Beyaz TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beyaz TV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2015 Salı

Dini yeni mi öğreniyoruz?..



PERPA kitap internet sitesinin satış yaptığı kitaplar listesi yukarıdaki linkte yüklüdür.

Toplam 1859 kitap vardır. Bu kitaplar gezinti yapılan 47 sayfaya yerleştirilmiştir. Her sayfada 40 kitap bulunmaktadır. Toplam 1859 kitabın kategorik dağılımı ise şöyledir:
930 kitap din-mitoloji
430 kitap edebiyat
10 kitap aile
194 akademik
68 kitap araştırma-inceleme
136 kitap eğitim
25 kitap hobi
29 kitap sağlık
37 kitap çocuk-gençlik

Ve 3.sayfada benim kitabım da vardır. Merak ettim diğer kitapları.. Üşenmedim, baktım ve işte 40 kitabın adlarını veriyorum..

1-Besmele ve Ayetel Kürsi İle Hacet ve Şifa Duaları (Dua-136)
Arif Pamuk
2-Gönüllere Huzur Veren Dualar (Yas-006); Peygamberimizin Şefaa
Arif Pamuk
3-Peygamberimizin Şefaati (Peygamber-001) Halil Günaydın
Halil Günaydın
4-Peygamber Efendimizin Özellikleri (Peygamber-013) Divriğili İ
Divriğili İsmail Hakk
5-Hakkı Tavsiye Metod ve Vasıtaları İsmail Lütfi Çakan
İsmail Lütfi Çakan
6-Tefsir Usulü Muhsin Demirci
Muhsin Demirci
7-Kur'an Işığında; Kader ve Özgürlük Ömer Aydın
Ömer Aydın
8-Çocuklarımıza Din Kitabı Eşref Edib
Eşref Edib
9-İslam Düşüncesinde Din Felsefeleri Necip Taylan
Necip Taylan
10-Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali (Elmalılı-005) Elmalılı Muham
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazı
11-İslam Hukukunda Borcun Gecikmesi Rahmi Yaran
Rahmi Yaran
12-Meşru ve Gayrimeşru Tevessül Çeşitleri ve Hükümleri Abdul
Abdullah Yolcu
13-İslami Yapılanmada Siret ve Sünnet İsmail Lütfi Çakan
İsmail Lütfi Çakan
14-Nebevî Tavsiyeler Yasin Kahyaoğlu
Yasin Kahyaoğlu
15-Risaleler (Ciltli, Şamua) Hasan El-Benna
Hasan El-Benna
16-Müslüman Kardeşler Ramazan Külye
Ramazan Külye
17-Düş'e Yazdım Ömer Özdamar
Ömer Özdamar
18-Mutfağımızdaki Şifalı Bitkiler (Bitki-023); Dertlerimizin İlacı
Arif Pamuk
19-Uyartılmış Potansiyeller Ahmet Akay
Ahmet Aka
20-Rahül Arifin (Tasavvuf-019); İlahi Aşk
Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi
21-İstanbul ve Anadolu Evliyaları (Evliya-002, Büyük Boy, Ciltl
Rahmi Serin
22-Kuranı Kerimin Havas ve Esrarı (Dua-37, Ciltli, Şamua); Havas
23-Hz. Ali / Nehcü´l Belağa (ciltli); Hz. Ali´nin Konuşmaları
Eş-Şerîf Er-Radî
24-Selman-ı Farisi Muharrem Ergül
Muharrem Ergül
25-İslam ve Osmanlı Hukukunda| Kölelik ve Cariyelik Hasan Tahsin
Hasan Tahsin Fendoğlu
26-Allah'ın Kılıcı Halid Bin Velid Mustafa Fayda
Mustafa Fayda
27-Teemmulet Fi Fıkhı'd Dave (2. Cilt) Cemal Abdussettar
Cemal Abdussettar
28-Nurlu ve Esrarlı Dualar (Yas-034) Arif Pamuk
Arif Pamuk
29-Kelime-i Tevhidin Mertebeleri (Tasavvuf-013) İsmail Hakkı Burs
İsmail Hakkı Bursevi
30-Abdest ve Namaz Hocası (Namaz-015, Resimli, 32-54 Farzlı) Arif
Arif Pamuk
31-Hizb-ül Bahr Duası Havas ve Esrarı (Dua-002) İmam-ı Şazeli
İmam-ı Şazeli
32-Münacat Sureleri Sırlı Şifalı Dualar (Dua-143) Arif Pamuk
Arif Pamuk
33-Şifalı Dualar Hazinesi (Dua-125, Fihristli) Arif Pamuk
Arif Pamuk
34-Peygamberimizin Şefaati (Peygamber-002, Cep Boy)
Halil Günaydın
35-Peygamber Efendimizin Sünnetleri ve Yüce Vasıfları (Peygamber
Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi 
36-Tefsir Tarihi Muhsin Demirci
Muhsin Demirci
37-Yaratılış Olayı M. Sait Şimşek
M. Sait Şimşek
38-Di Teblixa İslame de Serdema Mekkeye u İşkence İhsan Süreyy
İhsan Süreyya Sırma
39-İslâm Peygamberi (Büyük Boy, Ciltli) Muhammed Hamidullah
Muhammed Hamidullah
40-Büyük Türk Bilgini İmam Matüridi ve Matüridilik Kolektif

