Astsubaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Astsubaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2013 Pazartesi

Astsubaylar eylemlerini renklendiriyor..


Yaklaşık 1 yıldır TEMAD (Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği) Başkanı Sayın Ahmet Keser liderliğinde ASTSUBAYLAR’ın haklı taleplerini her platformda dillendirdi, dillendiriyor, dillendirecek..

Astsubaylar, yaklaşık 10 ay önce de 3 gün boyunca yemekhaneye gitmeme eylemi yapmışlardı.

Peki, bu hafta hangi renkli eyleme geçtiler?

Muvazzaf ve emekli 200 bin astsubay, 13 Şubat 2012 gününden itibaren kendilerine uygulanan mobinge ve ekonomik ayrımcılığa 'dur' demek için 15 gün boyunca orduevlerine, kamplara, kantinlere kısaca hiçbir sosyal tesise gitmeme kararı aldılar. Son 2.5 ayda 8 arkadaşlarının intihar ettiğine dikkat çekilen eylemde, astsubayların yaşadığı psikolojik ve maddi baskıları anlatılıyor.

İyi de astsubayların talepleri neymiş?

- Subaylara verilen makam, görev, komutanlık, komutanlık kursu, kadrosuzluk, silahlı kuvvetler tazminatlarının kendilerine de verilmesi ve bu tazminatların emeklilikte de devam etmesi.

- İntibak yasasının astsubaylar için de çıkartılması

- Astsubayların evlilik ve diğer izinlerde TSK'daki diğer personelle eşit olması

- Astsubay emeklileri için sicil affı çıkarılması.

- Askeri Disiplin Mahkemeleri Kanunu'nun yeniden gözden geçirilmesi..

 Konuyu okumuştum, bugün de (18 Şubat 2012) CNN Türk televizyon kanalında Cüneyt Özdemir’in konuğu TEMAD Başkanı Sayın Ahmet Keser olunca, daldık mevzuuya..

Yukarıdaki ifadeleri tekrar eden Sayın Ahmet Keser’e program sunucusu Cüneyt Özdemir ‘’sizi Nisan-2012 ayında konuk etmiştik, ogünden bugüne hiç olumlu gelişme olmadı mı?’’ sorusuna çok çarpıcı yanıt duydum:

‘’Olumlu gelişme olmadığı gibi ucube yeni disiplin kanunu gibi olumsuz gelişme yaşandı..’’

‘’Bu geçen 10 ay zarfında üstüne üstlük Genelkurmay’dan muhtıra yedik, mahkemeye verildik.. Gerçi muhtıra geri çekildi, ertelenmeyen hapis cezası istemiyle açılan dava da savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla bitti..’’

‘’Bakanlıktan verilmiş sözler vardır ama somut hiçbir gelişme yoktur..’’

Sayın Cüneyt Özdemir programını ‘Astsubayların istedikleri hakları alması temennisiyle’ kapattı..

Gelelim benim yorum ve düşünceme:

Genelkurmay Başkanlığı bence hala zamanın ruhunu okuyamıyor ve bu çıkmaz noktada kalmaya ısrar ediyor. Bu ordunun belkemiği olan bu astsubay feryadıyla bir gram ileri gidemeyeceği apaçık ortadadır.. Hele bu haykırışı yok sayma, kör-sağır rolüne yatma, tam bir yönetimsizliğin göstergesidir. Yaşanan onca olaydan sonra ne Genelkurmay, ne de hükümet astsubayların tavrından bir gram ders çıkarmışa benzemiyor..

Umarım ve dilerim; astsubayların haklı ve gerçekçi çığlıklarını hükümet kanadı duyar ve gereğini yapar..

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Astsubayların haklı talepleri ve çığlıkları..


Son 1 haftaya damgasını vuran olay; kim ne derse desin TEMAD (Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği) önderliğinde oluşan büyük ve güçlü çıkan seslerdir, haykırışlardır..

Çok ses verdi çok..

Bu nedenle kamuoyu ilk kez bir meslek kuruluşunun çığlığına kulak verdi, Televizyon kanallarının haberlerinde yer işgal etti, gazetelerin neredeyse tamamında amma köşe yazısı, amma yorum şeklinde var oldu..

Ne oldu da, Astsubaylar ilk kez bu kadar gür bir sesle haykırdılar..

2012 yılının kitle iletişiminde yepyeni bir yol açıldığı unutulmamalıdır. Bazı ülkelerde köklü rejimlerin yerle bir olmasına önayak olan Twitter, Facebook gibi sosyal medya ağları, mağdurların en büyük sığınağadır..

Bakın neler oldu neler..

Facebook üzerinden ‘’ Bu Kadarına da Pes Diyen Astsubaylar adıyla kurulanı grup sayısı neredeyse 180 bin kişiye dayandı.

