21 Temmuz 2017 Cuma

Direk üzerinden bilek güreşi..


Aslında bu konu çok eskidir..

Bundan 6-7 yıl önceydi galiba, elektrik direkleri dikiliyor ve yeni hat çekiliyordu ya..

Anayol hizasından direkler dikilirken bir anda hizadan çıkılıyor ve en az 5-6 metre hiza dışına dikiliyor..

Fotoğrafı incelerseniz 3 direk aynı hizada olup 4.direk sapma yapıyor..

Sanayi kavşağına ve Kahveler kavşağına önce battı-çıktı projesi yapılacaktı ya, işte o zaman bu meşhur direk sorun yaratmayacaktı ..

Gel zaman, git zaman, devran döndü ve sanayi kavşağına 180, kahveler kavşağına 180 olmak üzere toplam 360 metrelik üstgeçit yapılmasına karar verildi..

Yandı keten helva şimdi..

Neden?

Bizim meşhur 4.direk yolun ortasında kalıyor ve mecburi kalkıyor..

Türkiye Cumhuriyeti devleti bakanlık eliyle projeyi onayladı ve üstgeçit inşaatı başladı..

Yandan yol verilecek ve mecburen 4.direk kalkacak..

İnşaatın yarısına gelindi ve bilin bakalım Ramazan Bayramı öncesi ne oldu?

Meşhur direğin kalkmaması için yerel mahkemeden inşaatı durdurma kararı alındı..

Jandarma-polis inşaat makinelerine el koydu ve inşaat durdu..

İnşaat firması yetkilisi, bilin kimi arıyor?

Üstgeçit inşaatını en başından beri üstlenen ve takipçisi olan ‘’kadife eldivenli, demir yumruklu’’ Sayın Reşat Petek’i arıyor..

‘’Güçlülerin hukukunda daha güçlü olan daima kazanır’’ felsefesi işliyor ve inşaat tekrar başlıyor..

Direk o kadar sağlam kazığa bağlanmış ki bir türlü yerinden çıkarılamıyor..

Kurban bayramına kadar üstgeçit ulaşıma açılacak ya, yani şurada 1.5 ay kaldı ya, buna rağmen bizim 4.direk etrafı çevrili, yolun ortasında hala duruyor..

Peki, sıra geldi direk konusunun özünü Bucak dışından bilmeyenlerin bilgilendirilmesine:

Direk kalkmasın diyen kim?

2002 ve 2007 yıllarından AK Parti Burdur Milletvekili olan iş adamı Sayın Mehmet Alp..

Neden?


Sahibi olduğu benzinlikteki pompaların geriye çekilmesi zorunluluğu..

Direk kalksın diyen kim?

Üstgeçit projesine onaylayan Türkiye Cumhuriyeti devleti..

Üstgeçit inşaatının devamı için yerel mahkeme kararına karşı sorumluluğu üstlenen kim?

Halen AK Parti Burdur Milletvekili olan Sayın Reşat Petek..

Peki, işin aslı nedir?

Bana göre en başta yani 6-7 yıl önce yanlış yapıldı, kimse yanlışa yanlış diyemedi ve bugünlere gelindi..

Kim suçlu?

O meşhur direk oraya dikilmemesi gerekirken dikilmesine göz yumanlar, ses çıkarmayanlar başta sivil toplum kuruluşları, iş adamları, siyasetçiler, kanaat önderleri suçludur..

Son söz: Güçlünün yanlışına ancak güçlü yanlış derse bu toplum ileri gider..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





17 Temmuz 2017 Pazartesi

Yeni Bucak AK Parti teşkilatı ‘Vira Bismillah’ dedi..


20 kişilik yeni yönetim kurulu listesi AK Parti binasında düzenlenen toplantıyla açıklandı ve ilk yorumum şu cümlecikte hayat buldu:

‘’BÜYÜK TASFİYE’’

Nasıl?

Eski yöneticilerden bir tek kişi dahi 20 kişilik listeye dahil olmamıştır..

Muhtemelen Kasım-2017 ayında yapılacak olağan ilçe kongresinde de ufak tefek rötuşlar olabileceğine rağmen genel olarak listenin ruhu değişmeyecektir..

Bu tasfiyede kilit isim yeni ilçe başkanı olmuştur.

