4 bakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 bakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2015 Perşembe

Bahisler açıldı.. 4 bakan yüce divana gidecek mi?


Meclis soruşturma komisyonu araştırdı, okudu, dinledi, sordu, inceledi ve nihayetinde karar aşamasına geldi..

Oylama yapılacakken görünmez el devreye girdi ve 05 Ocak 2015 gününe oylama ertelendi..

Oylamaya şurada 2-3 gün kaldı..

Direk, kafadan soruyorum; 4 bakan yüce divana gidecek mi, gitmeyecek mi?

Eğer bu soruyu 25 Aralık günü, bana sorsaydınız; yanıtım yüzde 99 ‘’EVET’’ olurdu..

Neden?

Çünkü Başbakan Davutoğlu’nun Ankara İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada ‘’hazineye uzanan kol kırılır’’ mealinde lafı en önemli veriydi.

Ayrıca seçimlere 6 ay kala kamuoyuna verilen mesaj; ‘’yeni ve temiz dönem’’ adını alacaktı..

Peki, 02 Ocak 2015 günü yanıtınız nedir?

Yüzde 99 ‘’HAYIR’’ çıkacaktır. Yani 4 bakan yüce divana gitmeyecektir..

Neden?

Valla, nedeni gün gibi apaydınlık ve orta yerdedir..

O görünmez el, ‘’4 bakanı yüce divana gönderirseniz; dolaylı olarak beni de gönderirsiniz’’ mantığıyla olaya müdahil oldu..

Haklı mı?

Görünmez elin mantığına göre yüzde 100 haklıdır..

İyi de görünmez el kimdir?

Canım, onu da bulamıyorsanız; hiç bu konu üzerine eğilmeyin, hatta bu yazıyı okumamış sayın kendinizi..

Velhasıl bahisler açıldı, 1’e 5 veriyor gidecek diyenlere..

Riski seviyorsanız; ‘’4 bakan yüce divana gidecek’’ kolonuna para yatırın, bakalım kazanacak mısınız, kaybedecek misiniz?
Facebook : https://www.facebook.com/omerozdamar62?ref=tn_tnmn
Twitter : https://twitter.com/omerozdamar

E-mail : homeros80@hotmail.com

16 Mart 2014 Pazar

Mecburi tercih AK Parti


2009 yılı ‘Yerel Seçimleri’nde yüzde 38 alan AK Parti, 30 Mart 2014 günü yüzde 40 ve üzeri alırsa; tek suçlu ana muhalefet partisidir..

Neden?

Ülkenin temel sorunlarına bakışı asla net değildir.

Mesela ‘Kürt Meselesi’ ya da PKK işi nasıl çözülecek?

Var mı bir bilen?

Halen AK Parti’nin topluma sunduğu ve yürüttüğü ‘Kürt Açılımı’ konseptine CHP’nin tavrı nedir?

Destek veriyor mu, yoksa başka bir çözüm konsepti var mı?

CHP’nin bu konuda bütüncül bir politika üretemediği apaçık ortadır. Ufacık çıkışlara ya da farklı söylemlere karşı ulusalcı, milliyetçi kanatların şiddetli muhalefeti hafızalardan silinmemiştir.

Halkın, ana muhalefet partisine sorusu şudur: ‘CHP iktidar olursa; halen ateş-kes sürecinde ve görüşmelerde ne yapacaktır?’ Yanıt maalesef ya yoktur ya da muallaktır..

Diğer muhalefet partisi MHP’nin ‘Kürt sorunu yoktur, PKK terör sorunu vardır’ şeklinde bir yanıtı vardır. Bu seçimde yükselen yıldız MHP olacaktır, çünkü kesin bir söylemiyle halkın önüne çıkmaktadır. Halk MHP’ye oyunu verirken biliyor ki, tek bir terörist kalmayıncaya kadar mücadele sürecektir. Buna inanan ya da doğru bulan bir vatandaş tercihini MHP üzerinde kullanacaktır. Yok, doğru bulmayan bir vatandaş ise AK Parti yönünde tercihini kullanacaktır. Bu denklemde CHP, 3.tercih olarak maalesef çıkamıyor ya da yoktur.

CHP’nin açmazı ‘’hem milliyetçilerden, hem devletçilerden, hem ulusalcılardan, hem muhafazakarlardan, hem liberallerden, hem de cemaatten oy almayı hedefleyen’’ bir seçim taktiğinde yatmaktadır.