Sizde fark ettiğiniz gibi çok satılan sayfanın içinde neredeyse yüzde 90’nı dini kitaplardan oluşmaktadır.

Zaten toplam kitap sayısının yüzde 50’si dini içerikli kitaplardan müteşekkildir.
Bu akşam BEYAZ TV’de hem de prime-time denilen çok izlenen saatte dini içerikli kitap reklamı görünce bu yazıyı kaleme almam kaçınılmaz oldu..

Amacım kitap dünyasında yaşadığımız sürecin fotoğrafını çekmektir ve halkımızın tercihini göstermektir..

Ticari hesaplamalarından dolayı kitap satan internet sitesinin yüzde 50’si dini kitap olması; ‘’demek ki alıcısı çoktur ve yoğundur..’’ çıkarımını kolayca yapabiliriz..

Tabii ki bilemiyorum, Almanya’da online kitap satan internet sitelerinin yüzde ellisi İncil, Hristiyanlık kısaca dinle mi ilgilidir?

Cumhuriyetin kurulmasından 100 yıl sonra halkımız dinini yeni mi öğrenmeye başladı acaba?

Ben soru soruyorum, yanıtını okuyan versin arkadaş..

13 Kasım 2014 Perşembe

Paralelci-AK Parti Derin Analizi..


İşin doğrusu ‘’MİT Krizi’’, ‘’Dershanelerin Kapatılması Kararı’’, ‘’17 Aralık’’ krizlerinde hep kafam karıştı. Şimdiye kadar neyin, ne olduğunu hep anlamaya çalıştım. Ve en sonunda kesin kanaatime ulaştım.

Nasıl oldu, bu kanaat oluşumu?

Çok şaşıracaksınız ama bir spor programında netleştim..

Evet, yanlış okumadınız, Geçen Pazartesi (10 Kasım 2014) akşamı ‘Beyaz TV’de yayınlanan ‘Derin Futbol’ programında kafamda puzzle şakkatak oturdu..

Olayın kahramanları ise Nedim Şişko, Ahmet Çakar, İbrahim Hacıosmanoğlu, Aziz Yıldırım, Ertem Şener ve Ersun Yanal..

Size kısaca olayı nakledeyim..

1985-1986 sezonu olup Yeni Nazilli Spor kalecisi Nedim Şişko’ya çantacı tabir edilen aracılar; Alanyaspor adına şike teklifinde bulunuyorlar. Bu teklif sırasında Nazillispor oyuncusu Ersun Yanal da bulunuyor. Nedim Şişko kabul etmiyor, Ersun Yanal’a çok kızıyor ve emniyete, yöneticilere şikayetçi oluyor..

Tabii ki o dönemde, bu işlerin suç olmadığı için sonuç alınmıyor ve konu kapanıp gidiyor.

Nedim Şişko, 10 Kasım 2014 günü Beyaz TV’ye faks çekiyor, olayı anlatıyor ve ekranı çıkmayı istiyor. Haliyle habercilik refleksiyle Ertem Şener hemen kabul ediyor ve programa çıkarıyor.

Nedim Şişko’nun oğlu halen Samanyolu TV’de çalışıyor ve Rasim Ozan Kütahyalı’ya önceden hakaret dolu tweet atıyor..