Neden?

Çünkü yeni İlçe Başkanı Adem Şengül Bey, çok tecrübeli hatta siyasi duayen sayılabilecek kişilik ve seviyededir..

Yani yeni oluşan yönetimle kolaylıkla uyumlu çalışacak ve çok rahat yönetebilecektir..

Eskiler siyasetten hadi kopmaz diyelim ama soğur mu?

Valla siyaset böyle bir şey işte.. Çok sevdiğim tabiri tekrar paylaşmak isterim:

Buzlu zeminde, çalınan müzikle ahenkli; dans etme sanatına SİYASET denir.. Düşen kenara alınır, ama müzik çalmaya sürekli ve her daim devam eder, uyumlu dans edebilen siyaset pistinde kalmayı sürdürür..

Kalan kalır, kalamayan pistin dışına hatta ötesine atılır..

Velhasıl olumlu ya da olumsuz tepkiler arasında yeni başkan ve yeni yönetim 17 Temmuz 2017 itibarıyla ‘’VİRA BİSMİLLAH’’ dediler ve yola çıktılar..

Bakalım, neler olacak, neler yapacaklar, hep beraber göreceğiz..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR






13 Temmuz 2017 Perşembe

‘15 Temmuz’ darbe girişimi Türkiye’ye Sevr dayatmasıdır..


Darbenin üstünden 1 yıl geçti ama bu düşüncemde hiç değişiklik olmadı..

Hala aynı kanıdayım:

‘15 Temmuz’ darbesi Türkiye’yi sevr şartlarına sürüklemeyi amaçlamıştır..

Darbe başarılı olsaydı ülke iç savaşa sürüklenecek ve en az 5 parçaya bölünecekti..

Peki, bu kadar büyük badireyi atlatan Türkiye, 1 yıl sonra darbe hesaplaşması ve kökünün kazınması yolunda emin adımlarla ilerliyor mu?

Hem evet, hem de hayır..

EVET, siyasetin yarısı, yargı ve emniyet canla başla uğraşıyor ve mücadele ediyor..

HAYIR, siyasetin diğer yarısı mağduriyet zemininde muhalefet oluşturuyor..

Yani bu kadar hayati mücadelede siyaset dolayısıyla toplumsal bütünlük sağlanamadı..

Burada hem AK Parti’yi, hem de CHP’yi FETÖ konusunda siyasi birlik ve bütünlüğü sağlayamadıkları için en hafif tabirle aymazlıkla nitelendiriyorum..

Lan arkadaş ülke ayaklarımızın altından halı gibi çekilip alınacak; kim iktidar, kim muhalefet olmuş ne kıymeti var ki..

Bence ‘15 Temmuz’ bitmedi, önümüzdeki 2-3 yılda ne edip, ne yapıp ülkede iç savaş çıkarmak için her türlü mekanizmayla uğraşıyorlar..

Kimler mi?

AB ve ABD ajandası kesin olarak Türkiye’yi bölmek için doldurulmuştur..

Ne gibi veriler var?

-FETÖ lideri ABD’de ve asla iade etmiyor..
-Kaçan FETÖ’cü generaller, hakimler Almanya’da, Hollanda’da hem de koruma altında yaşıyorlar..
-ABD’de FETÖ’cü yazarlar, çizerler kral gibi yaşıyor..
-Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanı Avusturya, Almanya, Hollanda gibi Avrupa ülkesine neredeyse girişi yasaklanacak..
-Türkiye’nin karşı çıkmasına, itirazına rağmen ABD; ısrarla DAEŞ maskesi altında Kuzey Suriye’de Kürt kantonlarını oluşturuyor ve silahlandırıyor..
-Barzani Eylül ayı içinde bağımsızlık referandumuna gidiyor..
-Aile Bakanı Hollanda konsolosluğuna sokulmadı ve neredeyse tutuklanacaktı..

Ne yapmak lazım?

1 yıl önce söylemiştim, maalesef gerçekleşmedi..

Neydi o düşünce?

En az 3 yıl süreyle TBMM’de yer alan partilerin katılımıyla milli birlik hükümeti kurulmalıydı.. Hadi HDP katılmasa bile AK Parti, CHP ve MHP katılımıyla birlik hükümeti kurulmalıydı..

