2015-Haziran ayı Genel Seçimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2015-Haziran ayı Genel Seçimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2014 Cumartesi

AK Parti nasıl gider?


Tek çare var, ittifak..

07 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde AK Parti karşıtı tüm cephe, tek çatı hadi çatıyı geçtim, tek şemsiye altında toplanmak zorundadır..

Başka da çare yoktur..

Valla bunun örnekleri, hem içeride hem de dışarıda çok vardır..

İşte RP-BBP ittifakı, işte İtalya’da zeytin ağacı modeli..

Türkiye’de AK Parti’ye ‘dur’ demenin tek yolu bu formülden geçmektedir..

Sağından solundan, ucundan kıyısından, ortasından marjinaldin, kime sorarsan sorun; AK Parti ‘İKTİDAR’ kalacaktır..

Ne zaman?
7 Haziran 2015 seçimlerinde..

Önerim şudur:

MHP, BBP, SP 3’lü ittifak yapmalıdır..

Seçim sonrası alınan milletvekilleriyle, herkes kendi partisine dönebilmelidir.

Eğer MHP bu ittifaka yanaşmazsa; AK Parti’yle ilgili vatandaşa sunduğu karşı söylemi tamamen inandırıcılığını yitirir..

Zaten bu gidişle 2 partili başkanlık sistemine gidileceği için MHP siyasi hayattan köklü devre dışı kalabilir..

Ayağına gelmiş son fırsat 7 Haziran 2015 tarihidir. Yaptın-yaptın, yapmazsan eninde sonunda yok olursun..

Gelelim CHP’ye..  Merkez soldan, aşırı soldan her kim varsa kanatları altına alıp seçime girmelidir. Mümkünse ittifak için HDP ikna edilmelidir..

Varsayalım bu ittifaklar gerçekleşti, ne olur?

AK Parti yüzde 40,
MHP-BBP-SP yüzde 20,
CHP-DSP-SP-TKP-HDP yüzde 35 alırsa; AK Parti 220 milletvekili bile zor çıkartır..

Bu durumda Erdoğan’ın hayal ettiği başkanlık sistemi yatar ve yeni durumlara göre herkes siyasi pozisyonunu alır.. Belki AK Parti ile koalisyon yapılır ama tek başına anayasayı asla değiştiremez..

Arkadaş mütevazi siyasi tecrübemle bulduğum formül böyledir. Uyar uymaz, orasını bilemem.. Ama benden ‘’AK Parti’yi seçimle ya da çok daha makbul olan sandıkla indirme reçetesi istenirse; yazımın kopyasını veriveririm..




24 Ağustos 2012 Cuma

Zor dostum zor…


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan koltuğunda oturmuş bir sağına bakıyor, bir soluna bakıyor ama nihai karar veremiyor..

 

Sağında 2013-Kasım ayı yerel seçimleri, 2014-Ağustos ayı Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015-Haziran ayı Genel Seçimler, aylık kamuoyu araştırma şirketlerinin raporları, HAS Parti’nin içeriye alınması, Eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’nun katılımı, BBP’nin zımmen desteği..

 

Solunda ise İzmir, Gaziantep terör saldırısına ilaveten Hakkari ve özellikle Şemdinli’de yaşanan çok şiddetli çatışmalar.. Kısaca Kürt meselesi.. Hemen dibinde Suriye meselesi, Kürecik Radarı nedeniyle arası bozulan ilişkiler yani İran meselesi..

 

Son 2-3 yıldır Kürt meselesinde izlenen taktik; tümden bir paket halinde değil de, parça parça düzenleme yapmaktır. İşte TRT-ŞEŞ Kürtçe yayını, işte Eğitim-Öğretimde Kürtçe seçmeli ders olması gibi.. Azar azar kamuoyuna bu düzenlemeler anlatıldığı zaman hem sindirimi ve kabulü kolay oluyor,  hem de sağında duran anketlere olumsuz yansımıyor..

Fakat karşısındaki illet PKK, bunu kabul etmiyor, aynı zamanda kamuoyunda paket olmadığı için Kürt açılımı algısı oluşmuyor..

 

Ne yapacak şimdi Sayın Başbakan?

 

Sağ yanında Cumhurbaşkanlığı beklentisi, sol yanında PKK yüzünden kaçan huzur..

 

Açılım maçılıp yoktur deyip güvenlikçi politikasını sürdürse ne olur? Bence yanlış olur.. Çünkü çözüm kaçınılmazsa, ertelenmesi çok daha yüksek maliyetlere neden olur.

 

Nasıl mı?

 

2012 yılında herkes ağız birliği etmişçesine ‘Kürt Meselesi’ var diyor, öyleyse çözümün ertlenmesi hem siyasi hem de ekonomik maliyeti olacaktır. Malumunuz ‘Kürt Meselesi’ 30 yıl ertelendi, ne oldu? Türkiye’ye 1 trilyon dolara mal oldu.. O halde geçmiş iktidarlar gibi siyasi hesaplarla çözüm ertelenirse Türkiye çok şey kaybedecektir..

 

Çözüm ise Yeni Anayasa zeminde olacaktır. Vatandaşlık tanımı değişecek, yerinde yönetim olacak, böylece bu iş kökünden çözülecektir.

 

Nasıl olacak bu iş?

 

Basittir. Anayasanın ilk maddesi ‘’Türkiye Cumhuriyeti Türk, Kürt ve diğer vatandaşlardan oluşmuştur’’ yazılacaktır. Vatandaşların sahip oldukların kimliklerin milliyeti bölümüne Kürt, Türk yazılacak, hepsi budur..

 

Yerel Yönetimler Reformu hep konuşulur ama bir türlü Ankara vesayeti sona ermez. Bir ilin öğretmen, hemşire, doktor atamasını niye Ankara yapsın arkadaş? O ilin seçilmiş valisi, meclisi yapar bu işleri.. Kısaca Özal’ın hayali olan eyalet sistemi anayasaya girecektir.

 

Bu yapılabilir mi?

 

Yapılırsa, başımızın belası PKK tamamen marjinal hale gelir.. Yapılmazsa analar ağlamaya devam eder..

 

Suriye, İran meselesi bambaşkadır.

 

Neden?

 

Çünkü bu meselerde Sayın Başbakan Erdoğan’ın tek başına iradesi yeterli değildir. ABD, Rusya, Fransa, İsrail gibi başka aktörler devrededir..

 

‘Zor dostum zor’ repliği bir kez daha aklıma geldi..

 

Neden?

 

Nedeni var mı? Sayın Başbakan soluna bakıyor savaşlar, sağına bakıyor seçimler..

 

Seç seçebilirsin.. En kötüsü de her ikisi aynı sepete sığmıyor..