İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2016 Pazartesi

Soruna çare bulma düşüncesi..


5-6 aydır Güneydoğu’dan şehitler geliyordu ama sıkıntı olmuyordu. Ne olduysa oldu, Ankara hele İstanbul metropolünde bombalar patlıyor, tabii ki kıyamet kopuyor..

İstanbul’da birkaç bomba daha patlarsa ne iktidar kalır ne de siyaset..

Neden?

Batıda yaşayanlar terör ve güvenlik sorununu askere-polise-AKP’ye kısaca birilerine havale etti ve rahatça yaşayıp gidiyordu..

Ne var ki İstiklal’de ve Kızılay’da patlayan bombalar tüm paradigmayı değiştirdi.

Allah korusun, İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya gibi şehirlerde art ardına bombalar patlarsa; toplum ayağa kalkar ve kimse zapt edemez..

Kaos zirve yapar, sıkıyönetim falan gelir, demokrasi rafa kalkar ve hükümet gider..

Çare nedir?

Önerin var mı?

TBMM’de geniş katılımlı toplantıda karar alınmalıdır. PKK’nın silah bırakması halinde ve şartıyla Kürt meselesine tüm partilerin ortak olduğu komisyon aracılığıyla çözüm yolunda adım atılmalıdır.

Çünkü bu mesele sadece iktidarın değil, tüm milletin meselesidir..

Hükümet, Suriye politikasını sil baştan gözden geçirir ve yeni başlangıç yaparsa; IŞİD meselesinden en az zararla atlatılabilir..

Nasıl?

Suriye’ye giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının listesi çıkartılır, kontrol altına alınır ve potansiyel canlı bomba olabilecek kişiler zapturapt altında tutulur..

Son söz: Kıt bilgimiz ve aklımızla, sıradan bir vatandaşın, soruna çare bulma düşüncesi böyledir..     

Ömer ÖZDAMAR (Yeni Sol Muhalif)
Bucak-BURDUR




14 Temmuz 2013 Pazar

Yerel seçimler ve Türkiye genelinde son durum..


CHP Genel Merkezi’nden il ve ilçe başkanlıklarına gönderilen genelgede belediye başkanlığı ya da meclis üyeliğine aday olan parti yöneticilerinden 15 Temmuz Pazartesi gününe kadar görevlerinden istifa etmeleri istendi.

CHP’de belediye başkanlığı ve meclis üyeliği aday adaylığına yönelik resmi başvurular da 31 Temmuz Çarşamba günü saat 17.00’a kadar yapılacak.

Yerel seçimlerde adayların hangi yöntemle belirleneceği yetkisinin PM tarafından MYK'ya verildiği, aday belirlemede, "merkez yoklaması", "eğilim yoklaması" usullerinin benimsendiği ancak anket yöntemine de başvurulacağı...

ORC Araştırma´nın 81 ilde 63750 kişi ile yaptığı son yerel seçim anket sonuçları göre:

İstanbul: Yüzde 41 AKP, yüzde 34 CHP olup FARK yüzde 7,
Ankara: Yüzde 47 AKP, yüzde 30 CHP olup FARK yüzde 17,
İzmir: Yüzde 42 CHP, yüzde 34 AKP olup FARK yüzde 8
Bursa: Yüzde 43 AKP, yüzde 30 CHP olup FARK yüzde 13
Antalya: Yüzde 38.5 CHP, yüzde 33 AKP olup FARK yüzde 5.5
Örnek olsun diye 5 büyük ilimizin tablosunu aldım. Çıkardığım sonuç ise yerel seçimlere 8 ay kala AK Parti açısından İstanbul tehlikededir, aynı şekilde CHP açısından da Antalya tehlikededir..

Ankara, Bursa belli ki AK Parti’nindir.

İzmir biraz zorlansa da CHP’nindir..

Galiba yerel seçimlerde en büyük mücadele/savaş İstanbul için olacaktır. İstanbul’u alan bilin ki 2015 Genel Seçimleri’nde iktidar olmaya namzettir.. Geçmiş tüm seçimler gösteriyor ki İstanbul demek bir yerde Türkiye geneli demekle eş anlamlıdır.. En azından psikolojik üstünlük sağlar.. CHP İstanbul adayı ‘kim olacak?’ kilit sorusu 31 Temmuz 2013’e kadar yanıt bulacaktır.