Olmadı, bundan sonra ne yapılması gerekiyor?

Valla çok tedirginim ve kaygılıyım.. Çünkü güzel ülkemiz Irak, Suriye modeline geçirmek için o kadar çok hasmımız var ki saymakla bitmez..

Biz hala Erdoğan-Kılıçdaroğlu polemiği üzerinden reyting yapıyoruz..

Oysa Kılıçdaroğlu-Erdoğan el sıkışmadan, yan yana gelmeden bu ülkeye refah, huzur gelemez, ilaveten tepemizde iç savaş kılıcı sallanır durur..

Gerçekleşir mi?

Valla Anadolu’nun bir ilçesinde yaşayan sıradan vatandaş olarak tehlikenin farkındayım ve inanarak kaleme aldığım yazımla tarihe not düştüm..

Başka elimden ne gelir ki?

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR

İnstagram : https://instagram.com/omerozdamar/

11 Temmuz 2017 Salı

Bucak AK Parti silbaştan..


Bucak AK Parti teşkilatında beklenen deprem oldu..

Başkan Kadir yaman Bey ve yönetim kurulu istifasını verdi..

Hemen AK Parti koordinatör milletvekili geldi, siyasetçilerle ve diğer kişilerle-kuruluşlarla istişarelerde bulundu..

Başkan adayı için 4 isim belirlendi ve Ankara’ya AK Parti Genel Merkezine mülakata davet edildi..

Ve bir karar verildi, Adem Şengül Beye başkanlık görevi tebliği edildi.
AK Parti Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik Bey ve Reşat Petek Beyin katılımıyla yapılan küçük bir törenle başkanlık devir-teslimi yapıldı..


Buraya kadar işleyen siyasi süreci AK Parti’nin gecikmiş refleksi olarak olağan karşıladım..

Gecikme nedeni olarak da güçlü ve dirayetli lider-genel başkan eksikliği olarak tahmin ederim..

Sonrasına şaşırdım ve hatta bu kadarına da ‘PES’ dedim..

Neydi o nokta?

Oluşturulacak yeni yönetim kurulu üyeleri seçimi..

Nasıl oldu?

Yeni göreve getirilen başkanın inisiyatifine bile bırakılmadan; koordinatör milletvekili bizzat mülakatlara katılarak yönetin kuruluna talip olanlarla tek tek görüşme yapıldı ve yeni yönetim belirlendi..

En kritik soruya gelelim:

2011 ve 2015 yıllarında AK Parti’den milletvekili adayı olmuş Adem Şengül Bey, bu görevi neden kabul etti?

2019 yılı Mart ayında belediye Başkan adayı mı, yoksa Kasım ayında milletvekili adayı mı?

Valla bu sorunun yanıtını sonra vereceğim, çünkü araştırmam halen sürüyor..

Peki, özellikle son 1 yıldır Bucak ilçesi AK Parti siyasetinde kim kazandı, kim kaybetti?

Daha açık sorayım mı?

Bayramcılar mı yoksa Reşatçılar mı kaybetti?

Bence çok yara da alsa Reşatçılar kazandı..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR






15 Haziran 2017 Perşembe

2 ay süreyle yazmaya ara verdim..


Malumunuz tatil ayları başladı..

Gerçi benim için her gün tatil ama yine de yazmaya ara verme ya da mola verme gereklidir..

2 aylık süreyle yaylaya gidiyorum..

Bol oksijen alayım, zihnimi boşaltayım ve yeni bir başlangıç için her şeyimizle hazır olayım..

Yazı yazma sezonum ‘20 Ağustos’ civarında başlar herhalde..

2017 yılında en iyi makale yarışmasında 3.lük ödülümü aldım..

Gelecek yıllarda çabam ve amacım hep daha iyi olmak ve yazı dünyasına ait diğer ödülleri de toplamaktır..

YALAN yazmayı beceremem..

Yaz deseler de yazamam!

Çünkü YALAN yazmayı düşünce bünyem kabul etmez..

Makalemde ya da blog yazımda hakaret etmeden, incelik ve zariflikten uzaklaşmadan, eleştiri yapabilmek için kılı-kırk yarmaya çalışırım.