Kanala ta gece yarısı 01.30’da (11 Kasım 2014) Trabzonspor Başkanı telefonla bağlanıyor, Ersun Yanal ile anlaşma yapılacağını söylüyor. Aynı zamanda Ersun Yanal’ın milli takım ve Fenerbahçe takımını çalıştırdığını ancak böyle bir yayın yapılmadığını ilave ediyor.

Yorumcu Ahmet Çakar, Ersun Yanal ile anlaşılması durumuna çok şiddetli muhalefet ediyor ve Trabzonspor’un şike iddiasının çökeceğini söylüyor.

Rasim Ozan Kütahyalı, Ersun Yanal’ın milli takımdan kovulmasının sebebi olarak Hakan Şükür’ün aday kadroya alınmamasını gösteriyor. Böylece paralel yapının etkin olduğunu ifade ediyor. Hatta bu yüzden Aziz Yıldırım’ın, geçen sezon Ersun Yanal’ı teknik direktör olarak kabul ettiğini ilave ediyor.

3 Temmuz şike sürecini film gibi gözümün önüne getiriyorum ve olayı usul usul netleştiriyorum ve derin analizime başlıyorum..

1. Paralel yapı, devlet içinde etkin olmaya çok ama çok önceden başlıyor ama AK Parti’nin 12 yıllık iktidarı süresince zirve yapıyor.. Özellikle emniyette, yargıda köşe başlarını kapıyor..

2. AK Parti iktidarı süresince legal ya da gayri legal karşıt güçlerle büyük bir mücadeleye giriyor. Elbette en büyük partneri ya da yardımcısı paralel yapı oluyor. Hatta tabiri caizse tetikçisi oluyor.

3. 12 yıllık işbirliği ya da ortaklık bana göre ‘’Dershanelerin kapatılması kararıyla’’ sona eriyor ve geri dönülemez ayrılık-kavga başlıyor.

4. Şike soruşturmasının en büyük eksiği de burada kendini gösteriyor. Çünkü hedefe sadece Aziz Yıldırım konuluyor.

Türk futbolunda şike ve teşvik araştırılması, soruşturulması yerine Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım baş aktör yapılıyor.

Şike ve teşvik suçu işleyen diğer şahıslar, takımlar ustaca soruşturmadan ayıklanıyor ve sıyrılıyor..

Anımsadığım kadarıyla Şubat-2011 ayında dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a şike dosyasıyla ilgili ilk bilgileri aktarıyor ve onay-kabul görüyor.

Şike dosyasıyla ilgili deliller bana göre doğrudur ama diğerlerinin delilleri dosyaya konulmuyor. Çünkü hedef Aziz Yıldırım.. Hedef asla Türk futbolunun şikeden ve teşvikten TOPYEKÜN kurtulması değildir.

Toparlarsam; dönemin Başbakanı Erdoğan işaret ediyor, yargı ve emniyette dominant olan paralel gereğini yapıyor..

İktidarı artık paylaşmam diyen AK Parti, tabire caizse kıçına tekme yiyen paralel yapı vardır. Bu durum AK Parti lideri Erdoğan için büyük tehlikedir.

Emniyette ve yargıda dominant olan paralel yapı; Başbakan Erdoğan’ı Silivri’ye göndermek üzere düğmeye basar..

İlk bombayı 17 Aralık 2013’te patlatır. O kadar kendine güveniyor ve emin duruyor ki hemen 2.bombayı 25 Aralık 2013’te patlatır.

Durumu kavrayan ve gücünün ne olduğunu iyi bilen, dönemin Başbakanı Erdoğan, karşı hamle yapar ve toz duman olur paralelciler..

Ve yine maalesef Ergenekon, Balyoz davalarında hiç suçu olmayan ya da uyduruk delillerle bazı insanları dosya içine katarak güç gösterisi yapan paralel, aynı zamanda kendi sonunu da hazırlar..

AK Parti Lideri Erdoğan başta olmak üzere Bülent Arınç ve diğerleri ‘’hatamızdır, gerçeği göremedik, bizi kandırdılar’’ savunması hiç de doğru değildir. Çünkü bal gibi biliyorlardı, kullandılar ve bir kenara attılar..

Şike, Ergenekon, Balyoz davaları üstüne şüphe ve şaibe çökünce ister istemez ‘17 Aralık’ soruşturması da doğru bile olsa artık kamuoyunda inandırıcılığını yitirdi..

Velhasıl ülkemiz 2002-2014 yılları arasında, böyle siyasi tahterevalli oynandı, birisi düştü, oyun da bitti..


Benim görüşüm böyledir..

17 Kasım 2013 Pazar

Türkiye, AK Parti, siyasi tarih, CHP, Mustafa Sarıgül




Kim ne derse desin AK Parti tarih yazıyor.. Öyle olunca bildikleriniz, öğrendikleriniz dumura uğruyor.. Türkiye tarihi, 2002 AK Parti iktidarıyla bambaşka evreye geçiyorken, yepyeni tarih yazılmaktadır, herkes gibi ben de buna tanıklık ediyorum..

Yaşananlara adapta olamayanları, kızanları, bağıranları anlayabiliyorum. ‘Türkiye’, ‘Türk Milleti’, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ tabirleri bildiğimiz değerlerini değiştirmiştir.

Hele son Diyarbakır buluşması tarihi dönüşümün doruk noktasıdır. Bence herkes şimdiye kadar bildiklerini unutsun, başka türlü yeni yazılan Türkiye tarihi sayfasını okuyamaz.. Tabii ki, önce şaşırır, sonra aptallaşır..

2002 yılından bugüne kadar neler oldu, neler bitti..

Sivil iktidar, Türkiye yönetiminde mutlak hakimiyet kurdu. İktidarı hiçbir güçle paylaşmadı. Çarpışa-çarpışa halkı yönetme yetkisini tek iradeye yani hükümete bağladı. Seçimle gelen iktidar mutlaktır, tartışılmazdır. Halkın ekseriye çoğunluğu ne diyorsa odur.. Demokrasilerde bunun aksi düşünülemez zaten..

2002 yılına kadar, önünden-arkasından, sağından-solundan iktidarın ipini tutanlar ve gücü ölçüsünde ipi çekenler dümdüz oldular, biçare iktidara dolayısıyla onu doğuran halka biat etmek zorunda kaldılar..

İktidarın zor günlerinde destek olan, bunun karşılığında iktidarın bir bölümünü paylaşan cemaatle, MİT Müsteşarıyla başlayan ayrışma süreci; artık dershanelerin kapatılmasıyla son mertebesine gelmiştir. Biraz sancılı olacaktır ama eninde sonunda olacaktır. Silahlı güçlere boyun eğmeyen iktidar, cemaate asla boyun eğmez..

Neden?

Erk paylaşılmaz, çünkü bir kısmını paylaştığın cemaat değil, halka hesabı erk sahibi vermektedir.

Ben kendimi hep solda hatta sosyalist çizgide tarif ederim. Öteden beri hem sağdan hem de soldan dershanelerin kapatılması için bangır bangır sloganlar atıldı. Bugün AK Parti kapatacağım diyorsa; ben buna niye karşı çıkayım? Dershane taksitini ödeyemeyen Fethiyeli annenin intihar girişimini unutmayın.. Kısaca dershaneler sömürü aracıdır..Kapatılsın ki okullarda ne verilecekse, verilsin.. Eksik gedik daha net görülsün.. Öğretmen yetersiz donanımdaysa öğretmen değişsin, okul fiziki şartları yeterli değilse yeterli hale gelsin, velhasıl her ne eksikse ortaya çıksın ve giderilsin.. Ama dershaneler açık kaldığı müddetçe bu durum asla değişmez, dönüşüm yaşanmaz.

Şaşkınlığım şudur ki, AK Parti’nin yeniden tarih yazdığını ve bunun karşısında cemaat bile olsa duramayacağını idrak edememesidir. Boşuna çırpınıp duruyor. Doğrudur, dershanelerin kapatılmasından en büyük zararı cemaat görecektir ama gidişatın değişmesi mümkün değildir.

Türkiye sınırları içinde, bazı coğrafi yerleşim yerleri artık değişen ismiyle, yaşayan insanıyla Kürt olarak adlandırılıyor, en önemlisi kimliklendiriliyor..