Gelelim memleketim olan Burdur merkeze, aynı ankete göre yüzde 37 AKP, yüzde 32 CHP olup FARK sadece yüzde 5’dir. İyi bir aday ve etkili bir çalışmayla yüzde 5’lik fark kolayca kapanabilir. Benim gördüğüm en önemli sorun ise yüzde 19’luk oy oranına sahip MHP’lilerin tutumudur.. MHP’liler seçim günü sandığa gidip kendi adaylarına oy verirlerse sorun yoktur. Ancak ‘son gün nasıl olsa bizim partinin adayı kazanamayacak, o zaman CHP yerine AK Parti’ye verelim’ derlerse; yandı keten helva olur:J) Ki 2009 yerel seçimlerinde bu sahne yaşandı..

Gelelim CHP’nin erken açıklanan seçim takvimine..

Şimdi 31 Temmuz 2013 tarihi aday adayları için son gündür. İyi de Ağustos, Eylül, Ekim aylarında pozisyona ve gelişmelere göre çıkabilecek etkili aday adaylarının önü kapanmıyor mu? Bu stratejinin doğruluğu, yanlışlığı çok tartışılır bence..

Ağustos-Eylül aylarında aday adayları temayül yoklaması için çalışacaklar.. Ekim ayında temayül yoklaması yapılacak ve nihai kararı CHP MYK’sı verecektir. Aday adayı temayülden ilk sırada çıksa bile bağlayıcılığı olmadığı için nihayetinde genel merkezin kararını kalacaktır. Bu da sakat bir stratejidir. Aday adaylarının konsantrasyonu bozar. Bakın, göreceksiniz, öyle çok sayıda aday adayı çıkmayacaktır.


Neyse daha erkendir, biz daha bu konuları çok yazar, çizeriz..

25 Eylül 2011 Pazar

AKP ile PKK bilek güreşine başladı…


Kim kazanacak acaba? Tabi, kazanma göreceli kavramdır. Kaybeden gibi görünürsün ama kazanırsın… Aksine kazanır gibi durursun bir bakarsın kaybedersin…

Olabileceklere dair öngörümü aktarayım ki, ondan sonra ‘kim kazanacak, kim kaybedecek?’ senaryosunu daha kolay yazabiliriz…

Özellikle Ekim ayı içinde şehit sayıları daha da artacak tahminini yapabilirim… Yani çok daha kanlı günlere hazırlıklı olun derim... Günde 30-40 şehitlerin yaşandığı günler yakındır maalesef...

‘Düşük yoğunluklu savaş’ adlandırması yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bir anda kontrolden çıkmış savaş hüviyeti kazanabilir…

Aynı gün hem Van’da, hem Şırnak’ta, hem Hakkari’de, hem Siirt’te, hem Diyarbakır’da, hem Batman’da çatışmalar yaşanırken; İstanbul, Ankara, İzmir metropollerinde patlayan bombalamalar eşlik edebilir… İşte o zaman hem savaşın ciheti, hem kimliği, hem de kazanım ibresi değişebilir…

Böylece ülkemiz bir anda kaos ve kaotik iklimin etkisi altına girebilir. Yönetilemez hale gelen süreç muhtemelen AKP hükümetinin de sorgulanmasına yol açabilir hatta istifası bile gündeme gelebilir... İletişim bu kadar zirve yaptığı dönemde büyük toplumsal olaylar patlayabilir…

Bu senaryo ışığında bilek güreşini kazanan kim olabilir? PKK mı, AKP mi yoksa beraberi mi? Son bir şık ise hepsi mi?

Benim bu senaryoda öngörüm şudur: İsrail, ABD desteğini alan PKK bilek güreşini kazanacaktır. Kuzey Irak’ta başlayan Kürdistan puzzle’nin Türkiye ayağı da tamamlanacaktır. Geriye Suriye ve İran kalacaktır. Bunlar için özel bir çabaya gerek kalmadan kendiliğinden Puzzle parçaları olarak ‘şıp’ diye oturacaklardır.

