PYD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PYD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2016 Salı

PKK’nın ve terörle mücadelenin gelecek senaryosu..



Bu konuda görüş belirtmek; biliyorum ki karanlıkta ıslık çalmaya benziyor..

Doğru ya da yanlış ne düşünürsen düşün, mutlaka muhalif olanlar çıkacaktır hatta ucuz polemik yaftası bile hazırdır..

Ama ben, ben olduğum için ve de doğru olduğuna inandığım için düşüncelerimi yazmadan duramam..

PKK ile kırsalda verilen 32 yıllık mücadeleden sonra Kuzey Suriye sınırımızda yaşananların aynısı Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de taklit edildi..

Özerk ilçe ya da kanton şehir oluşturma çatışmanın ideolojik temelini oluşturdu. Şehir ya da sokak çatışmaları ana eksene kaydı..

Sevsek ya da sevmesek karşımızda duran realite şudur: ABD’nin, Rusya’nın tam desteğini almış PKK ve Suriye kolu PYD vardır..

Temmuz-2015’den bu yana geçen 5-6 aylık sürede çok şiddetli çatışmalar yaşandı ve onca şehitler, onca yaralılar, onca harap olmuş evler, onca dağılmış aileler..

Yine sevsek sevmesek; ülkemizin yönetimi AKP elindedir..

Tüm bu yaşananların bir yerde onayını, ‘7 Kasım’ seçimlerinde, yüzde 49.5 oy ile Türk halkı vermiştir..

Buraya kadar bilinenin tekrarı gibidir..

Bundan sonrası benim şahsi tahminim ya da senaryomdur..

İsterseniz önce iyimser senaryo yazayım:
A. 2-3 ay içinde şehir çatışmaları biter..
B. Bölgedeki STK’larla görüşmeler yapılır, çözümü oluşturacak temel konularda uzlaşmaya varılır..
C. Hemen imara başlanır, modern şehirler oluşturulur..
D. PKK artık gereksiz bir örgüt haline dönüşür..
E. ABD, AB bu konuda tam destek sağlar..

Kötümser senaryo:
A. Çatışmalar, aylara, yıllara yayılır..
B. ABD’nin gözcülüğünde özerkliğin kabul göreceği görüşmeler PKK ile dolaylı dolaysız başlar..
C. Özerk yönetimin açtığı inşaat ihalelerine Türk şirketleri de katılabilir.. (Kuzey Irak’ta olduğu gibi)
D. PKK, hem Suriye’de hem de Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde dominant örgütü haline gelir..
E. ABD, emperyal amaçlarına uygun pozisyon alır, bazen PKK’ya silah yardımı yapar, bazen Türkiye’ye uçak füzesi verir..
İşte ABD’de üretilen (ZAGROS) BFG-50A adıyla keşkin nişancı silahı SUR’da PKK’nın elinde yakalanır..

A, B, C gibi maddelerin altını dolduracak sayfalar dolusu örnekler, olaylar verilebilir. Ama ne yer, ne zaman, ne de blog formatına bu duruma uygun değildir.. Okuyucular, düşünsün, taşınsın artık..

Ömer ÖZDAMAR (Yeni Sol Muhalif)
Bucak-BURDUR




21 Ekim 2014 Salı

Tarih bir kez daha yazılıyor..


Bilmiyorum, olup bitenleri sizler nasıl okuyorsunuz?

Ama benim bildiğim şu ki tarih bir kez daha yazılıyor..

1924 Lozan antlaşmasıyla öyle veya böyle çizilen Türkiye güney sınır komşuları yüzde 100 değişti artık..

Irak diye komşu bir devlet yoktur..

Ha keza Suriye diye komşu devlet de yoktur..

Irak ile sınır komşumuz artık ‘Otonom Kuzey Irak Kürt Devleti’ yer almaktadır.

Suriye ile olan sınır komşumuzun değişeceği kesin olup ancak kimlerin komşu olacağı henüz kesinleşmemekle birlikte IŞİD, PYD, Esad’lı Suriye sayılabilir.

2014 yılı Haziran ayında ABD’nin öncülüğünde uluslararası mekanizmalar çalışmaya başladı..