Makalelerimle gurur ve onur duyarım. Çünkü inandığım için yazarım..

Hiç kimsenin adamı değilim, kimsenin avukatlığına soyunmam, birilerinin siparişiyle yazı yazmam..

Makalelerim ya da bloglarımı elbette beğenmeyen de olabilir, buna da daima saygı duyarım.. Ama hep düşüncemle anılmak isterim..

Kaynak gücüm hep akıl ve fikirdir..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



13 Haziran 2017 Salı

Trump hancı mı, yolcu mu?


ABD Başkanı Donald Trump koltuğuna oturalı 5 ay falan oldu ama 4-5 koldan hazımsızlık mücadelesi devam ediyor..

Ayrıntıya girmeden hemen görüşümü söyleyeyim:

‘’Trump daha da güçlenerek başkanlığa devam edecektir..Hatta ikinci 4 yılını da garantiye alır bu gidişle..’’

Trump kimdir?

Nam-ı diğer EMLAK KRALI olup dünyanın en zengin ilk 400 insanından biridir..

Kişisel mal varlığı 4 milyar dolarcık olup dünyanın 4 bir yanında yatırımları vardır..


ABD içinde medya desteği zayıf,
Müesses nizama bağlı iş dünyasının ve diğer kurumların desteği zayıf,
ABD meclis ve senatosunun desteği zayıf..

Ama ABD halkının desteği kuvvetli ve de en önemlisi serveti..

Senato’da ifade veren (daha önce görevden alınan) FBI Başkanı Trump için ‘Rus konsolosla görüşen ulusal güvenlik danışmanı Flynn hakkında yürütülen FBI soruşturmasını engelledi’’ mealinde ifade verdi..

Sonra

Başsavcılar Karl Racine ve Brian Frosh, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik yolsuzluk iddianamesini dün Maryland federal mahkemesine sundu.

Mahkeme iddianameyi kabul ederse Başkan Trump’ın anayasa mahkemesine kadar uzanacak hukuki süreci başlayacaktır..

Ne olur?

Hepsinden güçlenerek çıkar..

Neden?

Demokrasinin küresel savunucu ABD’de seçilmiş bir başkan öyle ıvır-zıvırla kolay azledilemez bu bir..

Kamu vicdanında savcıların hazırladığı yolsuzluk iddianamesi sağlam bir zemin bulamaz bu da iki..
Yahu adam zaten dünyanın önde gelen zengini, neyin yolsuzluğundan bahsediyorsun..

Herkese zenginlik vaadiyle seçim kazanmış bu da üç..

Bundan sonra ne olacak?

Trump, ABD’de yeni düzen kuruyor, uyum sağlayan devam edecek, direnenler tavsiye olacak..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR




7 Haziran 2017 Çarşamba

KATAR için sonun başlangıcı..


Katar resmî adıyla Katar Devleti, Arap Yarımadası'nın doğusunda bulunan bir Basra Körfezi ülkesi. Tek kara sınır komşusu Suudi Arabistan olup diğer tarafları Basra Körfezi ile çevrilidir..

Nüfus: 2,235 milyon (2015), 
Resmi dili: Arapça
Bu kadar temel bilgilerden sonra Katar’a uygulanan ambargo ve diplomatik ilişkileri kesme olayı dünyayı şoka soktu..

İlk olarak Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Bahreyn ile Yemen hükümetleri, Libya’daki Tobruk yönetimi ve Maldivler'in diplomatik ilişkilerini kestiler ve hava sahasını kapattılar.. Sonradan bu operasyona Ürdün de eklendi

Görünen neden: Teröre (DEAŞ, EL KAİDE VE MÜSLÜMAN KARDEŞLER) maddi destek ve İran ile yakın ilişki..

Gizli neden: KATAR’ın üstüne çöküp, çiğ çiğ yiyecekler..

Nasıl?

Dünyadaki 3 trilyon dolara yakın yatırımları (ganimet) el değiştirecek ve ABD en az 100 milyar dolara el koyacaktır..

Bence petrol ve gaz zengini KATAR için sonun başlangıcıdır..

ABD’nin Orta Doğu’da en büyük ve askeri operasyonel üssü KATAR’da bulunmaktadır.

