16 Ağustos 2012 Perşembe

İyi Bayramlar...




Ramazan Bayramı ya da Şeker Bayramı sağ olana, sağlıklı olana yeni bir sevinç, yeni bir mutluluk, yeni bir kavuşma, yeni bir vuslata ermedir..



Elbette bu bayram sevincini buruk geçirenlerimiz de vardır, işte askerde evladı olanlar, işte yakınları hastanede yatanlar, işte şehitleri olanlar, işte gurbette olanlar, işte bayramda kavuşmayı bir başka bayrama erteleyenler..



Bayram yazısı yazacağım da nostalji yapmayacağım, bunun mümkünatı yoktur..



Bayram sabahı giymek üzere yastığımın altında sakladığım, ayakkabılarım, çoraplarım, pantolonum..



Bayram sabahını iple çekmemiz ve o gece bir damla uyku uyuyamamız..



Bayram sabahı kimden ne kadar harçlık alacağımızı, tahmini toplam rakamımızı basit aritmetik işlemlerle hafızamıza kazımamız..



Bayram sabahı öncelikle ailemizin ellerini öptükten sonra kime, ne zaman gideceğimizin hesabını yapmamız, uzak yerleri son güne ertelememiz..



Kabul etsek, kabul etmesek, gerçek olan 1970’lerin bayramı bitti, 2012’lerin bayramı var artık..



Bayramı dayanışma, görüşme, barışma vesilesi olmaktan çıkarıp; nereye tatil için giderim gayesine döndü artık.. Anne-babası sağ ise bir telefon açması yeterlidir.. Gitmesi-gelmesi artık hiç mümkün değildir..



Neyse herkesin bayramanı en içten dileklerimle kutluyorum, sevdikleriyle daha nice bayramlar geçirmenizi diliyorum.. Bayramı hadi biraz gülerek geçirelim ve sizler için bir demet fıkra seçtim..



Varan-1

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:
‘’Keşke, Ramazan, senede iki kez gelse’’ der..


Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi, hemen şu cevabı verir:


Öyleyse Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız? İnsan, sevdiği gidince bayram mı yapar hiç?...



Varan-2

Ramazan vakti Temel karısı ile yatmamaya karar vermiş. Fadime bu fikri beğenmediği halde kabul etmiş ve Temel’e yardımcı olacağına söz vermiş. İlk iki hafta pek zor olmamış, Temel ile Fadime kendilerini kontrol edebilmişler.


15 günden sonra artık Temel dayanmakta çok zorluk çekiyormuş. Ama Fadime sözünden dönmemiş. Geceleri yatağa eski, kirli elbiseleriyle giriyormuş. Yatmadan evvelde bol bol sarımsak, soğan ve hamsi yiyormuş ki Temel iğrensin diye. Son hafta çok zor olmuş ki Fadime yatak odasının kapısına kilit takmak zorunda kalmış.


Neyse bayram sabahı bizim zavallı divanda yatan Temel yatak odasının kapısını tıklamaya başlamış. Tık, tık, tık…
— Kimim biliyor musun?
—Tabi ki biliyorum, sen Temelsin... Demiş Fadime.
—Ne istediğimi biliyor musun?
—Ne istediğini biliyorum...
— Peki, kapıyı neyle tıkladığımı biliyor musun?



Varan-3

Bir bayram günü nasreddin hoca komşusuna ziyarete gidince komşusu her misafire olduğu gibi hocaya da bal ikram ediyor.
Bir tepsi içinde gelen koca bir petek baldan her gelen misafir bir iki kaşık alır çekilirmiş.
Komşusu bakar ki hoca kaşığı daldırdıkça daldırıyor. Peteğin yarısına gelmiş daha duracağa da benzemiyor. Dayanamayıp:


- Aman hoca fazla yeme yoksa için yanar deyince hoca cevabı yapıştırır:


- Kimin içinin yandığını allah bilir.
Bu yazı daha önce counter kisi tarafından okundu.
Yorum Gönder