13 Kasım 2014 Perşembe

Paralelci-AK Parti Derin Analizi..


İşin doğrusu ‘’MİT Krizi’’, ‘’Dershanelerin Kapatılması Kararı’’, ‘’17 Aralık’’ krizlerinde hep kafam karıştı. Şimdiye kadar neyin, ne olduğunu hep anlamaya çalıştım. Ve en sonunda kesin kanaatime ulaştım.

Nasıl oldu, bu kanaat oluşumu?

Çok şaşıracaksınız ama bir spor programında netleştim..

Evet, yanlış okumadınız, Geçen Pazartesi (10 Kasım 2014) akşamı ‘Beyaz TV’de yayınlanan ‘Derin Futbol’ programında kafamda puzzle şakkatak oturdu..

Olayın kahramanları ise Nedim Şişko, Ahmet Çakar, İbrahim Hacıosmanoğlu, Aziz Yıldırım, Ertem Şener ve Ersun Yanal..

Size kısaca olayı nakledeyim..

1985-1986 sezonu olup Yeni Nazilli Spor kalecisi Nedim Şişko’ya çantacı tabir edilen aracılar; Alanyaspor adına şike teklifinde bulunuyorlar. Bu teklif sırasında Nazillispor oyuncusu Ersun Yanal da bulunuyor. Nedim Şişko kabul etmiyor, Ersun Yanal’a çok kızıyor ve emniyete, yöneticilere şikayetçi oluyor..

Tabii ki o dönemde, bu işlerin suç olmadığı için sonuç alınmıyor ve konu kapanıp gidiyor.

Nedim Şişko, 10 Kasım 2014 günü Beyaz TV’ye faks çekiyor, olayı anlatıyor ve ekranı çıkmayı istiyor. Haliyle habercilik refleksiyle Ertem Şener hemen kabul ediyor ve programa çıkarıyor.

Nedim Şişko’nun oğlu halen Samanyolu TV’de çalışıyor ve Rasim Ozan Kütahyalı’ya önceden hakaret dolu tweet atıyor..

Kanala ta gece yarısı 01.30’da (11 Kasım 2014) Trabzonspor Başkanı telefonla bağlanıyor, Ersun Yanal ile anlaşma yapılacağını söylüyor. Aynı zamanda Ersun Yanal’ın milli takım ve Fenerbahçe takımını çalıştırdığını ancak böyle bir yayın yapılmadığını ilave ediyor.

Yorumcu Ahmet Çakar, Ersun Yanal ile anlaşılması durumuna çok şiddetli muhalefet ediyor ve Trabzonspor’un şike iddiasının çökeceğini söylüyor.

Rasim Ozan Kütahyalı, Ersun Yanal’ın milli takımdan kovulmasının sebebi olarak Hakan Şükür’ün aday kadroya alınmamasını gösteriyor. Böylece paralel yapının etkin olduğunu ifade ediyor. Hatta bu yüzden Aziz Yıldırım’ın, geçen sezon Ersun Yanal’ı teknik direktör olarak kabul ettiğini ilave ediyor.

3 Temmuz şike sürecini film gibi gözümün önüne getiriyorum ve olayı usul usul netleştiriyorum ve derin analizime başlıyorum..

1. Paralel yapı, devlet içinde etkin olmaya çok ama çok önceden başlıyor ama AK Parti’nin 12 yıllık iktidarı süresince zirve yapıyor.. Özellikle emniyette, yargıda köşe başlarını kapıyor..

2. AK Parti iktidarı süresince legal ya da gayri legal karşıt güçlerle büyük bir mücadeleye giriyor. Elbette en büyük partneri ya da yardımcısı paralel yapı oluyor. Hatta tabiri caizse tetikçisi oluyor.

3. 12 yıllık işbirliği ya da ortaklık bana göre ‘’Dershanelerin kapatılması kararıyla’’ sona eriyor ve geri dönülemez ayrılık-kavga başlıyor.

4. Şike soruşturmasının en büyük eksiği de burada kendini gösteriyor. Çünkü hedefe sadece Aziz Yıldırım konuluyor.

Türk futbolunda şike ve teşvik araştırılması, soruşturulması yerine Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım baş aktör yapılıyor.