Ne olacak bundan sonra?
ABD yardımıyla Suudi Arabistan, KATAR’ı işgal edecektir. Ganimet paylaşılacak ve yeni bir yönetim getirilecektir.

Önümüzdeki aylar, yıllar içinde KATAR ve İran dünya gündemini işgal edecektir ve hep üst sıralarda yer alacaktır.

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



AK Parti Bucak Teşkilatı meselesinde yolun sonuna gelindi..

Şimdi size aynı gün birkaç saat arayla paylaşılan fotoğrafı veriyorum:


İlçe Başkanımız Kadir Yaman, Kadın Kolları Başkanımız Av. Hatice Dalgar ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile birlikte Pazar Mahallemizdeki İftar programı sonrası Gençlik Kolları Başkanımız Hüseyin Yıldız'ı iş yerinde ziyarette bulundu. Bucak İlçemize yapılacak yatırımlar için dün olduğu gibi bugünde gece gündüz çalışacağız. Çünkü #BizBucak #ŞartsızSeviyoruz. #AKParti #BucakİlçeBaşkanlığı


Ak Parti Bucak İlçe Teşkilatımızla birlikte Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım ile hatıra fotoğrafı...

Görüldüğü ve bilindiği üzere 2 ayrı AK Parti ilçe teşkilatı var.

Anladığım kadarıyla neredeyse 2 yıldır süren sancıya AK Parti nihayet neşter vuracaktır.

Daha açıkçası AK Parti Bucak Teşkilat meselesinde artık yolun sonuna gelindi..

Aldığım bilgilere göre Bucak İlçesine gelen AK Parti Koordinatör Milletvekili nabız yoklamaya başlamış..

İşte ‘’kimi başkan görmek istersiniz ve neden?’’ gibi sorularla tercihleri belirlemeye çalışıyormuş..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



AK Parti, CHP ve MHP milli mutabakat hükümeti kurulmalı..


Türkiye için FETÖ hala büyük tehlikedir..

Ülkemizin bekası için topyekun mücadele verilmelidir..

Çare nedir?

15 Temmuz sonrası demiştim, aradan 1 yıl geçti, hala aynı fikirdeyim, hala aynı noktadayım..

FETÖ ile mücadelede CHP-MHP-AK Parti milli mutabakat hükümeti 1 yıl önce kurulmalıydı, çünkü FETÖ ile kesin sonuç alınacak mücadele bu formülden geçmektedir..

Geç mi şu an?

Biraz geç oldu ama umut bitmez..

FETÖ’nün hayal ettiği iç savaş tehlikesinin bertaraf edilmesi nasıl mümkün?

Ülkede siyasi çekişmeye ara verilmeli ve ne yapıp, ne edip milli mutabakat hükümeti kurulmalıdır.

Hatta daha da ileri gidiyorum ve öneriyorum:

Milli mutabakat hükümet kurularak nasılsa siyasete ara verilecek ya; 2 yıl süreyle tüm siyasi partiler kapanabilirler..

15 Temmuz üzerinden neredeyse 1 yıl geçecek, ne oldu, ne bitti?

Şurası kesindir:

Sayın Erdoğan ne kadar çok isterse istesin; AK Parti siyaseti ve iktidarı bu ülkeden FETÖ’yü asla kökünden temizleyemez..

Neden?

AK Parti’nin hücrelerine kadar girmiş FETÖ virüsü düşünürseniz, işin ne kadar zor olduğunu anlarsınız ya da anlayın artık..

Sayın Erdoğan, önce ‘paralel yapı’ dedi, sonra ‘silahlı terör örgütü’ dedi, en sonunda itiraf geldi ve ‘yalnız kaldım’ dedi..

Diğer yandan milli mutabakat hükümeti projesi dünyaya verilebilecek en önemli ve en duyarlı mesaj olurdu:

Nedir o mesaj?

Türkiye topyekun FETÖ’ye karşı kenetlenmiştir..

Böylece Türkiye üzerine hesap yapanlar, şapkasını bir kez daha önüne koyup düşünmek zorunda kalırlar..

Milli mutabakat hükümetinin içeriye diğer bir yararı ise az da olsa CHP ve MHP’ye sızan FETÖ’cülerden kolayca arınabilirler..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



5 Haziran 2017 Pazartesi

Dünyada modern kölelik dönemi..


