Kürdistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürdistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2013 Cumartesi

Ölü dirilir mi? Dirilirmiş..


Beyin hücrelerimizin en ücra köşesine kadar yerleşen algıyı söküp atmak o kadar kolay değildir..

 

Neydi o algı?

 

90 yıldır Kürt, Kürdistan gibi sözcükler ölüydü yani yoktu..

 

2013 yılında bize diyorlar ki öğrendiğiniz yalandı yani ölü değildi, yani geri dirildi..

 

Hadi ya, olur mu öyle şey desek de bombardıman devam ediyor..

 

Türkiye Kürdistan’ı diye bir yer varmış ve Sayın Abdullah Öcalan da Kürtlerin lideriymiş..

 

Bu nesil, bu hayatta, bu algıyı asla kabul etmez..

 

30-40 yıl geçer ve yeni bir nesil gelirse; ancak o zaman bu ölüyü, diri olarak kabul edebilir..

 

Ayrıca Kürtlerin aktörleri belli de Türklerin aktörleri kimlerdir?

 

Hani diyoruz ya, İmralı, BDP, Kandil, KCK, Kürt Diasporası karşısında sadece Erdoğan, Fetullah Gülen gibi aktörler mi var? Yoksa ilaveten başka aktörler var mı? Bence daha başka çok aktör vardır.

 

30 yıldır savaşın içinde yer alan şehitler ve gaziler baş aktördür, bunların aileleri ne der, nasıl der ve kime ne der, bilemem..

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran ‘Türk Milleti’ ne der, onu hiç bilemem..

 

Türk Milleti deyince kim bunlar?

 

Hani hem Müslüman hem de Türk Milliyetçisi olanlar ne der?

Hani hem Müslüman hem de Karadeniz’de yaşayanlar ne der?

Hani hem Müslüman hem İç Anadolu’da yaşayan Sünniler ne der?

Hani Aleviler ne der?

Hani Ege’de yaşayan efeler ne der?

Hani Trakya’da yaşayan Rumeliler ne der?

 

Ölüyü diriltmek olanaksız ise bu mesele de o kadar olanaksızdır bence..

 

İşte yol haritası, işte müzakereler falan derken daha can yakıcı maddeler gündeme gelince homurdanma çok yüksek çıkar. İmralı’ya televizyon vermeden bir şey çıkmaz ama Hakkari giderse cıngar çıkar..

 

5-10 milyon Kürt’ün, 40-50 milyon Türk’ü yok sayması anlamına gelecek her adım reaksiyon doğurur..

 

Bunun Türkçesi nedir?

 

Hakkari’ye hükmedemeyen Türkler, Kürtlere de İstanbul’u mesken ettirmez..

 

Sadece kültürel haklar verilsin diye başlayan süreç önce özerklik sonra bağımsızlık yolunda akar gider..

 

Örneğin Irak’ta ne oldu? Erbil civarında yoğunlaşan Kürtler önce özerklik sonra bağımsızlık yolunda hızla ilerlemektedir. Erbil’in başkent Bağdat’la bağı kopmuştur artık.

 

Aynı şekilde örneğin yönetim, eğitim-öğretim dili Kürtçe olan Mardin, Şırnak, Hakkari gibi illerin başkent Ankara’yla bağı eninde sonunda kopar.. Aynı zamanda Ankara’daki Kürtlerin de bağı kopar..

 

Bence gelecek nesillere sorunsuz ve iyi bir ülkeyi miras bırakmak istiyorsanız; görüşme müzakeresini al-ver yani kopma yönünde yürütün derim..

 

Madem savaş bitecek, madem barış gelecek, pürüz kalmasın, iş kökünden çözülsün.. Kazan-kazan modeliyle herkes yerini bulsun.. Atalarımız Balkanları vermiş, Kuzey Afrika’yı vermiş, Arabistan’ı vermiş, ha biz de Kürtlerin yoğun yaşadığı Güneydoğu Anadolu’yu verelim ve bu iş bir daha hiç açılmamak üzere kapansın..

 

Çoklarınız bu yazıyı okuyunca şok olacaksınız ve hakaretlerle mırıldanacaksınız..  Yaşamın geleceğini ancak cesur ve çılgın insanlar kurgular, aksine sıradan insanlar dünü ve bugünü söyler, konuşur ve oyalanır..

 

İsterseniz konumuzla ilintili ve çok bilinen bir hikayeyle tamamlayalım..

 

Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar. Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona hergün bir altın vermektedir. Maxicep.com - Bende evlat acısı, sende kuyruk acısı varken biz dost olamayız Onlarınki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikiside karşılıklı birşeyler alıp veriyorlar yani birbirleninin hayatını kolaylaştırıyorlar. Paylaşımda bulunuyorlar. Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam ediyor.Köylü bir gün hastalanıyor her gün götürdüğü sütü görüyemeyecek yılana, çağırıyor oğlunu yanına, bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır.Ben bugün hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir der.


Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasınada kızar çünkü babası o altını almak için hergün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir her gün gitmekle olur mu? Kim taşıyacak hergün sütü öldür şu yılanı al altının tümünü der.
Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle kuyruğu kopar ve yılan can acısıyla oğlana saldırır ve onu sokarak öldürür.
Köylü bekliyor ki oğlu gelsin hemde altını getirsin ancak gelen yok, giden yok, oğlunun gelmediğini gören köylü hasta haliyle hemen bahçeye koşar. Birde ne görsün oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta kuyruğunun yarısı yok vaziyette..


