Arınç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arınç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2015 Pazar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem AK Parti’yi hem de kendini yaktı..


Aşırı özgüven malumunuz zararlıdır..

Tamam çok sevilen lider,

Tamam kitleleri etkileyen ve peşinden koşturan lider,

Tamam yüzde 52’yi coşturabilen lider,

Tamam karizmatik lider,

Tamam son 20 yıla damga vurmuş lider,

Tamam aynı dönemde dünya çapında siyaset yapanları geride bırakmış lider..

Ancak siyaset ekip-kadro işi olduğunu herkes gibi Sayın Erdoğan da bilir..

2014 yılına kadar gayet başarılı ekip çalışması yürütüldü..

Ne zaman ki cumhurbaşkanlığı seçimi devreye girdi, hem AK Parti’nin hem de Erdoğan’ın ‘makul-mantıklı-akılcı’ siyaset psikolojisi altüst oldu..

Ne yapılması gerekirdi?

3 döneme takılmayan Sayın Gül, önce genel başkanlığa sonra başbakanlığa gelecekti bu bir..

İstisnai durum deyip Sayın Arınç başbakan yardımcısı olarak devam edecekti bu da iki..

Kısaca üst akıl ekibi bozulmayacaktı.

Alt akılda neyi ve kimi değiştirirsen değiştir; hiç önemli değildir..

Neden böyle oldu?

Sayın Erdoğan, tek adamlığa soyundu..

Başkanlığa çıkan bu yolda; 2015 yılı, ‘7 Haziran’ seçimlerine gidiliyor..

Hani ‘’ Aç doymam, tok acıkmam sanırmış ya’’, onun gibi Sayın Erdoğan da iktidar hep devam edecek, ‘iktidar ilelebet sürecek’ gibi özgüvenden kaynaklanan,  tek adamcılığın yarattığı gaflete düşüyor.. Sayın Davutoğlu’nu meydanlara yolluyor, kendisi de aynı meydanlara el sallıyor..

Olmaz, asla olmaz..

7 Haziran’da yaşanacak büyük hayal kırıklığına Sayın Erdoğan dahil, AK Parti cenahı hazırlanıyor..

Artık koalisyon iktidarının ne kadar tehlikeli olduğu söylemine kadar iniliyor..

Oysa dertsiz, tasasız 2019 hatta 2023 seçimlerine gitmek varken; ‘yok başkanlık olsun’, ‘yok Sayın Gül olmasın’, ‘yok Sayın Arınç emekli olsun’ derken 2015 yılında hem kendini hem de AK Parti’yi bitirme noktasına sürükledi..

Yüzde 40 ve aşağısında bir oy oranı AK Parti ve Sayın Erdoğan için felaket senaryosunun başlangıcıdır..

Dışarıdaki küresel finans oyuncuları durumun hızla kontrolden çıktığını gördüler, hemen sıcak para girişi yapıldı.. Seçime kadar muhtemelen devam edecek olan girişle; dolar-TL 2.50 civarında bekleyecektir..

Neden?

AK Parti’nin seçimlerden bu kadar fazla zayıf çıkmasını istemiyorlar..

Başka neden?

Irak, Suriye, İran, Rusya gibi sorunlar varken Türkiye’nin zayıf iktidar eline düşmesini istemezler..

Sayın Erdoğan ve AK Parti için tek çıkış kapısı vardır. O da CHP-AK Parti koalisyonudur..


18 Aralık 2013 Çarşamba

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda yepyeni perde açıldı..