Twitter üzerinden #bukadarinadapesdiyen tag ile sürekli Trend Topic (TT) olmakta.. Yani sosyal medya ağı Twitter üzerinde en çok konuşulan mevzu olmakta. Yine Twitter üzerinde @Pesdiyenastsb rumuzuyla neredeyse 2 günde 10 bin takipçi oluşmakta...


Habertürk kanalı, CNN Türk kanalı, Bugün TV başta olmak üzere habercilik refleksiyle konuya kör, sağır, dilsiz kalamadılar, mecburi ucundan kıyısından dokundular.. Dominant köşe yazarları biraz şaşkın da olsalar ‘’ahaa Atsubaylar da varmış, ahaa sorunları da varmış, ahaa hem de haklılarmış’’ demeye amma gönüllü, amma gönülsüz dillendirmeye başladılar..


Velhasıl ağzı sürekli kapalı olan şişeden cin çıktı artık.. Hiç öyle hayt buyt demeye gerek yoktur.. Siyaset kurumu hemen TEMAD ile temasa geçip talepleri not etmeli ve gereği yapılmalıdır.. Öyle kaçamak güreşmekle bu işten ne siyaset ne de Genelkurmay kurtulabilir..


Böyle yapılmazsa ki o zaman 2012 yılı kitle iletişim ruhunu hiç anlayamamışsınız demektir.. Eğer siyaset kurumu, bu çığlığı savsaklar, duymazdan gelirse; bumerang misali gelecekte herkese çok daha ağır bir fatura önünüze konur..

YAZARIN ÖZEL NOTUDUR
İşte benim de ‘Normal Ötesi Aşk’ isimli kitabımın okuyucu yorumlarını paylaşıyorum:
 
İyi de kitabın bir bölümünü okumak istiyorum diyorsanız; buyurun ilk bölümü aşağıdadır:
 
Sizler de beğenir, merak eder, almak isterseniz; D&R, IDEFIX gibi seçkin kitapevlerinden ısrarla talep edebilirsiniz..
 
 
 
 
 
Yok ben sizden ve imzalı almak istiyorum derseniz; homeros80@hotmail.com adresini isim-soyadı, adres ve cep telefon bilgisiyle başvurabilirsiniz..

13 Ekim 2010 Çarşamba

Astsubayların sorunları ve çözüm önerileri…


Bugün (13 Ekim 2010) Milliyet Gazetesinde Köşe Yazarı Sayın Nail Güreli Bey, ‘’Astsubaylar’’ başlığında yazısını gördüm.




Haliyle 22 yıl 7 ay 13 gün bir fiil Astsubaylık mesleğini icra eden ve emekli olan Ömer ÖZDAMAR bu konuya duyarsız kalamazdı.



Önce Nail Beyin yazısına bir bakalım, ondan sonra bambaşka bir pencereden düşüncelerimi açıklayacağım.



Yüz on üç bin emekli astsubayın temsilcisi Emekli Astsubaylar Derneği Ankara’da bir miting yaparak, sorunlarını dile getirdi.

Bu arada, İzmir’den emekli Astsubay Mehmet Emin Atılgan bize gönderdiği mektupta, emekli astsubayların sorunlarını aktarıyor. Atılgan, 1990’lı yılların başında Milliyet’te, 2000’lerin başında Posta’da yayımlanan astsubayların sorunlarıyla ilgili yazı dizilerimize gönderme yaparak, iltifatta bulunduktan sonra, bugün de yaşanmakta olan sorunları 15 madde halinde sıralıyor. Aynı zamanda bir talep içeren bu tespitlerden yerimiz elverdiğince bir kaçını özetleyelim.

* Üniversite bitirdiği halde 1. derecenin 4. kademesine yükselemeyen tek kamu görevlisiyiz.

* Aynı derecede öğrenimli ve aynı süre görev yapan bir e. subayla e. astsubay arasındaki maaş farkı yüzde 300’dür. (?!)

* Orduda astsubay sayısı subaylara oranla bire dört fazla olduğu halde, sosyal tesislerden yararlanma oranı tam tersinedir.

* Lojman sayısı da astsubaylar aleyhine çok düşüktür.

* Birçok askeri hastanede subaylar lehine ayrımcılık yapılıyor.

* Üyelerinin yüzde 60’ını oluşturan astsubaylar OYAK ve şirketlerinin yönetim ve denetim kurullarında temsil edilmiyor.

* Astsubaylar 631 sayılı KHK gereği almaları gereken tazminatı alamıyor.

* On beş yıllık mecburi hizmet süresi kısaltılmalı.



