2 Nisan 2014 Çarşamba

Sandığa Gitmeyen Seçmen Partisi


‘30 Mart Yerel Seçimleri’ üzerinden neredeyse 72 saat geçti ama hala zihnimin bulanıklığı dağılmadı..

‘Oy kullanma’ her ne kadar temel vatandaşlık görevi olarak tarif edilse de doğruluğu üzerine bir türlü kuşkularımı sonlandırmadım..

Oy kullanmak ya da kullanmamak..

‘30 Mart Yerel Seçimleri’ için oy kullanma hakkına sahip 52 milyon vatandaşımız varken yüzde 13 oranında yani 7 milyon seçmen oy kullanmaya gitmiyor.. 45 milyon seçmen oy kullanıyor ve 1.6 milyon oy geçersiz sayılıyor.. Bu başka bir garabettir.. Seçimin ne kadar karışık ve karmaşık işlemden oluştuğunu anlayabiliriz. Aslında tek bir seçmen kağıdıyla hem belediye başkanı, hem belediye meclisi, hem de il genel meclisi seçilmelidir. Ayrı, ayrı sandığa gitme çok saçma ve gereksizdir..

30 Mart seçimlerinde; 20 Milyon AK Parti, 12 milyon CHP, 6 milyon MHP oy sayısına sahipken 7 milyon oy sayısına sahip ‘Sandığa Gitmeyen Seçmen Partisi’ vardır ve dikkate şayan bir orandır..

‘12 Haziran 2011 Genel Seçimleri’nde ise ‘Sandığa Gitmeyen Seçmen Partisi’ yüzde 17 oranında yani 8 milyon seçmen sayısına ulaşmış olması; bu partiye üye olma yolunda beni de ikna etmek üzeredir..

Şimdi sizinle bir paragraf paylaşmak isterim..
Demokratik seçim hilesi..
Liberalizm en kutsal öğesi demokratik seçimdir. Oysa burada da piyasanın can damarı para devreye girer.

Nasıl mı?

Yürütülen seçim kampanyalarına bakın bir hele… Şatafat, görkem, reklam, PR (Halkla ilişkiler) önce gözlere, sonra duygulara, sonra akla hitap eder.

Bilinçli olarak insanların kime oy vereceklerini bilememe durumu yaratılır.

Hangi partiden olursa olsun bir adayın seçim kampanyası için daha fazla parası varsa seçilir.

Bu ne anlama geliyor?

İstediğinizi değil, istenileni seçiyorsunuz.


Kimse kimseye masal anlatmasın! Para piyasası kimi işaret ediyorsa o parti kazanır ya da kazandırılır. Yok başka bunun yolu..

Para piyasasında olanaksız olan her şey demokrasi kuralları çerçevesinde düşünülür ve çözülür gibi 
illüzyon yaratılır.

İşin özü sandık ve seçimi, para piyasasının bir oyunudur. Bu oyun sayesinde elitlerin, zenginlerin hakimiyeti hep daim olur, hep sürer...



‘Sandığa Gitmeyen Seçmen Partisi’ne ilk seçimlerde ben de katılacağım. Böylece kirli bir oyuna hem ortak olmayacağım, hem de meşrutiyeti için katkı yapmayacağım..

Bakın, 52 milyon seçmenin yarısı ‘Sandığa Gitmeyen Seçmen Partisi’ne katılsın, sistem çöker ve oyun bozulur.. Ha bu orana rağmen seçim yapılır mı? Yapılır ama tabiri caizse kendileri çalar, kendileri oynar..



Bu yazı daha önce counter kisi tarafından okundu.

Hiç yorum yok: