9 Ağustos 2012 Perşembe

Kürdistan hayal mi, gerçek mi?


Bugün öğle haber bülteninde Sayın Fatih Altaylı’yı izledim, onun ve daha önceden okuduğum Taha Akyol gibi bazı liberal yazarların savunduğu bir fikre asla katılmıyorum.



Nedir o fikir?



Türkiye gibi ülke varken ve orada yaşarken; Kürtler gidip Barzani liderliğinde kurulacak Kürdistan’a ‘EVET’ demezler..



En son deneyimli Kürt Politikacı Ahmet Türk ne diyor?



Suriye, Türkiye, Irak, İran Kürtlerinin birleşmesi, Kürtlerin intiharı olur. Özerk ve özgür olmaları yeterlidir..



Bence hepsi külli yalandır, altı boştur. Hem Ahmet Türk’ün söyledikleri hem de Türkiye kanaat önderi olan liberal yazarların düşündükleri..



Neden?



Akıl ve mantık yürütelim.. Bazı şeylerin söylenmesi için basit, sade düşünmek yeterlidir..



Empati yapalım mı? Yüzyıllardır hayalini kurduğu Kürt devleti kurulmasına ve onun aidiyatına girilmesine, normal bir Kürt vatandaşı niye karşı çıksın?



Irak tamam, Suriye tamam sayılır, sırasıyla İran da tamam olunca otomatikman Türkiye de tamam olacaktır..



Tarihi akışı aklı selim yorumlayabilen bu çıplak gerçeği pat diye görür.. Bu süreç başlamıştır ve normal seyrinde akmaktadır.. 20 yıl içinde Irak ve Suriye ayağı tamamlandı, belki 10 yıl, belki daha kısa zaman süresi için İran ve Türkiye ayağı da tamamlanacaktır.



Liberallerin tezi şudur: Türkiye demokrasi ve haklar açısından diğer 3 ülkeye göre çok daha iyi seviyededir ve hala daha iyi olması için çalışılmaktadır. Doğru mu? Doğru denebilir..



Peki, bu tez Türkiye Kürtleri için caydırıcı mıdır?



Hiç de değildir. Kürt kimliği ve bayrağı altında birleşmiş bir Kürt devletle yaşamayı 10 kere, 100 kere tercih eder..



İşte okullarda Kürtçe eğitim, işte Kürtçe televizyon, işte yeni anayasa taslağında yeni vatandaşlık tarifi falan ana gidişatı asla değiştirmez, en fazla geciktirir..



Kürdistan hayal mi, gerçek mi?



2012 yılının sıcak yaz mevsiminde yüzde 99 olasılıkla artık gerçek olmuştur.



Türkiye ne yapmalıdır?



Osman Pamukoğlu’nun dediği gibi ‘Hakkari elden gitmiştir’ lafına ağlayıp sızlamadan; 10 yıl sonrasına dair starteji geliştirmelidir.  



Bana göre en doğru stratejik karar şudur: Türkiye bu birleşik Kürt devleti için önayak olmalıdır. Tüm hesapları tersyüz etmelidir. Böylece bu yüzyıllara dayanan kamburu sırtından atmalıdır. Sayın Başbakan Erdoğan’ın deyişiyle ‘Halkların kendi kaderini kendilerinin belirlemesine saygı duymalıdır.’



İlk adım ne olmalıdır?



Suriye devleti, hani Kürt vatandaşlarına kimlik vermemiş ya, bu çok eleştrilmiş ya, bence Türkiye’ye göre çok daha doğru bir uygulamadır. Çünkü Türkiye, kendi sınırları içinde yaşayan Kürt vatandaşların sayısını bile bilmiyor. Suriye bari biliyor. Çünkü kimliği olmayanlar Kürttür.. Ortak yanı ise her 2 devlet maalesef Kürtleri yok saymıştır. Birisi kimlik vermemiş, birisi de kimlik vermiş ama Kürt yazmamış..



Hemen tez elden Kürtlerin sayımdan geçmesi gerekiyor. Güneydoğu, Doğu Anadolu bölgelerinde ne kadar Kürt var, Anadolu’nun diğer metropollerinde ne kadar Kürt var, bilmeliyiz, kimliklerine Kürt yazmalıyız..



İkinci adım, üçüncü adım bellidir ve sırayla tatbik edilir.. Bu yapılmazsa Türkiye’nin bekası bile tartışmalı hale gelir..



Benden söylemesidir, İster kulak ardı edin, ister ciddiye alın..
Bu yazı daha önce counter kisi tarafından okundu.
Yorum Gönder