Muhteşem Yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muhteşem Yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2012 Perşembe

‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisi yakılsın abi


Önce Sayın Başbakan Erdoğan, ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisi hakkında verdi veriştirdiydi.. İsterseniz Sayın Başbakan’ın ne dediğini bir anımsayalım mı?

 

"Ama bunlar televizyon ekranındaki ecdadımızı zannediyorum o Muhteşem Yüzyıl belgeselindeki gibi tanıyorlar. Bizim öyle ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni, öyle bir sultan Süleyman tanımadık. Onun ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. Sarayda, o gördüğünüz dizilerdeki gibi geçmedi. Bunu çok iyi bilmemiz ve anlamamız lazım. Ben o dizilerin yönetmenini de, o televizyonun sahiplerini de milletimin huzurunda kınıyorum. Bu konuda da ilgilileri uyarmamıza rağmen yargının da gerekli kararı vermesini bekliyoruz. Böyle bir anlayış olamaz. Bu milletin değerleriyle oynayanlara, milletçe gereken dersin, gereken cevabın hukuk içinde verilmesi gerekir."

 

Neyse 1 hafta bağrış çağrış oldu ve tam unutuldu derken AK Parti Milletvekili Oktay Saral bir hamle daha yapar. Hazırladığı bir yasa tasarısıyla dizinin resmen yasaklanmasını istememektedir. Söz konusu yasa tasarısında tam olarak ne deniyor:

 

RTÜK Yasası’nın “yayın hizmeti ilkeleri” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının “Suç işlemeyi, suçluyu ve suç örgütlerini övücü, suç tekniklerini öğretici netilikte olamaz” şeklindeki (g) bendine şu eklemenin yapılması öngörülüyor:

“Toplumun milli değerleri içinde kabul edilen tarihi olayları ve şahsiyetleri küçük düşüren, aşağılayan, çarpıtan veya olduğundan farklı şekilde gösteren nitelikte olamaz.”

 

Tamammmm, bu hazırlanan yasa tasarısıyla tarih olaylar da milli değerler kategorsine sokulda ya, Türkiye sanat ve sanat tarihinin temel öğelerinden edebiyat, sinema gibi alanlarda özgürlüğün ve özgünlüğün evrensel kriteri-değeri mertebesini 3 basamak yükseltmiştir, böylece dünyada hem sınıf atlamıştır, hem geleceğe miras bırakmıştır..

 

1980 sonrası sol yayınlar, özellikle kitaplar ve filmler yakıldı ya, 2012 yılında da ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisi yakılsın abiJ

 

1980 sonrası sanat eserlerinin yakılma, yasaklanma gerekçesi; Komünizm, Sosyalizm gibi ideololjileri övme, taraftar kazandırma derlerdi ya, 2012 yılında artık sınıf atladık ve ‘Milli değerler içinde yer alan tarihi olaylar ve şahsiyetler aşağılandığı, küçük düşürüldüğü’ için yasaklansın deniyor artık..

Ne oldu abi?

Bu yaşadıklarımız acaba Dejavu mu?

Zaman geriye mi işledi acaba?

6 Ocak 2011 Perşembe

Osmanlıda Harem-Türkiye Cumhuriyetinde Kadın



Harem ne demektir? Sarayda padişahın ailesinin ve evinin bulunduğu yerdir. Ayrıca girilmesi yasak alandır.
Haremde kimler bulunur? Padişahın annesi valide sultan, padişahın eşleri, hasekiler, şehzadeler, padişah kızları, ustalar, kalfalar ve cariyeler bulunurdu.
Haremde kaç çeşit cariye vardır?
1. Hizmetçi konumundaki cariyeler.
2. Padişahın eşi durumundaki cariyeler.

Sayıları kaçtır?
1. Hizmetçi cariyeler, kadın hizmetçi konumunda ve aldıkları belli bir ücret karşılığında haremde hizmet etmekte oldukları görülmektedir. Sayısı değişkendir.
2. Padişahın Eşi konumundaki cariyeler ise; padişahın nikah yaparak ya da nikah yapmadan karı – koca hayatı yaşadığı cariyelerdir.

Padişahın eşi durumundaki cariyeler kaça ayrılır ve sayıları?
1. Nikah yapılmayan cariyeler en fazla 12 olur ve bunlara gözde, ikbal ve peyk olarak adlandırılırlardı.
2. Nikahlı cariyeler ise en fazla 7’ye kadar çıkardı.

Yorum ve Analiz: Bu bilgileri niye verdim biliyor musunuz? Yukarıdaki bilgiler ve bakış açısıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun hakkında olumsuz bir imaj çizmek asla amacım değildir. İş bu noktaya gelirse o dönem Avrupa’nın hem dinsel hem de yönetsel olarak kadınlara neleri reva görüldüğünü anlatmakla bitmez. Yani sicili bir hayli bozuktur. Anlatmak istediğim konu bu değildir. Ama ileride bunları da yazacağım.
Karşımızda iki resim durmaktadır. Birincisinde Osmanlı İmparatorluğu'nda harem teşkilatı ve kadının durumu; ikinci resimde ise Laik Türkiye’de kadının durumu.
Bu iki resmi göz önünde tutarak; Tandoğan, Çağlayan ve bugünki İzmir mitinglerinden şöyle bir çıkarımda bulunalım. Galiba cumhuriyet kadınları laiklik ekseninde kazanılmış kadın haklarının geriye götürülmesine yüksek sesle dur demişlerdir. Elimde sayısal bilgiler yok ama görüntülerde kadın ağırlığı çok ama çok hissediliyordu. Başka türlü cumhuriyetine sahip çıkma mitingleri bu kadar etkili olamazdı diyorum.
Neden kadınlar? Laiklik ekseninden çıkan bir Türkiye’de bir çok alanda elde ettikleri edinimlerini ya kaybedeceklerdi ya da tırpanlanacaktı.
Son söz: Yukarıda "Osmanlı’da harem" konusu ve bugünki İzmir mitingi ne alaka diyen çıkabilir. Ancak bilinçli Türk kadınlarının iki konu arasında irtibatı hemen kurduğuna inanıyorum.

Saygı ve sevgilerimle...

Ömer Özdamar/Burdur-Bucak/06 Ocak 2011