BEŞİKTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEŞİKTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Gezi Parkı eylemleri ve uyananlar..


Çok tartışıldı, çok konuşuldu ama hiçbiri beni tatmin etmedi..

Neydi o önemli ve altı çizilmesi gereken soru?

Gezi Parkı eylemlerine katılan kimlerdi?

Eylemin sembolü olmuş ve yakın mesafeden gaz sıkılan o kırmızı elbiseli kadını anımsayın.. Daha kimleri sayayım; sanatçıları mı, iş adamlarını mı, beyaz yakalıları mı kısaca İstanbul’un elit sayıbilecek kesimi.. Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu, Bebek, Cihangir gibi yerlerden katılımın yoğun olduğunu unutmayın.. Eyleme sonradan eklemnenen ya da kaynak olan grupları saymıyorum..

İşin aslı bence de ağaç, çevre falan değildir..

Peki, ne oldu da bu insanlar ağaç üzerinden isyan noktasına geldiler?

Valla bana göre yaşam alanlarına müdahale başladı ve çok rahatsız oldular.. İşte tartışılan kürtaj olayı, işte içki satımının kısıtlanması dolaylı olarak yasaklanması, eğitim-öğretim dini referanslarla düzenlenmesi, 3 hatta 5 çocuk istenmesi, falan filan..

Bu insanların paraları falan yeterince vardır ve yazları mutlaka tatiline giderler.. En önemlisi siyasete pek müdahil olmazlar hatta bana, sıradan, alt tabaka işi olarak görürler.. Ve en kötü tahminimi söyleyeyim; bu insanlar oy da kullanmazlar.. İşte bilmem nereye git, sandığı bul, sıraya geç, oy kullan, mümkünatı yoktur, yapmazlar..

Kanıt mı?

İşte İstanbul seçim çevresi verileri..

Kabaca toplam 10 milyon seçmen vardır. 12 Haziran 2011 seçimlerinde yine kabaca 1,5 milyon seçmen sandık başına gitmemiştir. Yüzde 15 civarında seçmenin CHP’ye oy vermesi demek; AK Parti’yle kafa kafaya gelmesi demektir..

Tehlike kendi kapılarına dayanınca ‘eyvah, yandık’ diyerek bağırmaya başladılar. İddia ediyorum; 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde bu kesim sabahtan sandığa gidecekler, sıraya girecekler ve oylarını kullanacaklar..

Ehee pabuç pahalı artık, AK Parti’nin kaybetmesi ya da en azından dengelenmesi için çok çalışacaklar ve oy verecekler..

Yine iddia ediyorum; yerel seçimlerde İstanbul’da seçime katılım oranı yüzde 98 hatta 99 civarında olacaktır. Çünkü tuzu kuru olanlar altlarında yaşlık hissetmeye başladılar:J)


9 Şubat 2012 Perşembe

Demokrasilerde kontrolsüz güç, güç değildir..


Türkiye, gündem oluşturmada herhalde dünya rekoru kırar.. Hele bugünlerde herkesin başı döndü yahu.. Dün (07 Şubat 2011) akşam saatlerinde Hürriyet Ankara Muhabiri bombayı patlatıyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer 2 MİT görevlisi şüpheli olarak Beşiktaş Özel Yetkili Savcıya ifade vermek üzere çağrıldığı iddiası yayılıyor..

Derken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı haberi yalanlıyor ve ‘’yok, öyle bir şey, olsaydı haberim olurdu’’ diyor.

Derken, İstanbul Başsavcı Vekili haberi doğruluyor ve ‘’evet, Hakan Fidan ifadeye çağrıldı’’ diyor..

Derken, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde operasyon yapılıyor ve İstihbarat ile Terörle Mücadele Şube Müdürleri görevden alınıyor..

Derken, Başbakan Yardımcısı Arınç, ‘’hem aklım almıyor, hem de ifade için izin alınması gerekiyor’’ diyor..

Derken, MİT ile İstanbul Emniyet savaş yapmış, hükümet, MİT’in yanında yer almış ve koltuklar gitmiş diyor.. (M.A.Birand)

Derken, Adalet Bakanı İstanbul'a gelmiş, savcılarla ilgili inceleme yapacakmış deniyor.  (Ahmet Hakan-CNNTÜRK)

Derken, KCK operasyonu sırasında MİT muhbirleri yakalanmış, bunları MİT kaçırmış, Savcılık ve polis bunu soracakmış deniyor. (M.A.Birand)

Derken, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Beşiktaş adliyesine gitmeyecek iddiası yayılıyor.. (TGRT Haber)

İçimdeki soru şudur: Peki, Hürriyet Muhabiri Arda Akın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrıldığını nasıl haber aldı? Savcı mı haber verdi? Başka biri mi sızdırdı? Önemli bir sorudur bu!

Derken, Ceza Hukukçusu Profesör aynen şunu söylüyor: CMUK 250. Madde’ye göre ‘’örgüt ve terör’’ suçlarında özel yetkili savcılar herkesi sorgulayabilir. İlaveten şunu söylüyor: Anayasa maddesinde yer alan ve Genelkurmay Başkanı-Kuvvet Komutanları Yüce Divanda yargılanmasını söylerken bile özel yetkili savcıyı bağlamıyor ve Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ sorgulanıyor..

Gelelim benim şahsi düşünce ve yorumuma: Düzeltmek isteyene çare basittir. Nasıl mı? CMUK 250. Madde’yi yeniden yazarsın ve TBMM’den yasa haline getirirsin, yargı da bu yeni yasayı uygular. İktidar maalesef şimdiye kadar özel yetkili savcıların ve mahkemelerin sorumluluklarını ve alanlarını sarih, net, anlaşılır olarak düzenlemedi, aksine sürekli yargının bağımsızlığına dem vurdu.

Dikkatimi çeken başka bir husus ise MİT Müsteşarını, özel yetkili savcıya ifade vermesi için yapılan davetin; resmi yazılı tebligat yerine telefonla yapılmasıdır. Böyle bir usul var mıdır, bilemiyorum

Hele iddia edildiği gibi PKK ile yapılan OSLO görüşmesi suçlamasıyla MİT Müsteşarının ifadesi alınırsa; yandı keten helva dersek komik olmaz.. Çünkü o zaman Başbakan bile ifade verebilir. Neden mi? Ehee o dönem Başbakan Müsteşar Yardımcısı olan Hakan Fidan, o görüşmelere kimin emriyle gitti?

Son söz: İktidarın göz yumduğu kontrolsüz yargı gücü, galiba iktidarın kendini hedef aldı.. Hele bir uçuk komplo senaryoya göre bu yaşananlar, Cemaat-AK Parti çatışması ise hakikaten ortalık duman olur..