Euro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Euro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2011 Salı

Kriz teğet mi yoksa göbek mi?…



Aslında 2008 krizi de teğet falan geçmedi ya… Hadi neyse, öyle kabul edelim…  2011-global krizi için Sayın Başbakanımız aynen şunları söyledi:

"Benden gene galiba geçmişteki cevabı bekliyorsunuz. Arkadaşlar biz yere çok sağlam basıyoruz. Yani Batı Avrupa’da kriz olabilir ama biz bunların hepsine hazırlıklıyız. Daha önce teğet geçecek dedim bu defa teğet geçeceğe de benzemiyor. Daha iyiyiz, daha güçlüyüz. Hiç endişeniz olmasın"

Şimdi bu krizi, bizi teğet bile geçmedi mi diyeceğiz yoksa göbekten mi geçti diyeceğiz?

O zaman 09 Ağustos 2011 tarihine ait rakamların diline döneceğiz:

Euro 2.50 olmuş, Dolar 1.77 olmuş, 22 ayar altın 100’e dayanmış, İMKB yüzde 20 kaybetmiş ve 52 binlere inmiş…

Ne oldu şimdi?

Bir kere yüzde 20 devalüasyon demek; yüzde 20 fakirleştik demektir. Gerçi fakirleşen kitleler AK Partileşiyor… Bu da ayrı bir garipliktir ya, hadi neyse…

Düğün, dernek yapacak ailelerin altın masrafı bir anda yüzde 100 arttı. Özellikle mahsulünü kaldıran ve satan çiftçiler; Ramazan ayı sonrası tatlı düğün telaşı yaşayacakken zehir gibi altın kazığı karşısında şoka girdiler…
Adam Mayıs-Haziran aylarında 50-60 TL olan 22 ayar altın bilezik fiyatlarının düşmesini beklerken 100 TL’ye dayanınca; ‘al sana bir kaya, nerene dayarsan daya’ oldu galiba:)

Gerçi şoka girdikçe kitleler AK Partileşiyor… Bu ayrı bir acayiplik ya, hadi neyse…

Bu işlerle meşgul olacak AK Parti hükümeti, başımıza bir de Suriye çorabını geçirmeye uğraşıyor… Anlaşılmazı güç diplomatik dil kullanıyor. ‘Suriye bizim iç meselemiz’ cümlesini ısrarla Sayın Başbakan tekrar ediyor. Allah Aşkına! Biri bana söylesin: Suriye bizim eyaletimiz mi? Suriye bizim sınırlarımız içinde mi? Suriye bizim nasıl iç meselemiz oluyor? Bilen, anlayan varsa; lütfen beni aydınlatsın çünkü bu konuda cahil kalmışım…
İç mesele aranıyorsa; çok sayıda başlık sayabilirim:

-PKK iç meseledir.

-Kürt sorunu iç meseledir.

-İşsizlik iç meseledir.

-Fakirleşme iç meseledir.

Velhasıl teğet bile geçmeyecek denen bu kriz tam göbekten geçecek…

Olan yine nüfusun neredeyse yüzde 80-90’nı oluşturan aşağı katmanda yer alan vatandaşlara olacaktır.

Korkum şudur ki, krizi örtmek için Suriye ile macera aranacaktır.

Ömer Özdamar
Bucak-BURDUR

11 Aralık 2010 Cumartesi

Akaryakıt Zammı Otomatik …



Hani 10 gün arayla yüklüce zam geldi ve 97 oktan benzin 4.02 oldu ya… (2 Euro’yu nerdeyse geçti…)

Hani sonra Enerji Bakanımız ‘zamlarla ilgimiz yoktur’ dedi ya…

Kim ilgiliymiş?

EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu)’ıymış…

Yahu Avrupa’da kaç Euro akaryakıt diye baktım?

Yunanistan’da 1.20 Euro civarında… Hani bu ülke kriz yaşıyor ya…

Krizin kucağında olduğu bilinen İspanya’da ise 1.30 Euro civarında…

Velhasıl tüm Avrupa ülkelerinde 1.50 Euro’yu geçen ülke yok… Asya ülkelerini saymıyorum bile…

Neden biz, diğer ülkelere göre 0.50 Euro pahalı yakıt kullanıyoruz?

Yurdumun güzel insanı niye bu fahiş fiyatı sorgulamaz ve tepki koymaz?

Artık birçok vatandaşımız ‘10 TL olsun, arabaya binen binmeyen belli olsun’ gibi söylemiyle; aslında öfkeyi içine gömüyor…

Aklıma bir fıkra geldi…

1.000 yıl önce bir ülkede kral varmış. Sürekli halka vergi salıyormuş. Ancak hiç şikayet almıyormuş. Kral bu duruma çok kızıyormuş. Çünkü halkının rahatsız olduğu zaman kendini ifade etmesini istiyormuş. Tüm bu ağır vergilerin üzerine bir de köprülerden geçiş için vergi koymuş. Sormuş soruşturmuş, şikayet namına gene tık yokmuş. Bu kez köprüye herkül gibi kuvvetli bir erkek koyulmuş. Köprüden geçenden hem vergi alınmış hem de halledilmiş… Birkaç gün geçmiş ve kralın beklediği haber gelmiş. Halkı temsilen bir grup, kralla görüşme talep etmiş. Kral nihayet, oh be, rahatsız oldular, vergilerin ağırlığını söyleyecekler demiş ve grubu huzura davet etmiş…

Grubun sözcüsü krala aynen şunları söylemiş:

-Büyük ve ulu kralımız! Bizler çok memnunuz. Yalnız köprüde kuyruk oluşuyor, güçlü-kuvvetli bir erkek daha istiyoruz…

Kral, duyduklarına inanmamış ama…

Söylenecek laf kalmadı artık…

Saygı ve sevgilerimle…

Ömer Özdamar/Burdur-Bucak/11 Aralık 2010