‘3-YYY (Yolsuzluk-Yoksulluk-Yasaklar) olmayacak’ sloganını şiar edinmiş AK Parti iktidarı, 12 yıl sonra yolsuzluk iddiasıyla baş başa kaldı..
Şimdi mizansen yapalım ya da hayal gücümüzü kullanalım.. Bir savcı, bir polis müdürü, bir bakan var..
AŞAĞIDAKİ DİYALOGLAR TAMAMEN HAYALİDİR!
İhbar gelir, polis şefine savcı araştırma görevi için gerekli mahkeme kararını verir..
Polis şefi: Sayın Müdürüm bir arzım var size..
Polis müdürü: Buyur, anlat..
Polis şefi: Efendim telefon kayıtları, fiziki takipler sonucunda İçişleri Bakanımızın oğlunun maalesef rüşvet alma-verme ilişkisini bulduk..
Polis müdürü: Öyle mi?
Polis şefi: Ne yapalım efendim?
Polis müdürü: Dur hele, ben bakanımıza ulaşayım, durumu anlatayım, sonra bir sana neticeyi bildiririm..
Hemen telefon sarılan polis müdürü, bakana ulaşır..
Polis müdürü: Sayın Bakanım, ben emniyet müdürü XXX’im.. Rahatsız ediyorum, çok önemli bilgi var, size söylemem gerekiyor..
Bakan: Buyurun, anlatın..
Polis müdürü: Efendim, sizin oğlunuz rüşvet alma-verme ilişkisinde görülmüş, halen soruşturma devam ediyor..
Bakan: Hangi savcıda?
Polis müdürü: YYY’de efendim..
Bakan: Tamam, çok teşekkür, sen ne yapacağını biliyorsun, ben de hem oğlanın kulağını çekerim, hem de adalet bakanı aracılığıyla savcıya ulaşırım..
Polis müdürü: Emriniz olur efendim! Saygılarımla efendim!
Sonra savcı aranır falan filan..
YUKARIDAKİ DİYALOGLAR TAMAMEN HAYALİDİR!
Niye bunu belirtiyorum? Çünkü başımız belaya girer sonra:J)
Şimdi gelelim söyleyeceklerime..
Hem hükümet sözcüsü Sayın Arınç, hem de Başbakan Sayın Erdoğan ısrarla ‘polis şefleri ve savcılar operasyonu bakana bile haber vermemişler’ iddiasını sürekli vurguluyorlar ve kızıyorlar..
Normal bağımsız yargı varsa ki olması gerekir, neden haber versin arkadaş?
Peki, bu yolsuzluk operasyonu boşa çıkar mı?
Çıktı bile.. Operasyonu yürüten polis şefleri görevden alındı, koordinatör savcı el çektirildi, ilave 2 savcı daha atandı.
Ne zaman?
Operasyon başlamasından 24 saat sonra..
Ehee ne oldu şimdi?
Bence operasyon çöktü artık..
Yine bence böyle yapmakla; operasyonun siyasi etki katsayısı daha da artıracak.. Çünkü televizyonlarda çıkan görüntüler, sosyal medyada yayınlanan videolar, resimler hep kafalarda kalacaktır, soru işareti doğmasıyla olumsuz algı yaratacaktır..
İşte bakanın oğlunun evinde para sayma makinesi ve tuttuğu çetele iddiası her platformda yayınlandı, işte banka müdürünün evinde kutular içinde 4,5 milyon dolar olduğu iddiası tüm TV ekranlarında döndü durdu..

Bilinsin ki ana muhalefet bu görüntüleri seçimlere 103 gün kala çok fazla kullanacaktır ve polis şeflerinin görevden el çektirilmesi nedeniyle AK Parti Hükümeti'nin yolsuzluğu kapattığı iddiasını her yerde söyleyecektir..

AK Parti için vurulabilecek en zayıf, en hassas tarafı yolsuzluktur.. Çünkü muhafazakar dindar kimlikli bir partinin kalbini yaralamak istiyorsan; yolsuzluk mermisi atacaksın.. En trajik olanı ise kefil olunan ve öve-öve bitirilemeyen bir cumhuriyet savcısı tarafından o mermi sıkıldı.. Hani muhalif bir gazeteci araştırsa ve yolsuzluğu bulsa; bu kadar etkili olamazdı..