’de ‘Genel Seçimler’ Haziran ayı başında yapılacaktır.

-Çözüm süreci, en geç Nisan ayında nihai şeklini alacaktır.

-Petrol 50 dolar civarında dolaşacaktır.

Bu veriler ışığında TL-Dolar paritesi ne olur?

Tahminim odur ki Haziran ayına kadar dolar-TL piyasasında volatilite yüksek seyredecek, sanki 2.50 civarında seçim sonuçlarını bekleyecektir.

Bu tahminimin tek istisnası Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Neden?

Senin enflasyonun yüzde 10 civarında,
Her yıl sana 50-60 milyar dolar sıcak para lazım,  
Üstüne üstlük sıcak para için güvenli ve itibarlı ülke olmaktan çıkmışsın,
Sıcak para enflasyon altında bir faizi asla kabul etmez..

Ondan sonra ısrarla ve sürekli Merkez Bankası’na baskı yapıyorsun, hadi durma faiz indir, faiz indir..

Bu şekilde tutum hükümete sirayet ederse; yandı keten helva işte o vakit..

Dolar-TL’yi kimse tutamaz.. 3’de olur, 4’te olur, 5’te olur,

Ha buna razıysan; faizleri istersen sıfıra çekebilirsin..

Peki, altın yükselecek mi?

Valla altın işi hepsinden zordur..

Çünkü ABD borsası doygun, Alman borsası doygun, emtia fiyatları dibe yakın ve herkes kaçıyor, eheee geriye ne kalıyor?

Değerli kağıtlar ve altın..

Bu zamana kadar kağıt üzerine zaten bir kısım para yatırılmış..

Ne olacak o zaman?

Dünyada dolaşan yaklaşık 2 trilyon dolar para vardır. Bu paranın bir yerlere akması lazım..

Normalde değerli dolar karşısında, ons altının şimdiye kadar 1.000 doları çoktan görmesi gerekirdi. Ancak ABD-Rusya gerginliği, AB-Rusya restleşmesi, Ukrayna krizi, IŞID derken başıboş para mecburi istikamet altına gitti..

Peki, nereye kadar gider?

Valla sanki ons 1.350 doları görecek gibi duruyor.. FED faiz artırımı sonrası tekrar düşüş başlar ve 1.000 dolara iner diyorum..

Bence kısa vadeli hareketlerin kokusu vardır..

Kim yapıyor?

Hani başta bahsettim ya, dünya dolaşan 2 triyon dolar para var diye.. İşte ben buna çılgın para diyorum ve çılgın para sihirbazlarının ‘altın üzerine oyunu vardır’ tahmini yapıyorum..

Benden bu kadar, paranızın kıymetini bilin derim, başka da bir şey demem..




15 Ocak 2015 Perşembe

Soru çok, yanıt yok..



Paris saldırısı sonrası İsrail Başbakanı Netanyahu dahil dünya liderleri gövde gösterisi yaptı mı?
Yaptı..

Hep beraberiz ve IŞID’a karşıyız dedi mi?
Dedi..

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, ‘’o yürüyüşte İsrail terör devletinin işi yoktur’’ mealinde laf etti mi?
Etti..

Türkiye Başbakanı, İsrail Başbakanıyla kol kola yürüdü mü?
Yürüdü..

Peki, cumhurbaşkanı neden böyle dedi?

Madem İsrail katılacaksa, Türkiye niye katıldı?

Acaba terör devleti damgası yemekten korkmuş olabilir mi?

Bir yerde zoraki katılış mı oldu?

Ya da Cumhurbaşkanı ile başbakan görüş ayrılığı mı yaşadı?

Soru çok, yanıt yok..

Gelelim, Paris’e destek vermek amacıyla Cumhuriyet Gazetesi’nin hamlesine..

20 dilde ve Yaklaşık 5 milyon adet basılan karikatür dergisinden ‘’alıntıyı’’ Cumhuriyet Gazetesi’ne taşımak; AK Parti cenahını ve Yeni Akit Gazetesini neden rahatsız etti?

Dini değerlere saygı hassasiyeti meşru ise; Paris saldırısı da meşru mu?

Paris saldırısını protesto eden batı değerleri, İslami değerleri neden dikkate almıyor?

Yeni Akit Gazetesi, neden Atatürk’ü çirkin gösteren ve hakaret eden resimleri basıyor?

Batı değerlerini savunduğu için mi Atatürk hedef tahtasına konuyor?

Yeni Akit Gazetesi’ni protesto için neden sadece MHP’liler gidiyor?

Atatürk’e sahiplenen artık başka siyasi kitle kalmadı mı?

Soru çok, yanıt yok..

ABD, suçluk psikolojisiyle mi, Paris yürüyüşüne sadece büyükelçi gönderdi?

Cezayir asıllı Fransız vatandaşı Kuaşi kardeşler, karikatür dergisini maskeli bastıktan sonra kimliklerini neden terk ettikleri araçta bıraktılar?

Baskın sırasında Fransız polisi neden müdahale etmedi ve tek kurşun bile sıkmadı?

Paris’in göbeğinde 15 dakika süren saldırıyı gerçekten Kuaşi kardeşler mi yaptı? Yoksa Fransız derin devleti cinayeti mi?

Neden hiç kimse baskını yapan maskeli 2 kişinin Kuaşi kardeşler olduğunu ispatlayamıyor?

Soru çok, yanıt yok..

IŞID ile Türkiye ilişkisini kim yürütüyor?

Musul Konsolosluk baskını planlımıydı?

Durup dururken Türkiye Dışişleri Bakanı, 700 civarında IŞID savaşçısı Türkiye vatandaşı vardır, bunlar döndüğü zaman ne yapacağız, bilemiyoruz mealinde laf etti?