Böyle bir karma anlayışla halkın karşısına çıkan ana muhalefet partisi elbette ‘inandırıcılık’ sorunu yaşar.

Ekonomiye hiç girmiyorum. ‘Faiz ne olacak, döviz nasıl bulunacak’ gibi mikro ve makro ekonomi yönetimi hiç anlatılmaz. Ana muhalefet partisinin iktidar olması halinde ‘hükümeti kimlerle kuracak, gölge kabinesi hazır mı?’ sorularının yanıtı halka hiç verilmemiştir.

12 Haziran 2011 ‘Genel Seçimleri’ sonrası ‘yemin krizini’ hiç anımsatmak istemezdim. TBMM’de yemin etmeyeceğiz diyen ana muhalefet partisinin lideri, AK Parti liderinin tabiriyle ‘tükürdüğünü yalayarak ve kuzu kuzu TBMM’ne gidip’ yemin ettikleri halkın hafızasında kazınmıştır.

‘17 Aralık’ sonrası gerçekten sivil darbe sayılabilecek kriterlerden ‘AK Parti iktidarı tarafından yargı askıya alınmış, AK Parti’li bazı bakanlar hakkında yolsuzluk-rüşvet iddiaları ayyuka çıkmış, AK Parti’li 4 bakan hakkında fezlekeler TBMM’ne gelmiş’ ancak 14 gün sonra yapılacak seçimlerde AK Parti’nin hala yüzde 40 ve üzeri oy alacağını duyuyoruz, okuyoruz..

Nedeni?

Değerleri ve ilkeleri zehirlenmiş olan halkın tercihi suçlu değildir. Halkı ‘40 katır mı, kırk satır mı’  sendromuna sokan ana muhalefet partisidir.

Sokaktaki bir adam şunu ifade ediyor: ‘AK Parti’ye kızıyorum, sakat-sukat işlere bulaşmışlar ama mecburum AK Parti’ye oy vermeye..’

Neden?

AK Parti sonrası bize aydınlık bir gelecek görünmüyor, tam aksine kaos görünüyor. Borcum var, harcım var, ben böyle bir riski göze alamam arkadaş..

Başka bir adam ise ‘yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları tamam da, başbakan ile adalet bakanı arasında konuşmayı kim ve nasıl dinler? Ve bunu ana muhalefet partisi nasıl kullanır? Devletimizin güvenlik sorunu siyasete alet edilir mi hiç? Böyle yapmakla ‘yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları’ perdelenmiştir.

Ergenekon ve Balyoz gibi meşhur davalarda aynı taktik izlenmedi mi? Tüm konuşmalar, tüm kanıtlar kamuoyuna servis edilmedi mi? Mahkeme başlamadan tüm şüphelerin peşinen suçlu oldukları ilan edilmedi mi? Son 5 yıldır CHP, tüm enerjisini bu konuya harcamadı mı? Ergenekon şüphelilerden bazılarını milletvekili adayı yapmadı mı? , ‘TSK’nın askeri vesayeti çökertiliyor’ söylemiyle teğmenler, sivil memurlar bile aynı çuvala atılmadı mı? Tüm bunları yaratan, kamuoyu oluşturan, belli bir odak, CHP tarafından işaret edilmedi mi? Ehee şimdi aynı odakla yan yana durmak, hangi ilkeye, hangi duruşa sığar? CHP Milletvekilleri İlhan Cihaner, Mustafa Balbay, bu ittifak iddiasına ve düştükleri büyük paradoksa ne derler?

Bakın, bana göre AK Parti, yüzde 40 ve üzeri oy alırsa CHP Genel Merkezi odacıları bile dahil hemen boşaltılmalıdır, aksi takdirde işgalci duruma düşerler..




24 Aralık 2013 Salı

Yolsuzluk ve yerel seçim..


Operasyonun üzerinden tam 1 hafta süre geçti.. İlk günün şaşkınlığı, şaşırmışlığı, şamalaklığı, şakşukalığı biraz hafifledi.. Bu geçen 1 hafta içinde tembelleşen beyin damarlarına çok kan pompalandı ve herkes düşündü, taşındı..

Bir taraf ‘komplo, yalan, kirli, oyun, çete’ diye diye tüylerinden tüy bitti..

Diğer taraf ‘hırsız, rüşvet, yolsuz, kara para’ diye diye boğazından boğaz çıktı..

