7 Haziran 2017 Çarşamba

AK Parti Bucak Teşkilatı meselesinde yolun sonuna gelindi..

Şimdi size aynı gün birkaç saat arayla paylaşılan fotoğrafı veriyorum:


İlçe Başkanımız Kadir Yaman, Kadın Kolları Başkanımız Av. Hatice Dalgar ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile birlikte Pazar Mahallemizdeki İftar programı sonrası Gençlik Kolları Başkanımız Hüseyin Yıldız'ı iş yerinde ziyarette bulundu. Bucak İlçemize yapılacak yatırımlar için dün olduğu gibi bugünde gece gündüz çalışacağız. Çünkü #BizBucak'ı #ŞartsızSeviyoruz. #AKParti #BucakİlçeBaşkanlığı


Ak Parti Bucak İlçe Teşkilatımızla birlikte Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım ile hatıra fotoğrafı...

Görüldüğü ve bilindiği üzere 2 ayrı AK Parti ilçe teşkilatı var.

Anladığım kadarıyla neredeyse 2 yıldır süren sancıya AK Parti nihayet neşter vuracaktır.

Daha açıkçası AK Parti Bucak Teşkilat meselesinde artık yolun sonuna gelindi..

Aldığım bilgilere göre Bucak İlçesine gelen AK Parti Koordinatör Milletvekili nabız yoklamaya başlamış..

İşte ‘’kimi başkan görmek istersiniz ve neden?’’ gibi sorularla tercihleri belirlemeye çalışıyormuş..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



AK Parti, CHP ve MHP milli mutabakat hükümeti kurulmalı..


Türkiye için FETÖ hala büyük tehlikedir..

Ülkemizin bekası için topyekun mücadele verilmelidir..

Çare nedir?

15 Temmuz sonrası demiştim, aradan 1 yıl geçti, hala aynı fikirdeyim, hala aynı noktadayım..

FETÖ ile mücadelede CHP-MHP-AK Parti milli mutabakat hükümeti 1 yıl önce kurulmalıydı, çünkü FETÖ ile kesin sonuç alınacak mücadele bu formülden geçmektedir..

Geç mi şu an?

Biraz geç oldu ama umut bitmez..

FETÖ’nün hayal ettiği iç savaş tehlikesinin bertaraf edilmesi nasıl mümkün?

Ülkede siyasi çekişmeye ara verilmeli ve ne yapıp, ne edip milli mutabakat hükümeti kurulmalıdır.

Hatta daha da ileri gidiyorum ve öneriyorum:

Milli mutabakat hükümet kurularak nasılsa siyasete ara verilecek ya; 2 yıl süreyle tüm siyasi partiler kapanabilirler..

15 Temmuz üzerinden neredeyse 1 yıl geçecek, ne oldu, ne bitti?

Şurası kesindir:

Sayın Erdoğan ne kadar çok isterse istesin; AK Parti siyaseti ve iktidarı bu ülkeden FETÖ’yü asla kökünden temizleyemez..

Neden?

AK Parti’nin hücrelerine kadar girmiş FETÖ virüsü düşünürseniz, işin ne kadar zor olduğunu anlarsınız ya da anlayın artık..

Sayın Erdoğan, önce ‘paralel yapı’ dedi, sonra ‘silahlı terör örgütü’ dedi, en sonunda itiraf geldi ve ‘yalnız kaldım’ dedi..

Diğer yandan milli mutabakat hükümeti projesi dünyaya verilebilecek en önemli ve en duyarlı mesaj olurdu:

Nedir o mesaj?

Türkiye topyekun FETÖ’ye karşı kenetlenmiştir..

Böylece Türkiye üzerine hesap yapanlar, şapkasını bir kez daha önüne koyup düşünmek zorunda kalırlar..

Milli mutabakat hükümetinin içeriye diğer bir yararı ise az da olsa CHP ve MHP’ye sızan FETÖ’cülerden kolayca arınabilirler..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



5 Haziran 2017 Pazartesi

Dünyada modern kölelik dönemi..


A’dan Z’ye hepimiz borç yapıyoruz.