Her ikiside üzgündür köylüde evlat acısı yılanda kuyruk acısı.. Ancak zaman geçer birbirlerine yeniden ihtiyaçları olduklarını anlarlar. Çünkü yılan aç kalır, köylüde altınsız. Tekrar bir araya gelirler ve derler ki yine eskisi gibi dost olalım.

Köylü derki sen yine hergün altını ver, ben yine sütünü getireyim hergün.. Yılan kabul eder. Ne yapsın her ikisininde rızkı kesilmiştir. Mecbur yeniden dost olmayı deneyecekler. Köylü yine herzamanki gibi sütü götürür, yılanın verdiği altını alır.Bir kaç gün bu durum devam eder ama bir tuhaflık vardır.Her ikiside kendini kötü hissetmektedir. Çünkü köylü her gittiğinde yılanı görünce evladının acısını hisseder yılan ise köylüyü gördüğünde kopan kuyruğunun acısını. Köylü bakar ki bu durumu devam ettiremeyecek. Evlat acısı zordur.. Yılana döner: Kusura bakma! Bende evlat acısı, sende kuyruk acısı varken biz asla dost olamayız.

 

9 Ağustos 2012 Perşembe

Kürdistan hayal mi, gerçek mi?


Bugün öğle haber bülteninde Sayın Fatih Altaylı’yı izledim, onun ve daha önceden okuduğum Taha Akyol gibi bazı liberal yazarların savunduğu bir fikre asla katılmıyorum.



Nedir o fikir?



Türkiye gibi ülke varken ve orada yaşarken; Kürtler gidip Barzani liderliğinde kurulacak Kürdistan’a ‘EVET’ demezler..



En son deneyimli Kürt Politikacı Ahmet Türk ne diyor?



Suriye, Türkiye, Irak, İran Kürtlerinin birleşmesi, Kürtlerin intiharı olur. Özerk ve özgür olmaları yeterlidir..



Bence hepsi külli yalandır, altı boştur. Hem Ahmet Türk’ün söyledikleri hem de Türkiye kanaat önderi olan liberal yazarların düşündükleri..



Neden?



Akıl ve mantık yürütelim.. Bazı şeylerin söylenmesi için basit, sade düşünmek yeterlidir..



Empati yapalım mı? Yüzyıllardır hayalini kurduğu Kürt devleti kurulmasına ve onun aidiyatına girilmesine, normal bir Kürt vatandaşı niye karşı çıksın?



Irak tamam, Suriye tamam sayılır, sırasıyla İran da tamam olunca otomatikman Türkiye de tamam olacaktır..



Tarihi akışı aklı selim yorumlayabilen bu çıplak gerçeği pat diye görür.. Bu süreç başlamıştır ve normal seyrinde akmaktadır.. 20 yıl içinde Irak ve Suriye ayağı tamamlandı, belki 10 yıl, belki daha kısa zaman süresi için İran ve Türkiye ayağı da tamamlanacaktır.



Liberallerin tezi şudur: Türkiye demokrasi ve haklar açısından diğer 3 ülkeye göre çok daha iyi seviyededir ve hala daha iyi olması için çalışılmaktadır. Doğru mu? Doğru denebilir..



Peki, bu tez Türkiye Kürtleri için caydırıcı mıdır?



Hiç de değildir. Kürt kimliği ve bayrağı altında birleşmiş bir Kürt devletle yaşamayı 10 kere, 100 kere tercih eder..



İşte okullarda Kürtçe eğitim, işte Kürtçe televizyon, işte yeni anayasa taslağında yeni vatandaşlık tarifi falan ana gidişatı asla değiştirmez, en fazla geciktirir..



Kürdistan hayal mi, gerçek mi?



2012 yılının sıcak yaz mevsiminde yüzde 99 olasılıkla artık gerçek olmuştur.



Türkiye ne yapmalıdır?



Osman Pamukoğlu’nun dediği gibi ‘Hakkari elden gitmiştir’ lafına ağlayıp sızlamadan; 10 yıl sonrasına dair starteji geliştirmelidir.  



Bana göre en doğru stratejik karar şudur: Türkiye bu birleşik Kürt devleti için önayak olmalıdır. Tüm hesapları tersyüz etmelidir. Böylece bu yüzyıllara dayanan kamburu sırtından atmalıdır. Sayın Başbakan Erdoğan’ın deyişiyle ‘Halkların kendi kaderini kendilerinin belirlemesine saygı duymalıdır.’



İlk adım ne olmalıdır?



Suriye devleti, hani Kürt vatandaşlarına kimlik vermemiş ya, bu çok eleştrilmiş ya, bence Türkiye’ye göre çok daha doğru bir uygulamadır. Çünkü Türkiye, kendi sınırları içinde yaşayan Kürt vatandaşların sayısını bile bilmiyor. Suriye bari biliyor. Çünkü kimliği olmayanlar Kürttür.. Ortak yanı ise her 2 devlet maalesef Kürtleri yok saymıştır. Birisi kimlik vermemiş, birisi de kimlik vermiş ama Kürt yazmamış..



Hemen tez elden Kürtlerin sayımdan geçmesi gerekiyor. Güneydoğu, Doğu Anadolu bölgelerinde ne kadar Kürt var, Anadolu’nun diğer metropollerinde ne kadar Kürt var, bilmeliyiz, kimliklerine Kürt yazmalıyız..



İkinci adım, üçüncü adım bellidir ve sırayla tatbik edilir.. Bu yapılmazsa Türkiye’nin bekası bile tartışmalı hale gelir..



Benden söylemesidir, İster kulak ardı edin, ister ciddiye alın..