Şike ve teşvik suçu işleyen diğer şahıslar, takımlar ustaca soruşturmadan ayıklanıyor ve sıyrılıyor..

Anımsadığım kadarıyla Şubat-2011 ayında dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a şike dosyasıyla ilgili ilk bilgileri aktarıyor ve onay-kabul görüyor.

Şike dosyasıyla ilgili deliller bana göre doğrudur ama diğerlerinin delilleri dosyaya konulmuyor. Çünkü hedef Aziz Yıldırım.. Hedef asla Türk futbolunun şikeden ve teşvikten TOPYEKÜN kurtulması değildir.

Toparlarsam; dönemin Başbakanı Erdoğan işaret ediyor, yargı ve emniyette dominant olan paralel gereğini yapıyor..

İktidarı artık paylaşmam diyen AK Parti, tabire caizse kıçına tekme yiyen paralel yapı vardır. Bu durum AK Parti lideri Erdoğan için büyük tehlikedir.

Emniyette ve yargıda dominant olan paralel yapı; Başbakan Erdoğan’ı Silivri’ye göndermek üzere düğmeye basar..

İlk bombayı 17 Aralık 2013’te patlatır. O kadar kendine güveniyor ve emin duruyor ki hemen 2.bombayı 25 Aralık 2013’te patlatır.

Durumu kavrayan ve gücünün ne olduğunu iyi bilen, dönemin Başbakanı Erdoğan, karşı hamle yapar ve toz duman olur paralelciler..

Ve yine maalesef Ergenekon, Balyoz davalarında hiç suçu olmayan ya da uyduruk delillerle bazı insanları dosya içine katarak güç gösterisi yapan paralel, aynı zamanda kendi sonunu da hazırlar..

AK Parti Lideri Erdoğan başta olmak üzere Bülent Arınç ve diğerleri ‘’hatamızdır, gerçeği göremedik, bizi kandırdılar’’ savunması hiç de doğru değildir. Çünkü bal gibi biliyorlardı, kullandılar ve bir kenara attılar..

Şike, Ergenekon, Balyoz davaları üstüne şüphe ve şaibe çökünce ister istemez ‘17 Aralık’ soruşturması da doğru bile olsa artık kamuoyunda inandırıcılığını yitirdi..

Velhasıl ülkemiz 2002-2014 yılları arasında, böyle siyasi tahterevalli oynandı, birisi düştü, oyun da bitti..


Benim görüşüm böyledir..
Bu yazı daha önce counter kisi tarafından okundu.

2 yorum:

omer ozdamar dedi ki...

twitter üzerinden gelen yorum ve cevap..
Bucakliyiz ‏@bucakliyiz 6h6 hours ago
Mevhum "paralel" olgusunu kesin varmış gibi gösteren düşünceleriniz ispatlanmadığı takdirde iftira ve hakaret suçu doğurur @omerozdamar
Derin analiz yapıyorum diye "paralel" iftirasını gerçek gibi gösteremezsiniz. Mesul olursunuz @omerozdamar

@bucakliyiz Hukuk içinde kalmak kaydıyla inşallah her şey açıklığa kavuşur. Paralel var mı yok mu ortaya çıkar..
@bucakliyiz Benim nacizane düşüncem paralel olduğu yönündedir. Ama hukuk önünde yok olduğu saptanırsa elbette ben de yok derim..

omer ozdamar dedi ki...

‏@bucakliyiz arkadaş tekrar karşılık veriyor..

Öyle sey mi olur.Siz suçu atin millet sucsuzlugunu ispatlasin oh iyi.
Bu yazdiklarinizla fikirlerinizin ve kaleminizin kalitesini(!) isbat ettiniz. İtibar etmeye degmezsiniz. @omerozdamar

Haliyle şu karşılığı yazmam elzem oldu:

Ömer ÖZDAMAR ‏@omerozdamar
Be güzel kardeşim, 12 yıl boyunca aynı kıbleye secdeye duruyoruz, bizim birbirimize zararımız olmaz, biz kardeşiz derken kavgayla ayrıldınız, birbirinizin kirli çamaşırlarını orta yere döktünüz, şimdi suçlu ben mi oldum? Bana karşılık verdikçe batarsın, en iyisi sus bence..