İşte eşya alıyoruz, borçlanıyoruz…

İşte nakit darlığında tüketici kredisiyle borç altına giriyoruz…

İşte AVM mi? her ne haltsa büyük ve komple alış-veriş merkezlerinde
kredi kartıyla deli gibi borç yükümlülüğünün altına, pin kodumuzla giriyoruz…

40 milyon aile bireyi varsa en az 150 milyon kredi kartı insanların elinde dolaşıyor. Demek oluyor ki 1 kart kesmiyor, 2 hatta 3 kartı olan bile vardır…

Aylık atıyorum 1.000 (bin) TL geliri olan birey, ortalama en az 700 TL borç ödüyor.

Kısaca, hali hazır manzara-i umumiye, Türk Halkının borçlu olduğunu net olarak gösteriyor.

Borçlu insan aslında köle insandır.

Nasıl mı?

İşte açıklıyorum:

Borçlu insan asla akıl ve mantık doğrultusunda hareket edemez. Argo tabirle trene ya da minibüse çabuk biner ve dolduruşa gelir… Telkinlere kolayca kanar…

Yaşama dair tüm tercih haklarını kullanırken baskı altındadır.

Borçlu insanların temel ve vazgeçilmez psikolojisi, daima mevcut düzenin devam etmesi yönündedir. Değişim, başkalaşım gibi terimler onlar için ürkütücüdür.

Daha somut örnekleme yapacak olursak; genel seçimlerde oy kullanma eyleminde ve siyasi parti tercihlerinde egemen olan kanı iktidarın devam etmesi yönündedir. Bu bağlamda 500 Milyar Dolar borcu olan Türkiye’de iktidarın el değiştirmesini kimse istemez.

Neyse biz yine birey tabanında konumuzu irdelemeye devam edelim.

Borçlu insan hakikaten köledir.

Kararları sağlıklı olmaz. En kötüsü özgür iradesinden yoksundur.

Verdiği doğru kararı bilinçaltına iter, buna karşın yanlış kararı bilinçüstüne çıkarır ve uygular.

Rahat ve özgün olamaz.

Borçlu bir birey uğradığı haksızlıklara boyun eğer ve sesini çıkartamaz. Çünkü tepesinde Demeklesin kılıcı gibi borçları beklemektedir.

Borçlu insanların tipik yansımaları sürü psikolojisine kolayca kapılmalarıdır.

Çalıştığı iş yerinde uğrayacağı her türlü haksız eyleme karşı göz yumma, sağıra yatma, aptal rolünü oynama mecburiyeti vardır.

1980 yılı öncesi Türk Halkı borçlu değildi. 1980 sonrası özellikle Özal dönemimden itibaren hızla borç sarmalına girdi.

Türk halkının hassasiyetleri, tepkileri her 2 dönemde ne kadar değişime uğradığı apaçık ortadadır.

Örneğin 1980 öncesi bağımsızlık, özgürlük, örgütlenme ön planda ve çok etkin iken 1980 sonrası bağımsızlığın yerini işbirliği, özgürlüğün yerini AB’ne, ABD’ye, NATO’ya, Arap Birliğine yamanma, örgütlenme yerine hiçbir etkinliği olmayan uyduruk ve kumandalı STÖ (Svil Toplum Örgütü) dönüşümü yaşanmıştır.

Daha da vahim olan ise borçlu toplumlar hızla birbirini boğazlamaya koşarlar… Umarım meramımı anlatabilmişimdir..

Not: Bu yazım 10 yıl önce kaleme alınmıştı ancak hala taze kalmaya devam ediyor maalesef..

Araştırmacı Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



1 Haziran 2017 Perşembe

Yunanistan’ın gezisi ve güzellikleri..


17-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında, 4 gece 5 gün süreli, otobüsle KAPPA Tur Yunanistan gezisine katıldım..

Görülen yerleri sırasıyla fotoğraflar eşliğinde anlatayım:

İlk gün sınırdan, Selanik şehrine EGNATİA otobanı üzerinden yaklaşık 6 saatte (mola hariç) ulaştık..
Selanik deyince akla gelen yere hemen gittik.. Evet, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün doğduğu evi ziyaret ettik..
Doğduğun evin giriş karşısında hediyelik eşya satan ve Türkçe konuşan kadın ücretsiz çay ikram etti..
İkinci yer Selanik surları oldu.. Şehri yukarıdan izlemek için şahane manzara veriyor..
Sonra şehir merkezinde sahil turu yapıldı, sembol Beyaz Kule, Şadırvan meydanı ziyaret edildi..
Otele yerleşme ve akşam yorgunluk atmak üzere taverna..