Şimdi gelelim Astsubayların sorunların dair benim samimi ve içten duygularımın ışığında; harflere, sözcüklere yansımasına…



Her meslek dalının kendine has zorlukları elbette vardır. Fakat TSK’da ‘’Astsubaylık’’ mesleğini icra etmek hakikaten zor ve meşakkatlidir…



Hani derler ya, TSK’nın belkemiği Astsubaylardır ama belkemiğine çok fazla yük bindiği zaman bel fıtığı olur ve ağrılar çekilmez hale gelir…



Sanki TSK’da Astsubayların yükü çok fazladır ve sancılıdır… O kadar fazladır ki ne görev yapacağına dair üst sınır ya da marj yoktur. Her an, her zaman yeni bir görev verilebilir… Duruma ve ortama göre yazışmaları en iyi ve hatasız yapar, silahını alır ve en keskin atışçı olur, askerlerle beraber eğitim alanına çıkar ve en iyi eğitimci olur, boyalı botuyla ve giyimiyle en güzel ve örnek personel olur, olan veya olacak her şeyden sorumlu olur, kusursuz disiplin anlayışıyla neredeyse uçan kuşa bile selam verir….



Sağlık hizmetleri alırken bin dereden su getirilir… Daha doktora muayene olmadan hasta olduğunu en az 2-3 amirine anlatman ve ikna etmen gerekir…



Sınırsız ve marjı olmayan görev çeşidine sahipken hak ve hukuk konusunda ters orantılı daracık ve küçük marjlıdır. Uğradığın haksızlığı gidermede bağımsız ve özerk organ olmadığı için beyhude ve boşuna çabadan ibaret kalır…



Özel yetenekleri ve üstünlüğü olan (örneğin 3 yabancı dil bilen, örneğin atıcılıkta rekortmen olan, örneğin master yaparak ekonomi alanında uzmanlık hakkını elde etmiş olan,… Saymakla bitmez) Astsubay için görev yaptığı süre boyunca asla bir ayrıcalık sağlanmaz. Hatta yakın zamana kadar kendi olanaklarıyla üniversite eğitimi alması bile pek istenmezdi… Allah’tan bugünlerde meslek yüksek okulu seviyesine çıkarıldı ve ön-lisans eğitimi veriliyor…



Çözümlerim:



TSK içinde Astsubayların sorunlarını ele alacak tarafsız ve özerk bir yapı oluşturulmalıdır. Duygusallıktan uzak konunun uzmanı sivil personeller bu yapıya dahil edilebilirler.



Kışla içinde rütbeler göz önünde bulundurularak görev ve yetki dağılımı yapılmalıdır. Dışarıda hizmet alırken mutlak eşitlik sağlanmalıdır. Yani orduevi, lojman gibi hizmetlerden tam eşit yararlanmalıdır. Kışla içi yapı kışla dışına aynen taşınmamalıdır.



Üstün meziyet ve özellikleri olan Astsubaylar için özel kadro ihdas edilmelidir ve ücret belirlenmelidir… Örneğin ana dili gibi Rusça bilen, örneğin master yapan…



Askeri hakim ve savcıların rütbeli değil tamamen sivil olmalıdır. Adalet, hak, hukuk üzerine başka türlü etkin ve verimli sonuç alınamaz…

Örneğin Hakim Yüzbaşının görev yaptığı bir mahkemede bir üsteğmenle, bir astsubayın sorununu hakkaniyet ilkesinde çözülebileceğini beşikteki çocuk bile inanmaz…



1999 yılında Rahmetli Ecevit zamanında çıkarılan özel tazminat ödemeleri TSK içinde ücret eşitsizliğini maalesef zirveye çıkarmıştır.



Artık benden bu kadar… İlgililer otururlar yüzlerce seçenekle çözüm bulabilirler…



Büyük soru şudur: Eheee arkadaş! Bunca şikayete rağmen sen nasıl 22 yıl 7 ay 13 gün Astsubay olarak görev yaptın?



Valla ailevi sorumluluk ilk sırada geliyor. Çocuklarımın geleceğini düşündüğüm için birçok kez yeltenmeme rağmen radikal karar alamadım. Ancak şunu yapabildim. Son görev yaptığım yerde yine haksızlık ve huzursuzluğum had safhaya çıktı. Emekli maaşı almama daha 5 ay varken istifa ettim. 5 ay bekledim ve ondan sonra emekli oldum. Yeryüzünde belki bu kadar radikal karar alabilen başka insanoğlu çıkar mı bilemiyorum…

5 boyunca maaş yok, hiçbir hak yok ama ayrıldım işte… Oysa 1 yıl daha bekleseydim hem emekli olacaktım, hem de sorunsuz ayrılacaktım. Uzun yıllar yeltenmeme rağmen yapamadığım hareketi ancak emekliliğime 5 ay kala yapabildim.



Umarım ve dilerim gelecek günler, yıllar Astsubaylar için daha mutlu, daha adaletli olur…



Saygı ve sevgilerimle…



Ömer Özdamar/Burdur-Bucak/13 Ekim 2010