Neye?

Sınırların yeniden belirlenmesi ve coğrafyanın bölüşülmesi organizasyonuna..

İyi de Türkiye arada ne oluyor?

Hani bir tabir vardır ya, ‘’atlar tepişirken olan çimenlere olur’’.. Galiba düştüğümüz durum, manzara öyledir..

Oyun kurucusu olma iddiasıyla çıktığımız sahada neredeyse silindik, kaybolduk, hatta ‘’yersen’’ misali önümüze sürekli kabul etmek zorunda kaldığımız defactolar yaratılıyor..

Türkiye’nin hiç kabul edemeyeceği şartlar dayatılıyor, dün söylediği bugün için yenip yutuluyor..

Örnekleme yaparsam; ‘’PYD eşittir PKK’’ denklemi bizzati devletin başı tarafından söylendi ancak Obama’nın telefonuyla çark edildi..

Kobani’ye Türkiye’den silahlı müdahale edilemez derken geri adım atıldı ve Peşmergeler gelecek, Türkiye sınırından Kobani’ye geçecek ve IŞİD ile savaşacak..

Uluslararası diplomaside tüm bu olup bitenlerin anlamı şudur:

‘ABD ve koalisyon devletleri; ‘havadan silah ve mühimmat yardımıyla
Suriye Kürt Silahlı Güçleri olan PYD’yi resmen tanıyor ve meşru buluyor’ demektir.

Türkiye ise topraklarını silahlı Peşmergelerin geçişine izin vererek Suriye’deki savaşın resmen tarafı olmuştur. Aslında otonom bir devlettin askerlerini başka bir ülkenin topraklarına geçişine izin vererek Türkiye savaş suçu da işlemiştir.

Böylece PKK’nın Suriye kolu PYD, Türkiye tarafından muhatap kabul edilmiş, müzakere yürütülmüş ve yardım edilmiştir.

Somut kanıtı olarak gösterilen fotoğraf çok nettir. Kobani’de savaşan PKK Diyarbakır sorumlusu, yaralı olarak Suruç devlet hastanesine getirilmiş, tedavi edilmiş ve tutuklanmıştır. Daha ne olsun..

MHP’nin de destek verdiği tezkere çıkmış ve yabancı askerlerin Türkiye topraklarını kullanmasına izin verilmiştir. Ağır silahlarıyla Peşmergelerin Türkiye topraklarından Kobani’ye geçmesi durumunda MHP yönetimi, tabanına bunu nasıl izah eder, nasıl anlatır; inanın ben de bilmiyorum.

Velhasıl tarih yazılıyor, ama maalesef Türkiye figüran oluyor..

‘’Uçuşa yasak bölge, güvenli bölge’’ gibi Türkiye tezlerini, taleplerini kimse dikkate almıyor. En kötüsü de istemediği her şey dayatılıyor ve zorla kabul ettiriliyor.

Daha vahimi 10 yıllara uzanacak kaotik sınırlarla; bizi baş başa koyuyorlar..

Avrupa ve ABD elbette kendi güvenlikleri için sorun olan hayalperest cihatçı vatandaşlarının da Suriye ve Irak topraklarında savaşla ölüp gitmesini sağlıyor..

Birileri hem IŞİD’e hem de PYD’ye silah ve mühimmat veriyor ya da satıyor, böylece savaşın uzunca zamana yayılmasını istiyor..

Oyun içinde oyun varken biz Türkiye yandık ki ne yandık..



16 Ağustos 2013 Cuma

AKP Dış Politikası Resmen Çuvalladı..


Halktan ustalık dönemi için oy istendi ama dış politikada çırakların bile yapmayacağı bariz hatalar yapıldı..

Çok fazla detaylarla kafanızı karıştırmayacağım. En son ve canlı örneklerle anlatacağım.

Sınıra sıfır noktasında PYD-EL NUSRA çatışması..

Burası neresidir?

Şanlıurfa ilimizin Ceylanpınar ilçesidir..

Ceylanpınar ilçemizde yaşayan vatandaşlarımız leblebi gibi yağan kurşunlarla, havanlarla, roketlerle ya ölüyor ya da yaralanıyor..

