28 Ekim 2011 Cuma

Şehitlerimiz ve Türkiye manzarası…


Bu konuya başlık bulmakta bile inanın, zorluk çektim… Hani Van’da büyük doğal afetle sarsıldık ya, üzüldük hatta kahrolduk ya…

Sonra toplumsal dayanışma refleksimiz harekete geçti ya, hani hükümet, medya lokomotif görevi üstlendi ve kadirşinaslık örneği sergilendi ya, müthiş ve etkili yardımlar toplandı ya…

Tam da bu noktada duygu bölüşümü yaşadım… Yahu niye bu toplum binlerle rakamsal vücut bulan şehitlerimiz için hem hükümet hem de medya kanadından seferberlik tarzı yardım ve dayanışma kampanyası düzenlediğini görmedim diye isyan ettim…

Şu tezimi çok rahatlıkla savunabilirim. Şehidine sahip çıkmayan bir toplumun ne geleceği vardır, ne de tutabileceği toprağı..

Arkadaş! O şehidimiz zorunlu askerlik hizmeti nedeniyle anasını, babasını, işini, kaydını bırakmış ve Hakkari iline gitmiş… Şehit olmuş ve törenle toprağa verilmiş…

Öyleyse bu şehidimizin varsa eşleri, çocukları, yaşıyorsa annesi, babası tabiri caizse dünya nimetlerinden kral gibi faydalanmalıdır…

Neden mi?

Tahminen 1 milyona yakın zorunlu askerliğe gitmeyen ve tecil ettiren gençlerimiz dururken bu şehidimiz ise hiç tereddüt etmeden askere yazılmış, kısa bir eğitim sonrası Hakkari iline gitmiş ve şehit olmuş… Maalesef bu şehidimizin evinde yas hakim olurken meğer yoksullukta evin üstüne kabus gibi çökmüş… Bu şehidimizin evinde borcunu ödeyemediği için elektrikler kesikmiş… Yuh yani yuh!

Peki, neler yapılmalıdır?

-Şehitlerimiz varsa eşleri ve çocuklarına hemen TOKİ’den ev tahsis edilmelidir… İsterse TOKİ dairesi bedeli verilmeli, köyüne, kasabasına evini yaptırmalıdır.

-Şehitlerimizin çocuklarına ücretsiz ve en güzel okullarda eğitimi sağlanmalıdır…

-Şehidimizin dul eşine ve yetim çocuklarına ayrı ayrı makul bir oranda maaş bağlanmalıdır.

-Şehidimizin anne-babasına sosyal güvenlik şemsiyesi altına hemen alınmalıdır. Kalan ömürlerini şehit anne-babası olma gururunu, şerefi taşıyacak ortam ve yaşam standardı mutlaka yakalanmalıdır…

Bu yazıyı neden kaleme aldım?

Valla, hissiyatım kolay yanılmaz; gördüm ki, şehitlik mertebesi artık sıradan iş muamelesine tabi tutulması, hatta ‘amannn gitmeseymiş oralara’ tarzı avam ve basit serzenişleri duyar gibi oldum…

İşte bu çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Bu kafayla gidersek gelecek yıllarda duvara çarpmamız yakındır… Haberiniz ola!
Bu yazı daha önce counter kisi tarafından okundu.
Yorum Gönder