Peki, bu senaryo nasıl boşa çıkartılabilir?

Ya savaş, ya barış yolu kalmıştır. Savaş konsepti için sosyal, psikolojik ortam 20 yıl öncekinden çok farklıdır. AKP’nin ilan ettiği savaş seçeneği ölü doğmuştur. Neden mi? Çok neden vardır. Sizlere bir tek veri söyleyeceğim. Gerisini siz düşünün… ‘Savaşacak olan TSK’ya toplumsal güven endeksi yerlerde sürünmektedir.’

O halde tek seçenek olan barış için düğmeye basılmalıdır. Hem de hiç beklemeden hemen bugün basılmalıdır.

Böyle davranmazsak yukarıda bahsettiğim senaryo 2-3 yıl içinde gerçekleşir, en kötüsü yenilgi psikolojisiyle tam bir sosyal çöküş yaşanır.
Yine maalesef ABD ve İsrail tarafından 5-6 yıldır uygulanan ortak senaryo içinde Türkiye’yi kazığa oturtuyorlar… Bunun onlarca verisi anlayana vardır.

Bunun karşısında AKP’nin gelecek senaryosu kabaca nedir?

PKK her alanda mağlup olacaktır, yeni anayasa ve demokratikleşme eşliğinde yeni Türkiye’deki Kürtlere barış için zeytin dalı uzatılacaktır.

Bu senaryoya karşı hem içeride hem de dışarıda o kadar çok güç odakları var ki, saymakla bitmez…

Bence AKP hızla bu senaryoyu terk etmelidir. Aksi halde sıradan bir vatandaş olarak öngörüm maalesef ki, hem kendisi hem de ülke mahvolacaktır. 

11 Ekim 2010 Pazartesi

Kedi-Kedi-Kedi…


Bu haberi yazmazsam, İnanın! İnsanlığımdan utanırım!




Haber ne?



Milliyet Gazetesi video linki ve haberi aşağıdadır



Kediyi tekmeleyerek öldürdü



İzmir Bornova'da, üniversiteli 4 gencin, bir büfecinin baktığı sokak kedisini tekmeleyerek öldürmesi, güvenlik kamerasınca kaydedildi, hayvan-severler olaya büyük tepki gösterdi. İlçe Emniyet Amirliği önünde toplanan hayvan-severler suç duyurusunda bulunurken, gençlerden 2'si polis tarafından kısa sürede yakalandı.



http://video.milliyet.com.tr/Kediyi-tekmeleyerek-oldurdu_1_44206.htm?auto=1



Arkadaş, videoyu dikkatlice 3 kez izledim.



Neler gördüm?



Haberde 4 genç diyor ama orada 5 genç var…



Çevresel tehlikelerden ve soğuktan korunması için kuş kafesine benzeyen kedi kutusu var…



Kim koymuş bunu?



Büfeci vatandaş…



İçinden gelmiş ve bu sokak kedisine bakmaya karar vermiş…



Neyse kutunun içinde bir sokak kedisi var…



Elinde pitbull cinsi köpeğiyle bir genç ve 4 arkadaşı geliyorlar…



Nedense Köpek, kediye saldırmıyor.



Köpekli genç bu duruma çok kızıyor.



Kediye önce kuvvetli bir tekme atıyor ancak kendisi de düşüyor…



Aynı genç kalkıyor ve yaralı kedinin kafasını eziyor…



Sonra bir arkadaşı kolundan çekerek oradan uzaklaştırıyor…



Şimdi çılgın düşünce ve yorumuma sıra geldi…



Eğer tek yetkili olsam; bir kere bu genci hemen psikiyatrik tedavi altına aldırırım… Çünkü cezai ehliyeti yoktur. Sonra en az 10 yıl hapis hem de hücre cezası veririm…



Hem o gence hiç acımam, hem de bu kararın doğruluğuna ve yerindeliğine inanarak veririm…



Başka söze gerek duymuyorum…



Saygı ve sevgilerimle…



Ömer Özdamar/Burdur-Bucak/11 Ekim 2010