Nereden nereye geldik.. Belki 10 yıl sonra AK Parti iktidarı, yazdığın tarihin altın sayfalarına ulaşacaktır. 1924 yılında verilmesi gereken hakkın 2014 yılında Kürtlere teslim edilmesi ne acıdır, ne hüzündür.. Bunca yıl çekilen eziyetler, akıtılan kan ve gözyaşları, hangisine üzüleyim bilemiyorum..
Erzurum ve Sivas kongrelerinde Kürtlere verilen sözleri, ilk mecliste yer alan Kürt temsilcileri anımsatmak isterim.. Sonra ne olduysa oluyor, Kürtlerin otonom hakkı verilmiyor, hatta yok sayılıyor ve tek millete dönülüyor.. Sonrasında oradan oraya sürgünler, batıya toplu göçler politikası izleniyor, maalesef içinden çıkılmaz hale sokuluyor.. Ne edersen et, insan Kürt anneden doğduysa sen Türksün denir mi arkadaş? 90 yıl dendi de ne oldu? Daha karmaşık hale getirmekten başka hiçbir işe yaramadı..

Neyse uzun lafın kısası AK Parti, bana göre meşru ve halka dayanan devrim partisidir. Ha AK Parti’ye oy verir miyim? Yok, vermem.. Zaten benden de oy istemiyor.

Neden?

Çünkü muhafazakar, demokrat parti olarak tarif ediyor kendini AK Parti.. Benim kendimi tarifle uyuşmuyor zaten..

Ha halkın yüzde 50’sinin oyunu sandıkta alan partiye saygı duyarım o ayrı meseledir..

CHP’de değişim-dönüşüm öncüsü bir siyasi partidir ancak Türkiye’de değişim ve dönüşüm dindar mecradan uzaklaşarak gerçekleştirilemez..

Halkın ekseriye çoğunluğu Müslüman olan seçmenleri dinden uzak bir eksende siyasetle ikna edemezsin.. 90 yılda ikna edilen kitle yüzde 20-25 civarında kalmıştır. Aksine yüzde 75’lik halk kitlesi CHP’ye hep mesafeli durmuştur.

AK Parti ise yazdığı yeni tarihte manevi duyguları incitmeden en büyük siyasi, iktisadi, sosyolojik, değişimi-dönüşümü gerçekleştirmiştir.

Zenginliği İstanbul’la sınırlı tutmamış, tüm Anadolu sathına yaymıştır. Son 10 yılda Anadolu’nun bir çok il ve ilçesinde yepyeni girişimci doğmuş, yepyeni zengin dindar sınıflar oluşmuş ve İstanbul para babalarına kafa tutar hale gelmiş.. Daha ne olsun!

Başka bir zihniyet devrimi ise halka eziyet eden bürokrasde olmuştur. Filmlere bile replik olan ‘bugün git yarın gel’ diyen memur zihniyeti yıkılmış,  halkın hizmetinde olduğunu idrak eden memur takımı oluşmuştur..

Gelelim CHP cephesine..

Son 3 yıldır ‘Yeni CHP’ sloganıyla arayışlarını sürdürmüştür. Mustafa Sarıgül figürü yukarıda bahsettiğim siyasi parti analizime çok yakındır.

CHP iktidar hayali kurmak istiyorsa; Mustafa Sarıgül çizgisine öyle de böyle de gelecektir. Yok başka çaresi.. Ha bu arada CHP içinde gidişler-gelişler çok olacaktır..

Ancak İstanbul Belediye Başkanlığı için CHP’nin en güçlü adayı Mustafa Sarıgül’dür.

Bu tehlikeyi gören Beyaz TV, Cuma akşamı ‘Dinamit’ isimli programda Mustafa Sarıgül’ü yolsuzlukla hırpalamaya çalışmaktadır.

Peki, nereden çıkıyor bu iddialar?

2005 yılında, CHP Genel Başkanlık yarışına giren Mustafa Sargül’ü nokta dergisinde çıkan yolsuzluk yazısı üzerine kurgulayan, konuşan Deniz Baykal, kurultayda genel başkanlığı kazanır. Aradan 8 yıl geçer, Mustafa Sarıgül hakkında bırakın mahkumiyeti tek bir soruşturma bile açılmamıştır. Kaldı ki Mustafa Sarıgül, yüzde 70’le Şişli Belediye Başkanı seçilmiştir. Her belediyeye soruşturma açan AK Parti iktidarı, son 10 yılda Şişli Belediyesi hakkında tek soruşturması yoktur..