Akılda kalanlar:
Başbakan,
4 bakan,
Savcı Zekeriya Öz,
Halk Bankası,
kasa,
ayakkabı kutusu,
para sayma makinesi,
İranlı İş Adamı Rıza Sarraf,
Şarkıcı Ebru Gündeş,
İş Adamı Ali Ağaoğlu,
Euro, Dolar, TL cinsinden demet demet paralar..

Herkesin merak ettiği sorular şudur:
96 gün sonra yapılacak yerel seçimlere etkisi ne olur?
Takriben 40 milyon seçmen üzerinde yarattığı algı nedir?
AKP oyları yüzde 50 bandından ne kadar aşağı sarkar?
İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlığı seçimlerinin kaderini değiştirir mi?

Valla burada anahtar olan yüzde 15-20’lik yüzer-geze seçmen kitlesidir. Bu kitle parti purti bilmez, siyasetle ilgilenmez, seçimlere 1 hafta kala kararını verir ve gider sandıkta oyunu kullanır..
Bu kitle kararını verirken gündelik yaşamına yansıyan somut birkaç kriteri vardır.
İşte pazara çıkınca neyi, ne kadar alabildiği,
işte traktörüne, arabasına benzin alırken deponun neye, ne kadar dolması,
işte doğalgazı faturası,
işte elektrik faturası..

Bu veriler ışığında toparlarsak AK Parti yüzde 35, CHP yüzde 25, MHP yüzde 13, BDP yüzde 6-7 oranları sabittir ve mevcut oy durumları değişmez.

İşte bu oranları değiştirecek olan 15-20’lik partisiz, yüzer-gezer seçmen kitlesidir.

Peki, bu kitle son yolsuzluk-rüşvet operasyonundan ne kadar etkilenir?

Aslında tüm partiler ve uzantıları olan medyalar, bu kitle üzerinde olumlu- olumsuz algı yaratma yarışındalar..

Dolar 2.20 olur ve doğalgaz, elektriğe, akaryakıta seri zam gelirse; 30 Mart günü sandığa giden bu kitle olumsuz algıyla oy kullanır.

Gerçek şu ki seçimlerin kaderini dolayısıyla ülkenin kimin yöneteceğini bu seçmen kitlesi belirliyor.

Bu kitle yaklaşık 8-10 milyon civarında olup en az okuyan, en az tartışan, en az geliri, en az evi olması ve en az alış-veriş yapması temel özellikleridir.

Peki, sosyolojik olarak tanımı nedir?

Valla 10 milyon civarında olduğunu tahmin ettiğim bu seçmen kitlesini ‘aylık geliri 500-600 TL civarında olanlar ile hiç geliri olmadığını beyan eden yaklaşık 2-3 milyon yeşil kartlı olanlar’ diye tanımlayabilirim.

Dindar değillerdir ama dine sadıktırlar, özellikle Cuma namazını kaçırmazlar.. Yolsuzluk operasyonundan tutuklanan ‘’Halk Bankası Genel Müdürü, evinde bulunan paralar için boşuna ‘İmam Hatip Lisesi’ yardım parası’’ ifadesini kullanmıyor..

Kendi parası kıt olan bu seçmen kitlesi devletten para çalınmasını asla affetmez. AP, ANAP, DYP gibi merkez sağ partilerin çöküşlerine bu seçmen kitlesi ışık yakmıştır ve desteğini çekmiştir.

AK Parti, kalan 96 gün içinde ne edip ne yapıp; rüşvet-yolsuzluk-hırsızlık’ algısını yok etmeli ya da perdelemelidir. Bunu da çok daha büyük, başka bir olaya bu kitleyi kanalize etmelidir ve yönlendirmelidir. Aksi halde 29 Mart seçimlerinde yüzde 35 bandına pat diye iner..

Peki, daha büyük olay, nasıl yaratabilir?

Valla, hedef tahtasında cemaat oturmuş durumda.. Örgüt, çete gibi suçlamaları somut bir olayla bağlayıp; polis şeflerinden bazılarının gözaltına alınması, hükümeti yıkmaya teşebbüs suçlamasıyla bazı savcıların gözaltına alınması gibi olaylar.. İşte siz de hayal gücünüzü çalıştırın..  

Kısaca öyle bir olay olmalı ki, gündemin ilk sırasına yerleşmeli ve yolsuzluk operasyonu daha alt lige düşmeli..


Bakalım, neler olacak, neler bitecek.. Ancak Türkiye siyaseti çok şeylere gebe duruyor..