8 Ekim 2011 Cumartesi

Kadına şiddet, Haber Türk, Fatih Altaylı ve Türkiye


Haber Türk (HT) Gazetesi 07 Ekim 2011 günü, manşetten sırtına bıçak saplanmış bir kadın cinayetinin resmini manşete taşıyor…

Tabi, kıyamet de kopuyor…

Başta Erol Köse olmak üzere Twitter Sosyal Medya üzerinden protestoların bini bir paraydı… Küfürler bile kırıla gidiyordu…

Sarkıcılar, mankenler ağız birliği etmişçesine bir daha HT Gazetesi almıyorum diyorlardı…

İlaveten siyasetçiler demeçler veriyordu, yetmedi gece Beyaz TV’de Rasim Ozan Kütahyalı, gazeteye soruşturma açılması için savcıları göreve çağırıyordu,  Dinamit Programının Moderatörü Latif Şimşek elinde HT (Haber Türk) Gazetesini 4 parçaya yırtarak bölüyordu… Gaza gelen sıradan insanların tepkisini saymıyorum bile…

Kadına şiddet meselesi nedense son 5-6 aydır medyanın ağzına pelesenk oldu. Ama size 2-3 yıl önce yaşanan ve kadına şiddetin en alası sahnedeyken 3 maymunu oynayan medyaya, siyasetçilere, topluma 2 çift lafım olacaktır.

Hani Derya Tuna kimliğiyle bir kadınımız vardı ya ve bu kadınımız gazinoda sahneye çıkmaya karar verdi ya... Üzerinde ne yasal ne de geleneksel hiçbir hakkı, hukuku olmayan bir erkek (İbrahim Tatlıses) açıktan tehdit etti ya ve ‘asla sahneye çıkamazsın’ dedi ya…
Derya Hanım, sahne kostümünü hazırladı ve günü gelince sahneye çıkacağı gazinoya doğru yola çıktı ya…

Sonra ne oldu?

Silahlı kişiler, bu kadını daha gazinoya adımını bile atmadan bacaklarından mafyatik usulle kurşunladı mı?

Evet…

Sonra ne oldu?

Anlı şanlı medyamız suspus oldu. Güvenliğimizden sorumlu devletimiz toz oldu. Siyasetçilerimizin ağzını bıçak açmadı, hatta bazıları ‘iyi yaptı’ mealinde laflar etti. Türk toplumu kadını erkeğiyle tepki koydu mu? Hayır…

O zaman ne deniyor?
Ey millet, ey devlet, ey siyasetçi, ey şarkıcı, ey manken, ey medya sınıfta kaldın! Kadına şiddeti tam da o zaman onayladın. Şimdi kalkıp riyakarlık yapma bana… Birbirimizi yemeyelim ve kandırmayalım… Çünkü korkaksınız ve o zaman korktunuz… Sus pus oldunuz, dağıldınız… Bugün ise suçluluk psikolojisiyle birisi manşete taşımış, diğeri de onu kınamış… Pufffff… Oturun hepiniz sıfır aldınız yahu, artık debelenip durmayın…

Olguyu başka bir olguyla açıklayan aydın, ayrı aydın, kanaat önderi ya da her ne haltsalar; bir adım bile ileri gidemezler…

Neden?

Çünkü…

Sen o kadın resmini tiraj maksadıyla manşete taşıyacağına ‘Kadına şiddeti bitirecek’ ürettiğin bir düşünce var mı onu söyle? Yok mu? Otur sıfır…

Sen o manşeti kınayacağına kadına şiddeti kökünden bitirecek yeni bir fikir tasarımın var mı? Yok mu? Otur sıfır…

Velhasıl her 2 kanattaki insanlar boşa top çeviriyorlar. Sonuca gidecek hiçbir öneride bulunmuyorlar.

Yok mu bu ülkede bir bilge aydın yahu?

Çıkacak olan o aydın, kadın ve erkek ilişkilerinin hukuki zeminini yeniden oluşturacak, erkekler tarafından uygulanan kadına şiddeti ya yok edecek ya da en aza indirgeyecek şart ve önlemleri sıralayacak… Böylece mesele tam anlamıyla bitirilmiş yani çözülmüş olacak…

Nerede? Yok, öyle birileri…

Bizim aydınımız, düşünce yerine vıdı vıdı üretiyor… Ama birine laf sokuşturma, öbürüne laf kondurma dersen kıyamet kadar yazar-çizer kanaat önderi vardır…

Son sözüm:
Bu yolda ilerlemeye devam edersek; 30 yıl önce kadına şiddet vardı, bugün de var, 30 yıl sonra da var o-la-cak-tır…

YAZARIN ÖZEL NOTUDUR
İşte benim de ‘Normal Ötesi Aşk’ isimli kitabımın okuyucu yorumlarını paylaşıyorum:


İyi de kitabın bir bölümünü okumak istiyorum diyorsanız; buyurun ilk bölümü aşağıdadır:

 
Bu yazı daha önce counter kisi tarafından okundu.
Yorum Gönder