Nereye geliyorum?

Bu iddiaları yapan Deniz Baykal, halen CHP Antalya Milletvekilidir. İhraç ettiğin ve ağır ithamlarda bulunduğun Mustafa Sarıgül tekrar 2013 yılında CHP’ye katılmıştır, yüzde 99.9 ihtimalle İstanbul CHP Belediye Başkan adayı olacaktır. Aynı çatı altında Deniz Baykal nasıl duracaktır, çok merak ediyorum..

Diğer yandan 2011 Genel Seçimlerinde tekrar Antalya Milletvekilliği’ne aday göstermesi; CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nın en ölümcül hatalarından biridir.

Neden?

Çünkü o skandalda yer alan kadın ‘out’ oldu, erkek ‘in’ oldu.. Olmaz böyle adaletsizlik! Madem Deniz Beyi milletvekili adayı yaptıysa, milletvekili olan ve skandala karışan kadını da yapmak zorundasın..

Neyse çok uzun siyasi analiz yazısı oldu.. Uzun süredir yazmadığım için herhalde bu kadar uzun ve derin oldu.. Herkese iyi okumalar ve herkese iyi düşünmeler..




26 Mayıs 2013 Pazar

Beyaz TV'de Ümit Zileli depremi yaşandı


Beyaz TV’de ‘Dinamit’ isimli programda telefonla bağlanan Ahmet Bey (Kod adı), ‘’2008 yılı sonunda ya da 2009 yılı başında elinde bir dosya ile CHP’li Gürsel Tekin’e ve Algan Hacaloğlu’na gittiğini’’ söyledi.

MİT elemanı (muhtemelen) Ahmet Bey; ‘’MİT içinde Ergenekoncu grup tarafından AK Parti aleyhine hazırlanan yalan bir dosyayla, Gürsel Tekin’in Selami Çeşme, 4. Katta olan bürosuna gittiğini ve bilgi verdiğini’’ iddia etti..


Moderatör Latif Şimşek ile çok sert tartışmaya giren Program Yorumcusu Gazeteci Ümit Zileli; ‘’Bana, kim olduğu söylemeyen birisinin iddialarına yanıt vermem isteniyor, bunu asla kabul edemem, AK Parti lehine oluşturulmuş bir kumpasa alet olmak istemiyorum’’ dedi ve programı terk etti.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Fikri Akyüz, Bülent Keneş tartışması..


Dün gece (11 Temmuz 2012) Beyaz TV’de saat 23.00’da, ‘Özel Yetkili Mahkemelerle’  ilgili düzenlemeyi Moderatör Sami Dadağlıoğlu yönetiminde Bugün yazarı Gültekin Avcı ile Fikri Akyüz tartıştılar, ben de izledim, hem de gece 02.00’ya yaklaşıyordu, tartışma sona ererken..



Konu, döndü dolaştı, AK Parti, cemaat gerginliğini dayandı. ÖYM’lerin kaldırılmasına sert muhalefet eden, hatta şiddetle karşı çıkan cemaat yazarları ve yayınları üzerine Fikri Akyüz bir analiz yaptı..



Sayın Fikri Akyüz, lafı döndürdü, dolaştırdı ve Today Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş’ın bir NETTV’deki son mülakatına ve Twitter üzerinden yazdıklarına getirdi..



Ne demiş Bülent Bey?



İşte AK Parti devletleşti ve kendisini devlet zannediyor, vesayet koyanlarlar uzlaştı mealinde eleştiriler..



Gültekin Bey, ‘aynen katılıyorum’ dedi, kıyamet anı geldi..



Moderatör fitnecilik lafını kullandı, tartışma nirvana oldu neredeyse..



Derken Bülent Keneş Bey, telefonla bağlandı ve görüşlerini tekrar anlattı..



Peki, tartışmanın fitilini ateşleyin Fikri Akyüz Bey ne dedi?



AK Parti ile cemaat çatışıyor imajı ya da algısı yaratmayın, Anadolu’da iş yapan kaplan denen cemaat mensubu ya da sempatizanı girişimcileri devletle olan mevzuları karşısında (mesela teşvik gibi..) mağdur etmeyin mealinde laf etti..