A’dan Z’ye hepimiz borç yapıyoruz.

İşte eşya alıyoruz, borçlanıyoruz…

İşte nakit darlığında tüketici kredisiyle borç altına giriyoruz…

İşte AVM mi? her ne haltsa büyük ve komple alış-veriş merkezlerinde
kredi kartıyla deli gibi borç yükümlülüğünün altına, pin kodumuzla giriyoruz…

40 milyon aile bireyi varsa en az 150 milyon kredi kartı insanların elinde dolaşıyor. Demek oluyor ki 1 kart kesmiyor, 2 hatta 3 kartı olan bile vardır…

Aylık atıyorum 1.000 (bin) TL geliri olan birey, ortalama en az 700 TL borç ödüyor.

Kısaca, hali hazır manzara-i umumiye, Türk Halkının borçlu olduğunu net olarak gösteriyor.

Borçlu insan aslında köle insandır.

Nasıl mı?

İşte açıklıyorum:

Borçlu insan asla akıl ve mantık doğrultusunda hareket edemez. Argo tabirle trene ya da minibüse çabuk biner ve dolduruşa gelir… Telkinlere kolayca kanar…

Yaşama dair tüm tercih haklarını kullanırken baskı altındadır.

Borçlu insanların temel ve vazgeçilmez psikolojisi, daima mevcut düzenin devam etmesi yönündedir. Değişim, başkalaşım gibi terimler onlar için ürkütücüdür.

Daha somut örnekleme yapacak olursak; genel seçimlerde oy kullanma eyleminde ve siyasi parti tercihlerinde egemen olan kanı iktidarın devam etmesi yönündedir. Bu bağlamda 500 Milyar Dolar borcu olan Türkiye’de iktidarın el değiştirmesini kimse istemez.

Neyse biz yine birey tabanında konumuzu irdelemeye devam edelim.

Borçlu insan hakikaten köledir.

Kararları sağlıklı olmaz. En kötüsü özgür iradesinden yoksundur.

Verdiği doğru kararı bilinçaltına iter, buna karşın yanlış kararı bilinçüstüne çıkarır ve uygular.

Rahat ve özgün olamaz.

Borçlu bir birey uğradığı haksızlıklara boyun eğer ve sesini çıkartamaz. Çünkü tepesinde Demeklesin kılıcı gibi borçları beklemektedir.

Borçlu insanların tipik yansımaları sürü psikolojisine kolayca kapılmalarıdır.

Çalıştığı iş yerinde uğrayacağı her türlü haksız eyleme karşı göz yumma, sağıra yatma, aptal rolünü oynama mecburiyeti vardır.

1980 yılı öncesi Türk Halkı borçlu değildi. 1980 sonrası özellikle Özal dönemimden itibaren hızla borç sarmalına girdi.

Türk halkının hassasiyetleri, tepkileri her 2 dönemde ne kadar değişime uğradığı apaçık ortadadır.

Örneğin 1980 öncesi bağımsızlık, özgürlük, örgütlenme ön planda ve çok etkin iken 1980 sonrası bağımsızlığın yerini işbirliği, özgürlüğün yerini AB’ne, ABD’ye, NATO’ya, Arap Birliğine yamanma, örgütlenme yerine hiçbir etkinliği olmayan uyduruk ve kumandalı STÖ (Svil Toplum Örgütü) dönüşümü yaşanmıştır.

Daha da vahim olan ise borçlu toplumlar hızla birbirini boğazlamaya koşarlar… Umarım meramımı anlatabilmişimdir..

Not: Bu yazım 10 yıl önce kaleme alınmıştı ancak hala taze kalmaya devam ediyor maalesef..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



1 Haziran 2017 Perşembe

Yunanistan’ın gezisi ve güzellikleri..


17-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında, 4 gece 5 gün süreli, otobüsle KAPPA Tur Yunanistan gezisine katıldım..

