Senaryo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Senaryo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Başbakan Erdoğan gidici artık..


30 yıldır siyaseti takip ederim, son 10 yıldır aktif olarak içindeyim, üzgünüm ama Başbakan Erdoğan için yolun sonu gözüktü..

Gezi Parkı tutumu bir kere ölümcül hataydı. Kim ne derse desin; AYYAŞ, ÇAPULCU laflarıyla yarattığı muhalif başına daha çok çorap örecek, en önemlisi hiç rahat bırakmayacak ve soluk aldırmayacak.. İşte bugün GAZDAN-ADAM festivali yapılıyor Kadıköy’de, partisiz-purtisiz 100 bin kişi toplanıyor ve ana sloganları ‘Hükümet İstifa’ oluyor..

Her ne kadar AK Parti taraftarı işte yedirmeyiz, işte harcatmayız diye tempo tutsalar da Başbakan Erdoğan aleyhine süreç durmadan işliyor.. Hani kum saati gibi zaman sürekli olumsuz yönde boşalıyor.. Durumu en azından nötr hale getirmeye çalışıyor, o da olmuyor, kısaca ne yaparsa yapsın, ne ederse etsin, Başbakan Erdoğan dönemi bitti artık..

Zaten 2015 yılında tekrar milletvekili olamayacağı AK Parti tüzüğünde yazarken; iç ve dış dinamikler 2015’i bile bekleyemedi ve düğmeye bastı artık..

İyi de bu nasıl olacak?

2015 Genel Seçimleri muhtemelen 2014-Sonbaharı gibi erken bir tarihe alınacaktır. Yüzde 99 olasılıkla merkez sağa hitap eden yeni bir parti kurulacaktır ve AK Parti’den istifa eden milletvekilleri bu partinin ana gövdesini oluşturacaktır,. Ha keza merkez sola hitap eden Mustafa Sarıgül liderliğinde başka bir parti daha kurulacaktır.

AK Parti’den istifa edecek milletvekili sayısı 70 ile 100 arası olacaktır. En önemlisi Gülen Cemaati bu partiye açıktan destek verecektir. Yine aynı şekilde CHP’den 15-20 milletvekili istifa edecek ve Sarıgül’ün partisine geçecektir..

Peki, bu kararı kim ya da kimler aldı?

Dünyaya hakim olan küresel gizli ya da açık güçler kimlerse onlar aldı diyebilirim..

Neden?

Artık 11 yıldır devam eden AK Parti iktidarına ne tahammülleri ne de ihtiyaçları kaldı..

İyi de arkadaş, ‘bu senaryoyu neye dayanarak yazdın?’ sorusuna yanıt şudur: Siyasi tecrübemle birlikte iç ve dış dinamikleri iyi okumamla ilgilidir derim..

Fark ettiniz galiba; en son Bağcılar mitinginde Başbakan Erdoğan ne dedi?

‘Sürekli Ankara-Sincan’da şu kadar kişi, İstanbul-Kazlıçeşme’de şu kadar kişi, Samsun’da, Erzurum’da, Kayseri’de şu kadar kişi topladım ve bana destek veriyorlar..’

Bu bile panik havasının ipuçlarıdır. En son anketlerde yüzde 50 küsur gözüken bir partinin lideri meydan, meydan niye dolaşır ve niye daha çok çalışın telkininde bulunur.. O da biliyor ki kendisinin gitme fermanı imzalanmıştır.. Artık ne kadar direnebilirsem direnirim psikolojisinde hareket etmektedir.

Nihai analizim budur! İster inanın, ister inanmayın, ister aklınızın bir köşesinde tutun, ister deli saçması deyip geçin.. Şunu unutmayın ki ‘tarih hiç söylenmeyenler üzerine inşa edilir’ bu söz de bana aittir.. Bu arada doların 2,5 TL olmasını falan hiç anlatmıyorum..