IŞID-Türkiye ilişkisinde belirleyici rolü ABD mi oynadı?

IŞID’a silah yardımı gönderildi mi?

Gönderildiyse bu silahları ABD mi tedarik etti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, takriben 100 gün önce KOBANİ; ha düştü ha düşecek diyerek IŞID’ın hamlesini mi biliyordu?

ABD, bölgede IŞID vasıtasıyla Sünni-Şii ve Kürt nüfus üzerinde hegemonya kurmaya mı çalışıyor?

Çalışıyorsa Türkiye nasıl bir rol alıyor?

Soru çok, yanıt yok..

Düşünce özgürlüğünün yazı ve çizide sınırlanması doğru mu?

Irkçılık yazı ve çizide yasak sınırına giriyorsa; dini değerler neden girmez?

‘’Ermeni soykırımı yok’’ demek düşünce suçu sayılıyorsa; Hazreti Muhammed’in karikatürünü çizme düşünce suçu kapsamına girer mi?

Anti-Semitizm yani Yahudi karşıtlığını ifade etmek evrensel değerlere göre düşünce özgürlüğü sınırlarında değilse; İslami değerlere küfür ve hakaret düşünce özgürlüğü sınırında olur mu?

Yazı ve çizi için düşünce özgürlüğüne kısıtlama getirmek aslında düşünce özgürlüğünü hadım etmek anlamına gelir mi?

Soru çok, yanıt yok..

Galiba insanlık bir asır daha birbirini boğazlamaya devam edecektir..



4 Kasım 2014 Salı

Çözüm süreci çıkmaz sokağa girdi..


Hani bir şarkı mı, türkü mü vardır ya, tam da anımsayamadım ama..

‘’Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi? Sen bu işin sonunu düşünmedin mi?’’

Diye mırıldarlardı eskiden büyüklerim..

Ya da ‘’ayıyla yatağa giren sonucuna katlanır’’ derlerdi atalarım..

İmralı, Kandil, HDP, akil insanlar derken bugünlere geldik..

Oysa başa dönersek ‘’DÜŞ’e Yazdım’’ kitabından bir küçük alıntıyla mevzuumuza giriş yapalım..

30 yıldır süren ve 2014 yılında hala devam eden ‘Kürt Barış Süreci’ ne olur?
Valla çoktan bölünme işi gerçekleşirdi ama mekanlar uygun değildir.
Yani..
Yanisi şudur. Kürtler sadece bir yerleşim yerinde yaşasalardı bu iş çoktan bitmişti. Diyelim ki 15 milyon Kürt vatandaşı vardır. Bunun 5-6 milyonu Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun bir kısım şehirlerinde ikamet ediyor ama geri kalan büyük çoğunluk İstanbul başta olmak üzere batı illerin yaşamını sürdürüyor.. En önemlisi de Kürtlerin önemli oranının Sünni mezhebine dahil olmasıdır. Sünni mezhebi üzerinden siyaseti dibine kadar yapan AK Parti, bundan dolayıdır ki Diyarbakır’da yüzde 30-35 oy alabilmektedir.
Barış sürecinin AK Parti’nin hatası var mıdır?
AK Parti’nin ender görülen stratejik hatalarından biridir. PKK Militanları silahlı ya da silahsız Türkiye topraklarını terk etmedikçe asla müzakereye oturulmayacaktı ama oturuldu bu bir.. Bu sürece mutlaka ana muhalefet partisini katmalıydı ama katmadı bu da iki..
Silahların gölgesinde neden oturulmaz?
‘’Demoklesin kılıcı’’ gibi başında sallanan silahlarla müzakere dünyanın hiçbir ülkesinde yürütülemez.
Niye barış süreci başlattı peki?
Bir yerde çaresiz kaldı, bir yerde siyasa mülahazalarda fayda gördü.
‘’DÜŞ’e Yazdım’’ isimli bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim..

Neyse biz mevzuumuza dönelim..

Velhasıl çözüm süreci 2014-Kasım ayı itibarıyla çıkmaz sokağa girdi. Ya da beklemeye alındı ve buzdolabına kaldırıldı..

Niye böyle oldu peki?

Valla adı üstünde süreç denen iş böyledir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde gerginlik ve restleşmeler başladı, siyasi bağrış-çağrış, itiş-kakış derken KOBANİ olayı her şeyin tuzu biberi oldu..

‘’IŞİD eşittir PKK’’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan zaten kafasında çözüm sürecini noktalamıştır.

Bundan sonra can sıkıcı birçok olaylar olabilir. Bu durum karşısında taraflar tekrar pozisyonlarını gözden geçirir ve süreç devam eder..

Ama ne zaman?

Konu artık hükümetin ağzıyla ‘’milli’’ olmaktan çıktı.. Dışarıdan içeriden tarafları çoğaldı.. Zamanı ne hükümet tek başına, ne de dışarısı tek başına karar veremez. En önemlisi IŞİD meselesi bu işin tam göbeğinde dururken çözüm süreci falan yürümez ve işlemez..

İlla zaman ver derseniz; en iyimser tahmin 2015-Haziran seçimlerinden sonradır..

Başbakan Davutoğlu, en zor durumda kalan siyasi aktördür.

Neden?

Cumhurbaşkanı Erdoğan köşke ya da aksaraya çıktı, bütün ihaleyi Davutoğlu’nun üstüne yıktı..

Başbakan Davutoğlu, seçimlere mi hazırlansın, savaşa mı hazırlansın? Üstüne üstlük ‘paralel yapı’ mücadelesi mi yapsın?

Hani derler ya, ‘’zor dostum zor’’; hakikaten Davutoğlu yerinde şahsen ben olmak istemem..