Görülen yerleri sırasıyla fotoğraflar eşliğinde anlatayım:

İlk gün sınırdan, Selanik şehrine EGNATİA otobanı üzerinden yaklaşık 6 saatte (mola hariç) ulaştık..
Selanik deyince akla gelen yere hemen gittik.. Evet, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün doğduğu evi ziyaret ettik..
Doğduğun evin giriş karşısında hediyelik eşya satan ve Türkçe konuşan kadın ücretsiz çay ikram etti..
İkinci yer Selanik surları oldu.. Şehri yukarıdan izlemek için şahane manzara veriyor..
Sonra şehir merkezinde sahil turu yapıldı, sembol Beyaz Kule, Şadırvan meydanı ziyaret edildi..
Otele yerleşme ve akşam yorgunluk atmak üzere taverna..



SELANİK

SELANİK

ATATÜRK EVİ

ŞADIRVAN MEYDANI


BEYAZ KULE

TAVERNA

2.gün hedef Orta Yunanistan’da bulunan METEOR dağı üzerine yerleşmiş manastır ve kiliseleri görmektir..
Bayağı yorucu yolculuk oldu ama görmeye değer mimari harikası vardır.. Kayalıklar üzerine kimisi 150 yılda, kimisi 50 yılda inşa edilmiş manastırları fotoğrafladık, birini ziyaret ettik..
Öğle yemeğine müteakip Atina’ya hareket ettik.. Akşam üstü Atina/Omonia bölgesinde otelimize ulaştık. Pire turuna katılacaklar devam etti, ben kaldım..(çünkü biliyordum)
 
METEOR

METEOR


METEOR

METEOR


METEOR


Ertesi sabah yani 3.gün Atina şehir merkezi turu yapıldı, işte meşhur ve sembol SİNTAGMA meydanı, parlamento binası, şehrin en büyük yeşil alanı olan parkı, tarihi alanları, ZAPPİON gibi tarihi binaları, milyonlarca turistin özellikle ziyaret ettiği AKROPOLİS müteakiben KORENT kanalı gezildi..


















Serbest saatlerde sadece yayalara açık ERMU Caddesi üzerinden gezimi sürdürdüm. En sonunda herkesin mutlaka görmesi gerektiğine inandığım en az 4 saatte gezilebilen milli arkeoloji müzesine 10 Euro karşılığı girdim ve yaklaşık 1.5-2 saat kaldım..

Akşam ise yorgunluk atmak üzere taverna’ya attık kendimizi..

4.gün sabah Kavala’ya gitmek üzere hareket ettik. 6-7 saate Kavala’ya geldik. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın doğduğu ev, Pargalı İbrahim Paşa Camii (kiliseye dönüştürülmüş) gezildi.. Sahilde serbest tur atıldı. Akşama Kavala sahilinde balıkçı lokantasına uğranıldı. Otele dönüşte meşhur Kavala kurabiyesi üretilen yeri ziyaret ve alış-veriş yapıldı..
 
PARGALI İBRAHİM PAŞA CAMİİ


KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA HEYKELİ

KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA EVİ



KAVALA SAHİL

KAVALA PLAJ

KAVALA PLAJ

KAVALA SAHİL BALIKÇI LOKANTASI

TASOS ADASI

TASOS ADASI SAHİL

TASOS ADASI DÖNÜŞ

DEDEAĞAÇ LİMANI

5.gün İskeçe’de bulunan otelden çıkıldı ve doğruca limana gidildi. Gemiyle TAŞOS adasına geçildi. Ada gezildi, öğle yemeği yenildi ve geri dönüşe geçildi..

İskeçe-Gümülcine-Dedeağaç şehirleri panoramik olarak görüldü ve sınıra gelindi..

Gezi boyunca ne yendi, ne içildi?

Ağırlıklı olarak Balık ve diğer deniz ürünleri, elbette milli içkisi UZO içildi..

Gezi kaça mal oldu?

Valla bu kişiden kişiye değişir herhalde.. Alacağın hediyelerden tut, diğer harcamaların değişkenlik gösterir.. Ama kabaca her şey dahil 800-1.000 Euro yeter..
Ben tek gitmiştim, yeşil pasaportum vardı, takriben hediyeler dahil 700 Euro harcadım..

Tavsiye eder misin?

İlk kez gidecekler için görülmeye değer ve tavsiye ederim..

Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR

Facebook : https://www.facebook.com/omerozdamar62?ref=tn_tnmn
Twitter : 
https://twitter.com/omerozdamar
İnstagram : 
https://instagram.com/omerozdamar/