25 Eylül 2011 Pazar

AKP ile PKK bilek güreşine başladı…


Kim kazanacak acaba? Tabi, kazanma göreceli kavramdır. Kaybeden gibi görünürsün ama kazanırsın… Aksine kazanır gibi durursun bir bakarsın kaybedersin…

Olabileceklere dair öngörümü aktarayım ki, ondan sonra ‘kim kazanacak, kim kaybedecek?’ senaryosunu daha kolay yazabiliriz…

Özellikle Ekim ayı içinde şehit sayıları daha da artacak tahminini yapabilirim… Yani çok daha kanlı günlere hazırlıklı olun derim... Günde 30-40 şehitlerin yaşandığı günler yakındır maalesef...

‘Düşük yoğunluklu savaş’ adlandırması yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bir anda kontrolden çıkmış savaş hüviyeti kazanabilir…

Aynı gün hem Van’da, hem Şırnak’ta, hem Hakkari’de, hem Siirt’te, hem Diyarbakır’da, hem Batman’da çatışmalar yaşanırken; İstanbul, Ankara, İzmir metropollerinde patlayan bombalamalar eşlik edebilir… İşte o zaman hem savaşın ciheti, hem kimliği, hem de kazanım ibresi değişebilir…

Böylece ülkemiz bir anda kaos ve kaotik iklimin etkisi altına girebilir. Yönetilemez hale gelen süreç muhtemelen AKP hükümetinin de sorgulanmasına yol açabilir hatta istifası bile gündeme gelebilir... İletişim bu kadar zirve yaptığı dönemde büyük toplumsal olaylar patlayabilir…

Bu senaryo ışığında bilek güreşini kazanan kim olabilir? PKK mı, AKP mi yoksa beraberi mi? Son bir şık ise hepsi mi?

Benim bu senaryoda öngörüm şudur: İsrail, ABD desteğini alan PKK bilek güreşini kazanacaktır. Kuzey Irak’ta başlayan Kürdistan puzzle’nin Türkiye ayağı da tamamlanacaktır. Geriye Suriye ve İran kalacaktır. Bunlar için özel bir çabaya gerek kalmadan kendiliğinden Puzzle parçaları olarak ‘şıp’ diye oturacaklardır.

Peki, bu senaryo nasıl boşa çıkartılabilir?

Ya savaş, ya barış yolu kalmıştır. Savaş konsepti için sosyal, psikolojik ortam 20 yıl öncekinden çok farklıdır. AKP’nin ilan ettiği savaş seçeneği ölü doğmuştur. Neden mi? Çok neden vardır. Sizlere bir tek veri söyleyeceğim. Gerisini siz düşünün… ‘Savaşacak olan TSK’ya toplumsal güven endeksi yerlerde sürünmektedir.’

O halde tek seçenek olan barış için düğmeye basılmalıdır. Hem de hiç beklemeden hemen bugün basılmalıdır.

Böyle davranmazsak yukarıda bahsettiğim senaryo 2-3 yıl içinde gerçekleşir, en kötüsü yenilgi psikolojisiyle tam bir sosyal çöküş yaşanır.
Yine maalesef ABD ve İsrail tarafından 5-6 yıldır uygulanan ortak senaryo içinde Türkiye’yi kazığa oturtuyorlar… Bunun onlarca verisi anlayana vardır.

Bunun karşısında AKP’nin gelecek senaryosu kabaca nedir?

PKK her alanda mağlup olacaktır, yeni anayasa ve demokratikleşme eşliğinde yeni Türkiye’deki Kürtlere barış için zeytin dalı uzatılacaktır.

Bu senaryoya karşı hem içeride hem de dışarıda o kadar çok güç odakları var ki, saymakla bitmez…

Bence AKP hızla bu senaryoyu terk etmelidir. Aksi halde sıradan bir vatandaş olarak öngörüm maalesef ki, hem kendisi hem de ülke mahvolacaktır.