Bence tartışmanın püf noktası, can alıcı yanı burasıdır..



Fikri Bey, uzlaştırayım derken bana göre bir çuval inciri berbat etti..



Neden mi?



Ne yani devletle, yani AK Parti İktidarıyla iş yapacak girişimcilerin cemaat mensubu olmaları engel midir?



Cemaat-Ak Parti çatışması algısı cemaat sempatizanı ya da mensubu girişimcileri devletten alacağı teşvik gibi payları engeller mi?



Olayın neresinden bakarsanız bakın skandal kokuyor..



Devletten teşvik alma bile partili olma ya da cemaata mensup olma gibi şartlara bağlanmış algısını; kamuoyuna söylemek hem demokrasi hem de Liberalizm açısından çok ama çok ayıplıdır..



Ne yani şimdi cemaat sempatizanı ya da mensubu olmayan, AK Partili olamayan bir girişimci devletin sağladığı teşvik gibi haklardan faydalanamaz mı?



Valla durum buysa vahimdir..



Hayır, ben böyle anladım, yanlış anladıysam Fikri Bey, düzeltsin arkadaş..



Ama söylediği lafın meali budur. ‘Devlet bürokrasisinde fitneciler çıkar, cemaat mensuplarını mağdur eder’ dendi.. Programın yarım saat uzamasına neden olan fitneci sözcüğü de bu vesileyle moderatör tarafından kullanıldı.



Bunun Türkçesi şudur: AK Parti’yi eleştirmeyin, iktisaden cezanlandırılırsınız..



Vay anasına sayın seyirciler! Biraz film repliği gibi oldu ama hala olayın vahametini kavramaya çalışıyorum ancak nafile..



Bu arada CHP’liyim, emekliyim, Allah’tan girişimci değilim:J)


5 Temmuz 2012 Perşembe

Medyanın gücü tartışılmaz..


Bir kez daha son 1 yıl içinde medyanın gücünü hem de çarpıcı sonuçlarıyla gördüm..



Malumunuz geçen yıl tam bu vakitler çiçeği burnunda TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar görev yapıyordu, şike skandala patlak verdi ve eli kolu bağlandı..



Çünkü kendisini savunacak, anlatacak, ifade edecek yazılı ve görsel medya organı yoktu..



Bu yüzden ne olduğunu kendisi bile anlamadan paldır küldür gitti..



Sayın Aydınlar’ın Acı Badem Sağlık Kuruluşu yerine aynı isimle medya kuruluşu elinde olsaydı, bugün hala görevdeydi..



Yerine gelen Sayın Yıldırım Demirören, satın aldığı Vatan ve Milliyet Gazeteleriyle birlikte TFF Başkanı oldu..



Şunu yaptı, bunu yaptı, ayrıntıya gerek yoktur, çünkü herkes biliyor ama nedense tek bir eleştiri olmadı ve bu zamana kadar hiç yıpranmadı..



Kimin sayesinde?



Elinde tuttuğu yazılı medya gücü sayesinde elbette..



Bakın, 2 yıl önce ligden düşen Ankaraspor, Beyaz TV sayesinde bu yıl otomatik olarak Bank-Asya ligine terfi ettirilmiştir.



Beyaz TV kimin?



Ahmet Gökçek’in..



Ankaraspor kimindi?



Ahmet Gökçek..



Durum o kadar sarih ve açık ki, 2+2 nasıl 4 ediyorsa; bu denklem de o kadar sağlamdır..



6 yıldır yazı yazdığım Milliyet Gazetesi’nin alt organı olan Milliyet Blog sitesinde bile TFF Başkanı Yıldırım Demirören hakkında tek eleştirel yazı yazamadım ve en sonunda siteyi bırakmak zorunda kaldım..



Bırakın futbolu, onu, bunu, medya gücünü arkasına almayan iktidar bile gider abi.. Gittiğini de çok yaşadık geçmişte.. Farkındaysanız AK Parti iktidarı özellikle son 5 yılda yazılı ve görsel medya desteğini azami derecede almaktadır.  O halde biz ne konuşuyoruz, boş ve hepsi hikaye oluyor:J)