AKP Hükümeti’nin yönettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birinci vazifesi nedir?

Vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır.

Nasıl?

2 yol vardır. Ya çatışmayı sınır ilçemizden uzak tutarsın, ya da sınır ilçemizi boşaltırsın..

Yahu sürekli belediye hopörlerinden ilan yapılıyor: ‘’ey vatandaşlar, sakın evlerinizden dışarı çıkmayın’’

Ehee bir vatandaşımız evinin içinde kurşunla yaralandı..

Çok komik abi, bu kadar acizlik, bu kadar başarısızlık, bu kadar beceriksizlik herhalde Cumhuriyet tarihi yazmamıştır.

Ceylanpınar’ı boşaltmak ya da tahliye etmek istemiyorsan; atarsın 2 top mermisi kimse kalmaz orada.. Vatandaşını tehdit eden tehlikeyi kolayca bertaraf etmiş olursun.. PYD-EL NUSRA nerde çatışacaksa çatışsınlar ama benim vatandaşımı tehlikeye sokmasınlar.. Bu kadar basit kararı bile alamayan bir iktidardan bahsediyorum..

Hadi bunu geçtik.. Yahu duyunca aklım başımdan gidiyor.. ‘Bu nasıl iştir’ diye havaya sorular soruyorum..

Yine sınır ilçemiz Reyhanlı’da abi.. Atla, katırla, araçla 3 bin kişi geliyor ve mazot kaçakçılığı yapıyor.. Sınırımız artık kevgire dönmüş, giren-çıkan belli değildir..

Suriye’de ölümcül hata yapan AKP iktidarı, aynı hatayı Mısır konusunda da yaptı.

Nasıl mı?

Abi, ABD, AB desteğinde, eh halkın bir kısmına da yanına alarak askeri darbe yapıldı.

Seçimle gelmiş meşru devlet başkanı Mursi tutuklanmış. Mursi yanlıları ayaklanmış, meydanı doldurmuş, Türkiye pozisyonunu almış ve Mursi’ye tam destek vermiş..

Buraya kadar güzel..

İşin ciddiyetine varan AB ve ABD gelmiş Mısır’a.. Tamam, haklısınız ama meydanları boşalsın, kısa zamanda seçimler yapılsın ve demokrasiye geçilsin..
Türkiye dahil Müslüman Kardeşler ‘ısrarla askeri darbe yönetimi gitsin, Mursi geri gelsin’ talebinde bulundular..

Yahu hepsinin danışıklı dövüş olduğunu, hiç diplomasi bilmeyen beşikteki çocuk bile anlar..

Yapılacak olan bellidir.

ABD, AB ve Türkiye gözetiminde 6 ay ya da 12 ay içinde seçimlere gitmek ve yeni bir siyasi mücadeleye hazırlanmaktır.

Anlaşıldı ki Askeri Yönetim bilinçli olarak getirilmiş ve içinde oyun vardır. Mısır’ı bölmek, Mısır’ı zayıflatmak.. Aynısı Suriye’de oldu, bu Suriye filminin baş aktörü AKP iktidarıdır maalesef..

Yahu Mısırlı Müslüman kardeşleri mermilerin önüne niye atıyorsunuz?
‘ABD, AB ve Türkiye garantör olacak, 8 ay içinde seçime gidilecek’ mutabakatını imza altına almak varken insanları niye kırdırıyorsunuz?..

Bilin bakalım, Türkiye’nin paravan olduğu bu işlerden en karlı kim çıktı?

Tabi ki İsrail.. Askeri yönden en büyük tehdit kaleleri teker teker yıkılıyor.. Önce Irak, sırasıyla Suriye ve Mısır..

Bana göre yanlışın itirafıdır.

Ne mi?

Sayın Başbakan Erdoğan’ın açıklaması.. Ne diyor mealen?

Madem demokrasi önemli değildi, o zaman Suriye’yi niye karıştırdık?

Diyeceksiniz ki günaydın:J)

Şimdi anladınız mı niye çuvalladığımızı?