SELANİK

SELANİK

ATATÜRK EVİ

ŞADIRVAN MEYDANI


BEYAZ KULE

TAVERNA

2.gün hedef Orta Yunanistan’da bulunan METEOR dağı üzerine yerleşmiş manastır ve kiliseleri görmektir..
Bayağı yorucu yolculuk oldu ama görmeye değer mimari harikası vardır.. Kayalıklar üzerine kimisi 150 yılda, kimisi 50 yılda inşa edilmiş manastırları fotoğrafladık, birini ziyaret ettik..
Öğle yemeğine müteakip Atina’ya hareket ettik.. Akşam üstü Atina/Omonia bölgesinde otelimize ulaştık. Pire turuna katılacaklar devam etti, ben kaldım..(çünkü biliyordum)
 
METEOR

METEOR


METEOR

METEOR


METEOR


Ertesi sabah yani 3.gün Atina şehir merkezi turu yapıldı, işte meşhur ve sembol SİNTAGMA meydanı, parlamento binası, şehrin en büyük yeşil alanı olan parkı, tarihi alanları, ZAPPİON gibi tarihi binaları, milyonlarca turistin özellikle ziyaret ettiği AKROPOLİS müteakiben KORENT kanalı gezildi..


















Serbest saatlerde sadece yayalara açık ERMU Caddesi üzerinden gezimi sürdürdüm. En sonunda herkesin mutlaka görmesi gerektiğine inandığım en az 4 saatte gezilebilen milli arkeoloji müzesine 10 Euro karşılığı girdim ve yaklaşık 1.5-2 saat kaldım..

Akşam ise yorgunluk atmak üzere taverna’ya attık kendimizi..

4.gün sabah Kavala’ya gitmek üzere hareket ettik. 6-7 saate Kavala’ya geldik. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın doğduğu ev, Pargalı İbrahim Paşa Camii (kiliseye dönüştürülmüş) gezildi.. Sahilde serbest tur atıldı. Akşama Kavala sahilinde balıkçı lokantasına uğranıldı. Otele dönüşte meşhur Kavala kurabiyesi üretilen yeri ziyaret ve alış-veriş yapıldı..
 
PARGALI İBRAHİM PAŞA CAMİİ


KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA HEYKELİ

KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA EVİ



KAVALA SAHİL

KAVALA PLAJ

KAVALA PLAJ

KAVALA SAHİL BALIKÇI LOKANTASI

TASOS ADASI

TASOS ADASI SAHİL

TASOS ADASI DÖNÜŞ

DEDEAĞAÇ LİMANI

5.gün İskeçe’de bulunan otelden çıkıldı ve doğruca limana gidildi. Gemiyle TAŞOS adasına geçildi. Ada gezildi, öğle yemeği yenildi ve geri dönüşe geçildi..

İskeçe-Gümülcine-Dedeağaç şehirleri panoramik olarak görüldü ve sınıra gelindi..

Gezi boyunca ne yendi, ne içildi?

Ağırlıklı olarak Balık ve diğer deniz ürünleri, elbette milli içkisi UZO içildi..

Gezi kaça mal oldu?

Valla bu kişiden kişiye değişir herhalde.. Alacağın hediyelerden tut, diğer harcamaların değişkenlik gösterir.. Ama kabaca her şey dahil 800-1.000 Euro yeter..
Ben tek gitmiştim, yeşil pasaportum vardı, takriben hediyeler dahil 700 Euro harcadım..

Tavsiye eder misin?

İlk kez gidecekler için görülmeye değer ve tavsiye ederim..

Yazar Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR

Facebook : https://www.facebook.com/omerozdamar62?ref=tn_tnmn
Twitter : 
https://twitter.com/omerozdamar
İnstagram : 
https://instagram.com/omerozdamar/